şükela:  tümü | bugün
  • bizimkiler dizisini izlerken aklıma gelen ilginç bir teori.

    dizinin geçtiği evrenin tam olarak bilinmesi, spesifik bir coğrafik konumda olması bu teoriyi zayıf kılmıyor, aksine daha da güçlendiriyor. bizimkiler evreninden ya da başka bir ortamdan bahsetmiyorum, bizimkiler'deki apartman aslında arafın temsili olarak işleniyor. dizinin sır gibi saklanan, hiçbir yerde bulunmayan trt'de yayınlanan ilk sezonlarından bayağı bir bölümünü dedemin vhs arşivlerinden izleme fırsatı buldum. daha önce de buna benzer fikirler geliyordu aklıma ama, dizinin ilk sezonu hakkında fazla bir şey hatırlamadığım için mantıklı argümanlar bulamıyordum. ama şimdi ciddi ciddi apartmanın araf, apartmandaki her ailenin arafta sıkışıp kalmış insanlar olduğunu düşünüyorum.

    öncelikle semavi dinlerde arafın tanımını bilmeyen yoktur sanırım. cennet ve cehennem arasında sıkışıp kalmış insanlar. günahları ve sevapları aynı kişilerin bulunduğu bir yer. karakterlerin ilk sezondaki hallerini görünce bu teoriyi şekillendirecek birkaç argüman yakalayabildim.

    şöyle ki:

    -apartman araf, ve apartmandaki her aile aslında ölü. biraz karanlık teori ama bayağı mantıklı. dizide hiçbir zaman olay akışının nihai sonuca varmadığını, sürekli birbirini tekrar ettiğini ve bir türlü içerisinden çıkılmayan monotonluğun sürekli şekilde devam ettiğini görürsünüz. tıpkı araftaki gibi.

    -ikinci sezonun bir bölümünde baykuş cemil bahçede mangal yaktıkları sahnede şöyle bir şey diyor: ''iyi ki taşındınız''. bu da şu anlama geliyor, apartmanda yani arafta sürekli gördüğü insanlardan o kadar sıkılmış ki, yeni gelen kişilerin varlığı onu heyecanlandırıyor.

    -dizide sürekli karakterlerin değişmesi veya çıkması da araftan cennet/cehenneme giden insanlara atıfta bulunulmuş.

    -araftan genellikle yüksek bir dağ olarak bahsedilir, oturdukları apartmanı giriş katından sayarsanız neredeyse 30-40 metre olduğunu görebilirsiniz.

    -apartmandaki her aileden en az bir kişi 7 ölümcül günahtan dolayı arafta sıkışıp kalmıştır. cafer: açgözlülük, cenap bey: şehvet, davut usta: öfke, sabri bey: kıskançlık, katil yavuz: gurur, yengeç hüseyin: oburluk, tak tak sedat: tembellik.

    -ayla hanım'ın annesi arafta en uzun süre kalan kişidir ve o kadar uzun süre kalmıştır ki artık hafızasını yitirmiştir. o yüzden sürekli rahmetli eşini arar ve özler, çünkü kendisinden önce araftan kurtulmuştur.

    -arafın sıkıcı ve bunaltıcı olduğu tasvir edilir. apartmandaki her karakterin hayatına baktığınızda bu bunaltıcı, kasvetli havayı görebilirsiniz. ancak, kusurlarını hiçbir zaman hiçbiri kabullenmez. ne sabri bey ikiyüzlülüğünü, ne cafer açgözlülüğünü, ne de tak tak sedat üçkağıtçılığını.

    -olayların tekdüze işlediğinden, her zaman aynı şekilde sonuçlandığından bahsetmiştik. bunun nedeni ise, apartmanda zaman kavramının olmaması. o kadar uzun süredir apartmanda kalmışlar ki, artık günlük rutinlerinin aynı olduğunun farkına varamayacak kadar bilinçleri tıkanmış.

    şimdi bu teoriyi daha da manyak hale getirecek, somut deliller sunacağım. yazlıkçılar dizisi vardı bilir misiniz? hemen hemen buradaki her karakteri orada da görebilirsiniz. şimdi benim teorime göre yazlıkçılar, bizimkiler dizisinden önce geçiyor ve bizimkiler'deki her karakterin önceki yaşamı anlatılıyor. evet isimleri değişik, meslekleri değişik ama her karakterin temel özelliği olan yani günahları, kusurları hepsi aynı aslında.

    bizimkiler'deki cafer, yazlıkçılar'daki bekir'dir. tıpkı cafer gibi düzenbaz, açgözlü ve yalancının tekidir.

    bizimkiler'deki katil, yazlıkçılar'da karpuz satar. yine mesleğini meyve, sebze satarak geçirir. yine kaba ve yontulmamış bir ayıdır.

    bizimkiler'deki sabri bey, yazlıkçılar dizisinde gayet sofistike bir beyefendi ümran'dır. aynı bizimkiler dizisinde olduğu gibi kültürlü ve beyefendidir. ancak tıpkı aynı sabri bey ile ümran'ı net bir şekilde ayıran hiçbir özellik bulunmaz. ikisi de korkak ve ikiyüzlüdür.

    bizimkiler'deki halil bey, yazlıkçılar dizisinde selim'dir. yine aynı korkak, manipüle edilmeye yatkın, silik bir karakterdir.

    bizimkiler'deki yengeç hüseyin, yazlıkçılar dizisinde fikret'i canlandırır. aynı hüseyin gibi; dolandırıcı, yalancı, manipülatör bir karakterdir. ne eksiği ne fazlası vardır.

    bunlar aklıma gelen en keskin karakterler. diğer karakterler: sınıf, statü, isim dışında hiçbir şekilde birbirlerinden kesin bir şekilde zıt düşmüyorlar. karakterleri ortak paydada buluşturabilmemizi sağlayacak; kişilik, huy gibi kişinin yaradılışından gelen özelliklerinin hepsini her iki dizide de net şekilde taşıyorlar.

    x kişisi bencil, açgözlü ya da kurnaz olabilir. tabii ki bu x kişisinin bu negatif özellikleri başka bir yerdeki, başka bir gezendeki y kişisinde de bulunabilir. ancak, bu kadar net, keskin şekilde benzemeleri tesadüf olamaz. bunlar yazlıkçılar'ın bir bölümünde, otobüs kiralayıp tüm site piknik yapmaya gidiyorlardı. benim teorim ise şu yönde, yine tüm sitece pikniğe gittikleri bir esnada otobüs kaza yaptı ve hepsi öldü ve böylelikle hepsi arafta sıkıştılar, senaryoyu da değiştirerek karakterlerin meslekleri ve isimleri değiştirildi. ancak, belirgin özelliklerinin hiçbirine dokunulmadı ve oldukları gibi bırakıldı. bu teoriyi güçlü şekilde destekleyecek, net biçimde doğrulayacak güzel bir şey daha keşfettim o da halis, yani yazlıkçılardaki imdat. halis ve imdat her iki dizide de meczup, saf ve temiz kalplidir. iyiliği ve masumiyeti temsil eder. her iki dizide de halis/imdat'ın olayların gidişatına kapılmadığını, halinden memnun olduğunu görürsünüz. kendisi o kadar masum ve zararsızdır ki arafta ailesinin yanında kalmayı tercih etmiştir.

    yine, yazlıkçıların 1993 yılında çekildiğini, bizimkilerin ise 1989 yılında çekildiğini düşünürsek, yazlıkçılar dizisi bizimkilerin spin-off'udur.

    arz ederim.
30 entry daha