şükela:  tümü | bugün
861 entry daha
  • "insanlar göründükleri gibi değildir. kendileri hakkında kendilerine bile dürüst olamıyorlar. kendilerinden bahsederken süslemeden edemiyorlar." akira kurosawa

    aylardır hazırlamak istediğim ve uzun zamandır da araştırmalarımla birlikte düşünsel altyapısı için uğraştığım "hakan günday kitapları okuma rehberi"me hoşgeldiniz. bu inceleme yaklaşık olarak 10 kitabın, yüzlerce sayfanın ve sayısız içselleştirmenin ekranlarınıza bir öz olarak yansımasıdır.

    sadece 5-10 dakikanızı ayırıp bu incelemeyi sonuna kadar okuduğunuz takdirde belki de haftalarınızı alacak hakan günday okumalarınızı daha bilinçli yapabilir ve onun kendisinin de dediği zihinsel maceralarını anlamlandırma konusunda iyi bir yol alabilirsiniz.

    hakan günday'ın zihinsel macera felsefesini anlayabileceğimiz en isabetli kitabı aslında azil'dir. dostoyevski'nin, alfred adler'ın, sigmund freud'un ve daha nicesinin içinde bulunduğu "delilik ve dahilik arasında gidip gelenler derneği"nin bir üyesidir azil. aynı yazarı gibi maceraların zihinsel olanını sever azil de. kinyas gibi, kayra gibi, zargana gibi, derda ve derdâ gibi...

    hakan günday'ın zihinsel macera kitapları yazdığını nereden mi çıkarıyorum peki? kendisinin bir söyleşisinde yıllar önce benim soruma verdiği o cevaptan elbette:

    hakan günday hangi türde kitaplar yazıyor?

    maceraların zihinsel olanını sever hakan günday da, azil de. insanların göründükleri gibi olmadıklarını, kendileri hakkında kendilerine bile dürüst olamadıklarını veya kendilerinden bahsederken süslemeden edemediklerini hepimizden çok daha iyi bilirler. delilik ile dahilik arasında gidip gelmelerin şiddetinden bir köprüyü bu yüzden inşa etmişlerdir ya zaten. hani şu işçileri hatıralarımız, acılarımız, hayal kırıklıklarımız, toplumsal yaralarımız ve bilinç ile bilinçdışımız arasında dokuduğumuz mekikler olan beynimizdeki meşhur köprüden bahsediyorum...

    günday'ın metinlerarasındaki ilham perisi olan celine'in gecenin sonuna yolculuk kitabında hakan günday'ın azil gibi bütün karakterlerini özetleyen bir cümle vardır:

    "aynı yerde kaldıkça, nesneler ve insanlar yozlaşır, çürür ve de leş gibi kokmaya başlarlar."

    hiçbir hakan günday karakteri aynı yerde kalmaz, aksi takdirde nesnelerin ve insanların yozlaşacağını, çürüyeceğini ve leş gibi kokmaya başlayacağını çok iyi bilirler. sürekli kaçış halinde olarak belki kendilerinden de kaçar onların karakterleri, ama ne olursa olsun dünyanın acılarından ve toplumsal yaralardan kaçamayacaklarını çok iyi bilirler... çünkü "dünyanın en çaresiz çocuklarına en güzel hayalleri kurduran umut denilen doğal felaketten" nefret eder hakan günday da. zaten coğrafi keşiflerin edebiyat şubesidir hakan günday. elbette insanın keşfetmesi gereken esas coğrafyanın insan ve zihni olduğunun da fazlasıyla farkında biri olarak...

    evet, alkol, cinsellik, uyuşturucu, argo, farklı tercihler ve dışlanmış insanlar da bolca vardır onun kitaplarında bu arada. fakat bir sorsanıza kendisine, niye vardır? hayatın içinde olup da yadsımamamız gereken, modern ve popüler edebiyatın el atmaktan çekinip halının altına attığı, bazılarımızın hayata anca bu şekilde tutunabildiği konulardır bunlar. hem de modern edebiyata dil, biçim, içerik ve üslup açılarından külliyen bir karşı çıkıştır. yani hakan günday'ın en sevdiği yazarlardan biri olan oğuz atay'ın, korkuyu beklerken kitabına başlangıç yaptığı o cümleler gibi günday'ın bütün karakterleri de "kalabalık bir topluluk içindeydi. başarısızdı."

    hayattan "azl"edilenlerin, onu bir "piç" gibi bırakanların, içinde tuttuğu acıları "zargana" misali delip geçenlerin, "kin" ve "yas"ın bulmak istemediği "kayra"sıyla dünyanın en büyük enerjili tepkimesini açığa çıkaranların, "daha" "az" mutsuzluk isteyip de her seferinde daha çok "ziyan" ile karşılaşanların yazarıdır hakan günday.

    isterseniz bütün bu yazdıklarımı ve diğer detayları bir video olarak da izleyebilirsiniz: hakan günday kitaplarını okuma rehberi

    “aşırı tutkulu bir hakan günday hayranı olmak istiyorum ve bütün kitaplarını okumak istiyorum” okuma sırası bence şöyle olmalı:
    - gecenin sonuna yolculuk (bonus)
    - kinyas ve kayra
    - zargana
    - piç
    - azil
    - ziyan
    - az
    - daha
    - malafa
    - kana diz kana

    “o kadar detaya gerek yok, hakan günday'ın en önemli kitaplarını okusam da bana yeterli olur” okuma sırası ise bence şöyle olabilir:
    - kinyas ve kayra
    - azil
    - ziyan
    - az
    - daha

    keyifli ve hakan günday'ın zihinsel maceralarının arasında aidiyetlerinizin ihtimallerini daha çok keşfetmeye yakınlaşabileceğiniz meraklı okumalar dilerim.
40 entry daha