şükela:  tümü | bugün
61 entry daha
  • öncelikle baştan söyleyeyim, uzun ve sıkıcı bir yazı olacak bu. aranızda gabriel fernandez adını hiç duymayanlar olabilir, duyanlar ve belgeselini izlemişler ya da artık izleyecekler olabilir. spoiler olur mu bilmiyorum zira olayın taraflarının sonunun ne olduğu zaten şu an internette var.

    gabriel bir çocuk. bu dünyada sekiz sene yaşayabilmiş, yaşadığı işkence yüzünden otopsisi iki gün sürmüş bir çocuk. öldüğünde midesinden kedi kumu ve kedi kakası çıkmış bir çocuk. annesi, annesinin sevgilisi, devlet, toplum, komşular, öğretmeni, sosyal hizmet görevlileri, polisler, homofobi ve neoliberal politikalarca el ele verilerek katledilmiş bir çocuk. geceleri ayağından küçücük bir dolaba kelepçeleniyor. dişleri beyzbol sopasıyla annesinin sevgilisi tarafından kırılmış. kafası sigara yanıklarıyla, boynu ip kesikleriyle dolu. timüs bezi stresten, üzüntüden, işkenceden mercimek kadar kalmış. annesiyle annesinin sevgilisi “çocuk nerde?”, “hala buzun içinde, seni bekliyorum” diye mesajlaşıyorlar. sekiz ayın sonunda annesinin sevgilisinden yediği son dayaktan sonra kendinden geçiyor, gelen ambulansa annesi ve annesinin sevgilisi binmeye tenezzül bile etmiyorlar. gabriel fişinin çekileceği hastaneye tek başına yollanıyor. evin her yerinde kan var. doğu ekspresinde cinayet kitabında katil perondaki herkes çıkıyordu. katil perondaki herkes. söyleyecek birkaç şeyim var ve bunlar gabriel'in hayata gelmesinden önce başlayan mıh gibi gerçek tahakkümlerle başlayacak.

    kürtaj

    gabriel'in annesi gabriel'e hamile kaldığında kesinlikle doğurmak istemiyor. kürtaj olmak istiyor ancak neden olmadığına ilişkin bir bilgi yok. çocuk istemeyen bir kadının o çocuğu doğurmak zorunda kalmasında birincil mağdurun yine o çocuk olduğunun delili. bizdeki bir bıyıklının dediği gibi devlet bakmıyor arkadaşlar; komşular, öğretmenler, polisler görmüyor. istenmeyerek geldiği dünyada dünyanın geri kalanı da istemiyor onu. çünkü kürtaj olmak isteyen annesi bir şekilde olamıyor ve dünyaya çocuk değil yük getiriyor.

    homofobi

    gabriel'i ve gabriel'in duruşmasından iki gün sonra athony'yi öldüren şeylerden biri homofobi. sizin o errrrrkek gibi errrrrkkekliklerinizde boğaziçi eylemlerinden kılıç ali'nin söylemlerine kadar lgbt karşıtı duruşunuz dünyanın bir yerinde bir çocuğun sevildiği iki insanın yanından koparılıp işkenceye götürülmesini besliyor. gabriel'in annesi onu doğurduğunda dayısını arayarak “gel al bunu, istemiyorum” diyor. dayı gay ve bir partneri var. dünya tatlısı iki insan. 3 günlük ve annesi tarafından hastanede bırakılmış gabriel'e dört sene harika bir çocukluk yaşatıyorlar. gabriel sağlıklı, tombul, sürekli gülen bir çocuk. ancak iki ibnenin çocuk yetiştirmesi ne kadar doğru olabilir? biliyorsunuz ki, önemli olan sevgi ve merhamet değil bir hikâyede aynı cinsel organından iki adet olmamasıdır. gabirel'in homofobik dedesi iki gayin çocuk yetiştirmemesi gerektiğini söylüyor, bu arada dayıların gabriel'e cinsel tacizde bulunduğu iddiası çıkıyor ve hiçbir zaman ispatlanamıyor. ama bu yalan büyük bir işe yarıyor, dayılar gabriel'i dedeye bırakmak zorunda kalıyorlar. ve tekrar ediyorum, önemli olan bir çocuğun çok sevildiği kişiler tarafından büyütülmesi değil errrkek gibi erkekle, kadınnnnn gibi kadın figürlerdir biliyosunuz ki. gabriel'in dedesiyle aynı nefrete sahip olsam ben kendimden iğrenirdim şahsen.

    dedesinin yanına giden gabriel, anasının çocuk yardımı için dedesinin yanından alınıyor. 8 yaşında bir çocuğun 8 ay dayanabildiği işkencesi başlıyor. çünkü annesinin sevgilisi de ağır homofobik. çocuğu gay dayıların yanında büyüdüğü için gay olmakla “suçluyor” ve gay olduğu için sürekli dövüyor. birilerini yobazlarla aynı tarafta konumlandıran homofobi, dünyanın bir yerinde bir çocuğu öldürüyor.

    neoliberalizm

    devleti küçültelim bebeğim. devleti ne kadar küçültürsek o kadar iyi. işi özel şirketler yapsın. hatta o kadar özelleşsin ki devlet, çocuk istismarına ilişkin sosyal görevliler de kâr amacı güden ve borsada işlem gören sikko bir şirketin elemanı olsun. e olsun da bunun neresi cinayete ortaklık?

    gabriel'le ilgili istismar ihbarı özel şirket çalışanı sosyal hizmet görevlisi tarafından fazla mesai alınmaması ve o günün de cuma olması hasebiyle sallanıyor. şirket kar edecek. etmesi için ne gerek? eleman giderini kısmak. e o zaman olması gerekenin üç katı iş yükünü bi çalışana yükleyeceksin ki patron havuzlu villa alsın. fazla mesai yok, çocuğun hayatı fazla mesaiden kıymetsiz.

    devlet

    sosyal hizmetlerini özelleştiren devletin aile içi istismar memuru ile hikayedeki tek iyi insan olan bir polis memuru birgün karakolda otururken içeri gabriel, annesi ve bir çocuk geliyor. gabrielin saçları kesilmiş ama saçları kökünden koparılmış gibi yamuk yumuk kesilmiş. kafatası sigara yanığı içinde. polis gabriel'i gördükten sonra istismar memuruna dehşetle “çocuğun kafasını gördün mü?” diye soruyor. görevlinin cevabı bir kitap uzunluğunda: gördüm, saç tıraşı çok komik değil miydi?

    sosyal hizmet görevlileri eve göstermelik her gelişlerinden sonra gabriel'in gördüğü işkence artıyor ve öğretmenine artık o kadını göndermemesi için yalvarıyor. öğretmen tüm işkenceye şahit; saç yanıklarına, kırık dişlerine, morarmış gözüne. müdüre gidiyor ama müdür “bunun için soruşturma açmak gerekir, ortalığı karıştırma” diyor. polise yapılan ihbar sonucunda eve gelen polisler de tıpkı sosyal hizmet görevlileri gibi anneye inanmayı tercih ediyor ve gabriel'e “bir daha yalan söylersen seni hapse atarız” dedikten sonra donut yemeye gidiyorlar. o gece gabriel'in akşam yemeği kedi kumu.

    toplum

    eziyete şahit komşular, öğretmen, yoldan geçenler, hiç kimseler. hepsi sırt çeviriyor el kadar çocuğa. kimse görmüyor, kimse en azından bir fotoğrafını çekip tivitıra atmıyor, dünyayı ayağa kaldırmıyor. kafası sigara yanığından delik deşik olan, dişsiz, 26 kilogram bir oğlanın bisikletten düşmüş olduğuna inanıyorlar. hepsinin vicdan kebap.

    tanrı

    bizim komşunun sidikli kızının kpss'sinde edilen duaları duyan tanrı 8 ay boyunca etleri kesilen, kafasında bir bölüm derinin olmadığı, zevkine buzun içinde bekletilen, ayağından bir dolaba kilitlenen, bu dolabın içinde ağzında kirli bir çorapla uyuyan, midesinde kedi boku gözünde bandana olan, kendi pisliğinde uyutulan ve o pislik temizletilen sekiz yaşındaki bir çocuğun yakarışlarını duymuyor. ama aynen künfeyekün. allah de gerisini bırak. isa'nın melekleri çk üzgn.

    gabriel'in bir fotoğrafı var, onu bulamadım ama diğeri var. ölümünden iki hafta önce anneler gününde tüm çocuklar annelerine “mom” kelimesinin harflerini alıp fotoğraf çektiriyor. öğretmenin “istersen yapmayabilirsin” teklifini reddediyor gabriel. çünkü annesinin onu sevmesini istiyor. iki de kupon yapıyor annesine. biri “uslu bir çocuk olacağı” kuponu. “annemi çok seviyorum çünkü onun yüzü çok güzeldir” yazıyor. kafası şiş, gözü mor, dişleri kırık haliyle komik suratlar yaparken “o” harfini tutuyor ve gökyüzü yere inmediği gibi bırakın en azından meleklerin ağlamasını, yaprak bile kıpırdamıyor.

    derisi yüzülmüş, kafası ve dişleri kırılmış, kedi dışkısı yedirilmiş, yatakta değil bir dolapta kendi pisliği içinde uyuyan ama annesine anneler günü hediyesi hazırlayan; tanrının, devletin, toplumun görmediği gabriel'e iyi bakın. ömrü sekiz yıl, işkencesi sekiz ay, otopsisi iki gün sürdü. şükür ki onu gayler büyütmedi, annesi kürtaj olmadı. https://havingkids.org/…18/11/gabriel-fernandez.jpg
18 entry daha