şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • depremler hakkında maalesef birçok dezenformasyon bulunduğu için, naçizane birkaç madde ile bir şeyler yazmak istediğim başlıktır. özellikle de okulumun yapmış olduğu ve istanbul üniversitesi, mef üniversitesi gibi kurumlardan gelen akademisyenler ile birlikte; akut, türkiye deprem vakfı, tmmob gibi kıymetli kurumların da katılımlarıyla gerçekleşen "bilinçli temeller zirvesi" isimli konferans sonucunda daha da elzem olduğunu düşünmekteyim. ben bu yazıyı oluştururken metotlarımı "doğru-yanlış" şeklinden ziyade, doğruymuş sanılan yanlışları birer soru kalıbı haline getirerek sorup cevaplamaya çalıştım. yazının en altına da kaynaklarını ekledim. dileyenler oradan da bakıp, okuyabilirler.

    soru 1: aşırı büyük, “mega” olarak tanımlanabilecek depremler gerçekten olabilir mi?

    usgs bu konuyu şu şekilde açıklıyor: depremlerin büyüklükleri (magnitüdleri), fay hattının boyu ile ilişkili olduğundan dolayı, büyüklüğün artması için uzunluğun da artması gerekiyor. mesela (amerika jeoloji servisi oldukları için san andreas fay hattı üzerinden örnek vermişler ama bu fay hattının yapı olarak kuzey anadolu fay hattı’na benzediğini eklemek gerek) san andreas fay hattı 1287 kilometre uzunluğundadır ve bu yüzden de bu fay hattının 8.3 mw büyüklüğünden daha büyük bir deprem beklenmemektedir. şu ana kadar yaşanan en büyük deprem 22 mayıs 1960 şili depremi olmuştur ve 9.5 moment magnitüd büyüklüğünde gerçekleşmiştir. bu depremin olduğu alan 1609 kilometre uzunluğunda ve 241 kilometre genişliğindedir. mercalli şiddet skalası’nda olduğu gibi, moment magnitüd sakalası üzerinde herhangi bir üst limit bulunmamaktadır ama gerçekten de depremlerin herhangi bir üst limiti yok mudur? teorik olarak bu sorunun cevabı “evet” olsa bile; dünya’nın üretebileceği maksimum deprem büyüklüğü vardır. sebebi de gayet basit, dünya üzerindeki fay hatlarının uzunluğudur.

    eğer 12 büyüklüğünde bir deprem üretmek isteseydik, bunun için ihtiyacımız olan fay hattı maalesef dünya’nın kendi boyutlarından bile daha büyük olurdu. o yüzden dünya üzerinde üretebilecek maksimum büyüklük aşağı yukarı şili’de gerçekleşen deprem civarındadır. usgs de, 10 veya daha üstündeki bir depremin üretilmesinin mümkün olmadığını yazmaktadır. yalnız, dinozorların türünü yok eden ve sadece ufak boyutluların kalıp evrimleşmesiyle kurtulmasını sağlayan o göktaşı çarpması esnasında yer yüzeyindeki sarsıntıların 10 büyüklüğüne kadar ulaştığını hem bilimin ucunda ekibinin yapmış olduğu bir video, hem de celal şengör’e attığım bir mailin cevabı sayesinde öğrendim. dolayısıyla fay hatları vesilesiyle 10 büyüklüğünde veya daha büyük bir büyüklükte deprem görmemiz söz konusu değil.

    tabii insanoğlu böyle gizemli soruları sevdiği ve bunları sürekli yetkili kurumlara sorduğu için, tohoku üniversitesi araştırmacılarından bir tanesi bu soruyu cevaplamış ve the japan times da bunun üzerine ufak bir yazı yazmış. araştırmacı, 10 moment magnitüd büyüklüğünde bir depremin 9.0 büyüklüğündeki bir depremden yaklaşık 30 kat daha fazla enerjiye sahip olacağını söylemiştir. enerjiyi işin içine katmasının sebebi, eğer böyle bir deprem olabilseydi, her 10.000 yılda sadece 1 kez olabileceğini söylemek istemesiydi. deprem dediğimiz olay, o fay hattı üzerinde kilitlenip hareket edemeyerek orada stres biriktiren, bir süre sonra da (uzun bir süre elbette) orayı kırarak yıllarca gitmesi gereken yolu kısacık bir sürede gitmesi şekliyle oluşmaktadır. bu yüzden de, eğer 10 büyüklüğünde bir deprem olabilseydi bu fay hattının tekrardan aynı enerjiyi toplaması 10 bin sene gibi bir süre alacaktı. tabii 10.0 mw büyüklüğündeki depremin enerjisi şu şekildedir:

    enerji: 63.095.734.448.019.324.943 (63 x 10^18) joule
    tnt türünden: 15.080.242.459 ton
    hiroşima’ya atılan atom bombası türünden: 1.006.312 atom bombası
    nagazaki’ye atılan atom bombası türünden: 754.012 atom bombası
    çar bombası türünden: 264,5 çar bombası
    krakatoa yanardağı patlaması türünden: 75 krakatoa patlaması
    şu ana kadar gerçekleşen en büyük deprem olan 1960 şili depremi türünden: 5.6 şili depremi

    cidden tahayyül edilemez derecede büyük enerjilere sahip olacak bir deprem olurdu eğer gerçekleşebilmesi fiziken mümkün olsaydı. tabii yine aynı şekilde büyük bir göktaşı çarpar ve böyle bir sarsıntı olur mu, bilinmez!

    soru 2: hayvanlar depremi hisseder mi?

    yine usgs’in oluşturduğu rapora göre, hayvanların davranışlarındaki değişimler bir deprem öngörüsü olarak kabul edilemez, kullanılamaz. hatta depremden önce meydana gelen alışılmış dışı hayvan davranışları belgelense dahi bunların herhangi bir ilişkisi yoktur. sadece hayvanlar ile değil, herhangi bir belirli davranış ile bir depremin meydana gelmesi arasında korelasyon bulunmamaktadır. sadece hayvanların çok daha hassas olan duyuları sayesinde, depremleri insanlara göre çok çok kısa bir süre önce hissedebilirler. ancak kedim tüm gün huysuzdu deprem oldu, 10 dakika önce tuhaf hareketler yapmaya başladı ardından deprem oldu, 5 dakika önce korkup bir yere saklandı ardından deprem oldu gibi olayların herhangi bir bağı yoktur.

    bazen youtube gibi mecralarda “depremden 5 dakika önce ulumaya başlayan, huysuzlanan, agresifleşen köpek” başlıklı videolar görebilirsiniz; ancak bunlar, örneklemler arasından bilinçli/bilinçsiz seçilen birkaç tesadüftür. sokakta bulunan binlerce hayvan içerisinden görülen sadece 1-2 ender ve ilişki kurulamayacak örnektir usgs raporuna göre. dolayısıyla bu tarz "reaksiyon gösterdiği" düşünülen 1-2 hayvan varken, bu tarz reaksiyonlarda bulunmayan on binlerce hayvan olduğundan dolayı direkt bir korelasyon görülmemektedir.

    soru 3: depremin büyüklüğü ve şiddeti nedir? deprem 7 büyüklüğünde mi yoksa şiddetinde mi olur?

    depremin büyüklüğü, o depremin ortaya çıkarttığı enerjinin bir rakamsal ifadesidir ve herhangi bir yerde herhangi bir zamanda değişmez. eğer deprem 7 büyüklüğünde olduysa merkezüssünde de 7 büyüklüğünde olmuştur, merkezüssünden 50 kilometre uzaktaki bir ilçede de 7 büyüklüğünde olmuştur. depremin şiddeti, o ortaya çıkan enerjiden dolayı meydana gelen sarsıntının yarattığı hasara yönelik bir tanımlamadır. deprem 9.0 moment magnitüdünde olabilir ama çok az hasar verirse bu depremin şiddeti düşüktür; depremin moment magnitüdü 6’dır ama çok büyük bir zarar verir, depremin şiddeti yüksektir. genellikle roma rakamlarıyla gösterilen ve 1’den 12’ye kadar olan skalada gösterilen ve mercalli şiddet skalası baz alınarak yapılan bu şiddetlendirme ölçeği, depremlerin verdiği hasarın tespiti için kullanılır. lokasyon lokasyon hatta ev ev bile değişebilir. yanınızda yıkılan bina ile sizin sapasağlam duran binanız elbette ki aynı şiddeti hissetmemiştir. bu yüzden “7 şiddetinde” bir deprem olamaz. 7 büyüklüğünde bir depremin yol açtığı hasarın ölçeklendirmesi olur ki bu da lokasyon lokasyon değişen bir hasar tespiti ile saptanabilir.

    30 ekim 2020 ege denizi depremi haritasında bu durum çok daha net açıklanabilir: 30 ekim 2020 ege denizi depremi şiddet dağılım haritası

    görüldüğü üzere merkezüssüne çok daha yakın yeler olan seferihisar, urla, menderes gibi yerlerde ve hatta dibindeki kuşadası’nın bile belli bölümlerinde depremin şiddeti 5 ila 6 arasında gezerken; bornova, bayraklı, karşıyaka, konak gibi yerlerde depremin şiddeti tekrardan 7’ye fırlamış ama dağlık bölge olan belkahve eteklerinde kalan kısımlarda bir anda depremin şiddeti 4 ve 5’e düşmüştür. dolayısıyla aslında deprem için net bir şiddetten bahsetmek mümkün değildir. büyüklük tektir, nettir ve değişmezdir; şiddet ise bölgelere, zemine, yapının kalitesine bağlı olarak değişmektedir.

    soru 4: depremin yeri, zamanı ve büyüklüğü bilinebilir mi?

    maalesef bu deprem çok geniş ve çok uzun bir hat üzerinde olduğu için spesifik olarak neresinin kırılacağı bilinemez. depremin kilitlendiği ve kırıldığında aşağı yukarı alacağı yol ve aralık kestirilebilir. depremin büyüklüğü de net olarak 7.2, 7.3, 8.1 büyüklüğünde olacak gibi ifade edilemez. bunun matematiksel hesaplamaları yapılırsa: o kayaç kütlesini, o kilitlendiği yeri kırıp, yıllar içinde gitmesi gereken mesafeyi (mesafeye bağlı olarak) birkaç on saniye içinde götürecek enerji ne kadardır sorusu sorulduğunda depremin tahmini ve maksimum büyüklüğü bulunabilir. örneği kuzey anadolu fay hattı üzerinden verecek olursak: burayı yılda 2-2,5 santimetrelik bir hareket yapmaktadır ve aşağı yukarı da 250 senede bir kırılmaktadır. 250 sene ile 2.5 santimetrelik mesafeyi çarptığınızda, bu kadar sene içerisinde gitmesi gereken mesafeyi 40-45 saniye içerisinde götürebilecek enerjinin ne kadar olduğunu hesaplarsanız bu enerji size depremin tahmini büyüklüğünü verir. zaten “earthquake calculator” olarak arattığınızda, depremin büyüklüğünü girdiğiniz vakit orada verilen birimlerden bir tanesi de enerji, yani joule, olacaktır. aslında biz “63 trilyon joule enerji açığa çıktı.” demiyoruz da “6 büyüklüğünde deprem oldu.” diyoruz. tıpkı metre-kilometre, dakika-saniye, ton-kilogram çevrimleri gibi düşünebiliriz. depremin zamanına gelecek olursak, depremin zamanı da maalesef bilinemediği gibi sadece olacağı zaman aralığı belirli bir yüzde ile verilebilir. celal şengör, son katıldığı tarihin fay hatları programında (yanılmıyorsam 8. bölümünde) “250 seneyi doldurduktan sonra geçen her senede risk biraz daha artıyor. istanbul şu an topun ağzında ama bu demek değil ki yakın gelecekte muhakkak deprem olacak. belki orası 500 yıl da kilitli kalabilir. çok kompleks bir yapı olduğu için şu an bunun hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.” demiştir.

    soru 5: büyük depremleri önlemek için çok fazla küçük deprem yaratılabilir ya da depremlerin oluşması için fay hatlarının kaymasını sağlayacak “kayganlaştırıcılar” dökülebilir mi?

    usgs; 7’lik bir depremi ele aldığımızda bu depremin (büyüklük – mw olarak) 10 adet 6’lık depremin, 100 adet 5’lik depremin, 1.000 adet 4’lük depremin bu şekilde 10’un katları şeklinde artan büyüklüklerde depreme denk geldiğini belirtiyor. enerji olarak ise 7’lik bir depremin enerjisinin ise 32’nin katları şeklinde arttığını söylüyor. yani 7’lik bir depremin enerjisine denk gelecek depremler oluşturmak için 32 adet 6’lık, yaklaşık 1.000 adet 5’lik, yaklaşık 32.000 adet ise 4’lük deprem üretmek gerektiğini hesaplıyor. dolayısıyla bu kadar kısa bir süre içerisinde, bu fay hattının enerjisini alacak kadar depremi arka arkaya denk getirmek mümkün değil ve maalesef ana depremden (ana depremimizin 7’lik bir deprem olduğunu varsayarsak) önce olan birkaç tane 5’lik ve hatta 6’lık deprem maalesef devede kulak kalıyor. ayrıca bunun insani taraflarını düşünürsek; bazen ana depremde yıkılmayan binaların sonrasında gelen artçı şoklar ile yıkıldığını da görebiliyoruz. eğer sizin binanızı o kadar kısa süre içerisinde 100 defa 5’lik deprem ile sallarsak, bu yapı stokunuza daha kötü zararlar verebilir ve sizin psikolojinizi de kötü etkileyebilir. kuzey anadolu fay hattı’nı ele alırsak, burası yılda 2.5 santim civarı bir ilerleme yapıyor ve her sene yapması gereken doğal ilerlemeyi yapamadığı için de 250 senede bir büyük kırılma yaşıyor. dolayısıyla sizin çok fazla beklemeden bu 100 adet 5’lik depremi yaratmanız lazım. şunu da hesaba katmak lazım; olan her deprem, etrafında bulunan fay hatlarına enerji yüklediği için ne kadar fazla deprem olursa, kilitli halde olan ama henüz kırılmayacak olan fay hatlarının da deprem üretme tarihini öne çekebilir. yani varsayalım ki siz bunu yaptınız, bir bölgedeki depremi yok edeyim derken etrafında bulunan 2-3 tane büyük deprem üretecek fay hattını tetikleyip oraları kırabilirsiniz.

    bu “fay hattını kaydırmak için dışarıdan sıvı enjekte etme” işinin ise tam tersi bir deprem tetiklemeye sebep olabileceğini belirtmektedir usgs. yüksek basınçlı sıvıların, orada beklenmedik şekilde bir kırılma yaratabileceğine ve dolayısıyla o büyük depremin daha önce olmasına sebep olabileceğine değinmek gerekiyor. tabii yerin kilometrelerce altına yapılacak sondaj, bunun masrafı, oraya girmek için harcanacak iş ve emek gücü, ayrıca depremin tam olarak fay hattının neresinde olacağının saptanması gibi ekstra müşküllükleri saymıyorum.

    soru 6: deprem esnasında yerde yarıklar oluşabilir mi?

    usgs bunun da mümkün olmadığını ve böyle şeylerin ancak ve ancak sinema evreninde olabildiğini söylüyor. tabii burada “ama olur mu böyle bir şey var” diyerek fotoğraflara bakarken muhtemelen insan yapısı olup olmadığına dikkat etmek gerekiyor. burada kastedilen sanırım toprağın açılıp üzerindeki şeyleri yutması olayı. usgs bunu şu şekilde açıklamış: “eğer fay hatları açılsaydı, sürtünme olmazdı. eğer sürtünme olmazsa da, deprem diye bir şeyden bahsedemezdik.”

    soru 7: aynı gün iki büyük depremin olması, bunların birbirleriyle ilişki olduğunu mu gösterir?

    usgs, çoğu insanın alaska’da olan bir depremin california’yı, şili’de yaşanan bir depremin meksika’daki bir depremi etkileyip etkilemediğini sorduğunu ama dünya üzerindeki kayaç kabuklarının, bu stres transferini verimli bir biçimde binlerce kilometre ötedeki fay hatlarına iletemeyeceğinin bilindiğini söylüyor. tabii bu “olan bir deprem, diğer bir depremi etkilemez” demek değildir. sadece bu etki alanının, oradaki birkaç yük kilometrelik alan arasında olmasının mümkün olduğunu belirtiyorlar.

    soru 8: çok sıcak olması, fazlaca yağmur yağması gibi doğa olaylarının deprem ile ilişkisi var mıdır?

    depremler, yüzeydeki hava şartlarının etkilediği bölgelerin kilometrelerce altında olduğu için, yüzeydeki hava ve deprem oluşumu arasında herhangi bir korelasyonun bulunamadığı bilinmektedir. bu yüzden de, deprem ile hava şartlarının bir bağlantısının olmadığı görülmektedir.

    tabii bir jeolog ya da deprem mühendisi olmayıp, sadece bu işlerin jeolojisi ve malzemesi ile ilgilenen bir malzeme bilimi ve mühendisliği öğrencisi olduğumdan dolayı; hem kaynak göstermiş olmak, hem de yapabileceğim bazı hesaplama veya çeviri hatalarını önlemek için tüm faydalandığım içerikleri aşağıya bırakıyorum.

    kaynaklar;

    usgs - earthquake facts & earthquake fantasy
    the japan times - magnitude 10 temblor could happen: study
    kandilli rasathanesi - deprem hakkında genel bilgiler
    kandilli rasathanesi - magnitüd/şiddet karşılaştırması
    volcano discovery - how much energy does an earthquake release?
    bilinçli temeller zirvesi | 1. gün
    bilinçli temeller zirvesi | 2. gün
    tarihin fay hatları / celal şengör / bölüm 8: istanbul depremi ne zaman ve ne kadar yıkıcı olacak?
    bilimin ucunda - ejderhaların yok oluşu