şükela:  tümü | bugün
32 entry daha
  • jack nicholson'ın tüm kariyeri boyunca kazandığı 3 oscar ödülünden 2.'sini kazandığı filmdir. toplamda 12 oscar ödül adaylığı alarak hâlâ "en fazla oscar ödülüne aday gösterilen erkek oyuncu" olma unvanını elinde bulunduran jack nicholson'ın bu ödülü alma hikayesine kronolojik olarak biraz bakmak isterim. 1958 yılında oynadığı the cry baby killer filmi ile sinema kariyerine başlayan oyuncu, 1975 senesinde oynadığı one flew over the cuckoo's nest filmiyle birlikte 48. oscar ödül töreni'nde "en iyi erkek oyuncu" ödülünü kazanarak ilk oscar ödülünü aldı. tabii 1969 senesindeki easy rider ile birlikte (ki biyografisini yazan yazar, bu filmin nicholson'ın kariyerindeki en önemli basamaklardan birisi olduğunu ekler) yükselen kariyerinde böyle bir başarının gelmesi de kaçınılmazdır. peki nicholson iyice ünlendikten, birçok değerli yapımda önemli kariyerleri oynadıktan, robert de niro, marlon brando ve daha birçok usta isimle çalıştıktan sonra bu filme kadar hangi yapımlarda oynadı?

    1975'ten sonra, 1983 senesindeki terms of endearment filmine kadar toplamda 7 filmde oynayan jack nicholson; bu dönemde the shining, the last tycoon, reds gibi önemli filmler çekti. 1983'e gelindiğinde ise, şu an başlığı altında yazmakta olduğum filmde oynadığı garrett breedlove karakteriyle "en iyi yardımcı erkek oyuncu" kategorisinde oscar ödülünü kazandı. hatta filmin destekleyici karakterleri o kadar iyiydi ki, en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında aday gösterilen 5 oyuncunun 2 tanesi bu filmden oldu. filmin ne kadar başarılı olduğunu ve oscar ödüllerini nasıl süpürdüğünü şu istatistikle de anlatabiliriz: 56. oscar ödül töreni'nde terms of endearment filmi tam 11 dalda oscar adayı gösterilerek en fazla adaylık alan ve tam 5 ödül kazanarak törenden en fazla ödülle ayrılan film oldu. tabii akademi ödülleri hakkında hep tartışmalar, ihtilaflar olur ama gerçekten 2010 öncesinin (en azından 2000 öncesinin) oscarlarının nispeten daha belirleyici ve nitelikli olduğu kanaatindeyim. zaten filmi seyredince de boş bir yapım olmadığını anlıyorsunuz. cidden hak ederek almış tüm ödüllerini.

    23 kasım 1983 tarihinde vizyona giren bu filmin hem yapımcılığını, hem yönetmenliğini, hem de senaryo yazarlığını james l. brooks yapmıştır. filmin ana hikayesi ise larry mcmurtry'ın kitabından uyarlanarak oluşturulmuştur. yapımın oyuncu kadrosunda ise jack nicholson, debra winger, shirley maclaine ve jeff daniels gibi isimler bulunmaktadır. konu olarak net bir şey söylemek açıkçası zor olsa da, ikili ilişkileri farklı farklı birkaç yaşamdan ve farklı farklı birkaç tarihte incelediğini söyleyebiliriz. daha fazlasına girmek biraz spoiler olabilir o yüzden burada kesiyorum. box office mojo verilerine baktığımızda bu filmin 8 milyon dolarlık bir bütçe ile çekildiğini ve 108.4 milyon dolarlık da bir hasılata ulaştığını görüyoruz. ayrıca filmin imdb notu ise, bu entrynin girildiği tarih itibarıyla, 7.4'tür.

    --- spoiler ---

    filmi cidden beğenerek seyrettim. normalde çok fazla dram filmi sevmem ama şunu da kabul etmek lazım: dram var, dram var. bu filmdeki dozlar gayet güzel ayarlanmıştı ve izleyicinin ne içini karartıyor, ne de sıkıyordu. biraz uzun bir film sayılabilir ama bu tarz romantik ve dram içerikli filmlerin süreleri genellikle 120 dakikayı aşabiliyor. trajedi yönünden aynı olmasa bile jack nicholson'ın bu tarz filmlerini seviyorsanız as good as it gets ve something's gotta give filmlerini önerebilirim.

    ilişkiler üzerine kurulu olan bir film olduğunu söylemekle birlikte net olarak "şu türde bir ilişki işleniyor" demek mümkün değil. eşler arasındaki ilişki, anne ve çocuk arasındaki ilişki, büyükanne ve torun arasındaki ilişki, kayınvalide ve damat arasındaki ilişki, dul bir insanın ikinci baharını yaşaması türünden bir ilişki, yasak ilişki ve daha birçok türden ilişki aslında bu yapımda işleniyor.

    özellikle filmin ilk perdesinde, epeyce komik sahne barındırmasına karşın finale doğru büyük bir buhran, kasvet ve üzüntü çöküyor filme. nicholson'ın o iplemez, takmaz, gününü gün geder "kötü çocuk" tripleri her ne kadar gülümsetse de; final sahnesinde gösterdiği karakteri ve büyüklüğü de bir o kadar alkışı hak etti. diğer ilişkilere geçecek olursak, başından beri anne tarafından istenmemesine rağmen denenen, belki de ilişkiyi kurtarmak ya da daha ne olup olmadığının farkında bile olmadan arka arkaya çocuk yapmayı eleştiren bir bölüm vardı diyebiliriz. iki taraf da birbirini aldatıyor, eşlerden birisi ölüm döşeğinde bile olsa birbirlerine yalan söylüyor ve belki de birçok pişmanlık, söylenemeyen söz ile birlikte diğer tarafa göçüp gidiyor. bu yönden baktığımızda da iç burkan bir film olduğunu söylemek mümkün.

    filmde birçok güzel ve akıllara kazınan sahne var; ancak beni en çok etkileyenlerden birisi, emma'nın, öleceğini açıklaması esnasında küçük oğlunun ağladığı sahneydi. o nasıl bir oyunculuk, o nasıl bir içten ağlama, o nasıl bir kendini vererek oynamadır öyle? resmen içimiz parçalandı. huckleberry fox imiş o karakteri oynayan oyuncunun adı ve nedense toplamda 13 film çekip, 1996 senesinden sonra ise herhangi bir yapımda oynamamış.

    film hakkında birkaç bilgi paylaşacak olursak:

    jack nicholson'ın oynadığı astronot garrett breedlove karakteri aslında kitapta olan bir karakter değilmiş ve filmin yapımcı-yönetmen-senaryo yazarı james l. brooks tarafından yazılmış. kitaptaki karakter, filmde görünen karakterden biraz daha farklı imiş ve filmin yönetmeni tarafından ufak dokunuşlar yapıldıktan sonra garrett breedlove haline bürünmüş. işte yönetmenin öngörülü ve vizyonlu hareketi sayesinde böyle bir karakter ortaya çıkıp, oscar'a kadar uzanabilmiş.

    garrett breedlove rolü için ilk olarak burt reynolds ile anlaşılmış ama kendisi daha sonra başka bir filmde oynamak için ayrılmış. jack nicholson ise senaryoyu okuyunca bu rolle ilgilenen ilk kişi olmuş. kendisi bu rolü seçmesi hakkında: "her yıl yüzlerce olmasa bile düzinelerce senaryo okuyorum ve tıpkı easy rider'da yaptığım gibi "evet, ben bu adamı oynayabilirim. bu adamın nasıl hissedeceğini biliyorum." diyebileceğim pek fazla rol olmuyor." diyerek bu rolü gerçekten beğendiğini açıklamış.

    garrett ve aurora'nın birlikte araba sürdükleri ve en sonunda garrett'ın denize düştüğü sahne ve sonrasında yaşananlar daha çok doğaçlama sahneler imiş.

    mentalfloss - 10 fascinating facts about terms of endearment

    --- spoiler ---

    biraz uzunca yazdım ama hem böyle kaliteli bir filmi görünce, hem de jack nicholson'ın oyunculuğuna bayılan birisi olunca kendimi tutamadım pek. 10/10'luk harikulade bir yapımdır.
1 entry daha