şükela:  tümü | bugün
  • artık çalıştığınız işyerine ait olmadığınızı hissettiğiniz andır bu.

    oysa ne hevesle girmiştiniz di mi o işe? evet evet biliyorum ben bunları. en klas takım elbise/albenili kravat/boya manyağı olmuş ayakkabı kombinasyonunuz, cilalanmış cv'niz, beş yıllık ofis 2000 tecrübenizle ne de yakışmıştınız işinize. hele hele o renkli kırtasiye setiniz, belki de ilk günden masanızda bekleyen laptopunuz, kartvizitiniz ve siz adeta fantastic four olmuştunuz adeta. ya her gün poşeti değiştirilen çöp kutunuza ne demeli? amman sabahlar olmasın..

    ama oldu işte. heyecanınızı kaybediyordunuz yavaştan, müdür sizi germeye, arkadaşlarınızın geyik muhabbetleri sizi sıkmaya, her gün yediğiniz pilav+sulu yemek kombinasyonu sizi doyurmamaya, hatta hatta günde onlarca kez işinizin düştüğü düşeyara bile size tat vermemeye başlamıştı zaten. ama öyle bir an geldi ki sonunda sedat abi bile tasdiklemişti zaten o anın sizin artık -çoktandır ait hissetmediğiniz- yuvadan uçmanıza şahit olacak an olduğuna...

    - serviste artık size yer kalmayıp da ayakta gitmek zorunda kalıp last man standing'i oynadığınız,
    - müdürün koskoca "to" listesinde yer almadığınızı anladığınız,
    - temizlikçinin artık masanızı silmediğini gördüğünüz,
    - defalarca yenile'ye basmanıza rağmen yeni mail almadığınız

    an artık gitmeniz gereken andır. geri dönüş yoktur artık, olmamalı da netekim. zira az sonra yapılacak şirket içi yılbaşı kutlama partisine bile çağrılmayacakınızdır büyük ihtimalle. neden kalasınız ki daha fazla? gidin, kendinize yeni bir yol çizin, siz de kazanın, şirketiniz de kazansın, dünyada. göçün uzak diyarlara doğru...

    ancaaaak, yeni projelere dahil oluyorsanız, herkes tarafından "işte geleceğin müdürü bu" diye parmakla gösteriliyorsanız, yıl sonu performans zammı görüşmesinde yıldızlı pekiyi alıyorsanız, maaşınız %20 artıyorsa gitmenize gerek yoktur, bunu da söyleyeyim. ayşeler de tadabilir...
117 entry daha