şükela:  tümü | bugün
111 entry daha
  • psg ilk yarıdaki oyunuyla turu hakediyor diyecekken, ikinci yarı kendi elleriyle verdiği bir maç oldu.

    guardiola city'yi son dönemde alıştığımız forvetsiz 4-2-3-1 başlattı; bu sefer en önde de bruyne vardı. oyun kurulumunda bernardo silva'nın sağ kanada çaldığı, walker'ın içerlek beklediği bu düzende amaç, merkezde kalabalık yaratmadan kenarlara dağılıp, top çevirip rakibi açtıktan sonra merkezde yaratılan boşluklara şok girişler yapan oyuncuları beslemekti. zaten bu city'nin bu sezon kendini toparlayan, guardiola'nın güncellediği yeni oyun. rakip ceza sahasını uyutup, içeri koşularla "nerden çıktı lan bu" dedirten goller atıyorlar.

    ancak pochettino bu tuzağa düşmedi ve neredeyse sıfır markajla, tamamen alan odaklı çıkarttı takımı. di maria'nın sağ kanatta geniş, verratti'nin sol içte durduğu asimetrik bir 4-4-2 başlatarak; city'nin soluna (rodri ile sol iç ilkay üzerine) odaklanmış oldu. rakibi hep bu şekilde karşılayan psg, riyad mahrez'in en sağda geniş buluştuğu uzun toplara engel olmayıp, mahrez topla buluştuktan sonrasını düşünen bir oyun anlayışıyla oynadı ve özellikle merkez savunma hiç tuzağa düşmeden kontrollü kaldı.

    psg oyun kurarken, city o klasik altıgenini kurdu (2-3-1 hatları) ve psg'nin paredes üzerinden başlatacağı oyunun merkezden ilerleyebileceği tüm koridorlarını kapattı. ancak özellikle bu maç, psg'nin dar alandan korkmayan marco verratti, neymar gibi elemanları sahneye çıktı, guedes de onlara ortak oldu ve city'nin neredeyse tüm alan sıkıştırmalarının içinden çıkmayı başardılar. bu sayede hem top kapınca city'nin yaptığı gegenpress'i erittiler, hem de oyun kurarken kendilerini enine dar alanda karşılayan city'nin kenarlarına rahatça uzun top atıp, kenarda geniş bekleyen elemanlarını (bakker, florenzi, di maria'yı) kaçırdılar.

    ancak psg'nin bu oyunu, city'nin ön alan savunmasını katı tuttuğu ilk 10-15 dk boyunca sadece geçişlerde işe yaradı. yaradı ama, psg'nin az adamla hızlı kontratağa çıkmak gibi bir niyeti ilk etapta yoktu zaten, pochettino'nun ana amacı geçişlerde çabuk pozisyon almaktı. yani top kazanınca kontratak/ kaybedince gegenpress gibi hamlelerden ziyade çabucak şekil alıp sete geçmeye odaklandılar. nitekim bu hızlı şekil alma olayını savunmada epey iyi yaptılar (bunun yerine karşı-pres yapmaya çalıştıkları bir iki an, stoperlerden kurtulup geriye top almaya gelen kevin de bruyne rahatça topla buluşup karşı hücum başlatmıştı), hücumda ise bireysel beceri devreye girdi ve topu dar alandan her söktüklerinde hücum setine çabuk geçen topsuz koşularla, city'yi geri koşturup ritm tutmasını engellediler. 1-0 önde olmanın da rahatlığıyla, yavaş yavaş kontrolü ele almaya başladılar.

    ikinci devreye psg geriye çekilip kontratak odaklı başladı. city'nin 2-3-5 şeklinde (iki stoper / orta sahada walker-rodri-ilkay / cancelo-foden-bruyne-bernardo-mahrez) huni gibi öne açıldığı, savunma çizgisini öne çekip baskıyı ve top çevrimini arttırdığı yerde psg ilk yarıdaki gibi ısrarla alan savunması yaptı, ama bu sefer city'yi cancelo tarafına yönlendirdi. cancelo'nun sonlandırmaya çalıştığı asist girişimleriyle geçen 10-15 dk'lık bu süreçte, pochettino zaman zaman neymar'ı sağ kanada yollayıp, cancelo'dan dönen ilk topların adresi yapmaya çalıştı. guardiola buna, sol stoper ruben dias'ı dönen toplarda neymar'a yapıştırarak cevap vermek istese de neymar bu şekilde aldığı topları iki kez sökmeyi başararak mbappe'yi kontraya kaçırdı.

    62'de guardiola, cancelo üzerine oynanan oyunu bozdu ve onu çıkarıp oleksandr zinçenko'yu oyuna aldı, ve 2 dk içinde dolaylı da olsa karşılığını alıp 1-1'i yakaladılar. dolaylı; çünkü psg, fizik mücadele ve savunma becerisi cancelo'ya göre düşük olan zinchenko'nun girişiyle birlikte, oyun kurarken kendi sağından gitmek istedi. nitekim sağ tarafa, neymar'ın yanı sıra idrissa gueye'yi de göndererek yarattıkları kalabalık paslaşmalar sonrası kaybettikleri top, city'nin ters kanada aktardığı (psg orta sahasının az adamla yakalandığı yerden) bir kontraya dönüştü ve korner oldu. city o korneri paslaşarak kullandı ve devamında bruyne'ün balık golü geldi.

    guardiola 1-1'den sonra phil foden ve bernardo silva'yı daha mobil oynatıp, merkezde serbest oynayan de bruyne'ün önüne istasyon olmaya nöbetleşe gönderdi. foden merkeze geçince bernardo sağa geçti, bernardo merkeze geçince foden sola geçti. bu şekilde daha merkezi bir oyun oynayabilmeye başlayan city bunun karşılığını yine dolaylı şekilde 5 dk içinde aldı; mahrez + bernardo + walker üzerinden sağda, bruyne + zinchenko üzerinden solda yarattığı sirkülasyonu merkezdeki ilkay ve rodri'ye ulaştıran pas örgüleri sayesinde ceza yayı civarlarına geldiği bir pozisyonda gueye'nin foden'a yaptığı faul sonrası mahrez'in kullandığı frikikle 2-1 öne geçti.

    city'nin ikinci yarıdaki üstünlüğünün bir sebebi de zaten psg'nin tehlikeli bölgelerde faul yapmaktan kaçınan savunma anlayışıydı. sürekli alan takibi yapıp, city'nin topla buluşan oyuncularını yüz yüze karşılamak istediler. bir kez bunu yapamadılar, onda da foden merkezde sırtı dönük top alabildi ve geride kalan gueye faul yapmaktan kurtulamadı (nitekim pochettino'nun korkusunun doğru olduğunu mahrez'in golüyle görmüş olduk).

    geriye düştükten sonra neymar-mbappe ikilisi reaktif olduğunu düşündüğüm şekilde önde basmaya gitti, ama orta saha ile aralarında mesafe açıldı. ara bölgede topla buluşmakta sıkıntı çekmeyen city (ki zaten geride hep 3 kişiyle oyun kuruyorlar) topu kolayca üçüncü bölgeye getirebilmeye başladı, psikolojik olarak da rahatladıklarını gördüğümüz city'li oyuncular yüksek bir özgüvenle topu dolaştırmaya, sürekli boşluklara katedip aldıkları topları geri dönüp dolaştırarak psg'nin bozulan sinirlerini daha bozmaya başladılar. nitekim 5 dk içinde (77'de), bu top dolaştırma anında gueye'nin ilkay'a arkadan girip gördüğü kırmızı kartla, daha psg oyuncu bile değiştiremeden maç aslında bitmiş oldu.
3 entry daha
hesabın var mı? giriş yap