şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • teoman'ın ocak 2008 tarihli blue jean röportajından:
    "youtube’daki “rockçi mi arockçi mi?” polemiği hakkinda

    +teoman malumunuz internetteki muhalefet etmeyi seven gençlerin bir numaralı hedeflerinden biri. youtube’da da kendisi hakkında “rockçı mı arockçı mı” diye bir video mevcut. bu videonun ses kaydını teoman’a dinlettik…

    +bir dinleyelim istersen…

    -tabii. (ipod’u ayarlarken) müzikte turn round diye akor dizilişleri var, bunlar artık klişeler aslında. ben de onu çok kullanıyorum. “la, sol, fa, mi”den şarkı yapınca birbirine benzer. benim de üç tane falan sadece “la, sol, fa, mi” şarkım var. judas priest’e benzetmişler. şarkı benim değil, aranjmanı benim değil; ama sorumluluğu ben alıyorum.

    +‘vur sen beni’ de ‘dream on’a benziyordu mesela…

    -onu yazmıştım. onu araklayarak yazmamıştım; ama “çok benziyor abi” dedikleri zaman “iyi bari, esinlenme ‘dream on’ yazalım birinci albüme” demiştim. bir de ben şarkıları beş dakikada yazıyorum, araklamaya kalksam bir saatimi alır.

    +‘papatya’ (judas priest’e benzetilen) ve ‘yağmur’ (texas’a benzetilen) çalıyor
    -bu şarkılar, benim şarkılarım değil zaten. müzikleri benim değil. benzemiyormuş (yağmur için).

    +(kardelen dinleniyor) en çok ben bunu benzetiyorum açıkçası. uriah heep – ‘lady in black’…

    -evet, bu benziyor. doğru.

    +bu en çok bilineni… led zeppelin – ‘kashmir’, ‘paramparça’…

    -ama şimdi “kashmir-like riff” diye bir şey var artık dünyada. uncut veya q’da okuduğun zaman mesela “smiths meets led zeppelin/kashmir-like riff” diye anlatırsın. o, doğu müziğinden alınan yarım yürüyüşlü şeylerin hepsi “kashmir-like riff”. herifler bir yaptılar, artık biz yarım ton gittiğimiz zaman… bir tane de ‘onyedi’de…

    +‘gönülçelen’i, manic street preachers ‘ocean spray’e benzetiyorlar…

    -ben onu o kadar çabuk yaptım ki, “la, re, sol, do”, hepsi bu. dünyanın en kolay şarkısı. bir kere de yaptım. arkadaşım da içeride uyuyordu, kalktı “ilhan irem’e çok benziyor” dedi. sonradan ama ‘ocean spray’ olmuş. o, ilhan irem’e benzetmişti.

    -ikisi de zaten aynı sene çıktı. çalmış olman da çok zor. dinleyip hemen albüm kaydına girmen gerekiyor.

    +‘ocean spray’ iyi şarkıydı. ‘onyedi’de de james bond diyorlar; ama john barry de bütün şarkılarında tekli yürüyüşlerini “do, do diyez, re, do diyez” gibi oralarda kullanmış. yapacağımız bir şey yok. o notaları kullanacaksak james bond diyecekler bize. onlar yüzünden üç tanecik notayı kullanmayalım mı? şöyle bir şey de var. arakçı denildiği zaman şöyle düşünmek lazım; bir yeri bir yerine benziyor mu değil de yani bu herif böyle bir şey yapmış, peki bunu yapmasaydı bu şarkı hala adam gibi oluyor muydu? yani golü o çaldığı veya arakladığını düşündüğümüz yerle mi attı yoksa başka tarafıyla mı? şimdi ‘paramparça’ gibi bir şarkı var, o ‘datdararat’ olsa ne olur olmasa ne olur? zaten kendini kurtarır o şarkı. ben “kashmir-like riff” yerine başka bir şekilde de girebilirdim.

    -en güçlü yerleri onlar değil sonuçta…

    +hiç değil.

    -bir tek uriah heep’te…

    +onda benziyor biraz. ama onun da en güçlü yeri de şarkının a bölümü değil. “başka türlü bir şey bu yalnız seni isteyen” bölümü insanları saran. bunlardan çok korkan bir herif olsam ya da onu yaptığın zaman farkında olsan hemen a bölümünü değiştirirsin. çünkü orası güçlü yerleri değil ki veya o introyu “kashmir, kashmir” deneceğini bilseydik “aman abi, boşver koymayalım orayı” derdim. eğer öyle bir şeyin farkına varsaydım. nasıl olsa ‘paramparça’nın o introya ihtiyacı yok. 60’lı, 70’li yılların müziklerini çok iyi bildiğimiz için onlar bize çok klişelermiş gibi geliyor. mesela judas priest’te dinlettirilen o gitar rifi benim çok yerde duyduğum bir rif. "

    en önemli kısmı yinelersek: " arakçı denildiği zaman şöyle düşünmek lazım; bir yeri bir yerine benziyor mu değil de yani bu herif böyle bir şey yapmış, peki bunu yapmasaydı bu şarkı hala adam gibi oluyor muydu? yani golü o çaldığı veya arakladığını düşündüğümüz yerle mi attı yoksa başka tarafıyla mı? "
5 entry daha