şükela:  tümü | bugün
  • 18. osmanlı padişahı olan ve 1640-1648 yılları arasında tahtta kalan 1. ibrahim'in, o sıralar anadolu beylerbeyliği vazifesini yürüten ipşir mustafa paşa'nın karısını kendine istemesi hadisesidir.

    önce sultan ibrahim'den biraz bahsedelim. sanırım bu, onun ruh halini anlamamıza yardımcı olacaktır.

    şehzade ibrahim, sultan 1. ahmet'in en küçük erkek çocuğudur. çocukluk yıllarından gençlik yıllarına saltanatın çok karışık olduğu bir dönemde yaşamıştır. kendisinden önce tahta çıkan abilerinden 2. osman çıkan isyan sonucu öldürülmüştür. yine kendisinden önce tahta çıkan 4. murad ise kısmen payitahtta suküneti sağlayabilmiştir.

    şehzade ibrahim diğer erkek kardeşleriyle birlikte kafes sistemi denilen bir sistemle, sarayda kendisine ayrılan bir bölümde 23 yıl yaşamıştır. bu kafes sistemini, sarayın içinde, büyük bir konak gibi bir binada ev hapsinde tutulmak olarak özetleyebiliriz. yani o dönemde şehzadelerin tahta çıkana kadar adeta bir "tam kapanma" içerisinde karantina da kaldığını düşünebiliriz. 23 yıllık karantina... düşünmek bile istemiyorum.

    topkapı sarayındaki çifte kasırlar veya veliahd dairesi olarak bilinen şehzadeler için kafes olarak kullanılan yapı;
    görsel

    ne diyorduk, kafes sistemi içinde yılların geçiren şehzade ibrahim yaşadığı büyük travmalardan birisi de üç erkek kardeşi, şehzadeler kasım, süleyman ve bayezid'in abisi 4. murad tarafından öldürülmesi olmuştur.

    bu olay onu iyice korkak bir hale büründüren önemli bir olaydır. öyle ki ileri ki yıllarda abisi padişah 4. murat'ın öldüğünü haber vermek için odasına gelenlere inanmamış, bunun kendisini öldürmek için bir komplo olduğunu düşünüp odasında çıkmak dahi istememiştir. ancak ağabeyinin cesedini gördükten sonra ikna olmuş ve odasından çıkıp tahta geçmiştir.

    şimdi gelelim, anadolu beylerbeyi mustafa paşa'nın karısına göz dikmesi hadisesine. öncelikle şunu açıkca söylemek gerekir ki sultan ibrahim kadınlara düşkün bir padişahdı. bunu 9 eşinin ve 17 çocuğunun olmasından da anlayabiliriz.
    link

    hikayeye tekrar dönecek olursak, sultan ibrahim güzelliğiyle meşhur anadolu beylerbeyi ipşir mustafa paşa'nın nikahlı eşi perihan hanım'ın istanbul'a, yani payitahta getirilmesini ister. bunun için sivas valisi varvar ali paşa'ya bir ferman yollayarak "ipşir'in avradı tez bana gönderile" der.

    bunun üzerine, zaten bozulan düzenden memnun olmayan varvar ali paşa saraydan gelenlere tepkisi şu olur: "bre ben pezevenk miyim? bir müslüman ádemin nikáhlı avradını elinden alıp padişah bile olsa bir başka herife nasıl veririm?"

    bu sözleri söyleyen varvar ali paşa saraydan gelenleri yaka paça huzurundan attırır ve osmanlı'ya karşı isyan bayrağını çeker. bunu haber alan padişah sultan ibrahim ise varvar ali paşa'yı görevinden azleder ve ölüm fermanını imzalar.

    kaderin cilvesine bakın ki sultan ibrahim, varvar ali paşa'yı öldürmesi için, daha önce karısına göz diktiği, ipşir mustafa paşa'yı görevlendirir. ipşir mustafa paşa ordusuyla birlikte sivas'a gelerek varvar ali paşa'nın birliklerini yener ve ali paşa'yı da idam ederek kestiği başını payitahta gönderir.

    burası kesin değil ama rivayete göre iki paşa arasında şu diyalog vuku bulmuştur;

    varvar ali paşa: "ulan, ben senin avradının ırzını korumak için isyan etmiştim. senin gibi herifi benim üzerime musallat etmelerinin sebebi budur, bilmiyor musun? beni allah'ın emrine karşı çıkmayıp da namusunu koruduğum için mi katledeceksin pezevenk?!"

    ipşir mustafa paşa ise şöyle der: "padişahın buyruğu her şeyden evladır."

    bu diyalog gerçekleşti mi gerçekleşmedi mi bilinmez, sonuç olarak ali paşa'nın kesik başını padişaha yollayan ipşir mustafa paşa'ya ödül olarak halep valiliği verilmiştir.

    hanımına ne olduğu konusunda net bir bilgi yok ama sultan ibrahim'in eşlerinden biri olmadığına göre muhtemelen ipşir mustafa paşa'nın hanımı işin sonunda kendisine kalmış olabilir.

    son olarak,

    bir padişahın kadın düşkünlüğüne yüzünden yaşanan bu hadisede, olan varvar ali paşa gibi bir yürekli paşaya ve çıkan isyan sonucunda ölen binlerce insana olmuştur.

    ve bu hadiseden çıkarılacak bir sonuçta ahlakın çoğu zaman maliyetli bir şey olduğudur.
    doğru. ama her doğru gibi maliyetli.

    the end.

    ************
    bir kaç kaynaktan birleştirip yazdım. kaynaklar şunlar:
    yazının ilham kaynağı
    ibrahim
    ibrahimm
    ipşir mustafa
    yiğit, delikanlı varvar ali paşa
    köşe yazısı
6 entry daha