şükela:  tümü | bugün
38 entry daha
  • açılın bal ve arıcılık üzerine araştırmacı yazar geldi !!!

    geçen sene eylülden beri bu konuyu kafaya taktım. yerli yabancı kitap ve makaleleri okudum, dünyanın çeşitli yerlerindeki arıcılıkla uğraşan youtuberlari izledim sorular sordum hepsine. 5 adet kovanla 1 haftaya başlıyorum hobi arıcılığa pratik olarak da inşallah.

    öncelikle entrylerin çoğuna baktığımda bilen bilmeyen herkes fikir belirtmiş. varroa nedir, bal akımı nedir, polen neye lazım, nektar ne zaman olur, arı beslemesi ne zaman neden yapılır, kek neden verilir, şurup ne zaman verilir, kuluçkalık ve ballık neresidir bu tarz sorulara cevap verip biraz bilgilendirme yapmaya çalışalım ki yazarlarımız ve okurlarımız bal ve arı hakkinda bilgi sahibi olsunlar. soru cevap yöntemiyle devam edelim:

    s: arı evcil bir hayvan mıdır?
    c: hayır. arı sahibini bilmez, en çok sahibinden nefret eder. sahibi onun gözünden yuvasını rahatsız eden ve balını çalan biridir. biz insanlar sadece arıya uygun bir yuva hazırlıyoruz ve onun orada yaşamasına devam etmesi için şartlarını iyi tutuyoruz

    s: arı neden bal yapar?
    c: çiçekli bitkiler tozlaşsin diye! şaka şaka tabi ki de çiçekli bitkilerin tozlaşmasindan büyük oranda arılar mesul. fakat arılar kendileri yemek için bal yapıyor. arıların 3 temel besini var: nektar polen ve su. nektar karbonhidrat, polen protein ağırlıklı, su işe yaşam kaynağı zaten. bal nektardan yapılıyor, polen ise daha cok yeni dogan yavruların beslenmesi için lazım. arılar bal akım döneminde çok gelen nektarı depoluyor ki nektar olmayan sonbahar ve kışın da yemekleri olsun diye.

    s: saf bal üretiyorum diyen bir dayının şeker ve kek verdiğini gördüm. bu bal saf nasıl olur?
    c: bütün dünyadaki aricilari izledim sayılır, en gelsimis ve standartlara uyan ülkelerde dahi arılar besleniyor. arisini beslemeyen daha görmedim. arıyı beslememek de bir opsiyon mudur, olabilir ama ya hiç bal alamazsin ya da çok az alırsın, kışın da muhtemelen kovan söner yani arılar ölür. arılar nektar akımı ya da bal akımı denilen sezonda balı biriktirmeye ve petekleri sirlamaya başlar. bu dönem yöreden yöreye değişir, örneğin turunç balı yaklaşık mayista sagilir, kestane haziran temmuz, yayla çiçekleri geç yaz, ayçiçek temmuz, çam balı eylül ekim. ilk baharda arı bir nevi kış uykusundan uyanır ve ana arı yumurtlama hızını arttirir. bal akim dönemine kadar arıyı beslemezseniz ana arı nektar az geliyor diye az yumurta atar. koloni gelişmez, nektar akım dönemi geldiğinde yeterli sayıda tarlacı arı olmaz, bal az yapılır, yapılan bal da anca arıya yeter. dürüst arıcı, bal akım dönemi başlamadan önce arisini şekerli su veya kekle besler. bu koloniyi geliştirir, ana arı nektar çok var diye yumurtayı hızlandırır, koyulan şekerli suyu arılar kendi yer, bal yapmaz, biriktirmez baharda. bal akım dönemi yaklaştığında arıya ballık dediğimiz ikinci katı atarsınız boş petekler koyup, şurubu kesersiniz. arı üst kata koyulan peteklere doğadan topadigi nektar ile bal yapar, siz de bu kat veya katlardaki ballı petekleri alırsanız işte bu tamamen doğal nektardan yapılan baldır artık. burada önemli olan bal akım döneminde üreticinin şekerli su artık vermemesidir. bundan emin olmaz zordur. ama ballik attıktan sonra besleme yapmadığını bildiginiz aricidan aldığınız bal doğaldır, baharda yumurtlama döneminde verilen şeker bu balliktaki peteklerde bulunmaz.

    s: arının balı aliniyorsa arı nasıl yaşıyor balsiz?
    c: arının balı alındıktan sonra yine arıya şekerli su şerbeti veriliyor sonbaharda ve arıya kendisi için şekerli sudan bal yaptırılıyor. arıya kendi kuluçkalıgindaki balları bırakmak lazım zaten. ama çoğu zaman bu bile yeterli olmuyor. o yüzden balı alindiktan sonra şekerli su veriliyor ve arı kışın bu şekerli sudan aldığı besinle oluşturduğu balı yiyor.

    s: tamam bal akım dönemi şekerli su verilmezse bal doğal nektardan yapliyor anladık. ama yine de şekerli su veya kek gibi şeylerle beslemek arıyı, doğanın çalışmasına müdahale olmuyor mu?
    c: evet oluyor. aynı zamanda ineklerin yavrusuna yetecek sütten daha fazlasını urettirmek, tavuğa daha fazla yumurta attırmak da oluyor. çünkü artık avcı toplayıcı değiliz. tarımsal devrim (m.ö. 10000 ler) den itibaren zaten doğal tabiat döngüsünün disina çıktık. bu kadar nüfus başka türlü beslenemiyor.

    s: tağşiş bal nedir?
    c: bal suzuldukten sonra bala şurup ve tatlandirici katılıyor. bir başka doğal olmayan bal da bal akım döneminde surupla besleme yapılması, burada da şekerli sudan yapılan bal yenmiş olunuyor.

    s: sahte bal nedir?
    c: ortada ne arı ne kovan var. baya laboratuvarda şurup renklendirici ve tatlandirici ile yapılıyor. bunun balla bir alakasi yok.

    s: varroa nedir? aldığımız bala nasıl bir etkisi vardır?
    c: varroa bir nevi arı bitidir. arıya yumurta döneminde yapışır, kanını emer, koloniyi yok edebilir bile. varroa ile mücadelede kimyasal ilaçlar malesef ruhsatlidir. bu kimyasallar bildiğimiz zehirdir. balda ve petekte kalıntı bırakir. bal alırken bunu da sormakta fayda var.

    s: marketteki ballar doğal mıdır?
    c: bilemem, kimseyi de zan altında bırakamam. fakat bu sene 2021 de yani, okuduğum bir haberde turunç balı toptan kilosu 20 liraya alınmış. üretici bu durumda kar etmek için mecbur bal akım döneminde şekerli su verecek ki daha fazla bal üretsin. marketlerdeki ballar da toptan alıyorlar ise balı bunda tamamen doğal olması bana ekonomik olarak pek mümkün gelmiyor. ama kimsenin günahını almayalım. ara sıra bakanlık testler yapıp liste hazırlıyor. oralara bakılabilir. ama o da net bir gösterge değildir. ben kendi masraflarımi çıkardım 5 kovan için. türkiye ortalamasında bal alsam (kovan başına 13 14 kg dir), kilosunun masrafı 100 tl'ye yakın 2021 için. tabi ben hobi olarak uğraştığım için masraf çok, ama ticari bal satanin masrafının yanında işçiliği yol masrafları ve kayiplari da olacak . bu durumda aile gecindirmek için ciddi kovan sayısına ve ciddi kar oranına ihtiyaç var. kendi pazarını oluşturmak 30 40 kilo bal satmak için kolay ama yüzlerce kovaniniz olup tonlarca baliniz varsa mecbur toptanciya satacaksiniz, o da kilosu 25 ten alıyor. durumun vehametini buradan analiz edebilirsiniz.

    s: son olarak söylemek istedikleriniz?
    c: hobi arıcılıkla ilgili bir oynatma listesi hazırladım. yazdıklarımı ve arıcılık serüvenimin detaylarını oradan video olarak da takip edebilirsiniz.

    https://youtube.com/…lahn50931oj7yjqniehmxnwfhrhp-f

    edit: birkaç soru cevap daha:

    s: neden bazı balların tadı, akışkanlığı ve kokusu farklı oluyor?
    c: çünkü arılar hangi nektardan bal yapıyorlarsa koku, tat ve akışkanlık ona göre şekilleniyor. hatta yan yana duran iki kovan arasında bile ballarının tadında ve aromasında fark olabiliyor.

    s: kendim bal üretebilir miyim?
    c: uygun bir yeriniz varsa evet. benim köyüm oturduğum yere 50 km. arılara haftada 1 bakmak yeterli (aksini söyleyenler olabilir ama okuduğum bütün kaynaklar haftada 1 diyor). dolayısıyla haftada 1 gün eğer 3 5 kovanınız varsa 2-3 saat harcayarak bakabilirsiniz gibi geliyor. kovan sayısı 3 olarak başlamak tavsiye ediliyor. neden 3? çünkü 1 kovanla başlarsınız, ondan da verim alamazsınız moraliniz bozulur diye tavsiye ediliyor. 3 olunca istatistik ilmine göre en azından 1'inden verim alma ihtimaliniz artıyor. haftada 1 uğrayabileceğiniz uygun bir yer varsa kendiniz yapabilirsiniz.

    s: kovan nereye koyabilirim?
    c: zor bir soru? amerikada "backyard beekeeping" diye bir kavram var, yani evinizin arka bahçesinde yapabilirsiniz. ama konu komşu önemli. onlar rahatsız olmamalı. normalde en çok rahatsızlık, komşunun su kaynağı varsa yakın kovana, arılar su almak için oraya doluşabiliyorlar. örneğin yüzme havuzu var komşunun, sürekli arı olması sıkıntı oluşturabilir. ya da arı sokmasına aşırı tepki veren bir rahatsızlığı varsa bu da sorun teşkil edebilir. 3-5 kovan, genelde köylerde sorun olmaz diye düşünüyorum. çünkü hemen her köyde arıcılık yapan birileri oluyor gözlemlediğim kadarıyla. hobi bahçeniz fln varsa oralar da olabilir. ama şehrin içinde çok mümkün gözükmüyor. hem çiçek bulamazlar, hem de komşular rahatsız olur.

    s: arıcılığa başlamanın maliyeti nedir?
    c: 3 kovan için malzemeler, arılar ve kovanlar ile birlikte ben yaklaşık 3-4 bin arası harcama yaptım (2021 için). arılarıyla birlikte bir kovan ortalama 800-1000 tl arasında alırsınız. bunların yanında petek alacaksınız, kıyafet alacaksınız, duman için körük vs masraf oluyor. türkiye ortalamasında bal alabilirseniz (13 14 kg), ilk yılda bile masrafınızı çıkarabilirsiniz, nasip. sonraki yıllarda ise zaten demirbaşları ve kovanları aldığınız için masrafınız çok daha aza inecek. o açıdan çok mantıksız durmuyor ekonomik açıdan. hobi ve sağlıklı bal yemek için düşünürseniz de zaten 3 4 bin ayırabilecek bütçeniz varsa çok mantıklı.

    edit 2: bir yazar arkadaşın çok mantıklı bir sorusu

    s: ben de kendi balımı üretmek istiyorum. nereden arı alabilirim?
    c: türkiyede kovanlı arı satın al diye google'da aradığınızda karşınıza çıkan meşhur bir firma var. aynı zamanda ana arı ve arıcılık malzemeleri de satıyor. bu firma türkiye geneline dağıtım yapıyor. ben 3 kovan bu firmadan sipariş ettim. henüz gelmedi yaşadığım şehre, gelince zaten inşallah arıların durumunu, gelişme aşamalarını da videoya alıp yayınlayacağım. o zaman firmanın arıları hakkında bir geri dönüş verebilirim. fakat tecrübeli arıcıların genelde tavsiye ettikleri kendi bölgenizden, yani arıları koyacağınız yerin iklimine ve rakımına yakın bir yerde arıları olan birinden arı almanızdır. buradaki tez ise şu, o bölgede yıllardır arıcılık yapan birisinin arıları artık o bölgeye, floraya ve iklime uyum sağlamış bir genetiğe sahip olacaktır nesilden nesile bu gen aktarılacaktır. böylece yakın bir yerden alacağınız arıları bölgeniz ve ikliminizle daha uyumlu olup daha verimli olacaktır. benim bu konuda bazı tereddütlerim var: birincisi şu ki herhangi bir arıcıdan (internetten de alsanız) aldığınız arının ana arısının ne olduğuna dair bir sertifika ya da belge ben göremedim. yani siz kafkas ana arılı ya da karniyol ana arılı bir koloni ve kovan aldığınızı düşüneceksiniz ama aldığınız arı acaba ne kadar bu türün özelliklerini taşıyor bundan ne kadar emin olabileceksiniz? veya aldığınız arının geni belki oğul vermeye çok meyilli olabilir, böyle bir gen olduğu çalışmalarda mevcut, siz bunu da bilemeyeceksiniz. zaten acemisiniz, arınız oğul verip zayıflayacak sezona girerken bu yüzden belki. amerikada kuzeydoğu eyaletinde ormanın içinde yaşayan bir arıcı youtuber arılarını amerikanın en güneyinden texas'tan aldığını, çünkü o arı ırkının varroa bitine karşı temizlik geni taşıması nedeniyle tercih ettiğini söyledi. arıları aldığı ilkim ve rakımla kendi bölgesinin alakası yok ama çok başarılı bir arıcı. yani aslında arının geni, yanı ırk özellikleri çok kritik bu aşamada. bir de türkiye kovan sayısında dünyada çin'den sonra ikinci ya da üçüncü idi 2018 verilerinde. fakat kovan başına bal ortalamasında 13-14 kilo ile çok kötü bir yerdeyiz. kanada 50 kg, almanya vs 30-40 kilo civarında ortalama bal alırken bizim ülke gibi müthiş zengin ve endemik floraya sahip (bulunduğumuz paralel ve çeşitli rakımların mevcut olmasının etkisiyle) bir ülkede neden bal verimi çok düşük? bunun sebebi bence arıcılığın bilimsel ve deneysel yöntemlerle geliştirilmemesi, tıpkı malesef diğer hemen her alanda olduğu gibi, hemen her arıcının kendi yöntemi ve tekniği var. ama baktığımızda deneysel ve bilimsel kayıt altına alınmamış. arılara ilgi duyduktan sonra köydeki ya da etraftaki arıcılarla konuştuğumda, kitaplarda okuduğum ya da yabancı youtube kanallarında dinlediğim şeylerin bir çok konuda tam tersini yaptıklarını ve tavsiye ettiklerini gördüm. bal verim istatistiğimizi de göz önüne aldığımızda bizim "yerel" ve "alaylı" olarak ifade edebileceğim arıcılarımızın tekniklerinin aslında çok da etkili olmadığı ortada. bunca laftan sonra diyeceğim o ki, arıcılık sonuçta böcek türünden bir hayvana bağlı bir iş. dolayısıyla çevresel etmenler, o seneki yağış sıcaklık rüzgarlar vs de çok önemli oluyor. bir yerden başlayın derim. ister internetten alırsınız arılı kovanlarınızı, ya da malum sarı siteye bile girin etrafınızı seçin lokasyon olarak arı diye aratın tonla ilan göreceksiniz, gidin onlarla tanışın, konuşun biraz bilgi sahibi olun, onlardan alın arılarınızı. sonuçta yıllar içerisinde kendi tecrübeniz ve bilginizle oluşturacağınız bir tekniğiniz olacak. ilk yıldan çok ümitli olmamak lazım hayal kırıklığı yaşamamak adına. ben şahsen bu sene hiç bal almayacağım ve arılarımın hepsi ölecek ya da kaçacak beklentisiyle başlıyorum :) yine amerikadaki arıcıları izlediğimde inanılmaz bilimsel ve deneysel çalıştıklarını görüyorum. onların sitelerine girdiğinizde ilk tavsiye ettikleri şey yerel arıcılık federasyonuna üye olun ve etrafınızdaki arıcılarla tanışın diyorlar. bizim üklemizde de bence yapılabilecek ilk şeylerden biri bu olmalı, yani arılarınızı koymayı düşündüğünüz yere yakın arıcılarla tanışıp onlardan bilgi almak lazım. ama dediğim gibi bal verim oranı ve toplumun genel bilgi seviyesi düşünüldüğünde tecrübeli arıcı diye onların her dediğinin doğru olduğu kabulünden uzak durmak gerekiyor. okumaya, izlemeye, sohbet etmeye, yani bilgi alış-verişi yapmaya özen göstermek lazım.

    edit 3: internetten kovan siparişlerimi iptal ettim, köyüme 15 km uzaktaki bir aricidan 3 kovan satın alıp kovanları bahçeye götürdüm. kovanları güneş batmaya yakın kapatıp götürüyorsunuz ki tarlacı arılar dönmüş olsun. gece bahçeye yerleştirip ağızlarını açtım. 2 si sakindi ama 3. kovan çok kuvvetli olduğundan mıdır yoksa cinsi mi hırçın bir anda kovanın etrafını sardı ve saldırdı bana. gece gece bi oraya bı buraya koştum en son arabaya attım kendimi tabi koruyucu giymemiştim. camları kapattım sırtımda yakaladım 1 tane arıyı öldürdüm sıkıp yoksa sokacakti.

    2 gün sonra tecrübeli bir ariciyla gidip öğlen vakti kovanlara kat vermeye gittik. hırçın kovandan başladık kontrole, körük mörük fayda vermedi havalandı arılar etrafımi sardılar. koruyucu kıyafetten bile alnimdan ve kolumdan soktular. ben panik oldum ama tecrübeli abi sakindi çok şükür ona güvenip sakın kalabildim. diğer 2 kovan sakin allah'tan huysuzluk çıkarmadılar. işimiz bittikten yarım saat sonra bile kovana 20 metre yaklassam 1 tanesi saldırıyor sokana kadar bırakmıyor, etrafa da saldırıyor.

    internetten arıcılık videoları izleyip benim gibi hobi arıcılığa başlamak isteyenlerin dikkatine: arıcılık çok ciddi ve tehlikeli bir iş. yanınızda tecrübeli bir arıcı olmadan sakın kovan açmayın. en az 5 6 kere birlikte açın sonra alışınca kendiniz açın. arılar etrafinizi sarıp yüzünuze yüzünüze saldirdiginda kıyafet olsa bile insan stres oluyor. abi olmasaydı yanımda kovanı kapamadan kaçar giderdim belki o derece korkutucu. tabi alışınca herhalde normal gelecek bunlar. şimdilik zevk almaktan çok gergin ve stresli geçiyor ilk açış sonrasında duygularım. inşallah zevkli hale gelir, bal fln umrumda değil artık, yeter ki tek başıma da sakin ve rahat bakabileyim kovanlarima.

    ilk defa kovani kontrol için açtığımda olanlar:
    https://youtu.be/jpaal4ekiae
123 entry daha