şükela:  tümü | bugün
47 entry daha
  • şu an başımızı dertten alamadığımız için pek hatırlamıyoruz ama eurovision'a katıldığımız dönem hakikaten güzeldi. özellikle sertab erener'in birinciliğinden sonra arka arkaya çok kaliteli şarkılar (hadise hariç) gönderdik. daha sonra birileri, televizyon karşısına geçip eğlenmek bu ülkenin insanına fazla, hem ne o öyle farklı milletlerle kaynaşmak falan dedi ve türlü bahaneler ile eurovision'a katılmayı bıraktık. ha 2000-2010 arasında da ülkede sorunlar vardı ama en azında geleceğe dair bir umut taşıyorduk. bu dönemin sonunda ise bildiğiniz üzere her şey yokuş aşağı gitti.

    ben de o zamanlardan beri eurovision falan takip etmiyorum. hem yarışmanın genelindeki müzik tarzı bana hitap etmiyor hem de (ki en büyük sebebi budur aslında) olabileceğimiz bir yerde olamadığımızı görmek sinirimi bozuyor. bu yıl da kim katılmış kim katılmamış bakmamıştım. ta ki bi arkadaşımla yaptığımız muhabbette maneskin'in eurovision videosunu izleyene kadar. bu arkadaşımla hemen her şeyimiz ters olduğu için (hala nasıl arkadaşız ben de bilmiyorum) o şarkıyı da videoyu da beğenmediğini söyledi. ben de ilk izlenim olarak grubu fena bulmadığımı söyledim. asıl olay ise şarkıyı birinin story'sinde görmemle koptu. burada ilk önce maneskin'i tanıyamadım ama şarkı güzelmiş ben bunu bir ara dinleyeyim dedim. sonra da şarkının bu gruba ait olduğunu fark ettim. e madem yolumuz iki kez kesişti o zaman grubu araştırıp buraya bir inceleme yazmalıyım diye düşündüm. şimdi beraber 2000'li gençlerden oluşan bu grubun dikkat çekici noktalarına bir bakalım.

    ilk olarak benim yıllar içinde geliştirdiğim bir alışkanlığımdan bahsedeyim. bir grubu dinlerken tüm enstrümanları duyabilmek isterim. gözlerimi kapattığımda bateristin hangi zile vurduğunu ya da bass'çının slap'lerini net bir şekilde görebilmem lazım ki dinlediğim müzikten keyif alayım. bu özellikle son yıllarda bir ihtiyaç haline geldi çünkü ne güçlü davul partisyonu yazıyor kimse ne doğru düzgün riff var. maneskin ise bu alanda tam olarak aradığım şey. özellikle ilk albümlerinde yer alan kendi yazdıkları şarkılarda neredeyse kick pedalının davula temas ettiği anı bile rahat bir şekilde duyabiliyorsunuz. ayrıca bunun için çok kaliteli bir kulaklığa da ihtiyacınız yok. ben ilk önce kulaklıkla dinledim. sonra acaba ses kayboluyor mu diye telefonun hoparlöründen açtım ikisinde de gayet güzel duyuluyor her şey çünkü grup zaten baya gümbür gümbür çalıyor sürekli.

    ayrıca grubun mantalitesi de çok sağlam. şu anda rock biraz içe kapanık bir hale geldi. bu yer yer güzel olsa da kim sahneye çıkıp rockstar'lık yapacak sorusu yanıtsız kalıyor. bu grupta ise özellikle vokallerde o rock tavrını duyabiliyorsunuz. şimdi bu durumu örnekle açıklayalım. rock vokalistlerinin büyük çoğunluğu ses eğitimi almamış oluyor malum ve sesin gitmesi, konserde detone olmak falan aslında kusur olarak görülecek şeyler değil. çünkü burada önemli olan şey hissiyat. mesela bu grubun vokalisti damiano david sürekli gırtlağını patlatarak söylüyor şarkıları. bu da şarkı söylerken o kadar yoğun hissediyorum ki sesimin yırtılması, boğazın zorlanması umurumda bile değil demek. bu vokal mantığı o rock tavrına yakışır bir hareket. ancak şarkıya eşlik edicem diye bunu evde denemeyin zira üçüncü dakikada falan boğazınız yanmaya başlar.

    rock müzik zamanla değişim geçirdiği için artık sentez olmadan bir yere varmanız da çok mümkün değil. çünkü temel olacak her şey daha iyileri tarafından yapıldı zaten. maneskin de sentezini funk ve pop ile yapıyor. ancak buradaki güzellik şarkılar pop'a yakınsarken bile rock tınılarının enerjisinden uzaklaşmamaları. aynı şekilde gitar funk riff'lerinde gezinirken davullar da işe kaldıkları yerden devam ediyor.

    grubun albümleri de genel olarak kısa aslında. ama yarım saatlik kayıtta bile sürekli yüksek enerji dinleyiciyi yorabilir. bu nedenle grup araya akustik esintili şarkılar da eklemiş. bunlar da indie havasında değil tam olarak ama gayet sakin sound'lu parçalar. bu alanda yine vokallere geri dönmemiz gerekiyor. damiano, hayli agresif ve hızlı vokallere sahip. bu hız yer yer rap'e bile yaklaşıyor hatta. ancak grup işi nu-metal'e kadar götürmüyor. sadece oradaki enerjiyi kullanıp kendi türlerine geri dönüyor.

    sonuç olarak ben grubun yaptığı albümleri beğendim. hatta ilk albümden sonra keşke gitar solosu olsaydı diye düşünürken son albümde buna göre kayıt yaptıklarını da gördüm. burada aşırı efektli dolu dolu sololar yazmışlar. o nedenle hiç beklemediğimiz bir yerden takip edilecek yeni bir grup keşfetmiş olduk.

    tabi bunlar iyi güzel ama eurovision konusuna kendi açımızdan bakacak olursak bir burukluk var içimizde. çünkü bu dünya bize hala çok uzak. özellikle son kararlarla ülkedeki müzisyenlerin yüz üstü bırakılması çok acı. ki bu süreçte 100'den fazla müzisyen de intihar etti. umarım severek dinlediğimiz sanatçılar ve arkadaşlarımız kısa süre içinde sahnelere geri döner, ayrıca karar verenler şu inadından vazgeçer de tekrar şebnem paker, manga, athena, mor ve ötesi gibi kaliteli isimleri hep beraber destekleriz.
203 entry daha
hesabın var mı? giriş yap