şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • benim için çok özel iki performans sanatçısından beyaz olanının* umuyorum şimdilik son eseri.

    ilk yarısında bol bol güldüm ama intermission sonrası tonu oldukça değişiyor.

    genel olarak insanlar bo burnham'ın ruh sağlığını endişe verici buldukları için kötümser bakıyorlar olaya. inside, netflix'te bile suicide uyarısı ile yayınlanıyor ve hem yapıtın içinde bo burnham intihardan bahsediyor ama intihar etmeyin uyarısında bulunuyor, hem de kredilerde intihar eğiliminiz varsa ya da aklınızdan bu düşünceler geçiyorsa yardım hatlarını arayın notu var.

    ben ise olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum. annesi ile facetime yaptığını anlattığı şarkıdan hemen sonra sağ alt köşede fight club usulü bir frame giriyor çıkıyor. bu frame, şovun sonuna doğru parodisini yaptığı let's play videolarındaki görüntü ve bence şu mesajı veriyor: ben burada gördüğünüz karakteri oynuyor ve oynatıyorum. o kısımda hatırlarsanız ağlamak için x'e bas vs gibi komutları takip ediyor ve karakterini bol bol ağlatıyordu.

    bu yüzden bo burnham'ın depresyonda olduğu vs gibi durumları ya da ruh halinin sağlıksız olduğu seçeneklerini tam olarak elemine etmeden durumunun inside'da yansıttığı kadar korkunç olduğunu düşünmüyorum. kendisinin aşırı farkında, kendisine canavarca eleştirel, her şeyi, olan biteni, kendisini, beklentileri çok fazla sorguluyor ama görüşlerin aksine intihar edeceğini veya durumun kendisi için daha kötüye gideceğini düşünmüyorum. daha susam sokağı'nın şarkılarını yazacak.

    bo burnham'ın dediği gibi: art is alive, nothing is real.

    (son bir not: gördüğüm - izlediğim şeylerle sınırlı kalarak yapacağım yorum: daha iyisi ya da yaratıcısı yapılamaz diye düşünüyorum. kendisine hayranım.)

    (son not 2: ok computer'a değil the wall'a daha çok benzettim)
33 entry daha