şükela:  tümü | bugün
37 entry daha
  • dün gece atv'de denk geldim, meğer dizisini yapmışlar bu tarihi karakterin.
    dizinin adı: bozkır arslanı celaleddin.
    görsel

    bir kere "arslan" ismi yanlış. "aslan"dır onun adı.

    aslan türkçeyken, arslan kelimesi moğolcadır. (kaynak: dilbilimci, moğol ve orta asya dilleri uzmanı prof. john kruger)
    örneğin büyük selçuklu sultanı alp arslan'ın adı da arslan'dır, ama moğollara düşman bir liderin hayatını dizi yapıyorsan bu aslan-arslan ayrıntısına dikkat etmen gerekirdi en azından.
    dizinin adını "bozkır arslanı" değil de, "bozkır aslanı, bozkır kaplanı" koyabilirdiniz.

    şimdi zaten atv'nin böyle bir dizi yapma amacını çözemedim ben, zira celaleddin harzemşah, selçukluların düşmanıydı.
    büyük selçuklu devleti yıkıldığında buradan arta kalan topraklarda kurulmuş harezmşahlar devleti'nin son hükümdarı kendisi.
    ayrıca celaleddin harzemşah da anadolu selçukluları'nın düşmanı.
    hatta ve hatta ertuğrul gazi'nin de düşmanıdır ki ertuğrul gazi ve kayılar, yassıçemen savaşında anadolu selçukluları ile birlikte celaleddin harzemşah ile savaşmış ve onu tarihe gömmüşlerdir.

    bu kısma birazdan döneceğiz.

    yani dediğim gibi atv bu diziyi ne düşünce ile yaptı anlayamadım.

    yukarıda da kısaca bahsettiğim üzre, celaleddin harzemşah selçuklu'ya düşman, ertuğrul gazi'ye de düşman.
    "o halde müslüman olduğu için bu diziyi yapmış olabilir mi" diyecek olursanız, celaleddin harzemşah ve babası alaaddin muhammed aynı zamanda sünni islam dünyasının halifesi olan abbasilerin de düşmanı ve abbasilerle de savaşmışlar.

    geriye bir tek seçenek kalıyor bu dizinin neden yapıldığını anlamak adına; moğol düşmanlığı ve moğol düşmanlığı yapılarak gök tanrı inancını kötü göstermek.

    bu dizinin başka bir yapım amacı olduğunu sanmıyorum.

    zaten kısaca baktığım kısımda gök tanrı inancına ait bir şamanı kötü bir karakter olarak lanse etmişler...

    neyse, diziyi bu kadar gömmek yeter sanırım.
    zaten tarihi gerçeklerin çarpıtıldığı ve içinde allah allahlar, yallah yallahlar geçen bu tarikat kafasıyla yapılmış tarihi dizileri kimsenin izlediğini düşünmüyorum...

    şimdi gelelim celaleddin harzemşah'ın gerçek hikayesine...

    öncelikle celaleddin harzemşah diye biri yoktur.
    celaleddin harzemşah diye bilinen şahsın adı mengüberti'dir.
    mengüberti'nin anlamı; tanrı verdi, allah verdi dir...
    görsel

    "celaleddin"; dini savunan, dinin ululadığı anlamına gelir.

    celaleddin harzemşah; harezm diyarında kurulan devletin hükümdarı celaleddin, yani dini savunan harezmlerin şahı anlamındadır.
    bu "celaleddin" sıfatı, mengüberti'nin moğollar'a mağlup olmasından sonra islam dünyasında kendisine taraftar toplamak amacıyla vermiş olduğu politik bir sıfattır.
    tıpkı; reis, ümmetin lideri, asrın lideri gibi...

    her neyse...
    mengüberti olarak dünyaya gelen celaleddin harzemşah'ın babası alaaddin muhammed'dir.

    alaaddin muhammed, büyük selçuklu devleti yıkılınca bölgedeki otorite boşluğundan faydalanarak, harezmşahlar devleti'nin topraklarını genişletmiş ve bölgenin en güçlü devleti haline gelmiştir.
    bölgenin en güçlü devleti haline gelince de tüm islam dünyasını kontrol altına almak istemiş, bu yüzden halifeliğe sahip olan abbasileri kontrolü altına almaya çalışmış, lakin abbasileri hakimiyeti altına alıp halifeye sahip olamayınca da harezm ülkesinden birini "paralel halife" ilan ederek devletine meşruiyet kazandırmak istemiştir.

    işte büyük selçuklu sonrası islam dünyası bu haldeydi.
    şiilerin halifesi ayrı, sünnilerin ayrı, hatta bu halifeleri beğenmeyenler kendilerine minik minik paralel halifeler yaratıyordu.

    yani halifelik makamı görüldüğü gibi pek muteber bir makam değil sevgili arkadaşlar, zaten 4 halife döneminden sonra da halifelik diye bir şey yok aslında...
    neyse ki sarı saçlı mavi gözlü bir dev çıktı da bu saçmalığa toptan son verdi herkes kurtuldu...

    neyse...
    konumuzun kahramanı celaleddin harzemşah işte böyle bir dünyada yetişti. kendisi harezm şehzadesiydi, ama trışkadan şehzadeydi.

    zira babası veliaht olarak kardeşi uzlagşah'ı göstermişti.
    uzlagşah bizim celaleddin'den ufaktı, ama tahtın varisiydi.
    çünkü uzlagşah'ın annesi türk soyluydu, kıpçak'tı, celaleddin'in annesi ise hintli bir cariyeydi, bu durumda celaleddin yarı türk olduğu için otomatikman vereset sırasında geri planda kalmıştı.

    lakin celaleddin, veliaht olan kardeşinden askerlik alanında daha iyi bir şehzadeydi.
    cengiz han'ın çok güçlü orduları olduğunu ve çin'den elde ettiği teknoloji sayesinde harezm kalelerinin moğollara dayanamayacağını görüyordu.
    buna mukabil babası alaaddin muhammed ise moğollar'a karşı ülke genelindeki kaleleri güçlendiriyor ve moğolların "harezm tahkimatlarını aşamayacağını" düşünüyordu.

    şimdi burada bir es verelim ve moğollar'a dönelim.
    türk ve islam dünyasına, ortadoğu'ya moğolları bela eden kişi, celaleddin'in babası alaaddin muhammed'in amcası olan, otrar valisi inalcık'tır.

    evet, 1218'e kadar harezmler ve moğollar müttefikti ve moğolların çin'den elde ettiği ganimetler, harezm ülkesindeki ticaret yolları vasıtasıyla anadolu'ya, iran'a ve ortadoğu'ya taşınıyordu, bu ticaretten hem moğollar, hem harezmşahlar deli para kazanıyordu.
    görsel

    lakin büyük amca otrar valisi inalcık bu ticaretten memnun değildi, harezm topraklarına giren moğol kervanlarının "fetöcü casuslar" olduğunu düşünüyor, bunların "beka sorunu" olduğuna inanıyordu. kimbilir, belki de bu ticaretten az nemalandığı için, daha çok pay istediği için böyle diyordu, bilemeyiz.

    ama işte günlerden bir gün 1218'de bu inalcık 500 deveden oluşan bir moğol kervanını bastı, mallarını yağmaladı.

    lan oğlum sen devletin resmi valisisin, vali adamın bir ağırlığı olur, ne demek kervan basmak, yağmalamak?
    yahu sen kim köpek kervan yağmalıyorsun, hem de cengiz han'ın kervanını???

    tabi kervanı yağmalanan cengiz han, öfkeden deliye dönmüş ve otrar valisi inalcık'ın kellesini istemiş, harezm sultanı alaaddin muhammed'de, "bu fakir bu görevde olduğu sürece sen o valiyi alamazsın" diyerek hiç yapılmaması gereken bir halt yemiş ve akabinde cengiz han ordusuyla birlikte harezm ülkesine dalmış...

    işte tam bu sırada celaleddin harzemşah tarih sahnesine çıkıyor sevgili arkadaşlar.
    daha önce de bahsettiğimiz üzre celaleddin ve babasının askeri doktrinleri birbirine tamamen zıt.
    celaleddin, moğollara karşı meydan savaşından yana, ama babası kalelerde savunma yapmayı tercih ediyor.
    tabi moğollar çin'den elde ettikleri teknoloji sayesinde harezm kalelerini bir bir yıkıp fethediyorlar.
    otrar, buhara, semerkand ve nihayet başkent urgenç şehri düşüyor.
    görsel

    400 bin kişilik orduya sahip olan harezmşahlar, ordularını kalelerde tutarak moğollara yem oluyorlar, nihayet baba alaaddin muhammed ölüm döşeğindeyken hatasının farkına varıyor ve celaleddin'i varisi ilan ederek "oğlum git ülkeyi kurtar" diyor.
    celaleddin de "he oldu, koca ülkeyi batırdınız, şimdi celo git kurtar diyorsunuz" diye sitem etmiyor tabi, hemen vazifeye başlıyor.
    (ara not: celaleddin'in babası, alaaddin muhammed bir rivayete göre hazar denizinde bir adada açlıktan ölmüş)

    neyse, celaleddin sultan oluyor böylece, ama bazı harezm beyleri özellikle de türkmenler onun sultanlığını tanımıyorlar, "bize öyle bir bilgi gelmedi, bizim sultanımız uzlag şah'tır" diyerek celaleddin'e biat etmiyorlar ve uzlag şah ile birlikte başkent ürgenç'te kalıyorlar.
    yukarıda da bahsettiğim üzre ürgenç de moğollar tarafından yakılıp yıkılınca da bunlar tarih sahnesinden siliniyorlar.

    böylece herhangi bir başkenti olmayan, moğol işgali altında olan bir ülkede celaleddin harzemşah sultan oluyor.

    bu arada celaleddin, kendisine bağlı kuvvetlerle horasan, gazne, kabil vb o coğrafyayı dolaşıp harezm sultanı olduğunu tebliğ ederek kendisine kuvvet topluyor, ama bir yandan da moğollar bu yeni sultanı arıyorlar.

    işte tam o sırada bugünkü afganistan'da, hindikuş dağlarında olan parvan dediğimiz bölgede cengiz han'ın komutanlarından olan shigi khutu noyan'ın güçleriyle karşılaşıyorlar.
    shigi noyan'ın kuvvetleri 20-30 bin kişi, celaleddin harzemşah'ın ordusu ise 50-60 bin kişi, güç dengesi moğolların aleyhine olan bu savaşı celaleddin harzemşah kazanıyor, kazanıyor kazanmasına ama ordusunun yarısını kaybediyor bu muharebede.

    işte tarih yazıcılarının celaleddin harzemşah için söylediği "cengiz han'ı bozguna uğrattı, aslandır, kaplandır, cengiz'i yenen tek komutandır" dedikleri muharebe bu parvan muharebesidir.
    görsel

    yenilen cengiz han değil, moğolların nogaylarından biridir, ama bu savaşta celaleddin harzemşah daha büyük bir kayba uğramış ve bir daha da toparlanamamıştır.

    tabi parvan muharebesinde olanlar cengiz han'ın hoşuna gitmez.
    bu kez bizzat moğol ordusunun başına geçer ve celaleddin harzemşah'ın peşine düşer.

    bu sefer yaklaşıyor yaklaşmakta olanı gören celaleddin, ordusunu ve kendisine tabi olan insanları alarak güneye, hindistan'a doğru kaçmaya başlar, ama cengiz han bunları indus nehri kenarında kıstırır.
    celaleddin burada artislik yapar ve saldırıya geçer.

    kafanızda şöyle canlandırın;
    görsel

    tabi sonuç hüsran olur.
    cengiz han'ın ordusu asker-sivil demeden indus muharebesinde büyük bir kıyım yapar.
    celaleddin'in ordusu tamamen yok edilir, sivillerin de neredeyse tamamı katledilir. celaleddin harzemşah yanında kalan çok küçük bir kuvvetle hindistan'a geçer ve delhi sultanlığına sığınır.
    görsel

    fakat celaleddin bir süre sonra delhi sultanlığıyla da papaz olur ve 3 yıl boyunca hindistan'da dolaşır.

    3 sene sonra bakar ki moğol tehlikesi azalmış, iran'a gider.
    burada harezm vezirlerinden olan burak hicab'a sığınır, burak hicab da onu yeniden harezm sultanı ilan eder, sonra bir selçuklu prensesi ile evlenir ve yeniden selçuklu toprakları ve harezm topraklarında hak iddia eder.

    lakin moğollar yeniden geri döner ve celaleddin yine yenilir ve iran dağlarına saklanır.

    sonra tekrar ortaya çıkar, yeniden kuvvet toplar ve azerbaycan, gürcistan dolaylarına yağmaya gider. tebriz'i alır, ardından ahlat kalesini kuşatır.
    aylarca kuşattığı ahlat kalesini alamaz, bu arada moğollar yeniden gelir ve isfahan yakınlarında celaleddin'i bir kez daha mağlup ederler.

    moğollar gidince, celaleddin tekrar sahneye çıkar ve "yenilen pehlivan güreşe doymaz" misali tekrar anadolu'ya saldırır, ahlat'ı kuşatır.

    ahlat o esnada eyyubilere bağlıdır.
    eyyubiler ve anadolu selçukluları hemen bir toplantı yaparlar ve celaleddin harzemşah'a "eeeeh, yeter ama sıktın ulan, haçlılarla mı uğraşacağız, moğollarla mı uğraşacağız, senle mi uğraşacağız sen ne biçim türksün ibiş" diyerek güçlerini birleştirirler ve bugünkü erzincan yakınlarında yapılan yassıçemen muharebesinde celaleddin harzemşah'ı kesin bir yenilgiye uğrattılar.

    bu savaşta kayılar ve ertuğrul gazi de bulunmuş ve savaşın kazanılmasında önemli rol oynadıkları için, alaaddin keykubat tarafından kendilerine söğüt ve domaniç verilmiştir.

    yani celaleddin harzemşah, farkında olmadan osmanlı'nın temellerini atmıştır...

    yassıçemen muharebesi sonrası artık bir daha celaleddin harzemşah'tan haber alınamaz.
    tam 11 sene boyunca, harezm senin, afganistan benim, iran senin, hindistan benim şeklinde maceralar ve savaşlarla dolu bir hükümdarlık süresi ve acı bir son...

    ya işte böyle.
    "cengiz'i yendiği, moğolları durdurduğu" iddia edilen celaleddin harzemşah'ın hikayesi böyle sevgili arkladaşlar.

    not: bu arada yassıçemen muharebesi sonrası öldüğüne inanılan ve bir daha tarih sahnesinde görülmeyen celaleddin harzemşah'ın mezarının diyarbakır'ın silvan ilçesinde olduğu iddia ediliyor, ama bu kesin bir bilgi değil tabi...
    görsel

    ********************
    kaynaklar;
    1.
    2.
    3.
    4,
    5.
    6.
    7.
    8.
    9.
9 entry daha
hesabın var mı? giriş yap