şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • yorum anlamındaki hermeneia kelimesinden türetilen hermeneutik, doğa bilimlerine, özellikle modern bilimsel yönteme karşı geliştirilen bir eleştiri olarak doğmuştur ama devamında bir yöntem olarak kendine has bir kültür alanı açmıştır.

    peki bu yöntem, modern bilimsel yönteme getirilen bir alternatif olarak değerlendirilebilir mi? hayır. modern bilim ve hermeneutik arasında, modern tıp ve alternatif tıptakine, örneğin homeopatiye benzer bir ilişki bulunmaz. hermeneutik bilime "senin başaramadığın şeyi yapıyorum, izle de gör." demez. onun dediği şudur: "modern bilimde bilen kişiyle bilmesi arasındaki bağ kesilir." ee yani? bu zaten modern bilim için bir sorun değil, bilakis olması gereken şey değil mi? öznel bilgiyle fizik, kimya yapacak hâlimiz yok ya? doğru. o zaman bilenin bilmesiyle arasındaki bağın kesilmesi ve bildiğinden kopuk kalması, ondan uzaklaşması da neyin nesi? hermeneutiğe göre bu, insan gerçekliğinin doğal bilimsel yollarla gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmaması gerektiğinin bir ifadesi.

    yine de şunu söylemek gerekir ki, hermeneutik, insanı fizik, matematik gibi kesin bilimlerle ele almayı öneren pozitivizme bir tepki olarak doğmadı. yöntem olarak kökeni çok daha eskilere dayanıyordu. aristoteles'in peri hermeneias(yorum üzerine) adlı eseriyle antik yunanda doğan, hristiyanlıkta kiliseyle varlığını sürdüren, islamda tefsir olarak kayda geçen ve protestan teolojinin kurucularından biri olan friedrich schleiermacher ile birlikte de olgunluğuna ulaşan, wilhelm dilthey'le ise modern yapısına kavuşan bir metin yorumlama yöntemiydi o. metin yorumlayarak yaptığı şey ise, objektif, nesnel gerçekliği değil, insanın öznel gerçekliğini açığa çıkarmaktı.

    bu anlamda her metin, onu kaleme alandan izler taşır. metnin bütününe sirayet eden bu izler ise, metnin parçalarındaki bilgilerden bağımsızca metafizik bir gerçekliğe de sahip değildir. hermeneutiğin metne olan ilgisi, aslında insana olan ilgisinin sebebi değil, sonucudur. temelde hermeneutik, insanı nesne alır ve bunu doğal bilimin, özellikle de modern bilimsel paradigmanın yönteminden farklı bir şekilde yapar. bu doğrultuda, hermeneutiğin yönteminde ele aldığı özne, öyle basit, doğal bir nesne değildir. çünkü özne anlam ve eylem ihtiva eder. illa nesnel olarak tarif edeceksek "bu özne daha ziyade anlamlı eylemler yoluyla birbirlerini ve doğal dünyayı etkileyen bir nesnedir" diyebiliriz.

    bu açıklamada bulunan anlam ile eylemin önemini anlamak ise, öznenin içinde yer aldığı daha geniş bağlamın önceden anlaşılmasını gerektirir. çünkü öznelerin eylemleri ancak etik ilkeler ile dilin yapısının arka planına ve eylemlerin içinde gerçekleştikleri kavramsal kategorilere uydukları sürece anlamlıdır. dolayısıyla anlam, arka planına (veya tabanına) belli bir bağlamı almadan dolamayan bir vazo gibidir. bağlam yoksa, anlam da olmaz.

    hermeneutik ise bu bağlamı hesaba kattığı için öznelerin, metinlerin ve metinler arasındaki ilişkilerin anlaşılması açısından güvenilir bir yöntem olduğunu iddia eder. bu, hermeneutikte (ve tabi bu yöntemin kullanılabileceği sosyal bilimlerde) döngü temelinde bir anlama ve doğrulama sürecini şart koşar, çünkü bağlamın bütününün bilgisi de, belirli eylemlerin anlaşılmasından, yani parçalardan inşa edilir. hermeneutik döngü olarak da adlandırılan bu meşakkatli süreç, parça-bütün arasındaki sürekli ve hiyerarşisiz bir geribildirim mekanizmasıdır.

    politik açıdan bakınca ise, nereye yerleştirilebileceğini net olarak belirlemek zor olabilir. örneğin ortamda bir bilim insanı, bir üfürükçü bir hermeneutikçi, bir de temel var diyelim. temel aydınlanma karşıtıysa, üfürükçüyle hermeneutikçiyi yanına alıp "bunlar bilime tapıyor." diyerek bilim insanını ortamdan dışlayabilir. yok eğer temel aydınlanma taraftarıysa da, bilim insanıyla hermeneutikçiyi yanına alıp "bunlar zaten statükocu, dogmacı" diyerek üfürükçüyü dışlayabilir. böyle de politik bir tarafı bulunur hermeneutikçiliğin.
3 entry daha
hesabın var mı? giriş yap