şükela:  tümü | bugün sorunsallar (5)
4034 entry daha
  • geçtiğimiz günlerde yazdığım almanya’da genel hatlarıyla üniversite düzeni temalı girdiden (#123538505) sonraki bu yazıda sizlere bünyesinde yaklaşık 2 yıldır önce tez öğrencisi sonra da mühendis olarak çalışmaya devam ettiğim şirketteki tecrübelerimden ve gözlemlerimden bahsetmek istiyorum.

    sürekli olarak yaklaşık 3 yıldır burada öğrenci ve işçi olarak bulunan birisi olarak, almanya’nın oldukça büyük sorunları ve olumsuz yanları olduğunu tecrübe ettim. ancak sanırım kendi özelimde iş hayatım bütün bunların dışında buraya geldikten sonraki en memnun olduğum kazanımımdır. hatta farklı şirketlerde çalışan arkadaşlarımla yaptığım konuşmalara dayanarak, almanya için bile ortalama üstü bir çalışma ortamına denk geldim rahatlıkla diyebilirim. (sorunlar ve olumsuz yanlar daha çok hayatın ve toplumun kendi düzeni ile ilgili olduğundan, bunlardan bir sonraki yazıda bahsedeceğim.)

    öncelikle mülakat sürecinde ve işe başladığımda bir stajyer olarak konumumdan ve ünvanımdan bağımsız bir şekilde insanlardan değer ve saygı gördüğümü hissettim. bunu başlangıçta, bölüm şefi iş görüşmesinde planladıkları yüksek lisans tezlerini bana bir sunum yaparak açıkladığında ve benim hangisini yapmak isteyeceğim konusunda tartıştığımızda veya çalışanlar ile tanıştığım ilk toplantı gününde henüz çiçeği burnunda bir stajyer olduğum için kös kös oturmamı beklemek yerine konuya fikir verip katkıda bulunmamı isteyerek beni toplantıya aldıklarında hissettim. bu arada, x hanım veya y bey şeklinde bir saygıdan bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın. herkes ilk günden itibaren zaten birbirinin iznini aldıktan sonra senli benli konuşuyor veya ismi ile hitap ediyor. isterse söz konusu kişi şirketin sahibi olsun. ilk başlarda, benim yaşım kadar iş tecrübesi olan insanlara isimleriyle hitap etmek garip gelse de alıştım hatta çalışanlar arası hiyerarşik gerginliği azaltıyor.

    insanlar tavır olarak oldukça kibarlar, çalışanlara üstler asla emir vermiyor üslupları çok sağlıklı hatta özel bir zaman baskısı yok ise şefler önce çalışana ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu soruyor ve işin planı ona göre yapılıyor. bu yapılırken patronmuş, müdürmüş, mühendismiş, stajyermiş ayırt edilmiyor.

    aklındakini ekibe söyleme konusu oldukça önemli. her toplantıda şefler tarafından üstüne bastırıla bastırıla herkes için söyleniyor. lütfen bir fikriniz varsa söyleyin, zira ortada bir eleştiri veya fikir yoksa ciddi problemlerimiz var demektir, düşüncesi hakim. bu ve bunun yanında yukarıda bahsettiğim hitap için sadece isim kullanma olayından ötürü fikirlerimi daha rahat bir şekilde beyan edebiliyorum. eğer öne sunulan fikir mümkün olmayan bir şey ise, ne garipseniyor ne de dalga geçiliyor, sadece neden olamayacağının sebebi açıklanıyor.

    çalışanın mesleki gelişimi oldukça önemli, firma her çalışandan mesleki açıdan kendini geliştirebileceği özel kurslar bulmasını istiyor ve buna neredeyse zorluyorlar. eğer çalışanın bu kursu alması şirkete mantıklı gelirse, kursunuzun bütün masraflarını karşılıyorlar. mesela geçen haftalarda baya baya çalışanlara teker teker hangi kursları istiyorsun diye sordular ve şu anda kursları organize etme aşamasındalar.

    iş rutini olarak ise, pandemi sürecinin en başından beri sadece kompleks teknik konuların konuşulduğu uzun toplantılar için büroda buluşuyoruz. onun dışında evden çalışıyoruz. bu sürede hiç kimse bilgisayar uygulamasından benim saat kaçtan kaça, ne kadar online olduğumu takip etmiyor. standart bir mesai kavramı yok. önemli olan istenen zamanda benden beklenen çalışmaların teslim edilmesi. kimse saat öğlen 3’te yürüyüşe çıkmama karışmıyor, şayet bir toplantı yoksa. eğer işi yetiştirmek ile ilgili bir sorunum yok ise, istediğim zaman parka gidip biramı içerek mola verebilmek veya arkadaşlarımla konuşabilmek daha özgür hissettiriyor. ancak tabi ki bu avantajın götürüsü olarak da bazen akşam 8 de toplantı yapmak veya hafta sonları çok gerekiyorsa çalışmak zorunda kalmak gibi durumlar da var. neyse ki böyle yoğun dönemlerden sonra gönüllü bir şekilde hafta içi tatili veriyorlar. sonuçta esnekliğin tadını her gün çıkartabildiğim için oldukça olumlu bakıyorum şimdilik bu düzene. uzaktan çalışma olduğu için uzaktaki bir arkadaşımı ziyarete gittiğimde birkaç gün fazla kalıp orada çalışabiliyorum veya ofise yakın herhangi bir şehre mazeretsiz taşınabilme imkanım mevcut. doktor randevusu, banka işi vb. gibi gün içinde mutlaka dışarı çıkılması gereken durumlarda oldukça anlayışlı bir tavırla karşılaşıyorum. hatta stajyerken bir keresinde doktor randevum var diye benim için toplantı saatini kaydırmışlardı.

    yan haklar konusu ise şöyle, çalışanlara genelde yemek parası dahi verilmez. bu sebeple herkes evden yemeğini getirir. yol masraflarınız karşılanır. zorunlu olmasa da noel zamanı genellikle bir maaş ikramiye verilir. bu dönemde tatildir eşe dosta hediyedir derken masraflar arttığı için oldukça faydalıdır. yıllık izin ise, yeni mezun işçi de bölüm şefi de 30 iş günü yıllık izin hakkına sahip oluyor. sanırım aksi belirtilmedikçe ülke genelinde böyle bu. bu sebeple insanlar sık sık yaz, bahar, kış tatiline çıkabiliyorlar. hatta bazı firmalar yaza doğru çalışanlarına tatil parası bile veriyorlar. yine çok standart olmasa da yıl sonu kazancına göre performans ikramiyesi verilebiliyor. bu yazacağım yan hak olarak sayılır mı bilemiyorum. sanırım oldukça özel bir durum. şirket, çalışanların birbirlerine ve şirkete olan bağlılığını artırmak için noel zamanı kutlama amacıyla çalışanlarını bir hafta sonu tatile götürüyor. evet baya millet ailesini çocuğunu alıp tatile geliyor hep beraber oyunlar oynanıyor yemekler yeniyor güzel bir ortam gerçekten. bütün organizasyonu ve masrafları şirket üstleniyor.

    gelelim maaş konusuna, öncelikle medeni hal ve çocuk durumuna göre vergi sınıfınız belirleniyor. ancak her vergi sınıfı için standart bir vergi oranı yok zira aynı vergi sınıfı içerisinde maaşınız arttıkça vergi oranınız da artıyor. maaşlar ya saatlik ya da yıllık brüt şeklinde konuşulur ve sözleşmelere işlenir. ülke genelinde maaşlar rakam olarak düşük olsa da birim para değerli olduğu için alım gücünüz her zaman belirli bir seviyenin üzerinde kalıyor. ancak vergiler ile beraber gelen yüksek sosyal güvenlik payları ve oldukça düşük yıllık maaş zam oranları sebebiyle daha üst bir alım gücü seviyesine çıkmanız sistem tarafından engelleniyor. mesela işçilerin %5’i gibi düşük bir oranı asgari ücret kazanıyor olmasına rağmen ki bu bekarlar için net 1200€ civarı oluyor, ülkedeki net maaş ortalaması 2020 yılında sadece 2084€. bu miktarın üstü de zaten insanlar arasında iyi bir maaş olarak kabul ediliyor. genel olarak konuşacak olursak, bekar ve çocuksuz akademik eğitimli elemanlar için ise net 3000-3500€ bandına çıkabilmek 5-6 yıl üstü tecrübe gerektiriyor. tabi ki istisnaları bulunur bunun ama genel olarak durum bu şekilde.

    eminim olumsuz tecrübeler yaşayan göçmenler de vardır iş hayatında ama en azından kendi özelimde sonuç olarak almanya’nın buraya göç etmemdeki ana etmenlerden biri olan sağlıklı bir çalışma ortamı kriterini karşılayabildiğini görmek çok memnun edici.

    bir sonraki yazıda ise günlük hayat, sistem ve toplum düzeninden bahsedeceğim. bis gleich!
586 entry daha