şükela:  tümü | bugün
108 entry daha
  • enflasyonun olduğu bir ortamda son derece normal olan artıştır. insanların kızması ve tepki göstermesini tabii anlayışla karşılamak lazım çünkü ev almak birçok şeyden feragat etmeyi gerektiren son derece ciddi bir karardır. en az türk toplumunda böyledir.

    fiyatın sürekli artmasına gelelim. ekonomi dediğiniz şey aslında şirketler-hane halkı-bankalar arasında paranın el değiştirmesi karşılığında gerçekleştirilen eylemler bütünüdür.

    bu eylemler üzerinde kontrol para politikası eliyle tcmb tarafından ve maliye bakanlığı eliyle de yürütme tarafından sağlanır. bu süreçte genel duruma göre de dış ticaret verileri üzerinden bir dış ödemeler tablosu oluşur.

    bu tabloya göre ekonomideki aktörlerin döviz talebiyle ekonominin döviz arzı meydana gelir. bu ikisinin buluşmadığı yerde de döviz kuru dalgalanır. türkiye'de genelde artar. hane halkı olduğunuzu varsayarsam, tl'nin dolar karşısındaki durumunda sizin için en net parametre aslında tüfe bazlı reel efektif döviz kurudur. yanılmıyorsam istatistikleri '94 krizinden beri tcmb tarafından tutulur.

    2012-2013 döneminde 125-135 arasına kadar çıkan redk günümüzde rekor düşük seviyesine kasım ayında gelmiştir. şu an da yanılmıyorsam 62 küsur bir seviyededir. turist gelmezse haziran ayında yeni rekor gelebilir.

    neyse konudan sapmayalım. enflasyon dinamik olarak sadece içerideki halkın dış mallara olan talebinden kaynaklanmaz. iç dinamikler de enflasyon üretebilir. başta dediğim hane halkı-şirketler-bankalar üçgeni içinde para el değiştirip durur. toplam ekonomik büyüklüğü toplam emisyona böldüğünüzde paranın devir hızına ulaşırsınız. (tabii ki onlarca farklı emisyon ve milli gelire göre farklı türleri vardır.)

    bu devir hızı arttıkça birim zamanda daha çok kişinin elinde para oluşur demektir. kişilerin eline geçen bu para ithalat üzerinden döviz kurlarını artırabileceği gibi, iç piyasadaki az sayıda mal üzerinden de enflasyonu artırabilir. kısa vadede bu enflasyonun önüne bu devir hızını düşürerek geçebilirsiniz. uzun vadede ise ya tüketiciler içinde tüketim alışkanlıklarının değişimiyle ya da üretim yapısının değişimiyle para devir hızı-enflasyon ilişkisi değişebilir.

    şimdi gelelim ev fiyatlarının satılmasa bile neden sürekli arttığına. öncelikle her ev toplumun belli kesimine hitap eder. yatırım ya da oturum için alınmasından bağımsızdır bu durum. esenler'de oturan adam gidip etiler'den ev bakmaz mesela.

    paranın devir hızı bize genel averajı verir. halbuki farklı toplum katmanlarında bu devir hızında farklılıklar oluşur. yani ortalamadan sapılır. gelir eşitsizliği arttıkça bu sapmaların boyutu artacaktır. enflasyon gibi bu da genel bir ortalamadır.

    dolar bazında milli gelir 2013 yılında 950 milyar dolardan bugünlerde 700 milyar dolara kadar düştü. son 8 yılda artan nüfusu da ekleyince iyice işlerin sarpa sardığı ortadadır. dolar bazında değerini korumayı başaran gayrimenkul olmadığı bu yüzden aşikardır. ayrıca redk üzerindeki rekor düşük seviye de bunun bir başka yansımasıdır. bunu seviyorum çünkü enflasyon-büyüme-işsizlik gibi verileri boyamayı sevenler bunu umursamadığı için redk daha net fikir verir.

    öte yandan gayrimenkul ciddi bir yatırım aracı olarak da görülmektedir. dolayısıyla el değişimlerinin ekonomideki payı büyüktür. dolar bazında genel olarak fakirleşsek de herkes aynı düzeyde fakirleşmedi. benim dolar bazındaki maaşım son 3 yılda arttı mesela.

    bunları ön plana koyduğunuzda ev talebi için başka ihtiyaçlarından kısmaya meyilli insanlar ve elindeki az sayıda varlıktan biri olan evini satacak olan ev sahipleri var. enflasyonun her kesime benzer düzeyde yansımaması gibi bir durum da var.

    içinde olduğunuz sosyal sınıfta para devir hızındaki değişimler sizin enflasyona karşı ne kadar durabildiğinizi gösterirken, almak istediğiniz eve talep gösteren insanların ortalama sosyal sınıfındaki para devir hızı da o evin değerinin enflasyona ne kadar durabildiğini gösterir.

    talebin arza yetişememe gerçeğini de ekleyin. böyle olunca satılmasa bile sürekli fiyat artırımları olağanlaşır. bunun önüne geçmek için eskiden doksanlarda ev fiyatları dolar cinsinden yazılırdı. o zamanlar krizler olsa da redk görece stabil kaldığı için evlerin dolar bazlı fiyatı pek oynamazdı. şimdilerde aynı yıl içinde %10-20'lik redk oynamaları oluyor. dolayısıyla net bir değerleme yapmak da zor bu yüzden tl bazlı evlerin değeri ha bire değişiyor. satılmasa da artabiliyor çünkü tl ile 4-5 ay bile bir değerleme yapmak mümkün değil.

    bu yüzden insanların stabil bir döviz kuru istediğini görüyoruz. tl değerli ya da değersiz önemli değil ama yıl içinde oynaklaşan bir para birimiyle mal alıp satmak çok zorlaşır. bu yüzden dolarla bile ev fiyatı yazamıyorsunuz çünkü eve talep gösterecek insanların da dolar bazında ödeme güçleri oynuyor.

    ezcümle, dolardaki belirsizlik tüm ekonomiyi etkiliyor ama toplumun her kesimini farklı düzeyde etkiliyor. bu da finansal belirsizliklerin üzerine bir de sosyal belirsizlikler ekliyor. kısacası böyle bir ortamda satılmamasına rağmen evlerin ve arabaların tl cinsinden fiyatlarının artıp durmasında şaşılacak pek bir şey yok.
8 entry daha