şükela:  tümü | bugün
121 entry daha
  • duygusal zekanin bireyin hem ozel hem de profesyonel hayatinda ne kadar buyuk etkisinin oldugunu anlatmak istiyorum. bunun bir sebebi de ne yazik ki turk toplumunun en eksik oldugu kisimlardan birisi olan olaylara hissi yaklasmak ve tepkisel aksiyonlar almak tarafinda biraz belki farkindalik olusturacaktir.

    duygusal zekanin icine giren basliklari saymaktan ziyade neler girmiyor ona bir bakarsak daha kolay olacaktir. duygusal zekanin icine analitik zekanin konulari girmez, yani dogrudan girmez fakat analitik zekayi da arkadan destekler duygusal zeka. nedense turk toplumunda daima analitik zeka on plana cikmistir. is yerleri analitik dusunme yetenegine sahip calisan arar, herkes matematiksel zekasi ile on plana cikmaya calisir, kimisi hafizanin cok guclugunden dem vurur, kimisi bilmem ne iste. bunlarin hepsi aslinda benim kamyon diye nitelendirdigim islemci yukudur. yuk ceker bu zeka kismi ve bu da aslinda yapilacak is genel olarak zaman carpani ile kendisini belli eder. sunu demek istiyorum, toplum icerisinde zihinsel durgunlari ve dahileri elersek eger insanlarin cogu medyan etrafinda %20 ileri %20 geri olarak bir normal dagilim gosterir bu analitik zeka konusunda. yani dusunu diyorum, eger dusuk zekali biri gunde yuksek zekali birine gore %50 daha fazla calisirsa aslinda yuksek zekali birinin yaptigi isi yapar hale geliyor. bu isin ciktigi sadece zamandir. bunun uzerine de yilmazlik eklendigi zaman uzun yol yapma becerisi ortaya cikiyor. peki bu ne demek? bu da iste kabaca sabit hizla 10 sene calisabilme iradesi gosterebilmek gibi bir sey. boyle calisan medyan nisbetinde %20 gerizekali olan biri dahi yuksek zekali birinden daha basarili olabilir. mekanik bir hesap, cunku analitik zeka boyle bir sey. fakat duygusal zeka boyle bir sey degil.

    duygusal zekasi yuksek olan bireyler hayatta iste fark yaratiyorlar. rakiplerine asil fark atan insanlar analitik zekalari yuksek olan insanlar degil duygusal zekalari yuksek olan insanlardir. yani 19 basamakli bir sayinin 12. kuvvetini akildan almak bir basari degil, bunu bir hesap makinasi ile zaten birkac saniye icerisinde yapabiliyoruz. boyle bir islem gucune sahip olmanin anlami yok aksine bu ucubeliktir. fakat yeni seyler yaratabilmek, novel seyler uretebilme, farkli dusunebilme ve siradisi olmabilme gibi yetenekler asil dunyayi gelistiren seyler.

    bunun bence en guzel orneklerinden biri apple firmasi. benim odtu'deki danisman hocam bundan 40 sene once california'ya gitmis master ve doktora yapmak icin. gittigi okul uc berkeley, orada steve wozniak ile ara ara gorusurlermis. benim hocam da nedense wozniak'a cok hayrandi. cunku o da turk toplumu icinde buyumus bir cocuktu cunku o zamanlar. analitik zeka ile olculuyor bir cocugun becerisi cunku o zamanlar yine ayni bugunku gibi (goruldugu uzere hicbir sey degismemis). bir gun hocamla konusuyoruz, o anlatiyor, "ben wozniak'in kodlarini duzeltirdim, bana gosterirdi" dedi. acikcasi cok uzerinde durmadigim dedigi seyin dogru mudur yanlis midir fakat benim dikkatimi ceken sey su idi: kendi analitik zekasini wozniak uzerinden justify etmeye calisiyordu. hocam gercekten cok zeki biriydi, bu hayatta ender zekasina saygi duydugum insanlardan biriydi ve ovundugu kadar gercekten yine analitik zekasi cok yuksek biriydi. ote yandan da asiri duygusal bir adamdi, cok sert gorunur, insanlar ondan korkar, ogrencilerin odu kopardi hocayi gorunce. hemen sinirlenirdi bir sey olunca, ortaligi ayaga kaldirirdi ve bagirip cagirirdi. istedigi sey olmayinca da kuserdi. hatta yillarca konusmadigi ogrencisi olmustur, sonra neden baristiklarini o da hatirlamaz filan. ben cok severim hocami o ayri mesele fakat hoca analitik zekasi yuksek, asiri duygusal, hatta duygusal instabl biriydi. bana sorarsaniz tipik bir turk insaniydi. turk insasinin analitik zekasi gercekten yuksek, asiri duygusal ve yine duygusal instabl insanlar. duygusal zekasi turk insasinin fakat sub zero yani.

    steve wozniak da ayni sekilde analitik zekasi cok yuksek birisi. bu yuzden steve jobs'un kamyonlugunu yapmis hayati boyunca. steve jobs aksine duygusal zekasi cok yuksek birisi. ta bastan beri "beauty" takintili. sirf bilgisayar camiasinin kullandigi fontlari begenmedigi icin daha guzel kaligrafik fontlarin kullanildigi isletim sistemleri, bilgisayarlar uretmek isteyen biri. aslinda baska hicbir amaci yok. sadece goze daha hos gelen bir seyler yapmanin pesinde. daha derli toplu. daha ergonomik. daha pratik, daha sade vs vs. o yuzden steve wozniak steve jobs'un hammalligini yapagelmistir ta apple iyice kendi ayaklari uzerinde durana kadar. hatta wozniak'in babasi jobs'a bir ara veryansin ediyor, "bu pislik benim oglumu kullandi ve hakettigini vermedi" diye. aslinda yaniliyor babasi, eger jobs olmasa wozniak'in o muthis analitik zekasi hicbir ise yaramaz. ayni oyle bos bos masanin uzerinde duran bir workstation gibi anlamsiz ve islevsizdir.

    bir baska hikaye yine hikaye derken bunlari ben burada hikaeyelestiriyorum, okudugum kitaplardan cikiyor bu hikayeler, paul dirac delta function bulan kesfeden, yazan, yapan neyse artik biliminsani. paul dirac biyografisine cok atif veriyorum, fakat bu konuya ozellikle dikkat cekmek icin yapiyorum bunu. okuyun o kitabi. o kitap cok sey katacak okuyucusuna. hatta sag olsun maillerime cevap vermemezlik etmiyor o cok yogun calisma temposuna ragmen, celal sengor ile yine bir mail trafiginde onermistim kendisine bu kitabi ve okuyacagini soz vermisti. sonra da sormadim kendisine okuyup okumadigi konusunu sunu demek istiyorum, bu kitabi ben iletisime gectigim her deger verdigim insana oneriyorum.

    paul dirac muthis bir analitik zekaya sahip. ama muthis! bir bakista hemen en karisik matematiksel ifadeleri anliyor, diskretize ediyor, cozulememis problemlere cozum buluyor vs vs. 27 yasinda hatta beyninin git gide hantallasitigini, eger bir fizikci 27 yasina kadar bir sey bulamadiysa bosuna hayatinin geri kalaninda boyle bir kesifte bulunacagi umuduysa yasamamasi gerektigini filan soyluyor. ne kadar sinir bozucu ve cahilce degil mi? evet! cunku iste fazla analitik zeka insana kendisini tanri zannettirir fakat toplamda bir termitten daha zeki degildir o insan.

    paul dirac'in babasi cok sert bir adam ve hastalikli sekilde basari odakli birisi. kardesler arasinda ciddi bir yaris var. benim mesela en sevmedigim ortamlardir boyle ortamlar. abisi paul dirac'in o da aslinda oldukca basarili birisi. fakat bu paul dirac doganin bir ucubesi cok fazla zeki analitik yonden. paul dirac'in abisi belki baska bir ailede dogmus olsa bugun onu da buyuk bir biliminsani olarak taniyacaktik. fakat yarisin ancak bir birincisi oluyor. paul dirac kadar kendisini gosteremiyor. cocuk olan bitenin farkinda, duygusal zekasi daha yuksek fakat ona bir cehennem azabi yasatiliyor aile icerisinde. paul dirac da bundan zevk aliyor. abisi paul dirac'in dayanamayip intihar ediyor ve buna karsilik da paul dirac dangalakca bir zevk duyarken "bu benim problemim degil, ben daha zekiydim" deyip geciyor isin icinden. daha sonra calismalarina devam ediyor, cok basarili bir fizikci olarak tarihe geciyor.

    ikinci dunya savasi doneminde avrupa cok karisik oldugu icin genel olarak avrupa'dan amerika birlesik devletlerine ciddi bir biliminsani transferi soz konusu. cihan harbi dolayisiyla da abd o zamanlar avrupa'ya muthis derecede ticaret yapiyor ulkelerini cok zenginlesiyor. bu zenginligin ciddi bir kismini da bilimsel arastirmalar icin fon olarak universitelere aktariyorlar. abd'nin asil buyumesini daha dogrusu at basi yarisirken ciddi farklar acmasinin asil sebebi ve donem bu ikinci cihan harbi zamanlaridir. paul dirac da bu furya ile florida universitesi'ne gidiyor. artik tabii ki yaslanmis. yanlis hatirlamiyorsam 72 yasinda filan. artik ileri yasin da verdigi biraz duygusallasma (aslinda bu duygusallasma degil de akillanma daha cok) ve nispeten de analitik zekasinin torpulenisi ve yeni nesiller tarafinda ayni onun einstein'i alaya aldigi gibi alaya alinisi onu biraz eski defterleri acmaya itiyor. aklina ne geliyor dersiniz? intihar ettigi abisi. intihar ettigi abisi icin aslinda farketmeden icinde bir kanser gibi bir yumru tasidigini farkediyor. abisine gereksiz bir haksizlik yaptigini anliyor ta 72 yasinda. onca basariya ragmen paul dirac aslinda hayatinin son donemlerinde huzursuz ve bos yasanmis bir hayat gibi gormeye basliyor butun yasamini. bana kalirsa haksiz da degil.

    duygusal zekasi yuksek olan insanlarin insanliga katkisi cok daha fazladir. duygusal zeka daha cok kendisini cok daha buyuk olaylarda gosterir. mesela tersten bir ornek vermek gerekirse yine duygusal zekasi cok yuksek olup dunya'nin basina bela olmus bir tip olan hitler'i ornek verebiliriz. duygusal zekanin yapiciligi ve yikiciligi hakkinda daha iyi fikir sahibi olmak acisindan bence yine muthis bir ornek. bunun uzerine daha baska insanlari da verebiliriz fakat konuyu az cok izah edilebildigine ikna oldugumdan dolayi baska orneklerle zenginlestirmeye gerek duymuyorum.

    cok iyi bir haberim var: duygusal zeka gelistirilebilen bir sey. duygusal zeka tabii ki yine analitik zeka gibi doganin bir mucizesi olarak yuksek bir seviye ile baslamak diye bir sey var fakat analitik zekadan daha hizli sekilde gelistirilmeye acik bir alan. bunun icin yapilmasi gereken sey de aslinda cok basit. katiksiz bir durustluge sahip olmak. durust olup dogru analiz etmek ve bunun ardindan yeni bir sey deneyip neler oluyor diye tekrar analiz etmek. ilk bakista daha cok analitik zekaya ait bir islem mantigi gibi gelebilir fakat degil, burada asil olan sey bunu mekanik olaylara karsi degil isin icinde bizatihi insan olan olaylarda yapabilmek ile alakali. deneyin isterseniz, isyerinde supervizorunuz uzerinde, iliskinizde sevgiliniz uzerinde, ailenizde kardesinizin, anne-babanizin uzerinde, alisveris yaparken kasiyer uzerinde deneyin, normalde yaptiginizdan farkli bir sey yapin ve reaksiyonu gorun. size sanki hayatta ilk defa gordukleri biri gibi baktiklarini gorun. bu ne demek biliyor musunuz? onlarin hakli oldugu demek. cunku siz olagan halinizden farkli davrandiginiz zaman bunu hemen karsi taraf anlayacaktir ve ona gore bir reaksiyon verecektir.

    duygusal zeka oyle kedinin kuyrugu kapiya sikisti diye dunyanin yok olmasini gonulden istemek filan degil. bu daha cynic personalitye dalalet eder. duygusal zekasi yuksek biri degil daha cok kendi sefil hayatinin son bulmasi icin her seyi bahane eden biri demektir daha cok. baska bir ornek yine twitterda "biz kopekleri haketmiyoruz" filand iye farkindalik yaymaya calismak da buna dahildir. bunlar direkt olarak cikar odakli aksiyonlardir. bu cynic kavramini da yavas yavas oturtabilirsek eger cok iyi olacak toplum olarak. cunku cynicleri ayirt ettikce gorecegiz ki ne rezil, ne kepaze, ne rusva insanlar varmis oratalikta dolanan. hicbir seye faydasi olmayan her seyi sadece ve sadece elestiren ve olani da berbat eden. bunlari illaki siyasiler olarak dusunmeye gerek yok. kendi etrafiniza da baktinizda goreceksiniz "deli misin yapamazsin" diyenlerden baslar da bu sizin mutlu oldugunu gorunce haset edenlere kadar ilerler. o yuzden hep derim, gelecek planlarinizi, onem verdiginiz seyleri, sevdiginiz seyleri tanimadiginiz insanlardan korumaniz gerekiyor. insanlarin cogu bu postmodernizm caginda cynic karakterlerdir. gecen bir yazida paylastim cynic ne demek diye oscar wilde'dan bir ornek verdim burada tekrar etmek gerekiyor yine

    "a cynic is a man who knows the price of everything, and the value of nothing"

    cynic tam olarak budur. cynic her seyin kac paraya satildigini bilir ama kiymetini bilmez. cynic icin mesela sevgililik sadece bir sevgili sahibi olmaktir disariya yalniz biri oldugu imajini vermemek icin. halbuki bombok bir iliski yasar. cynic sevmedigi bir iste calisir sadece ben bilmem nerede calisiyorum tamam mi diyebilmek icin.

    ozel bir hikaye ama anlatacagim, kadim dostum dedigim biri var benim hayatimda, umarim geberene kadar da ikimiz birbirimizin hayatinda bir sekilde kalacagiz. bir hikayesini anlatti bana anlatayim siz karar verin ben hic yorum yapmayacagim.

    bir hanimefendi ile beraber oluyor bu arkadasim. daha sonra sosyal medya uzerinden gorusuyorlar sadece sonra yine gorusmek icin bulusuyorlar filan. aksam seks yapacaklar sonra kavga etmeye basliyorlar. kavganin sebebi tamamen kizcagizin doyumsuzlugu ve postmodernizm caginin bu kizcagizi deli etmesi baska bir sebebi yok. burada da jose saramago laf arasina girsin:

    "kotu kader diye bir sey yoktur, 21. yuzyil vardir ve bu yuzyil yavrucugum bir kelebegi bile intihar ettirebilir."

    saramago tabii ki duygusal zekasi cok yuksek biri ve bunu muthis sekilde dile getirebiliyor. ben bu tur seyleri nispeten daha analitik metinler ile izah etmeye calistigim simdiye kadar ve bu 21. yuzyilda bir sekilde aci cekip de neden aci cektigini anlamayan sevgililerime bunlari anlatmaya calistim, hicbiri anlamadi. ayni bu sekilde de iste bu kizcagiz da anlamiyordu ki neden aci cektigini kavga ederken "kadim dostum" ile bu kizcagizin agzindan soyle bir laf cikiyor ciglik cigliga:

    "sen hic hayatinda prada cantasi olan bir kadinla yattin mi?"

    tabii ki dostum bana bu hikayeyi anlatirken, ben ayni akciger x-rayinde habis uru hemen gorup gozlerini hastanin merakli bakislarindan kaciran doktor gibi dinliyordum arkadasimin anlattigi bu hikayeyi. diyecek hem hicbir sey yoktur hem de cok sey vardi. o kizcagizi kurtarmak hem cok kolay hem de cok zor ve daha onun gibi milyarlarcasi.

    duygusal zekaniza ayni gozlerine baktiginiz gibi, ayni yuzunuze baktiginiz gibi ayni cildinize baktiginiz gibi bakin. onu besleyin, gelistirin. bunu yapmanin tek yolu var, kendinize durust olmaniz.takviye olarak da felsefe oneririm.
9 entry daha