şükela:  tümü | bugün
  • maalesef ülke olarak pkk terör örgütü ve onun güçlü ortağı malûm kişi ve partisinin el ele ormanlarımızı yok ettikleri günlerden geçiyoruz.

    çoğumuzun gönlünden geçen bu canilerin o ateşte yanıp kül olmalarıyken hepimiz biliyoruz ki maalesef kimseye bir şey olmayacak ormanlarda yitip giden bitki ve hayvanlardan, yangını söndürmek için hayatını feda edenlerden başka.

    kuran-ı kerim'in mâide sûresi'nde

    " hırsızlık eden erkek ve kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, allah'tan bir ibret olarak ellerini kesin. allah güçlüdür, hikmet sahibidir. "

    ayeti bulunmaktadır.

    şimdi bakalım.

    osmanlı imparatorluğu örfî hukuk ve şerî hukukun aynı anda uygulandığı bir devlettir ve şerî hükümlerin uygulanabilirliğine dair kanunnâmeler bulunmaktadır.

    bu cezanın uygulanması için gerekli şartlardan birisi de malın değerinin fazla olması gerektiğidir. hiçbir kadı, meyve sebze, ekmek çaldı diye bir hırsızın elini kestiremez ama günümüzde baklava çalan bir çocuk, bir tivit atan genç, on yıl hapis yatar!

    daha da geriye gidelim.

    hz. ömer dönemi yaşanan meşhur kıtlık!
    bu dönemde hz. ömer sadece ekmek ve zeytinyağı yemiştir günlerce. öyle ki hırsızlık vakaları da oldukça artmıştır. lâkin hz. ömer emir verir ve kimseye hırsızlık suçu sebebiyle el kesme cezası uygulanmaz! ancak elbette başka cezalar verilir. yani anlıyoruz ki bu hükmü uygulamakla yükümlü olan yöneticilerin evvela yükümlü oldukları konu halkın refahıdır!

    işte bu noktada osmanlı hukuk sistemi, ormanların devlet ve millet için çok değerli alanlar olduklarını tespit edip ağaçları kesmenin, ormanları yakmanın el kesme cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

    ismail hakkı uzunçarşılı, osmanlı tarihi adlı eserinde vaktiyle osmanlı imparatorluğu'nda kasten devlete yahut ahâliye zarar vermek niyetiyle ağaçları kesen yahut yakan kişilerin ellerinin kesilerek cezalandırıldıklarını söyler. şüphesiz bu gayet caydırıcı bir cezadır o ormanlarda diri diri yanan hayvanları düşününce az bile hatta.

    kaldı ki eski türkler de ormanlara kasten zarar vermeyi suç olarak kabul etmişlerdir ve dayak cezası uygulamışlardır.

    fatih sultan mehmet han'ın, " ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim! " şeklindeki uyarısından sonra belgrad ormanı'nda ağaç hırsızlığı yapanların topluca elleri kesilmiştir.
    ormanlara zarar veren köylüler topluca sürgün edilmişlerdir.

    tanzimat devri ile birlikte bu cezanın uygulanmasına da son verilmiş; ağaç başına 200 akçe, dayak, sürgün ceza uygulamaları devam ettirilmiştir.
3 entry daha

hesabın var mı? giriş yap