şükela:  tümü | bugün
84 entry daha
  • eskiden de böyleydi ama şuan gündem tam anlamıyla tepe taklak. bi yandan kaybolan ormanlarımıza üzülürken bir yandan olimpiyatlarda gelen başarılara sevinmeye çalışıyoruz. günümüz nefes alacak bi an aramakla geçiyor.

    benim için bu nefes alma anları da öfkemi bir şekilde atmakla ortaya çıkıyor. mesela bateri çalışırken eskiden sakin sakin takılıyordum, şimdi istanbul surlarını döven osmanlı topçusuna döndüm. tuşe falan hak getire.

    aynı zamanda müzik dinlemeye de sardım ama listemdeki şarkıların ortalama 300 400 sefer tekrarı olduğundan ve zamanında bunları hissettiğim bir şeylerle eşleştirdiğimden içimdeki öfkeyi bi türlü atamadım.

    neyse ki imdadıma iron maiden yetişti. hem de hiç beklemediğim bir zamanda. yanlış hatırlamıyorsam son albümün üzerinden yaklaşık 6 sene geçmişken maiden bir single ile de olsa aramıza geri döndü. şimdi şarkı nasıl olmuş bi ona bakalım.

    benim maiden şarkılarında en çok sevdiğim şeylerden biri intro'lardır. mesela hallowed be thy name intro'sunda şarkının aktaracağı o ağır atmosfer ince ince inşa edilir. bu şarkının intro'su ise hafif ispanyol esintili, balad'ları andıran bir şekilde açılıyor ve kısa sürede elektro gitar riff'ine geçiyor. bu riff de biraz irlanda biraz da korsanların söylediği deniz shanty'leri havasında devam ediyor.

    intro'nun bitişiyle birlikte davullar da ekleniyor şarkıya. normalde noob bir davulcu olarak nico mcbrain'a eşlik etmek benim pek harcım değil. ancak bu şarkıdaki partisyon görece kolay yazılmış. geçiş anlarını ve soloyu göz ardı edersek de şarkıyı çalmak çok zor sayılmaz.

    maiden şarkılarının solo kısımları hariç de genelde arkada tekrar eden akılda kalıcı riff'ler olur. (bkz: the trooper) bu şarkıda vay be dedirten bir riff yok. intro'daki melodi dönüyor ama bunu çok bir kayıp olarak düşünmemek lazım. çünkü bu anlarda bruce dickinson'ın muhteşem vokallerini dinliyoruz. yani bu adam 62 yaşında ve hala cayır cayır vokale devam ediyor. bize de helal olsun demek düşüyor.

    şarkıdaki ilk solo da diğer maiden şarkılarına göre sade sayılır ama ikinci solo gerçekten çok sağlam. daha melodik ve müthiş yakıcı bir hissiyatı var bu solonun. yitiklik, kaybolmuşluk, hüzün, bi parça öfke ne ararsanız bu solonun içinde bulabiliyorsunuz.

    sonuç olarak şarkıyı ilk dinlediğimde diğer maiden parçalarına göre sade görünmüştü gözüme. ancak birkaç tekrardan sonra özellikle ikinci solonun da etkisiyle beğenim katlanarak arttı. ayrıca başta konuştuğumuz dertler şarkı dinleyerek geçecek gibi değil pek. yine de yeni bir maiden şarkısı, beni grubu ilk keşfettiğim zamanlara götürdü. o zaman daha dertsiz tasasızdım. bu nedenle şarkının bende yarattığı 6 dakikalık his gayet güzel oldu diyebilirim.
19 entry daha

hesabın var mı? giriş yap