şükela:  tümü | bugün
89 entry daha
  • iron ve maiden ve orta çağ japonya'sını çok severim. yani albüme öyle bir isim seçelim ki sinan mutlu olsun deseler ancak ortaya böyle bir şey çıkardı. bu nedenle samurai eddie'yi gördüğümden beri albümü iple çeker oldum. ayrıca iron maiden gibi dev bir grubun albüm yayınlaması zaten başlı başına bir olay o nedenle lafı çok da uzatmadan incelemeye geçmek istiyorum.

    --- spoiler ---

    1) senjutsu

    iron maiden şarkılarında benim en sevdiğim noktalardan biri melodik intro'lardır. bu şarkı ise albümü farklı bir şey deneyerek açıyor. daha kendini tekrar eden ancak sözü çok uzatmadan sadede gelen bir tavrı var açılışın. burada belki şikayet edebilirdim ama bateriyi ön plana aldıkları için çok da mutsuz değilim bu tercihten. çünkü maiden şarkılarında evet bateri kütür kütür duyulur ama genelde daha geri plandadır. bu şarkıda ise bateri ana riff'le diyalog halinde. o nedenle noob bir baterist olarak şarkıdan keyif aldım diyebilirim.

    senjutsu'nun asıl parlayan noktası ise soloların ve vokalin tavrı. iron maiden'ın savaşlar, zaferler ve yenilgiler gibi konularla ilgilendiğini zaten biliyoruz. bu şarkı da mesela the trooper'la benzer konulardan bahsediyor ancak melodinin hissiyatı tamamen farklı. senjutsu olayları sözlerden ziyade gitarlar ve vokalin tonuyla anlatmayı tercih etmiş. ve şarkı size tamamen pirus zaferi hissiyatı yaşatıyor. kazanılan ya da kaybedilen bir şey var ama sonucun değişmeyeceği özellikle bruce dickinson'un inişli çıkışlı söylediği kısımlarda hissettiriliyor.

    2) stratego

    bir önceki şarkıda intro meselesinden bahsetmiştik. bu şarkıda ise o bölüme özel bestelenen intro fikrini komple çıkarmışlar. şarkının genel akışı da çok sade yazılmış. hem bateri hem gitar kısmını kolay bir şekilde çözebiliyorsunuz, yine de şarkının çok akılda kalıcı olduğunu söyleyemem.

    ancak şarkının hissiyatı güzel. açılışı yapan senjutsu'da mücadele konusunda daha nihilist bir tavır olduğundan bahsetmiştik. bu şarkıya ise yenildik ama mücadeleye devam ediyoruz havası hakim. özellikle bruce dickinson'ın vokalleri bu havayı çok güzel şekilde yansıtıyor. solo kısmına gelecek olursak da burada yapılan çalışmanın ne kadar etkili olduğu tartışmalı. çünkü şarkının geneline yayılan akılda kalıcı olamama durumu burası için de geçerli.

    3) writing on the wall

    bu şarkı hakkında daha önce yazmıştım. uzun versiyonu burada. (bkz: #126521844) kısaca bahsetmek gerekirse de şarkının irlanda kökenli melodisini sevdim diyebilirim.

    bir de single'ı ilk dinlediğimde nasıl bir albüm geleceğinden çok emin olamamıştım ama bu entry'i yazarken şarkıyı tekrar dinliyorum da gerçekten giriş, gelişme, tema ve uyum olarak muhteşem bir parça bence bu.

    4) lost in a lost world

    bu şarkının cidden ilginç bir akışı var. çok sakin yaptığı girişten sonra fazla sert bir riff'le devam ediyor. bateriye kulak verdiğimizde de şarkının daha çok albüm için kaydedildiğini anlayabiliyoruz. çünkü fark edeceğiniz üzere ritim kısmı biraz ters ve konserde falan çalarsanız insanların eşlik etmesi çok kolay değil. bu da başlarda beni şarkıdan uzaklaştıran noktalardan biri oldu açıkçası.

    ancak yaklaşık dördüncü dakika civarında başlayan riff tam anlamıyla iron maiden karakteristiğine sahip diyebiliriz. keşke bu şekilde de devam etselermiş ama riff'in arasına ekledikleri bateri kısımları uyumu çok bozmuş. bir de solonun net söylediği bir şey yok. o nedenle bu şarkıda grubun farklı katmanları bir araya getirmeyi denediğini ancak bölümler arasında uyumu yakalayamadığını söyleyebiliriz.

    5) days of the future past

    şimdi grup üyeleri 70'ine merdiven dayamış durumda. o nedenle belli bir oranda performans düşmesi bekliyor insan. ki bundan önceki 4 şarkıda bruce dickinson eski haline göre daha sakin bir tarz benimsemiş ama bu şarkıda o yukarı çıkışlarını ve ses inceltmelerini kullanıyor bire bir. şarkının geneli ise diğer örneklere göre daha kısa. ancak albümün ilk yarısına göre başından sonuna kadar maiden imzası taşıyan hoş bir kayıt olduğunu söyleyebiliriz.

    6) the time machine

    grubun ikonik introlarında şöyle bir mantık var. normalde burada gitar riff'leri ön plana çıkar, vokal de atmosfere katkı sağlamak için eşlik eder gidişe. bu şarkıda ise öne çıkan vokaller oluyor ve gitarlar onu takip ediyor. bu nedenle grubun denediği farklılıklar ortaya çıkıyor.

    intro'nun bitişinden sonra başlayan bölümde gördüğümüz üzere bu şarkıya da eşlik etmek falan çok kolay değil. mesela bunu büyük bir kalabalık önünde çalarsanız insanlar neye göre headbang yapacak neye göre hareket edecekler anlayamazlar. yine de bu durum kısa sürüyor ve bu sefer lost world'ün aksine geçişler daha uyumlu geliyor kulağa. hatta şarkının yarısından itibaren enerjisi yüksek vokaller ile birlikte kayıt, eski maiden kayıtlarını andıran bir havaya bürünüyor.

    7) darkest hour

    iron maiden gerçekten depresif şarkı yazmayı iyi biliyor. darkest hour için de bu albümdeki en ağır atmosfere sahip şarkı diyebiliriz rahatlıkla. her ne kadar introsu daha yükselecekmiş gibi başlasa da sözlerin başlamasıyla birlikte kaydın niyetini anlayabiliyorsunuz.

    şarkının bi ilginç yönü de şu; ben bu yazıyı yazarken bi yandan şarkıları üst üste dinliyorum haliyle ve darkest hour'a bu şekilde girince insanı cidden duman edebiliyor. yine de mesela koca bir alanda 20bin kişiyle bu şarkıyı söylemek aşırı güzel olurdu. onu da fark edebiliyorsunuz. bir de daha önceki şarkılar için soloların pek akılda kalıcı olmadığından ya da şarkıların bölümleri arasında genel bir uyum sorunu olduğundan bahsettik ancak bu darkest hour'da geçerli değil kesinlikle. özellikle bitime yakın gitarların ve vokalin beraber gittiği kısım dehşet iyi şekilde düzenlenmiş.

    8) death of the celts

    bu şarkı da albüm karakterine uygun şekilde görece mütevazi ve aynı notların tekrar ettiği bir intro ile açılıyor. ancak şarkının kendine has şahane bir tarzı var. o da sözlerin başladığı bölümde ortaya çıkıyor. bu kısımda şarkının ana melodisi ve vokallerin iniş çıkışları orta çağ balad'larını andırıyor ancak maiden aynı yapı içinde metal esintileri ekliyor. bu tabi ki daha önce yapılmamış bir şey değil ancak yine de şarkıya farklı bir atmosfer kattığını da belirtmek lazım.

    yine de şarkıda bazı uyumsuzlukların olduğunu da görebiliyoruz. evet farklı atmosfer iyi hoş da şarkının ortasında kendisini tekrar eden kısım bir nebze can sıkıcı. yani uzun bir partisyon devam etse anlarım ama geçiş kısmı olacak ufacık bir bölümün tekrar tekrar çalınması bence dinleyiciyi bir nebze eksiltiyor burada.

    9) the parchement

    bu şarkının başlangıcındaki tehditkar atmosfer çok hoş. bir an için bu yapılan tekrar can sıkıcı gibi görünüyor aslında ama o atmosfer vokallerde devam edince şarkı kendi karakterini bulmuş oluyor.

    bir de bu şarkıya normal bir kayıt olarak bakmamak lazım. burada amaç düz bir şarkı yazalım değil tamamen altyapıyı kurup üzerine fanların beklediği uzun solaları yapıştırmak. ki şarkının yaklaşık yarısı falan gitar solo. o nedenle şarkıyı dinlerken bol bol air guitar yapıyorsunz zaten.

    10) hell on earth

    benim albümdeki favori şarkım en sona kalmış. neden favorin bu şarkı diye soracak olursanız, derim ki tamam değişiklik iyi hoş ama iron maiden deyince insan ister istemez eski albümlerin tadını arıyor. senjutsu'da diğer albümlere koysanız sırıtmayacak tek kayıt da bu heralde. mesela diğer şarkıların sürekli tekrar eden kısımları görece sönüktü. bu şarkıda tekrar eden kısım yok mu? var ama davulundan gitarına tüm enstrümanlar kütür kütür aktığı için bunu çok kafaya takmıyorsunuz.

    solo kısmına gelecek olursak yalnız o biraz sıkıntılı. çünkü şarkının genel akışı çok yüksek. mesela elinize iki tane kalem alın soloya gelen kısma kadar ritme eşlik edin yorulursunuz. buna rağmen ilk soloya başladıklarında hız giderek düşüyor. ki daha şarkının ortasındayız, normalde yükseliyor olmanız lazım. belki kaydı 11 dakika 19 saniye yaptık dinleyen adam yorulmasın diye düşünmüş olabilirler ama bundan önceki albümlerde şarkı uzun da olsa nasıl başlarsa öyle gidiyordu gayet de. bir de şarkının ikinci solosu tam uyumlu aslında. belki ilk soloyu hiç eklemeden devam etmek ya da madem hız düşecek birinci soloyla ikinci solonun yerini değiştirmek daha mı mantıklı olurdu sanırım.

    --- spoiler ---

    benim albüm hakkında notlarım bu kadar. albümde yapılan bazı tercihler canımı sıksa da sonuçta iron maiden albümüdür yani. hiç yayınlamayabilirlerdi de. bi de öyle bakmak lazım. ayrıca grup için artık bir hallowed be thy name, the trooper, dream of mirrors beklemek çok da mantıklı olmayabilir çünkü yani geldiler artık kaç yaşına. ayrıca beklenti yüksek olduğu için başta albüm biraz geride kalmış gibi görünse de şarkıları tekrar tekrar dinleyince güzellikleri ortaya çıkıyor. bu nedenle ben genel olarak senjutsu'yu beğendim diyebilirim.
80 entry daha

hesabın var mı? giriş yap