şükela:  tümü | bugün
10 entry daha
  • filmi aslında iki kısımda incelemek mümkün. ilk yarısı, yani yolculuk edilen kısım, polanski'nin nóz w wodzie filmini andırıyor. ikinci kısımda sandra ve claudia arasındaki ilişkiyi izliyoruz. ara kısımlar ki, filmin çekilmesi zor olan kısımlarıdır, burası da anna'nın şehir merkezinde arandığı kısımlar. bence bu ara bölüm her ne kadar izlenmesi zor olsa da ilk konuyu ikinci konuya bağlayan ve olması gereken sahnelerden oluşuyor.

    ilk bölümü düşündüğümüz zaman kadınlar, aynı bergman filmlerindeki gibi anlaşılmaz ve zor görünüyor. erkeğin hiç bir zaman onun duygularını anlayamayacağını ve kendine has bir dünyaya sahip olduğunu hissediyoruz. kadınlarla aşk yaşasınız dahi onları hiç bir zaman tam olarak elde edemezsiniz diyor film bize. aynı şekilde erkeğin de her zaman kadını elde etmek için elinden geleni yaptığını ama aslında aradığının o kadın değil "elde etme arzusu" olduğunu anlıyoruz.

    ikinci bölümün başında, trendeki sahnede yabancı bir erkeğin bir kadınla diyaloga girme sahnesi de yine buna işaret ediyor. erkek her zaman kadının peşinde. bu bölümde zaten anlatılan mevzu erkek ve kadının uyuşmazlığı. sandro ilk bölümde daha yenik durumdayken, ikinci bölümde hem istediğini elde etmiş hem de kaçamak yapar duruma geliyor. claudia, anna'yı bulmak isterken, aşık olduğu için artık anna'nın ortaya çıkışından korkuyor. bu yüzdendir ki filmin sonunda sadakatsizliği bile affediyor. anna'ya ne oldu anna'ya ne oldu derken de film bitiveriyor işte.
28 entry daha