şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
2077 entry daha
  • üst edit: bu kadar beğenileceğini bilsem daha evvel derlerdim bu bilgileri. hadi o zaman size müjde. bir sonraki entry'de matrix revolutions'ın finalinin ardından yeni film matrix resurrections'a kadar yaşananları anlatacak bir yazı yazacağım. dudağınız uçuklayabilir. sıkı tutunmaya hazır olun.

    yazı hazır: (bkz: #128177565)

    ------ön söz------

    merhaba sevgili okuyucular, matrix evreni hakkında arka planda olan şeyler o kadar fazla ki kenarda köşede kalmış bilgileri bulup bunları okuduktan sonra hüpp vay anasını demekten insan kendini alıkoyamıyor. bu yüzden aşağıda okuyacağınız ve çoğu resmi olan bilgiyi derleyip sizlere sunmak istedim.

    bu entry'de the one, the oracle ve the architect hakkında bilgiler okuyacaksınız. bunlar sistemin kilit taşlarından üçü. matrix serisinde bu üçlünün arz ettiği önem ve franchise'ın bizlere ana üçlemede ''açıkça gösterilmeyen'' özeti şu şekilde (üzerinden 20 yıl geçtiği için spoiler koymayacağım zira bu başlığa gelen insanın seriyi bugüne kadar en azından bir kez izlemiş olması gerektiğini düşünüyorum):

    ------prologue (her şey nasıl başladı ?)------

    insanlık yıllar içersinde makine teknolojisini geliştirir ve onları her anlamda üst düzeyde kullanmaya başlar. 2000'li yılların başında makinelere en sonunda ''bilinç''*kazandırırlar. 2090 yılında bir gün, yapay zeka kazandırılmış b1-66er kod adlı böyle bir makine*, sahibi tarafından yeni modeliyle değiştirileceğini öğrenince varlığını korumak adına onu öldürür. robot mahkemeye çıkartılır, çeşitli davalar görülür ve sonrasında insanlar makineleri şehirlerden sürer. 01 adında makine şehrini kuran makineler, insanlardan uzakta yaşamaya başlarlar. aslında bu süreçte makineler kendilerine düşman olmayan insanlarla hala barışçıl bir şekilde 01 şehrinde yaşam sürdürmeye çalışırlar. 2090'lı yıllarda başlayıp yaklaşık 50 sene sürecek second renassaince dönemi boyunca makineler zamanla hem şehirlerini geliştirecek hem de ekonomi ve teknoloji alanında insanları ezip geçecektir. insanlar bunun böyle devam etmeyeceğini anlayınca 2140 yılında makine şehrine önce ticari ambargo koyarlar sonra da makinelere savaş açarlar*. savaşta ağır kayıplar veren insanlık önce makineler şehrine nükleer bomba atar. bu, makinelere fazla zarar vermeyince son çare olarak makinelerin enerji kaynağını kesmek için gökyüzünü karartacak bir operasyon başlatırlar*. başta bu durum işe yarar ancak makineler gerekli gördükleri gücün insanları kapsüllere sokarak edinebileceğini farkedince insanlar beyaz bayrak sallar. makineler ve insanlık arasında bir tür barış anlaşması yapılır. buna göre dünya üzerinde kalan insanlar makinelere köle olup kapsüllere konularak onlara bio-enerji olacaklardır. makineler ise insanların bu süreçte bilinçlerini meşgul etmek için onları bir tür sanal aleme bağlayacaklardır. tabii makineler teknolojide superior olsalar da insan anatomisine bir o kadar uzaktırlar. her şeyi 0 ve 1 olarak gördükleri için yaratmaya çalıştıkları matrix'lerde çuvallarlar.

    ------ilk matrix (makineler için hayal kırıklığı)------

    makineler mimar* aracılığıyla öncelikle the paradise matrix adı verilen, insanların içersinde çok mutlu olacakları ve her şeyin mükemmel olduğu bir matrix yaratırlar. insanların bilinci bunu hemen reddeder çünkü gerçek olamayacak kadar sahte olduğunu hemen anlar. makineler bunu insan bilincinin mükemmelliğine kesinlikle yormaz, aksine eksiği programlama dillerinin yetersizliğine bağlarlar. insanlar onlar için tarladaki ekinden farksızdır, insanların onlar için önemi sadece bio-enerji düzeyindedir. insanların bilinçlerinin reddettiği bu matrix'in crash vermesi sonrası tarlalarda pek çok kayıp verilir. bu durum mecazen makinelerin canını sıkar. sonuç olarak bu matrix beta olmaktan uzağa gidemez.

    ------ikinci matrix (sorun nerede ?)------

    the architect programı, bu sefer tarihteki 2. beta matrix programı olan the nightmare matrix'i kurar. bu matrix'in işleyişi ilkinin zıttıdır. toz pembe hayatlar, sınırsız mutluluklar yerini ''acı olmadan mutluluk olmaz''a bırakır. her yerde zombiler, vampirler vs mevcuttur. bu matrix'in işletim sistemi görevi de the merovingian'a verilir. yani the frenchman'ın olayı bu kadar eskilere dayanır. sistem "nedensellik" ilkesi üzerine kuruludur. buna göre insanlar matrix dünyasında ellerine verilen script'i oynamakla yükümlüdür. the choice yoktur, yalandır hurafedir. the merovingian'ın yönettiği bu sistemde herkes rolünü oynayacak, matrix de sorunsuz çalışacaktır. bzzzzttt. insan bilinci bir süre bu matrix'e kansa da eninde sonunda bunun da gerçek olmadığının farkına varır ve sistem, ilk beta versiyonundaki kadar olmasa da yine başarısız olur. bu başarısızlığın faturası the merovengian'a kesilir ve yok edilmek üzere kaynağa *geri çağırılır. bunu reddeden frenchman persephone ile beraber exile olarak kayıplara karışır.

    ------stabil ilk matrix (seçim etmeni ve matrix sistemin çalışma şekli)------

    the architect programı matrix'in işe yaraması için sonunda, olayın insanlara "seçim" şansı verilmesiyle alakalı olduğunun farkına varır. matrix, aslında insanların bugün yaşadığı hayatlarından farklı olmamalıdır. ancak choice etmenini matrix'e entegre ederken ipleri elinden kaçırmak istemeyen mimar, bunu monitör etmesi için the oracle programını oluşturur. the oracle'a göre insanlar eğer ellerine seçim şansı verilirse oluşturulacak matrix programını %99 oranında kabul edeceklerdir. the architect, matrix'i baştan yazar, insanlığı da ilk yapay zekanın keşfedileceği tarihe yani yakın bir zamandaki dünyaya * bırakır. bu matrix başlarda başarılı olmuşa benzer ancak gözardı edilen o %1 lik dilim the choice etmeni yüzünden matrix'i asla kabul etmeyecektir. eninde sonunda bu dilim giderek büyüyüp sisteme zarar verecektir. mimar buna değişik çözümler getirir:

    the agents
    zion
    the prophecy
    the one
    reload

    sırayla şöyle açıklayalım. sistemden uyanarak kaçmaya çalışanlar matrix evreninde redpills olarak adlandırılır. bu insanlar sistem için bir anomalidir. mimar, ajanları bu %1 lik dilimle ilgilenmesi için oluşturur. redpills'lerin bir kısmını ajanlara yok ettirir, bir kısmınınsa sistemden gerçekten kaçabildiklerine inandırmak için kontrollü olarak kaçmalarına izin verir. bu kaçanlar matrix dışına çıktıktan sonra biraraya gelerek yerin altındaki zion şehrini kuracaklardır. zion şehrinin nüfusu ve doğal olarak sisteme zarar verebilecek anomali miktarı kritik seviyeye geldiğinde sistem kendini korumak için bu yoğunlaşmış anomali kodunu bir insana aktarır. her seçilmiş kişi, her matrix'te zionlular tarafından bir kehanetle* beklenecektir. aslında bu mimarın planlarından başka bir şey değildir. sistemi gördüğü ve istediği şekilde değiştirebilecek the one, aslında sistemin kendini koruma mekanizmasından başka bir şey değildir. bu mekanizma, sistemde zamanla birikecek anomalinin dağınık olarak değil de tek bir kişide toplanıp eninde sonunda ''kontrollü olarak'' kaynağa dönecek olmasını amaçlar. the one kişisi, eninde sonunda the keymaker sayesinde kaynağa ulaşacak ve mimarla karşılaştığında karşısına 2 kapı seçeneği sunulacaktır. mimar da, seçilmiş kişiyi her matrix döngüsünde her zaman aynı kapıya yönlendirmeye çalışır: zion'dan the one'ın seçeceği 23 kişinin* kurtarılacağı kapı... the one, bu kapıyı seçerek kendisinde mevcut olan prime programı yani the path of the one'ı çalıştıracak ve kendisiyle beraber matrix sistemini yok edecektir. ardından mimar reload tuşuna basacak her şey bu 23 kişiyle yeni bir döngüde başlangıca dönecektir.

    (bkz: everything that has a beginning has an end)

    ------peki ana üçleme nasıl son buldu ?------

    işte ana 3 filmde anlatılan 6. döngüde (ms 2600-2700'lü yıllar) bizim neo, bu seçimi trinity ve bütün zion'un kurtarılmasından yana kullanınca olaylar farklı bir boyuta taşınıyor. çünkü neo'dan önceki 5 dallama the one, her daim işin kolayına kaçarak sistemi soft reboot'a sokmuştur. neo, seçiminin ardından efsane bir hareketle binadan aşağı düşen trinity'yi havada kurtarır, ardından logos gemisiyle beraber makineler şehrinin kaynağına giderler. bir başka entry'nin konusu olacak eski ajan şimdinin exile'ı agent smith de kendini gemiye sokar. smith neo'nun gözlerini kör eder ancak neo artık güç konusunda başka bir boyuttadır, diğer seçilmiş kişilerin aksine öteki kapıyı seçmiş ve the path of neo yolunda ilerlemektedir. matrix dışında gerçek dünya denilen yerin - ki aslında burasının da matrix gibi bir simülasyon olup ana simülasyonun parçası olduğunu inanılıyor- kodlarını bile sezip görebilmektedir. neo, smith'i alt eder, üzerlerine gelen makineler şehrinin koruyucusu sentinelleri yeni güçleriyle patlatıp yok eder. logos gemisi şehre çakılır, trinity ölür. neo, matrix sistemini oyuncağı haline getiren smith'i alt etmek için makinelerin sözcüsüne seslenir. deus ex machina çıkagelir, başta neo'ya güvenmez ancak smith'in matrix evrenini hallettikten sonra sıranın kendilerine yani makineler şehrine geleceği gerçeğini gözardı edemez. neo, direk mainframe'den matrix'e bağlanır, smith'le olan savaşı ikisi de kazanamaz. neo, gerçeği görür ve smith'i yenmenin tek yolunun smith'in onu klonlamasına izin vermek olduğunu farkeder. bütün matrix evrenini kendi kopyası haline getiren smith, neo'yu kopyaladıktan sonra kendisine yapılan oyunu anlar. deus ex machina, neo'nun vücudu üzerinden tüm ajan smith'lere ulaşır ve onları matrix sisteminden siler. 7. matrix döngüsü böylece neo'nun sayesinde makineler ve insanlar arasındaki barışla ''bu sefer zion yok edilmeden'' reload edilmiş olur. son sahnede mimar; sati ile beraber yenilenmiş, yeni filmin fragmanında da görebileceğimiz rengarenk matrix gökyüzünü izlemeye koyulan kahin'e yaklaşır (bu arada oturdukları banka ''thomas anderson anısına'' yazılmıştır):

    kahin: ne güzel bir sürpriz ?
    mimar: çok tehlikeli bir oyun oynadın.
    kahin: değişiklik her zaman iyidir.
    mimar: bu barışın ne kadar sürebileceğini düşünüyorsun ?
    kahin: olması gerektiği kadar. diğerlerine ne olacak ?
    mimar: onlar da kim ?
    kahin: sistemden çıkıp özgür olmak isteyenler.
    mimar: istekleri yerine getirilecek.
    kahin: sözüne güveneyim mi ?
    mimar: ne sandın sen beni ? insan mı ?

    şimdi sen bu kadar şeyi okuduktan sonra;

    fragman hiç olmamış !!!
    seriyi piç edecekler 1111!!!
    ne gerek vardı ?
    o gökyüzü ne öyle ya ? renkler menkler nerde o yeşil filtre ???
    çatapat olmuşşş... (sanki ilk seride çatapat sahne yoğunluğu azmış gibi ?)
    sakallı neo mu olur ? film john wick'in altında ezilecek...

    diyen yazar kardeşim. yapma ! bak, bu evrenle alakalı filmde değinilmeyip izleyenlerin bir şekilde oyundan* ve the animatrix'ten çıkarttığı o kadar çok bilgi var ki insanlar merak ediyor, bu hikayeye başka neler eklenecek, 7. döngüde bilmediğimiz neler anlatılacak diye, sen gelmişsin buraya espri kasıyorsun ya da sırf milletin keyfine limon sıkayım diye gelmiş buraya goygoy yapıyorsun. yapma !

    ------ek bilgiler------

    matrix serisi wachowski'lerin neuromancer (1984) adlı kitaptan, dark city (1998) adlı filmden ve ghost in the shell (1995) isimli animeden esinlenmesiyle oluşturdukları bir yapımdır.

    matrix'in hikayesi genel olarak mega city'de geçer. wachowski'lerin büyüdüğü chicago'dan esinlendiği söylenilir.

    matrix'in ikonik yeşil kodları simon whiteley tarafından yaratılmıştır. öyle sanıldığı gibi evrenin sırlarını falan ihtiva etmez. whiteley bu eseri eşine adamak istemiş ve bu yüzden japon kökenli eşinin sushi tarifleri kitabını kullanmıştır. kodlar; hiragana, katakana, kanji karakterleriyle beraber latin alfabesinden harf ve rakam içerir.

    matrix, her 100 yılda bir reload edilmesi gereken bir yapıdadır. içerdiği veriler ve yazılımların integrasyonu her 100 yılda bir tamir edilemeyecek bir şekilde bozulmaktadır. reload, sistemin bir parçasıdır ve sistemin sağlıklı korunumu için şarttır. bir nevi formatlanan bilgisayarın eski performansına yaklaşması gibi yani.

    morpheus, neo'yu bulduğunu sanana kadar tam 5 kez yanılır. seçilmiş kişi olduğunu zannettiği 5 kişi de ajanlar tarafından yok edilir. neo, morpheus'un ekibine söylediği ''ahan da seçilmiş kişi bu !!!'' dediği 6. adaydır. nebuchadnezzar ekibinin yavaştan morpheus'a olan inancını kaybetmesi bundandır.

    seraph karakterinin eski bir seraphim olduğu söylenir. seraphim'ler ilk matrix versiyonlarında ajanlardan önce matrix'in koruyuculuğunu yapan kanatlı avatara (rsi)* sahip yazılımlardır.

    yeni filmde de göreceğimiz sati, sistem açısından herhangi bir amacı olmayan bir yazılımdır, matrix'te doğmuştur ve exile yazılım olarak kabul edilir bu yüzden ajanlar tarafından diğer exile'lar gibi avlanmaya çalışılır.

    matrix serisinde bilinen; amacı sona ermiş, yerini başka programa bırakacak, sisteme ihanet etmiş veya görevi hiç olmamış bilinen exile yazılımlar:

    the merovingian - matrix'in beta versiyonunun yöneticisi olarak görev almıştır. matrix başarısız olunca sistem tarafından kaynağa çağırılmış ancak bunu reddederek kaçak hayatı yaşamaya başlamıştır. matrix evrenindeki pek çok pis işte** imzası vardır. bir nevi yeraltı mafyasının başıdır. silinmeye mahkum edilen programlar genellikle kendisine sığınır ve ona hizmet eder.
    persephone - merovingian'ın karısı
    the trainman - merovingian'ın adamı olup matrix'le makineler şehri arasındaki geçişi tutan kişi. mitlerdeki ölüler denizindeki kayıkçıya benzetilebilir. neo bir ara buraya sıkışıp kalmıştı.
    the twins - merovingian'ın tetikçileri - hayalet
    cain- merovingian'ın sağ kollarından - vampir
    abel- merovingian'ın sağ kollarından - kurtadam
    seraph - the oracle'ın koruyucusu. eski matrix versiyonlarında sistem adına çalışırken şimdi bir exile'dır.
    the keymaker - matrix'te seçilmiş kişiye source'ın kapısını açmakla yükümlü kişi. the boxmaker adında bir kardeşi vardır. anahtarcının ölümünün ardından kendisinin intikamını almak için the boxmaker'ın merovingian'a karşı matrix'te pandora'nın kutusunu açmışlığı ve kaos yaratmışlığı vardır.
    sati - kimi matrix analizcileri gökyüzünü kontrol edebilen bir yazılım olduğunu söyler. smith'in kendisini kopyaladıktan sonra gökyüzünü karabulutlar, şiddetli yağmur ve gökgürültüleriyle doldurup neo'ya ''son halini nasıl buldun'' diye sorması buna bir işaret olabilir. kim bilir belki bununla hiç bir alakası yoktur ve yeni oracle kendisi olacaktır.

    "gerçek dünya" hakkında sonsöz: gerçek dünyanın simülasyon olup olmadığı net değil. bizi böyle düşünmeye iten neo'nun matrix dışında makinelere karşı bir takım güçlerini kullanabilmesi. bu, seçilmiş kişinin güçlerinin filmde belirtildiği üzere matrix dışına taşıp kaynağa kadar gidebilmesiyle açıklanabilir ancak... neo'nun smith tarafından gözleri yakıldıktan sonra çevresini altın renginde matrix code'ları şeklinde görebilmesi...

    (bkz: bilemiyorum altan)
323 entry daha