şükela:  tümü | bugün
  • antropologlar, ölülerimizi gömme ritüelimizin bizi diğer maymunlardan ayıran en önemli özelliklerden biri olarak görürler. şehir planlamacıları için ise ölülerin gömülmesi büyük sorundur. mezarlık ve mezarların neredeyse tamamı doludur ancak insanların ölmeye devam etmek gibi kötü bir alışkanlığı da vardır.

    birleşik krallık'ta, kasaba ve şehir yaşamındaki artış nedeniyle cenazelerin nereye koyulacağı çetin bir sorundur. 2021'in başlarında yayımlanan araştırmaya göre, belediyeye ait mezarlıkların altıda biri 5 yıl içinde, dörtte biri ise 10 yıl içinde dolacaktır.

    (cia world factbook verilerine göre türkiye'nin nüfus artış hızı oranı birleşik krallık'ın iki katıdır. bu durumda mezarlıkların dolma sorununun bizim de karşılaşacağımız bir sorun olduğu aşikardır.)

    peki mezarlıkların dolması gibi bir durumdan nasıl kaçınabiliriz?
    ciddi bir krizden kaçmak için ölülerimizi gömme şeklimizde ne değişiklikler yapabiliriz?

    mezarları geri dönüştürmek bir seçenektir. 150 yıl önce ölenlerin mezarları pek fazla ziyaretçi almıyor, bu yüzden yakın zamanda ölenler bu mezarların üzerine gömülebilir. mezarları bu şekilde geri dönüştürmek ucuz olmasının yanı sıra ailelerin aynı mezarlıklara gömülebileceği anlamına gelir.

    (aile mezarlıkları ülkemizde de mevcuttur ancak geniş ailenin tüm fertleri için kullanımı çok yaygın değildir. kullanımı genelde çekirdek aile ile sınırlı kalır.)

    yunanistan ve ispanya’da cesetlerin doğal olarak çürümesi/çözünme sürecinde kalacakları yer üstü mahzenler kiralamak yaygındır. süreç tamamlandıktan sonra kalıntılar kaldırılır ve ortak bir mezara gömülür. bu uygulama daha verimli mezar yeri kullanmayı mümkün kılar ve defin akışının devamını sağlar.

    (ülkemizde dini kaygılarla uygulanması pek mümkün gözükmese de bu yöntem aile mezarlığı olarak kullanılan mezara yakın zamanda ölen aile fertlerinin gömülememesi sorununun önüne geçebilecektir. dinen bir mezara iki defin yapılması ancak ilk defnedilen naaş tamamen çözünüp toprağa karışınca mümkündür. bu süreç toprak yapısı, hava koşulları gibi etmenlere bağlıdır.)

    naaşlarla ilgilenmenin en çok yerden tasarruf sağlayan yöntemi birleşik krallık’ta çokça uygulanan kremasyon yöntemidir. 2019 verilerine göre ingiliz cenazelerinin %78’ine kremasyon yöntemi uygulanmıştır.

    kremasyonun dezavantajı naaşların yakılması sırasında ortaya çıkan kilolarca karbondioksittir. diş dolgularından dolayı ortaya çıkan buharlaşmış cıva da tek başına cıva emisyonlarının %16’sını oluşturmaktadır.

    (türkiye’de kremasyon işlemi serbesttir ancak işlemi yapacak krematoryum bulunmamaktadır. kişinin öldükten sonra bedeninin yakılmasına izin verilmesi için ölümünün şüpheli bir sebepten ya da cinayetten dolayı olmaması ve ölmeden önce cesedinin yakılmasını istediğini yazılı olarak belirtmiş olması yeterli. ceset ise yakıldıktan sonra mezarlık içerisinde bir alanda tutulmak zorundadır.

    krematoryum açılmamasının önündeki en büyük engellerden birinin kremasyon için talep olmamasıdır. bu doğru bir yaklaşım değildir zira olmayan tesisin ne kadar talep alacağı bilinmemektedir. yine bir diğer sebep olarak müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede bu tesise gerek olmadığı yönündedir. ancak kremasyon isteyecek kişiler müslüman olsun ya da olmasın bu ülkenin vatandaşıdır. böyle bir talep var ise tesis yapılmalıdır. birleşik arap emirlikleri'nde krematoryum bulunmaktadır.)

    birleşik krallık'ta, yüzeye daha yakın gömülen ve gübre görevi gören tabutların kullanılmasıyla ayrışma sürecinin hızlandırıldığı doğal mezarlar giderek daha popüler hale gelmiştir. bazı şirketler çözünme işlemini daha da hızlandırmak için mycelium’dan (mantar lifleri) yapılan tabutlar üretmektedir.

    kalıntıların kompost (organik gübre) olarak kullanılması bile mümkündür. bu tip teknolojiler ileride ölülerimizin peyzaj malzemesi olmasına bile sebep olabilir. bu sayede mezarlık sorununun önüne geçilebilir.

    tüm bu çözümlerin önündeki en büyük etmen ise yaşamın devam etmesidir. ölenlerin ardından kalanlar, ziyaret etmek, saygı ve sevgilerini göstermek, hatırlamak, yas tutmak için bir mezarın olmasını tercih ederler. bu nedenle kremasyon işleminden sonra bile küllerin gömülmesi tercih edilir.

    teknoloji mezarlarımızın karşı karşıya olduğu yer krizini büyük ölçüde çözebilir ancak insanların mevcut hızda üremeye devam etmesi durumunda ölülerimizi gömme ve yas tutma ritüellerimizin değişikliğe uğramak zorunda kalacağı da bir gerçektir.

    mezar yeri sorunu bir süre daha şehir planlamacılarının zihnini meşgul etmeye devam edecek gibi gözükmektedir.
    _
    ölü bedenler aşağıdaki şekillerde de kullanılmaktadır.

    1) araç üreticileri tarafından kazalarda iç organların göreceği hasarları tespit etmek için:

    evet cesetler bu şekilde kullanılmaktadır ancak araç üreticileri pek tabii ki bu görüntüleri bize izletmek yerine dummy modellerle çektikleri görüntüleri bizlere izletirler.

    2) sergilenmek üzere bağışlamak:

    naaşınızı bodyworlds gibi organizasyonlara bağışlayarak sergilerde kullanılmasını sağlayabilirsiniz. güncel olarak 19.222 ceset sergilenmek üzere buraya bağışlanmıştır. bunların 17.148 adeti almanya’dan bağışlanmıştır. cesetler alman doktor gunther von hagens tarafından icat edilen bir teknik olan plastinasyon yoluyla korunarak sergilenmektedir.

    3) ağaç yetiştirmek:
    bios urn gibi firmalar kremasyon sonrası küllerinizi tohum çimlendirecek şekilde kullanmak üzere toprakta çözünebilen bitki saksıları üretmektedir. küllerinizi içerisine koyduktan sonra tohum ekilen bu kaplar külleriniz yardımı ile yetişen ve sevdiklerinizi anabileceğiniz ya da sevdiklerinizin sizi anabileceği bir ağaca kavuşmanızı sağlıyor.

    4) plak üretimi için kullanmak:

    sevdiğiniz bir müziği ya da kendi sesinizi basmaları için küllerinizin and vinyly gibi firmalara teslim adilmesini sağlayabilirsiniz. bu firma küllerinizi vinil bir plağa dönüştürecek ve sesinizi üzerine kaydettikten sonra yakınlarınızın sizi hatırlamak için dinleyebileceği bir plak olarak teslim edecektir.

    (şahsi olarak öldükten sonra mezarlığa gömülme gibi bir derdim yok. mezarlıkların geride kalanlara üzüntü vermekten başka bir getirisi olduğunu düşünmüyorum. ölen için zaten bir getirisi ya da götürüsü yok. büyük bir aile mezarınız yoksa ve mezarlığa gömülecek biri yoksa en fazla torununuz mezarınız başına geliyor. onun çocuklarının uğrasa da hissedeceği bir şey yok.

    yukarıdaki örneklerden birinin seçmem gerekirse ben bir ağacın yetiştirilmesi için kullanılmayı tercih ederdim. önce bir kremasyon işlemi yapılır sonra belki benden daha fazla yaşayacak bir ağacın oluşmasına katkım dokunurdu.

    kendi köpeğim öldüğünde bahçeme gömdüm. orada gömülü olması bana üzüntü verecekti. hemen gidip istanbul'da tutması ve yetişmesi neredeyse imkansız görülen jakaranda fidanı alıp üzerine diktim. sitenin bahçıvanları fidanın öleceğine çok eminlerdi ancak altında yatan köpeğim sayesinde kocaman oldu. henüz iklim sebebiyle hiç çiçek açmadı ama ağacı her gördüğümde mutlu olup bir gün çiçek açmasını umuyorum. çiçek açar işe bu şekilde görünecek.)

    parantez içleri hariç kaynak: bbc science focus
7 entry daha

hesabın var mı? giriş yap