şükela:  tümü | bugün
  • öldüğünde 12 milyon altın değerinde servet bırakan osmanlı imparatorluğu'nun en meşhur sadrazamlarından, kanunî sultan süleyman'ın damadı rüstem paşa'nın servetini peçevili ibrahim efendi şu şekilde belirtiyor:

    her biri meşhur hattatların imzasını taşıyan ciltleri pırlantalı 130 mushaf-ı şerif.

    bunların haricinde 8.000 mushaf-ı şerif daha.

    el yazması 5.000 kitaptan oluşan bir kütüphane.

    170 köle.

    2.900 baş cins at.

    1.160 baş katır.

    80.000 sarıklık tülbent.

    780.000 altın.

    değerli kumaşlardan yapılmış 5.000 hilat ( yuh )

    1.100 adet altın üsküf.

    2.000 adet zırh.

    600 gümüş eyer.

    500 elmaslı altın eyer.

    130 çift altın üzengi.

    860 adet kabzaları elmaslı kılıç.

    1.500 gümüş miğfer.

    1.000 gümüş şeşper. ( altı dilimli topuz demektir )

    33 parça servet değerinde elmas.

    1.000 yük külçe gümüş.

    rumeli ve anadolu'da 1.000 çiftlik.

    yine anadolu ve rumeli'den 467 çark değirmen.

    bunların dışında paha biçilmez halılar, altın ve gümüş mutfak ve yemek takımları, çin, japon ve türk porselen takımları, altından ve fildişinden elmaslı satranç takımları, altın ve gümüş şamdanların kaydı tutulmamıştır der, peçevili.

    hisse-i kıssa: bugün osmanlı imparatorluğu'nun en muhteşem dönemi, nâm-ı diğer muhteşem yüzyıl'ı olarak bilinen dönemdir kanunî sultan süleyman dönemi. evet, osmanlı imparatorluğu'nun güçlü olduğu bir dönemdir ama bu güç askerî ve siyasî bir güçtür. ekonomik yansımasına baktığımızda pek de aynı orantıda gittiği söylenemez. kanunî'nin şansı, babasının yavuz sultan selim oluşudur. devlet hazinesi ağzına kadar doldurulmuştur malûmunuz üzere. hilafet gibi en azından o asırlarda gayet siyasî bir güç unsuru olacak makam - ünvan, osmanlı hanedanına getirilmiştir yavuz tarafından.
    kanunî, kanunlara riayet ettiği için bu lakabı almıştır ama kendisi döneminde rüşvet alıp başını gitmiştir.

    " rüstem paşa nasıl bu kadar zengin olabildi? " sorusunun bir cevabı da bu dönemde ortaya çıkan caize, nâm-ı diğer makam vergisi'dir. herhangi bir devlet işine atanan kişi sadrazama para vermektedir!
    bu düpedüz rüşvet iken daha sonraları osmanlı imparatorluğu'nda padişahların dahi kabul ettikleri bir para ( vergi ) olacaktır.

    rüstem paşa, çok hata yapmıştır ama tarihî bir fırsatın kapısını aralayacak adımı atmayı da denemiştir:

    1548 iran seferi'nde emrindeki sipahilerle birlikte avrupa'da yaygınlaşan ve hızla modernleşen ateşli silahları denemek istemiş ancak başta emrindeki askerler olmak üzere ulemâ ve padişah o kâfir icatlarını kullanmayı reddetmişlerdir!
    bu fırsat ancak asırlar sonra gelecektir bir daha osmanlı'ya.

    nihayetinde saraya damat olunca, apaçık rüşvetin dahi hesabının kimselere verilmediği bir düzendir bu düzen!
    çok şükür eskide kaldı:)
1 entry daha

hesabın var mı? giriş yap