şükela:  tümü | bugün
566 entry daha
  • jeffrey epstein pisliğinin bunlara da bulaştığı, eski mankenlerinin ortaya çıkardığı taciz iddialarıyla itibarını iyiden iyiye yitiren ve geleceği pek de parlak görünmeyen iç çamaşırı markası. yıllardır bu markayı takip ederim, 2016'dan beri düşüşte olan satışları, neredeyse pazardan elenecek konuma gelmeleri ve bunu başarısızca tersine döndürme politikaları üzerine bildiklerimi aktarmak isterim:

    2018'den beri ortaya çıkmaya başlayan taciz iddialarıyla ilgili parayla susturdukları mankenler konuşmuyor ama konuşanları çok kötü şeyler anlatıyorlar. eski adıyla limited brands, şimdiki adıyla l brands, victoria's secret'ın bağlı olduğu şirket. bu şirketin kurucusu ve victoria's secret'ın sahibi milyarder lex werner'ın jeffrey epstein'le dostluğunun ortaya çıkması, abd'de kurulan fuhuş ağından dolayı şu an yargılanıyor olması ve yaşanan birçok taciz olayıyla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkilendirilmesi victoria's secret'ın 50 civarında mağazasını kapatmasına kadar gitti. zaten şu dünyada ya dahi olarak milyarder oluyorsun ya da pisliğe bulaşarak. başka yolu yok bunun. bu herif de belli ki bulaştığı pisliklerle servetini elde etmiş ve korumuş. herif zaten aynı rockefeller'a benziyor, tam mendebur. o yüzden jeffrey epstein'le bağı olduğuna şaşırmadım. zaten jeffrey epstein de kızları "ben victoria's secret'a manken seçen adamım, biliyo musunuz?" diye ağına düşürüyormuş.

    bu çıkan haberlerin asıl odağı başka ama. burada edward razek ismi önemli. bazen şovlarda gördüğümüz, mankenleri seçen jüride yer alan, orta yaşlı, genç kızlara merakı gözlerinden okunan, yavşak tipli bir herif vardı hani, izleyenler hatırlar. işte o herifin bella hadid dahil birçok mankeni taciz ettiği, bu tacizlerin markanın yönetimine bildirildiği ama bu konuda hiçbir şey yapılmadığı söylenmiş. kendi evine yemeğe davet ettiği bir mankeni sırf bu teklifi reddetti diye bir daha şova çıkarmamış. çünkü sistemi böyle kurmuşlar: tacize ses çıkarma, şova devam et. hatta bella hadid'in üstsüz podyumda yürümesi için bir tv kanalıyla bile anlaşma yapmış. ama niye yaptı bilmiyorum çünkü zaten bella hadid kendi isteğiyle çoğu zaman üstsüz geziyor. ed razek de bu taciz olaylarının çıkması, hakkında milyon dolarlık birçok tazminat davası açılması üzerine 2019'da istifa etmiş. buradan ortaya atılan iddiaları daha ayrıntılı okuyabilirsiniz.

    victoria's secret'ın eski mankenlerinden bridget malcolm ise "melek standardına" uygun olmak için açlıktan bayılacak hatta intiharı düşünecek kadar dibe vurduktan sonra bu sektöre -başta victoria's secret olmak üzere- savaş açmış. şu haberde ve verdiği röportajda set arkasında yaşadığı tacizden, kilo vermesi için uyuşturucuya alıştırılmaya çalışıldığından, sırf kalçaları yalnızca bir santim genişledi diye kontratının iptal edildiğinden, bunun sonucunda yeme bozukluğu geliştirdiğinden ve bir ara saçlarını kaybettiğinden söz ediyor. victoria's secret'ın kameralar önünde şovunu en üst düzeye çıkarıp insanların gözünü boyadıktan sonra, arka planda en iğrenç ve en istismarcı insanlar tarafından yönetildiğini söylüyor.

    victoria's secret'ın eski halkla ilişkiler çalışanı casey crowe taylor, başta edward razek olmak üzere, perdelerin arkasında yaşanan tacizle ilgili duyduğu ve gördüğü her şeyi ortaya dökmüş. zaten kendisinin ed razek'e gıcığı var çünkü bu kadın açık büfeden bir şeyler alırken ed razek ona "daha fazla ekmek yeme artık, ihtiyacın yok." diyerek onu bir sürü insanın önünde rezil etmiş. (kadın sizin pr'cınız yahu, manken değil ki.) bu kadın da tacize uğrayıp da susması için para verilen en az üç manken tanıyormuş. daha bir sürü örnek varmış ama şirket içindeki havadan dolayı bunlar hep normal kabul edilmiş ve bir şey yapılmamış.

    bu taciz vakalarında neden susturulduklarını bir nevi anlıyorum aslında. victoria's secret mankenlerini instagram'dan çoğu zaman takip ederim. sermayedarların -yani çoğunlukla erkeklerin- elinde tuttuğu moda sektörüne ait oldukları için, o sektörün getirilerine boyun eğerler ve popüler kültürün bir yan ürünüdürler. genelde de tek bir tipte olurlar: hepsinin inandığı bir saçmalık mutlaka vardır. ya çok dindar olurlar, ya astroloji manyağı olurlar ya da bir doğu mistisizmine kapılmış olurlar. sjw'lik konularda hepsi çok hassastır ama durmadan ırkçı ve ayrılıkçı söylemleriyle sansasyon yaratırlar. hepsinin hayali bir gün aktris olmaktır. hepsi ya vegandır ya da vegan olmaya çalışıyordur. ama en önemlisi: hepsi feminist olduğunu iddia eder. şu an yürürlükte olan 3. dalga feminizmi kadın düşmanı bir yapılanma olup; sermayedar erkekler ve kapitalizm tarafından yönetilmektedir. tüm o koltuk altı kıllarıyla poz vermeler, "her beden güzeldir" akımı, "erkeklerin hepsi tecavüzcüdür, pis erkekler. kahrolsun ataerkillik, gelecek kadındır." saçmalıkları da son derece samimiyetsiz, toplumun gazını almaya odaklanan ama bir naneye de yaramayan kâr amacı güden bir harekettir. bu hareketin yılmaz temsilcisi bir kadın, yaşadığı bir taciz sonrası parayla çenesini kapatıyorsa eğer feminist falan değildir. mankenlerin çoğu yıllarca güzelliklerinin verdiği avantajı kullanarak kendilerine bir milyoner erkek bulma gayesinde oldukları için; rahatsız olsalar dahi, erkeklerin kendilerine karşı duydukları arzuyla ilintili kötü davranışlarını sineye çekerler ve buna boyun eğerler. para ve güce tapan kadın, parayla satın alınabilen bir kadındır. bu yüzden susması için para ödenebilir ve susturulabilir. haliyle bu taciz vakaları yıllarca hep halı altına süpürülmüş.

    victoria's secret'ın diğer bir linç yeme konusuna gelelim şimdi de. şirket 2016'dan beri değer kaybediyor ve bu sorunu hâlâ çözebilmiş değil. bu durumun, yarattıkları "kusursuz vücut" algısıyla doğrudan ilişkisi var. sorun, güzel bir vücut algısı yaratmakta değil aslında. güzel bir vücuda sahip olmaya özendirmenin kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. asıl sorun, gerçeküstü bir kusursuzluk yaratmak için işi çok ileri götürmeleri. güzel kadın örneğini arşa çıkardılar ve şovları yıllarca kadın erkek herkesi büyüledi. bunun ağır bir bedeli de var ama: bir victoria's secret mankeni tüm yıl boyunca istisnasız her gün spor yapmak zorunda. bunu şovdan bir süre önce günde iki kereye çıkartıyorlar. her birinin kendi fitness ve beslenme uzmanı var. ölçüleri düzenli olarak kontrol ediliyor. şovdan 3-5 gün öncesinde tüm karbonhidratı ve şekeri kesiyorlar. şovdan 12 saat öncesinde ise su içmeyi bile bırakıyorlar. şovdan önce tüm vücutlarına 20 kata kadar makyaj yapılıyor. o kusursuz parlayan tenlerine deli gibi sprey makyaj püskürtülüyor. tüm bunlardan sonra podyuma çıkıp ışıldıyorlar ve bunların binde birini bile yapmayan kadınlar bu kadınlar gibi görünmek istiyor ama ne yaparlarsa yapsınlar öyle görünemiyorlar. kendi mankenleri dahil, birçok kadın sırf bu güzellik kalıbına girmek amacıyla yeme bozukluğu, depresyon, intihar girişimi gibi sorunlar yaşamış. buradan victoria's secret'ın güzellik standartlarının insanlar üzerindeki etkisine dair bir araştırmayı izleyebilirsiniz.

    kadınların düzgün bir vücuda sahip olmaya özendirilmesi yanlış mıdır peki? bence değildir. yıllardır victoria's secret şovlarını hiç kaçırmadan izlerim. ben yalnızca tasarımlarının güzelliğiyle ilgileniyorum ama erkek olsaydım eğer, victoria's secret şovu herhalde gözüme cennetten bir kayıt gibi gözükürdü. en kusursuz vücutlara sahip dünyanın en güzel kadınlarıyla "seçmece bunlar seçmeceağğ" politikasıyla oluşturulmuş bir şov düşünün. tam bir görsel şölen. işte tam da bu yüzden, bu taciz vakaları ortaya çıkmadan önce sjw'ler tarafından yapılan "niye hiç trans ya da sıfır beden olmayan mankeniniz yok?!" gibi eleştirilere edward razek "bu bir fantezi, kimse dönüp de bu şovda trans ya da şişman bir kadına bakmaz." yanıtını vererek gündeme oturmuş. haklı ama. evet, bu bir fanteziydi. melekler konsepti, ortaya çıkarılan o etkileyici şov erkeklere sunulmuş bir hediyeydi. buna bir itirazım yok, yanlış da bulmuyorum. çünkü eğer tüketilen bir şey her iki cinsiyette de karşılık buluyorsa cinsiyetçi değildir. ben de biscolata reklamlarını, hatta spartacus'ün tüm sezonlarını sarıp sarıp büyük bir zevkle izliyorum. güzel yüzler, güzel vücutlar çekicidir, hepimiz bunu seksi buluruz. her insanın da elinden geldiğince güzel ve bakımlı görünmesinin onun mutluluğunda çok büyük bir rol oynadığını düşünüyorum.

    moda, gün geçtikçe toplumda popüler olan akımların da etkisine ayak uydurmak ve bu yüzden biraz değişmek zorunda kaldı. şahsen, bu değişimi kötü yorumluyorum. çünkü buna ayak uydurdukça içindeki güzelliği ve sanatı kaybetti. düşük ve orta gelirli müşteriye hitap eden hızlı moda haricinde, moda dediğimiz şey zenginler tarafından üretilen ve zenginler için var olan bir sektördür. haliyle, onların fantezilerine hizmet etmesi olağan bir sonuçtur. fakat şu an şirketlerin varlığını sürdürebilmesi için olabildiğine politik doğruculuk yapması gerekiyor. çünkü herhangi bir tepki sosyal medya etkileşiminin zirve yapmasıyla çok büyük bir protestoya dönüşüp şirketlerin ipini çekebiliyor.

    victoria's secret markasını toparlama gibi zor bir görevi olan şirketin yeni ceo'su martin waters da buna boyun eğmek zorunda kaldı. ilk acınası hamlesi şu oldu: ''dünya değişti ve biz uyum sağlamakta çok yavaş kaldık. erkeklerin ne istediğiyle değil, kadınların ne istediğiyle ilgilenmeliydik.'' diyerek feministlere ve sjw'lere göz kırptı. vs collective ismini verdikleri yeni koleksiyonlarında bildiğiniz şişman kadınlarla iç çamaşırı çekimi yaptılar. yeni reklamlarında abd'li eşcinsel kadın futbol yıldızı megan rapinoe, aktivist (bunu da bir meslek gibi yazıyorlar böyle) ve büyük beden mankeni paloma elsesser ve brezilyalı trans model valentina sampaio gibi isimlerle çalışarak kaybettikleri müşterileri geri çekmeye ve yeni müşteriler kazanmaya çalıştılar. ama yer mi anadolu çocuğu? samimiyetsizler, sahteler ve başarısızlar. sırf bu yüzden kaybetmeye mahkumlar. toplumda hassas olarak tabir edilen her şeyi ortaya karıştırıp koymuşlar ve insanların da onların pek duyarlı olduğunu düşünmesini istiyorlar. listeyi kontrol edelim: lezbiyen elçi? checked. büyük beden mankeni? checked. siyahi mankenler? checked. biraz aktivizm? checked. bir de trans koyduk mu? o da olur, checked. victoria's secret meleklerine veda ediyor haberinden sonra gönderilen meleklerin yerine geçecek kadınlara bir bakın: görsel buradaki sıkıntı: her vücut tipini hoş göreceğiz derken insanları şeker hastalığına ve obeziteye sürüklemeleri. 40 bedeni hoş görürsün ama 110 kilo bir mankeni kusura bakmayın da "her beden güzeldir" diye yediremezsin, yedirmemelisin.

    bu saçma sjw akımı dünyada güzel olan ne varsa hepsini yok etmek üzere ant içmiş bir tarikat. kendi komplekslerini saçma bir sürü argümanla destekleyerek bir akım yaratıyorlar ve bu akımla yıllardır olduğu yerde gayet güzel duran her şeyi mahvediyorlar. arkadaşlar, seksi iç çamaşırları yalnızca kadınlar için değildir. hatta kadından çok erkekler içindir. erkeklerin ilgisi bir kadını mutlu eder. onun kendini güzel ve seksi hissetmesine yol açar. seksi hissetmek istiyorsanız eğer, yalnızca seks yapacağınız gün seksi giyinmeyin. seksi iç çamaşırları sevin, bunu bir yaşam biçimine dönüştürün. dita von teese de seksilik sanatı öğretirken aynısını söylüyor: link tamam, rahat iç çamaşırları giymek tabii ki iyi hissettiriyor, onları da giyeceğiz ama aptalca bir şekilde erkeklere açılan savaş yüzünden kendi kadınlığınızı da kaybetmeyin. victoria's secret yıllarca mağazalarına gelen erkeklere "kadınınıza güzel bir iç çamaşırı hediye edin." sloganıyla deli gibi iç çamaşırı sattı. mağazaya giren erkekleri oradaki satış görevlileri en az 10 torba ürünle eve yolladılar. bu sektör yalnızca kadınlar için değil, erkekler için de var. bu yüzden erkeklerin de hoşuna gidecek bir şekilde dizayn edilecek. bunu anlarsak her şey daha kolay olacak.

    gelelim şimdi de şu manken kıskançlığına. sırf uzun boylu, düzgün vücutlu diye mankenleri kıskananlar "her vücut güzeldir" diye bir akım başlattı, "tombuluz ama para bizde" tehdidiyle de müşterisi oldukları moda markalarına diz çöktürdüler. onlar da podyuma her vücut tipinden insanları çıkarmaya başladı. ama ben hayatımda gerçekten böyle bir rezillik görmedim, defilelerin düştüğü şu hale bir bakın: link yürüyemeyen göt ve meme koleksiyonu yapmışlar. suratlar zaten komple estetik ve dudaklar porno yıldızı dudağı olacak şekilde şişirilmiş. buna güzel diyorlar bir de.

    arkadaşlar, mankenlik bir meslektir. çok başarılı, zirvede olan insanları kıskandığınız gibi onları da kıskanıyorsunuz biliyorum ama onların sizin tahmin ettiğiniz gibi mükemmel hayatları yok. bunu çok açmayacağım ama en azından bırakın işlerini yapsınlar. siz manken ölçülerine sahip değilseniz manken olamazsınız. mankenlerin işine karışmayın ve şunu kabul edin: podyumda yalnızca mankenler yürümelidir. moda reklamlarında tercihen mankenler oynamalıdır. manken ölçüleri bir giysiyi en güzel taşıyan kalıptır. moda markalarının mankenlerle çalışmasının nedeni budur ve mantıklıdır. mankenler bu iş için var. kıskançlıktan saçma sapan şeyler yapmayın. siz koca götünüzden ya da vücudunuzdan dolayı komplekse sahipsiniz diye bunu herkese "güzel" olarak yedirmeye çalışamazsınız. siz de manken olmayıverin yahu, herkes manken olmak zorunda mı?

    victoria's secret da bu akıma diz çöktü tabii ve paloma elsesser'la anlaştı. yeni victoria's secret modeli olan, sjw'lik mesleğini elinde tutan ve kendine aktivist diyen büyük beden mankeni paloma elsesser bildiğiniz şişman. vücut kitle endeksi tehlikeli bir seviyede olan obez bir kadın. güzel değil, seksi değil, manken hiç değil bu kadın. giydiği de yakışmıyor arkadaşlar, bunu birinin söylemesi lazım yani. geçmişte benim de hem biraz kilolu ve hem de aşırı zayıf olduğum dönemlerim oldu, giydiğim de yakışmıyordu. bunu kabul etmemiz lazım. göz var izan var. şirketin başka bir falsosu ise: butch diye tabir edilen eşcinsel bir kadın olan abd'li futbol yıldızı megan rapinoe eşcinselliğiyle ilgili zerre sıkıntım yok. ancak, kadınların erkeklere seksi görünmek için giydiği dantelli iç çamaşırını butch bir temsilciyle satamazsınız, kusura bakmayın. zaten bu duruma erkeklerin tepkileri gecikmemiş. kopmalık eleştiri videoları: link1 link2

    hatırlıyor musunuz: 90'ların ve 2000'lerin manken gibi mankenleri vardı. supermodel tanımını sonuna kadar hak eden isimlerdi: claudia schiffer, naomi campbell, cindy crawford, heidi klum, tyra banks, gisele bündchen... bu kadınlar podyumda yürüdü mü podyum "bas geç üstüme güzelim, acıma" derdi. bu kadınların hepsi özgüvenli, seksi, ölü balık gibi bakmayan, feminen kadınlardı. kimse de onları çekememezlik yapmazdı, kıskançlık krizine girmezdi. çünkü o zamanlar mankenlik saygı gören, profesyonel bir meslekti ve mankenler bu iş için özel olarak yetiştirilirlerdi ve çok çalışırlardı. şimdi ise instagram modeli diye, kendi kendine kendini manken olarak addeden tipler peydah oldu. boyları, vücut ölçüleri, karizmaları, kişilikleri profesyonel bir modelle yarışacak noktada değil. hırslı anneler kızlarının reklamını instagram üzerinden yaparak onları bu sektör için pazarladı. kızları da resmen oraya zorla getirilmiş gibi sürekli boş bakan gözleriyle milletin maskarası oldu. hadid kardeşlerin, kendall jenner'ın podyumdaki ilk zamanlarını getirin aklınıza. yürümeyi bile bilmiyorlardı. kariyerleri onlar adına önceden seçilmiş. onlar da gördükleri ilgiden ve gençliğin verdiği saflıktan ötürü bunun içinde sanki kaybolmuş gibi görünüyorlar. acıyorum ya bazen, gözleri hüzünlü bakıyor çoğu zaman ve şu an yalnızca popüler kültürün birer kurbanı olarak işlerine devam ediyorlar. eski süpermodellerle yeni peydah olmuş modellerin şu karşılaştırılmasını bir izleyin, bahsettiğim şeyi net olarak göreceksiniz: link

    artık entryi kapatmak gerekirse eğer: victoria's secret, hakkında ortaya çıkan birçok suçlamadan ötürü kendini pek toparlayamayacak gibi görünüyor. çocuk işçiliğiyle, kadın taciziyle, yüksek fiyata rağmen kalitesiz ürün satmasıyla, kendi yarattığı güzellik algısını kendi eliyle daha kötü bir güzellik algısına dönüştürme girişimiyle ve samimiyetsiz politikasıyla şu dakikadan sonra müşteri kazanabilecek gibi durmuyor. peki başına gelen tüm bu felaketleri hak ediyor mu? yıllarca bize harika şovlar sunmuş olmasına rağmen hak ediyor. ne diyelim? bir devir de böyle kapandı.

    ek1: markanın yükseliş ve düşüş hikayesinin bir özetini buradan izleyebilirsiniz: link
26 entry daha

hesabın var mı? giriş yap