şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • artik portfoyumde olmadigi icin rahatlikla yazabilirim. bastan da belirteyim, yatirim tavsiyesi kapsaminda degerlendirilmemelidir bu yazdiklarim. sadece yatirimci arkadaslara takip ettigim yonteme dair belki yeni farkindaliklar olusturmasi ihtimaline karsi yaziyorum bu yaziyi.

    yaklasik bir senedir, turkiye'nin demir-celik sanayiinin onundeki firsatlardan konustuk. peki neden demir-celik direkt olarak burada takip edilen patikayi vermeyece calisacagim. dunyada temel olarak ihtiyac duyulan hammadeleri 5 ana gruba ayirmak mumkun. bunun ilk sirasinda demir-celik geliyor. cimento, petrokimya (plastik, lastik vs.), cam, ve tahta (cok komigim degil mi? kagit yani), belki bir altinci olarak da gubre siralanabilir. bugun dunya bu hammadelerin uretim yontemlerini degistirmeye odaklandi. ne demek bu? cok daha uzun suredir bahsettigimiz, new green deal, yeni yesil mutabakat adi altinda, karbon emisyonlarini sifira indirecek teknolojilerin gelistirilmesi ve tedavule alinmasi donusumu kisacasi. bu da tabii ki bir ek maliyet getiriyor her sey uzerine. su esnada bahsettiklerim artik herkese asina gelebilir fakat bunun icin bireysel aksiyon alindigini da dusunmuyorum. yani evdeki karbon salinimini dusurmek icin calismiyoruz demiyorum, bunu da yapmak gerekiyor fakat turkiye'de boyle bir farkindalik zaten yok. daha evdeki copu bile ayirmayan bir toplumuz. bunun bedelini de onumuzdeki yillarda su kitligi olarak odeyecegiz. belki 2040'larda bobrek hastasi cocuklarin sayisindaki artis ile bu tokadi yedigimiz zaman gorecegiz bunu. bu da bir serh olarak kalsin burada. burada bahsedilen bu yesil donusum konusu uzerinde firsatlari degerlendirmekten bahsediyorum daha cok. bu firsatlar henuz tukenmis degil ve hatta yolun basindayiz da denebilir. hatta gecen sene bill gates'in yazdigi how to avoid climate disaster adli kitabin bir ozetini paylasmistim [www.postevre.com postevre]'de. orada bill gates resmen onumuzdeki on yilda hangi sektorlere yatirim yapilmasi gerektigini anlatiyor gizliden gizliye. daha oncesinde de yakindan takip eden arkadaslarin bilecegi uzere, turkiye'de bu konuda cok degerli ve guclu global sirketlerin oldugunu dile getirmistik. bunlarin basinda ereğli demir çelik fabrikası geliyor, bir digeri şişecam bir digeri petkim kagit ve cimento fabrikalari ise zaten ibadullah.

    turkiye bir agir sanayi ulkesidir, bu sanayi donusumunu nispeten tamamlamis bir ulkedir fakat 21. yuzyilda biraz bu konuda gec de kalmis bir ulkedir. yuksek katma degerli urun uretilmiyor lafini bugun artik -yermek icin soylemiyorum- badanacilar bile konusuyor. turkiye neler yapmaliydi kismina girmeyecegim, bunlar artik iyi biliniyor. ote yandan her ne kadar cokca elestirsem de kisisel egosantrik aksiyonlari yuzunden, ulkemizde bunlari en cesur ve dogru sekilde dile getiren isimlerden biri ozgur demirtas. ozgur demirtas'i irrite edici bulanlar icin ise onerecegim diger ekonomistler, her ne kadar mesguliyeti sebebiyle planladigimiz bir kapali konferansi gerceklestiremedigimiz, benim cok yakindan takip ettigim, cevdet akçay, cevdet hocamizin ogrencisi cok degerli hocamiz, kendisi university of chicago'da profesordur, ufuk akçiğit, ufuk hocanin doktora hocasi, nobel alacagi artik butun cevrecelerce beklenen daron acemoğlu -gerci suursuzun teki daron gibilerin donemi 15 yil once kapandi demis, daron hoca'nin akademideki bugun nobel beklentisi yaratan calismalarini yaparken donemi nasil kapaniyor isin o kismi da o kafatasi kevlardan, zihinsel durgun tipin aciklamasina muhtac- ve son olara da bugun bilkent'de calismalarina devam eden refet gürkaynak olarak siralayabilirim. benim asil kaynagim bu hocalarin akademik makaleleri ve yaptigi konusmalardir. ufuk hocanin calismalari ise resmen batik ulkeler nasil ayaga kaldirilir konulari etrafinda dolasir. ozellikle ufuk hocayi lokal problemlerin cozumu icin, daron hocayi da global problemlerin cozumu icin takip edebiliriz.

    turkiye dunyanin en buyuk 7. celik ureticisi, yaklasik 36 milyon ton celik uretiyor ref. toplam dis ticaretinin yaklasik %10'u celik, o da yaklasik 22 milyar dolar civarinda bir hacim yapiyor. per capita celik tuketiminde de yaklasik 350 kilogram ile almanya ve isvec'in hemen gerisinde. abd'nin onunde. burada dikkat edilecek konu, celigin nerede kullanildigi. tabii ki cin'in tuketimi devasa boyularda. dunya'da uretilen celisin %56'sini cin uretiyor, yine tuketilen celigin de %56'sini kendisi tuketiyor. yaklasik 1 milyar ton uretiyor, 1 milyar da tuketiyor. turkiye'nin tuketimi de yaklasik 30 milyon ton. abd kisi basi 242 kilogram celik tuketiyor. bunlar yukaridaki infografta var. simdi almanya ile turkiye'nin celik tuketimi neden cok yakin diye sorarsak, bu iki ulkenin de celik tuketimi olusturan sanayileri asagi yukari ayni cunku. almanya bir beyaz esya uretim devi benzer sekilde turkiye de oyle. almanya otomotiv sanayiinde bir dev, turkiye bir dev olmasa da yine yaklasik 1 milyon 300 bin civari uretimi soz konusu. bu dunya ve ulke ekonomisinin durumuna gore degisiyor. dikkat edilecek unsur burada, otomotiv kelimesinde yani otomobil, ticari arac, kamyon, cekici her sey dahil buna. en cok celik tuketen sektorleri konusurken, otomotiv ve beyaz esyanin yaninda bir de insaat konusmak gerekiyor, keza insaat demiri denen sey de celik fabrikalarinda uretiliyor. tabii ki bu fabrikalar urunlere gore uzmanliklari ayriliyor. ornek vermek gerekirse, eregli demir celik fabrikasi daha cok yassi celik uretirken, yani beyaz esya ve otomotiv sanayiinde tuketilen celik turleri bunlar, kardemir daha cok uzun celik denen, ray, insaat demiri yani kangal, yay, baglanti elemanlari, profil celik uretiyor. yuksek katma degerli de tren ve yuksek hizli tren tekerlegi uretiyor.

    simdi eldeki veriler kisa sunlar: dunyada yaklasik 1.8 milyar ton celik uretiliyor, bunun %56'sini cin uretip tuketiyor, turkiye'nin uretimi ve tuketimi asagi yukari almanya'nin uretim ve tuketimiyle esit. ek bilgi: celik uretiminde rusya 71 milyon ton ile dunya'da besinci sirada, ukrayna da 20 milyon ton ile 12. sirada. celik genellikle limanlardan yuklenip gonderiliyor. yuk trenleri ile de tasindigi vakidir. cin birinciydi zaten 1 milyar ton ile, hindistan ikinci sirada 100 milyon ton ile, uc japonya 83 milyon ton, dort abd 72-73 milyon ton ile, bes rusya saydik, altinci guney kore 67 milyon ton ile, yedinci turkiye saydik, sekizinci almanya 35 milyon ton ile, dokuz brezilya 31 milyon ton, on iran 29 milyon ton, on bir taiwan 21 milyon ton ve on iki ukrayna saydik.

    iki olay vuku buldu, birincisi onceden belliydi, ikincisi de aslinda tahmin edilebilirdi. birincisi, cin'in artik ihracat odakli buyume modelinden kendi icine donecegi haberinin gelmesi. 1 milyar ton celik ureten ulke, export'unun sadece yuzde 10'luk bir kismini kesse, zaten dunyadaki ikinci en buyuk uretici kadar bir celik arzi eksikligi olusuyor. bunun da sadece %3'u turkiye'ye yeni siparis olarak gelse, zaten eregli'nin yillik uretimi 8 milyon ton, kardemir'in de uretimi yillik 3 milyon ton civarinda. bu fabrikalarin kapasitleri oraninda cok buyuk siparisler bunlar. ote yandan neden baska fabrika mi yok bunlari sayiyoruz? bu iki fabrika da entegre tesisler, ne demek bu? ikisinin de enerji uretim tesisi var, limanlari var. yani uretim icin gerekli seyler sadece demir cevheri ve hurda, scrape celik, yani sorunsuz fabrikalar. uretim kaliteleri dunya standartlarinda, cok net bir sekilde urunlerini o gerekli butun standartlardan gecirebiliyorlar.

    cin olayinin uzerine bir de ukrayna-rusya olayi cikti. bu da ikinci ongorulmesi mumkun olaydi. rusya ukrayna'nin limanlara erisimini engelledi. celik nasil gidecek? trenle gitse bile yollar kapadi. zaten fabrikalar nasil calisacak, calissa bile hangi verimle calisacak? avrupa ekonomik yaptirimlar ile rus mallarina ambargo koydu. pandemi yuuzunden emtia rallisi yasandi, celik fiyatlari resmen roketledi.

    butun bu etkenler birlesince tabii ki bu iki sirketin de hisse senetlerinin fiyatlarinda da gosterdi kendisini. tekrar ediyorum, bu bir yatirim tavsiyesi degildir. kendi arasitmranizi yapip, risk alginiza gore hareket etmeniz gerekir. hisse senedi fiyati tahmini yapmiyoruz burada ya da bir firsattan bahsetmiyoruz. burada asil analtmaya calistigim sey hangi sektore neden yatirim yapilir buna dair bir yol haritasi sunmus olabilmek. simdi isin asil ilginc kismina gelelim.

    celik fiaytlari cok yukselince, daha yasi dolmamis kuru yuk gemileri, agir tonajli buyuk deplasmanli, bunlari hurdaya gondermeye basladilar. bunlar yerine de daha kucuk gemiler yaptirmaya basladilar ve resmen bedavaya sifir gemi sahibi oldular. bunun yuzunden de navlun fiyatlari artti mi? celik fabrikalari gemi bulamadikca da celik tedarigi sikintiya girdi mi? gemileri daha pahali tutan tuccarlar, bu fuyatlari celige yansitti mi? daha sonra celik fiyatlari yine artti mi? celik fiyatlari arttikca, yasi dolmamis gemileri tekrardan hurdaya gonderdiler mi? yine navlun fiyatlari artti mi? donguyu goruyorsunuz degil mi? bu peki nereye kadar surecek? artik navlun fiyatlari oyle bir noktaya gelecek ki gemiyi hurdaya yollamak pahali olacak. bu sefer de gemiciler para kazanmaya baslayacak. daha bu ralli tam olarak baslamadi. bu var simdi sirada. konteyner krizi de buna benzer sekilde oluyor tabii ki. konteynerlerin de bir kismi hurda celik yapildi, sonra konteyner bulunamadi ortalikta. simdi konteyner uretmek cok karli. ilginc bir donemden geciyoruz, krugman'in dedigi gibi.

    butun bu hareket dalga dalga diger butun sektorlere de ugrayacaktir. turkiye'de demir celik sektorune guven, celigin direkt olarak dolar ile satilmasiyla da alakali. zaten bu yukari adi gecen sirketler bilancilarini direkt olarak dolar olarak tutarlar. daha sonra kamuoyuna aciklarken ortalama kur uzerinden turk lirasina cevririler. yani kendi defterleri dolar olarak tutulur. o yuzden bu sirketlerin kur karsisinda kar edememe gibi bir durumlari yok. nakit pozisyonlari da varsa eger genellikle dolar cinsinden olur.

    ozetle, yatirim yaparken once hangi tur ensturmana yatirim yapilacagi secilmelidir. bono mu, emtia mi hisse senedi mi buna karar verilmelidir. mesela bugunlerde emtia olarak tercih ediyor cogu insan, bu yuzden de emtia fiyatlarindaki artis biraz daha hizli gidiyor. eger hisse senedine yatirim yapilacaksa, hangi sektor? mesela demir celik sektoru hem bir sanayi hem de bir emtia yatirimi olarak degerlendirilebilir. dolar tarafinda da guvenli durusu ayri bir tercih konusu olabiliyor. tekrar ediyorum, yatirim tavsiyesi kapsaminda anlatmiyorum bunlari.

    bu ukrayna rusya olayindan sonra, abd iran ile arasini duzeltmeye calisiyor. gecen gun baska bir yazida da belirttigim uzere, nukleer anlasma neredeyse sonlandirilmak uzere. bu anlasma yapildigi zaman iran petrolu tekrardan tadavule girecek ve iran petrolu brent petrolden nispeten daha ucuz. ozellikle turkiye'ye transferi cok kolay. buradaki fiyat avantajindan turk petrol rafinerileri de faydalanacaktir.

    fakat turkiye cok riskli bir ulke. hem ekonomik instabl olusu hem de devletin fiyatlara cok fazla karismasi sirketlerin karliliklarini etkiliyor. enflasyon yuzunden perakendecilere ceza kesiliyor. enerji piyasasi denetleme kurulu tarafindan piyasa takas fiyatlari degistiriliyor. bu da tabii ki enerji ureticilerine kardan zarar ettiriyor. bu tur mudaheleler cok risklidir. nerede ne olacagi belli olmaz. gectigimiz gun enerji sirketleri, cok guzel fiyatlanirken, bir anda hepsi ciddi dusus yasadi bu piyasa takas fiyatlari duzenlemesi yuzunden. yarin bir gun bundan vazgecilir bu sefer de ralli baslar. daha kotusu, elektrik santralleri "uretmiyorum o zaman" diyebilirler. boyle bir sey olmasi durumunda da enerjiye bagimli sektorler -sanki enerjiye bagimli olmayan varmis gibi- bundan cok olumsuz etkilenecektir. mesela bir ornek, dogalgaz fiyatlarindan olumsuz etkilenen sirketlerin basinda seramik ve porselen ureticileri geldi. hatta sisecam bile bundan cok etkilendi. halbuki bu buyuk ureticiler botas ile fiyat fikslerler. bir de dogalgaz kisintisi riskleri girince devreye bu sefer butun bir sanayi bundan olumsuz etkilendi. gerci yine botas ile ozel anlasmalar yapar bu buyuk sirketler, kesintisiz tedarik anlasmalari. yani gidip de misal olsun diye soyluyorum, erdemir'in gazini kesemezsiniz. gaz yoktu abi bitti diyemezsiniz. eger gaz varsa once oraya verilir. koskoca ulkede hic gaz kalmamasi gibi bir durum da olmayacagi icin bazi sektorler aslinda hic durmazlar.

    rusya tarafinda tabii ki olumsuz etkilenen sirketlerden sisecam, rusya'da yaklasik 5 fabrikasi var yanlis bilmiyorsam ve uretiminin %15'ini orada yapiyor. otomobil cami uretimi yaptigi ender ulkelerden. genellikle turkiye'de ve avrupa'da cunku otomobil cami urettigi fabrikalari. bu arada bu camlari da oyle kardesler otomobilcilik gibi sirketlere degil, rolls royce, lamborghini, porsche, audi gibi otomobil ureticilerine satiyor. yine rusya-ukrayna savasi yuzunden taahhut sirketleri cok olumsuz etkilendi, bunlarin basinda da enka ve tekfen var. %20-25 kayiplar yasandi.

    kisacasi, yatirim konusunda makro olaylar asil belirleyici unsurlardir. tabii ki bundan sonra sirketlerin durumlari da goz onunde bulundurulmalidir, fakat benim bu konudaki tercihim zaten hicbir zaman kotu yonetim gibi bir sorun yasamayacak olan sirketlere yatirim yapmaktan geciyor. uluslararasi piyasalarda, yani abd icin, teknoloji sirketleri, apple, amd, microsoft, nvidia gibi sirketler. dikkat edilirse hepsi uretici. microsoft metaverse konusunda cigir acacagini dusunuyorum. nvidia yine ekran karti uretiminde lider bir sirket ve ozellikle coin mining icin ve metaverse icin gerekli tedarigi sagliyor. apple zaten apple, anlatmaya gerek yok. apple kotuleyen birinin (kesinlikle kucumsemiyorum, haddime degil) ya akli yoktur ya da parasi, hic tartismaya girmeye gerek yok.

    turkiye'ye gelindigi zaman da turkiye'nin guclu oldugu sektorler, otomotiv, demir-celik, cam, zaten tek sirket var, monopol yani, duruma gore yine cimento, ozellikle insaat iyiyken iyi olurlar. bazen lokal yatirimlar sayesinde bazi yerel fabrikalar iyi karlar yazarlar. mesela canakkale koprusu, togg fabrikasi vs gibi. suriye insasi basladigi zaman yine bunun etkisi gorulecektir civar fabrikalarda. petrokimya ve kimya sanayii yine turkiye'de cok gucludur ve ihracatcidir. bu sektorlerin lider firmalari disinda yatirim yapmanin cok da anlami yok. cunku turk borsasi kurnaz patronlarin elinde oyuncak haline gelmis bir borsadir fakat bugun sisecam'in order book'unu oynatacak babayigit de zor bulunur.

    son olarak bankacilik hakkinda konusmak gerekiyor, bankaciligi ben kisisel olarak cok begenirim, cok iyi bir is alanidir fakat turkiye'de hisse senetlerinin performanslari rezalet. bugun toplamda 20 milyar lira kar eden bankanin fiyati yerinden kipirdamiyor. sanki kazandiklari para degil yani. neymis riskliymis. kar etmis mi? etmis! niye fiyatlamiyorsun? riskli! boyle sacmalik olmaz. banka hisseleri de rallisine basladigi zaman bu sefer pesinden kosacak tabii ki bu insanlar. ote yandan turk yatirimcisi da bir ilginc, bankaciliktan anlamadigi icin banka bilancosu okumayi bilmez, bu yuzden tabii ki yatirim yaparken de urkek oluyor. bir diger unsur da bankaciligi haram para olarak gormeleri. bir ulkede yatirim yaparken, o ulkenin algilarinin da oneminin cok buyuk bir yer tuttugunu buradan gorebiliyoruz.

    kardemir uzerinden bir yatirim nasil yapilir vaka calismasi sunmus olduk. ilgilenenlere umarim faydali olur.
11 entry daha
hesabın var mı? giriş yap