şükela:  tümü | bugün
243 entry daha
  • bir süredir ara verdiğim yazılara, bankacılığın tarihsel kökeni hakkında aydınlatıcı bir yazı ile dönüş yapmak istiyorum.

    ilk ticari bankaların, 13. yüzyılda siena gibi italyan şehir devletlerinde ortaya çıktığı bilinmektedir. zaten banka kelimesi köken olarak da italyanca banco'dan gelmektedir. banco, italyancada tezgah anlamına gelir. çünkü, banka hizmetleri de ilk çıktığı zaman şehir merkezlerinde kurulan tezgahlarda verilmekteydi.

    işte ilk bankacılık fikrinin italya'da medici ailesi gibi seçkinlerin desteği ile filizlenen rönesans'ta doğduğu düşünülür; fakat bilinenin aksine, fikirsel orijini tapınak şövalyelerinde yatar. ilk haçlı seferinden sonra, kudüse giden avrupalı hacıların güvenliğini sağlamak düşüncesiyle 1096 yılıunda kurulan bu tarikat, yol boyunca eşkiyalardan ve korsanlardan korunma fikri üzerine inşa edilmişti. bu haçlı tarikatı, bu riskleri bertaraf etmek için kurulmuştu.

    zamanla, tapınak şövalyelerinin, başat avrupa şehirlerinde temsilcilikleri açıldı ve haçlı devletlerini bağlayan ana yollarda önemli kaleleri ele geçirdiler. bu sayede insanlar, yüklerini yanında taşımadan hızlıca seyahat edebilme ve her yerde ihtiyaç duydukları eşyaları satın alabilme fırsatına kavuştular. karşılık olarak da kendi altınlarından ufak bir kısmı hizmet bedeli olarak ödediler. yani insanlar mallarını tapınakçıların herhangi bir merkezine emanet ediyorlar ve karşılığında tapınakçılar da malların altın değerini resmi bir belgeyle geri veriyorlardı. bu belgeyle karşılığını tapınakçıların herhangi bir şubesinden alabiliyorlardı.

    bu sayede, tapınakçılar, haçlı seferleri'nin en parlak döneminlerinde aşırı derece zenginleştiler. tapınakçılar, haçlı devletlerinin hayatta kalmasnda hayati oldukları için, papa tarafından özel imtiyazlarla, kendi işlerini yürütmelerine izin verildi, bu da fiilen hiç kimseye karşı sorumlu olmadıkları anlamına geliyordu. zamanla, haçlı devletleri gerilemeye başlayınca, tapınakçılar muazzam servetlerini avrupa'daki mülklere yatırmaya başladılar.

    diğer yandan, doğudaki girişimler başarısız olmaya başlayınca, avrupadaki liderler, tapınakçılardan rahatsız olmaya başladı. çünkü onlarda dokunamadıkları bir zenginlik mevcuttu. örneğin; fransa kralı, bunlar her tarafa nüfuz etmişler, yani resmen yeni bir imparatorluk kurdu kuracaklar diye de haliyle işkilleniyor. çünkü adamların olmadıkları masa yok. öyle ki fransa kralının hazinesinin büyük bir kısmı resmen tapınakçıların paris'teki tapınağında tutuluyor.

    sonunda, kilise ve devlet, tapınakçıları sapkın bir mezhep olmakla ve heretiklikle (hristiyanlıkta dinden sapma, yerleşik dogmalara karşı gelme) şuçlamaya başladı. 1314'te tarikat ortadan kaldırıldı, liderleri kazıklara bağlanarak yakıldı, servetlerine el konuldu. papa, payını o kadar da bağımsız olmayan diğer şövalye tarikatlarına emanet etti.

    sonuçta, bankacılık esas olarak italya'da özel şahıslar tarafından yaşatılıp, geliştirildi fakat bankacılık alanındaki temel fikir, tapınakçılardan, 19. yüzyıldaki rothschild ailesine kadar temel fikir bakımından değişmeden kaldı. daha sonra modern anlamda rothschild ailesi uluslararası yatırım bankası fikrini geliştirdi.

    kaynak: capitalism: a graphic guide
12 entry daha
hesabın var mı? giriş yap