şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • (+) devlet/@jimi the kewl
    (+) glaukon/@jimi the kewl
    (+) adeimantos/@jimi the kewl
    (-) ...

    platon'un devlet'te öne çıkardığı karakterlerden biridir thrasymakhos ("thrasymachus" diye de karşılaşabilirsiniz, bu da latincesidir). platon'un kelime oyununun da bir parçasıdır aynı zamanda, sokrates evvela polemarkhos'la (yunancada "diktatör", "kumandan", "savaşın efendisi" manalarında - "warlord") yüzleşir, daha sonra thrasymakhos'la (yunancada "savaşta atılgan", "cüretkar" manalarında - "bold in battle". ayrıca kathryn a. morgan'ın myth and philosophy from the presocratics to plato adlı eserindeki [p.177, cambridge university press, 2000] deyimiyle "the belligerent sophist". bu tabiri önemsiyorum, zira bas bas bağırıyor "ben latinceden geliyorum" diye: latincede "bellum gerere", "savaşmak, savaş yapmak" manalarında, ingilizcede "-nt" takısının kelimeye kattığı anlam "-olan"dır; burada da "belligerent" kelimesi, "savaş yapan, savaşçı, dövüşen" manalarındadır). stanley rosen'ın yorumuna göre (plato's republic: a study, p.38, yale university press 2008) burada bir kelime oyunundan fazlası vardır, zira sokrates'in karşılaştığı her iki isim de savaşta düşmanı yaralayan iki unsuru simgeler. ve thrasymakhos, eğer görüşlerini korursa, gerçek dostlar edinemeyecektir. oysa yine devlet, 498c-d'de sokrates, thrasymakhos'a hiçbir zaman düşman olmadığını, onu ve başkalarını ikna edebilmek için her şeyi yapacağını söyler.

    şimdi şöyle birkaç parça halinde incelemeye başlayalım adamımızı.

    a. sokrates'e önyargısı

    sokrates'in her zamanki gibi ironi yaptığını düşünebileceğimiz bir sözüyle thrasymakhos'un görüşülen konuya dahlini okuyoruz devlet, 336d'de: "...o böyle konuştukça ben dehşete kapıldım. öfke dolu yüzüne dönüp baktım. iyi ki o bana bakmadan önce ben ona bakmışım, yoksa gerçekten de korkudan dilim tutulabilirdi." thrasymakhos'un sokrates'i bu denli korkuttuğu (!) celallenmesinin sebebi nedir, ona bir bakalım. bir kere thrasymakhos, sokrates'in tartışma metoduna karşı önyargılıdır. bunu 337a'da açıkça gösterir; sokrates, thrasymakhos'u önce ona sormuş olduğu sorularla tartışmanın içine çeker, onu över ve ardından hiçbir şey bilmediğini göstermek için öğretmenliğe girişir. 337a'da thrasymakhos, sokrates'in onu övme aşamasında şöyle der: "...duy herakles duy, işte yine sokrates o ünlü ironisini gösterdi. böyle yapacağını biliyordum sokrates. senin bu konuda bir cevap vermeyi reddedeceğini herkese söylemiştim. birisi sana bir soru sorduğunda tam cevabını vermektense alaycılaştığını, akla gelecek her şeyi yapacağını biliyordum." veya 341b'de: "beni ne hileyle ne de söz gücüyle alt edebilirsin sokrates" der.

    devlet'in daha başında platon'un çizmiş olduğu tartışma ortamı gergindir, şüphesiz sokrates'in kışkırtıcılığının bunda rolü büyük ancak asıl pay thrasymakhos'un sokrates'le ilgili önkabulündedir. ayrıca şunu da söylemekte fayda var, a. powell'ın da belirttiği gibi (a. powell, the greek world, p.575, routledge 1995) devlet 337d'de sokrates'in "bu konuda bir şey bilmeyen insanın cezası neyse onu çekmeye hazırım. o ceza da bilenden öğrenmek olsa gerek" deyişine karşılık thrasymakhos'un "çok nazik bir insansın, sokrates; ama bu işten öyle kolay kurtulamazsın, öğrenme cezasının yanında bir de para cezası çekmelisin" demesi aslında yazar platon'un thrasymakhos'un sofistliğini göstermek istemesiyle alakalıdır. yine a. powell'ın aynı yerde söylediğine göre thrasymakhos, profesyonel bir retorikçidir.

    337e'de bu sefer de çevrediklere çatar thrasymakhos: "bakıyorum da sokrates'in her zaman yaptığı gibi başkalarını eleştirip durmasını, onların verdiği cevapları çürütüp kendisinin bir cevap verememesini izlemeye ne kadar da meraklıymışsınız." sokrates'in ironi dolu övgüleri ve çevrenin baskısıyla thrasymakhos, görüşlerini aktarmaya ikna edilir, tabi yine sokrates'e çatarak: 338b:"işte sokrates'in bilgeliği bundan ibaret; kendisi cevap vermeye yanaşmaz. cevabı gider başkalarından öğrenir, ama yine de cevap verenlere minnet duymaz."

    b. "güçlünün çıkarına olan adalet" düşüncesi

    thrasymakhos'un "adalet nedir?" sorusuna ilk cevap verdiği yer, 338c'dir: "benim fikrime göre adalet, güçlünün çıkarına olandan başka bir şey değildir."

    açıklaması şöyledir, her devletin kendine özgü bir yönetilme şekli vardır (örn. tiranlıkla, demokrasiyle veyahut aristokrasiyle). her hükümeti yöneten kişiler aslında güçlü olanlardır. her hakimiyet biçimi de yasaları kendi çıkarlarına uyacak biçimde çıkarır (örn. tiranlıkta tiranlığa özgü, demokraside demokratik, aristokraside aristokratik). yani kurulu hükümetin yararına olan şey adaleti gösterir. zira kurulu düzeni bozmak isteyen herkes kanunlarca cezalandırılır ve yargılanır (338d-339b).

    burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor, ya yöneticiler doğru olmayan davranışlar içine girerek yanlış yasalar çıkartırlarsa, o halde adil olan doğru olmayan olmuyor değil mi? sokrates'in buradaki itirazı bunadır. thrasymakhos için de zaten "yanılan yönetici, güçlü değildir" (340c). "eğer bir adam gerçekten de işinin ustasıysa, yanılmamalıdır. sanatçı, bilge veya yönetici gerçekten de bu tanımları hak ediyorlarsa, asla yanılmazlar (340e). buradaki "gerçek bilge yanılmaz" düşüncesi platon'un felsefesine yakındır. peki yanılmayanın konumu ne olmalıdır? tabi ki yöneticilik (bilge-kral). bunu da platon yine devlet, 473d-e'de dile getirir, ki eserin can alıcı bölümlerinden biridir: "devletlerde filozoflar kral olmazsa ya da bugün şu kral dediklerimiz ve yöneticiler sahici, iyi filozoflar olmaz, politik güç ile felsefe tek bir elde toplanmazsa ve bugün doğal yetenekleri sayesinde iki ödevden sadece birine kendini adamış olan çok sayıda kimse, zorla bundan (tek görevle uğraşma durumundan) men edilmezlerse... devletlerin, hatta bütün bir insanlığın mutsuzluğunun sonu yoktur ve düşüncelerimizde tasarladığımız düzen, hani gerçekleşme imkanı varsa bile, bunlar olmadan önce gerçekleşip güneş ışığını göremeyecektir."

    c. adalet - erdem ilişkisi

    thrasymakhos'a göre adalet safça bir iyi niyet, adaletsizlik ise uyanıklıktır. bu da tuhaf bir şekilde devletin bekası için her yolun mubah olduğu düşüncesini tetikler zihinlerde. zira thrasymakhos'un kimi adaletsizliklerin yarar sağlayabileceğine dair düşüncesi, doğal olarak adaletsizliği erdem olarak görmesine sebep oluyor (348c-e). sonuç olarak adaletsizliği becerebilen, becerebildiği ölçüde erdemlidir.
19 entry daha