89 entry daha
  • efes'in ağır favori olduğunu hatırladığı karşılaşma.

    basit bir tanım yaptıktan sonra maç ve maç hakkındaki tartışmalarla alakalı bir şeyler yazmak istiyorum. ilk maçta efes takımı eforsuz maç kazanabileceği algısına kapılmıştı. bunu biraz ksk serisinin ilk maçı verdi sanırım efes'e çünkü o maçta da yürüyerek kazandı efes. ayrıca back to back şampiyonluk ve avrupa'nın tartışmasız en büyük olması da takımı buna itmiş olabilir. ligimizde yerliler maalesef göz kanatıyor, dolayısıyla maçları ve serileri yabancıların eforları belirliyor. yerli kalitesi öyle düşük ki, avrupa şampiyonu efes bile bu durumdan muzdarip. ergin ataman bu maçta bobua'yı dışarı alıp dunston'ı rotasyona dahil etti, bunu yapacağına emindim aslında çünkü ilk maçtaki efes kırılması hem eforsuzluktan hemde galatasaray'ın hücum reboundlarından kaynaklanmıştı. sonrasında da galatasaray oyuncularının havaya girmesi ve efes'in iyice düşmesi neticesinde 35 sayılık bir fark gördük. herkes kabul eder ki bu oldukça suni bir farktı. tam tersi de olsa esasen suni olacaktı, 35 sayı basketbol için çok ekstrem bir fark.

    ergin hoca ilk maçta dayak yiyince ikinci maçı daha ciddiye almış. dunston pleiss singleton gördük uzun süre sahada. bu olağandışı bir tercihti. galatasaray'ı ilk yarıda fiziksel olarak yıpratana kadar da bu tercih ile devam etti ergin hoca. sonrasında normal rotasyona döndü ve zaten efes kendisini bir adım öne atmıştı. yani galatasaray fiziksel olarak yıpranınca efes kendi ezberiyle maçı hep önde götürüp kazandı. pistiolis ise kravish yerine ndour'u dahil etti rotasyona. açıkçası bu tercihi pek anlamadım. tabi ki şunu düşünmüş olabilir, dunston'un geleceğini ve onunla daha rahat eşleşmek için, reboundlarda yenilmemek için ndour tercihini yapmıştır ama olayı biraz eksik okumuş. ergin hoca ksk serisi ve f4 hafta sonunda bobua'dan hiç verim alamadı, yani dunston gelirken pleiss eksilmeyecekti bu barizdi. bobua'nın süreleri micic ve larkin'e paylaştırılacak, buğrahan gününe göre süre alacak ve erten de bir süre bu rotasyonu destekleyecekti. zira öyle de yaptı ergin hoca. pistiolis sanırım pleiss dunston değişikliği ön gördü ama yanıldığı nokta bu oldu. efes'in yabancı uzunları singleton dunston pleiss olunca takımın bazı hücum ve savunma opsiyonları çoğaldı ancak galatasaray kravish'i dışarıda tutup ndour ile gelince opsiyon çoğaltmamış yalnızca değiştirmiş oldu. efes ise savunmada ndour'u dunston ile nötrleyebilirken hücum tarafında ise pleiss çeşitliliğini kaybetmemiş oldu. bence bu maçın kilit noktası bu tercihler oldu ve tabi ki efes'in rakip kadar efor sarf etmeye karar vermesi. iki takım harcamaları arasında çok ciddi fark var ve efes'in bu harcamayı doğru yaptığı 2 euroleague kupasıyla ortada. dolayısıyla bu harcama farkıyla aynı efor sahaya yansıyınca efes'in ağır favori olduğu su götürmez bir gerçek.

    bir diğer nokta ise hakemler, inanılmaz kötü bir hakem triosu vardı maçta. avrupa'nın en değerli liglerinden biriyiz iddiamız var ve yarı final serisine bu hakemleri mi buluyoruz gerçekten? ligin değerini yalnızca takımların harcamaları veya o ligden avrupa şampiyonu çıkması belirlemez, eğer o iş öyle olsaydı yunan ligi yıllarca avrupa'da zirvede olurdu. ligin değerini takımların durumuyla birlikte federasyonun yönetim kabiliyeti, hakemlerin becerisi ve yayıncı kuruluş da belirler. tüm bunlar birleşirse zaten o lig kolay pazarlanır ve o zaman avrupa'nın en iyi liglerinden biriyiz diyebilirsin. avrupa'da 3 finalist, 2 şampiyon çıkarmış ülkenin liginde bu hakem performansı gerçekten acı vericiydi. hakemler bir kere oyunu bilmiyor, ikincisi insan psikolojisini de okuyamıyor. galatasaray tarafı ciddi veryansın etti ama ciddi manada hakemler inanılmaz bir şekilde her iki takıma da rezaletti. bu kadar dengeli rezil bir hakem performansı uzun zamandır izlemedim sanırım.

    son paragraf ise canaan, göksenin ve galatasaraylı manipülatif sosyal medya hesaplarına. maçlar kazanılır ve kaybedilir bu sorun değil, tüm maçı hakem kararlarına ve efes'in bu maçta uygulamaya karar verdiği deplasman tribünü yasağına bağlamak dünyanın en saçma ve gereksiz şeyi. kulüp takımlarımız maalesef bu dezenformasyonun içine düşmüş durumda, istisnasız hepsi. bu senenin ikinci yarısında bütünüyle fenerlilerin oylama hezeyanını dinledik, şimdi de bu maçın kavgası başladı. ilk maçın farkı biraz gerçeklikten koparıp beklentileri yükseltmiş olabilir kabul ederim ama ortada bariz kurallar var, deplasman tribünü yasağı varsa uygulanır, ilk maçta uygulanmaması ve hatta galatasaraylılara takımlarının bench arkasında özel tribün bile sağlanması ergin ataman'ın kişisel müdahalesiyle olmuştur. ikinci maçta ise işler ciddileşince kulüp karar almıştır. bence burada eleştirilmesi gereken şey bu maçta yasağın uygulanması değil, ilk maçta uygulanmaması. ergin hocanın nasıl bir galatasaraylı olduğunu biliyoruz ancak kulüp bu duruma ilk maçta da izin vermemeliydi, bunu yapsa ergin ataman'ı da korurdu zira görüyorum ki manipülasyon yapan hesaplar ergin hocaya da saldırmış. canaan ve göksenin ise kendilerine yapılan faullerden anlamışlardır sanırım ilk maçta yaptıkları hataları. galatasaray pistiolis ile çok iyi bir ivme yakaladı, harika bir underdog takım oldu ve hatta bursa ile beraber bence ligin en güzel hikayelerinden biri. ancak 35 fark olunca kimse euroleague şampiyonuna bu hareketleri yapamaz, izin vermezler. canaan ilk maçta 3-4 kere efes benchine trash talk yaptı, göksenin ise malum tüm maç gereksiz hareketler yaptı. yanlış anlaşılmak istemem, bunları yaptılar yazıklar olsun vs demiyorum; bu oyunun adı basketbol, oyunun içinde bunlar hep oldu. ama güzel kardeşim dön bir takımlara bak, uyuyan devi uyandırmaya ne gerek var. efes takımı ivkovic zamanı ksk final serisi gibi şalteri indirmiş, hala kutlama modunda, sezonu mental olarak kapamış. sen bu adamları neden gaza getiriyorsun? çok saçma ama ben galatasaray oyuncusu olsam 35 fark bile attırmazdım takıma, son bölümlerde sakin sakin geçer giderdim. bu sporda yoğun adrenalin var evet ama bazen stratejik davranmak lazım. sonuç olarak efes takımı hem saha içinde hem saha dışında kendine geldi, halbuki ilk maçı sakin bitirip ikinci maçta uyutmaya devam edip bir şekilde 2-0 yapsa gs kalan maçlarda en az 1 kere daha kazanır ve finale çıkardı. burada akıllı bir kaptan bu senaryoyu hazırlayabilirdi, underdog olmak sadece ucuz takım kurup başarı kovalamak değil, birçok etkeni akıllı yönetebilmek demek. mesela şampiyon karşıyaka bunu ufuk sarıca ve ali muhammed ile iyi yönetmişti playoff'larda.
hesabın var mı? giriş yap