şükela:  tümü | bugün
260 entry daha
  • anlıyor gibi yapmaktan anlamaya geçmek kolaydır aslında.

    gençler, karpuzun "iyi" olmasını belirleyen en önemli faktör su oranıdır. vurmak olsun, çizgileri olsun, kabuğuna tırnak batıyor mu olsun, sapı kuru mu olsun hepsinin sizi götürmeye çalıştığı şey budur: bu karpuzda ne kadar su var.

    yani hepsinde çıkarımınızı "bana hangi bilgi karpuzda daha fazla su olduğunu söyler" sorusunu cevaplamaya çalışarak yapınız.

    vurmak: karpuzun içi yeterince su çekmemişse (kabaksa) ya da tam tersine içi geçmiş, kurumaya başlamışsa, karpuz o suya doygunken aldığı jölemsi kıvamı almaz. anlamanın yolu oradan geçiyor yani. bu da size bi ipucu olsun, karpuz seçerken kapı tıklatır gibi parmağının eklemiyle vuranı direkt "iş bilmez bilirmiş gibi yapıyor" olarak damgalayabilirsiniz. karpuzu seçerken bir elinizle tartıp diğer elinizle tokat atacaksınız. burada almak istediğimiz bilgi çıkan sesten öte öbür ele gelen titreme hissi. karpuz tokatı patlatınca elinizde gergin lastik gibi titriyor mu? sanki elimizde jöle tutuyoruz da titreme yapıyor hissi mi veriyor? aha o karpuz suya doymuştur, on numara karpuzdur, alın. yok sanki tahtaya vuruyoruz, ne vurduysak o geçiyorsa, o karpuz kabaktır. tam tersi sanki şişmiş futbol topu tokatlıyoruz, içi bariz boş, o zaman da içi geçmiştir.

    çizgiler: çizgileri canlı mı, net mi, kabuğu parlak mı? doğal olarak su oranı yüksek karpuzun kabuğu da canlıdır. içi boşalan hücrelerin sahip olacağı o donuk, mat görüntü olmaz. yani yine suya geldik.

    tırnak batması: çizgiler ile aynı. kabuktaki hücreler su ile doluysa gergin ve diri olurlar. tırnak bastırdığınız zaman batar. içi boşalan hücreler pörsümüş olurlar. tırnak batırdığınızda diri olmadıkları için yüzey esner, kesilmez, o yüzden de tırnak batmaz.

    sap: karpuzun su kaybetmeye başladığı en gözenekli yeri sapıdır. dolayısıyla sapı kurumuşsa içindeki su çoktan bitmiştir. yani sapı kurumuş karpuz alırsanız içi geçmiş, kum gibi çıkma ihtimali çok yüksek olur.

    vurmak ile diğer yöntemler arasındaki temel fark, diğerlerinin aksine vurmanın karpuzun kelek (olmamış) olma durumunu ortaya çıkarmak için daha pratik olmasıdır. diğerleri karpuzun içi geçmiş/bayatlamış olup olmadığı hakkında fikir verirken, karpuzun olmamış/kelek olup olmadığını anlamanın tek yolu tokatlamaktır.

    bunun bir etkisi vardır ki, günümüzde kelek karpuz kolay kolay tezgaha inmez. çünkü mallar fabrikasyon olduğu için, aldığınız karpuz zaten yakından, yakın bir tarladan toplanıp hemen getirilmiş değildir. büyük çaplı üretim ürünüdür ve muhtemelen takiplidir. öyle olduğu için olmadan önce koparılıp tezgaha inme ihtimali eskinin küçük yerel çiftçi mahsulü karpuzlarına göre düşüktür. dolayısıyla artık karpuz tokatlamak eskisi kadar önemli değildir. sadece kısaca göz incelemesi yoluyla karpuzun içinin geçip geçmediğini (sapından, görüntüsünden vb.) anlamak kolay olduğu için, karpuz tokatlamanın önemi günümüzde artık eskisi kadar yoktur.
135 entry daha
hesabın var mı? giriş yap