şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • mitolojinin bize tuhaf gelen ancak zamanına göre "çözülemeyen"i, "uyumsuz"u pek yerinde bir şekilde gösteren ceza yöntemlerinden birine de pentheus mazhar olmuş, belki de mustarip. bilgelik anlayışı bakımından pek incelikli buluyorum pentheus'a atfedilen hikayeyi; öyle ki dionysus (bacchus) ile ilişkilendirilen hikayelerdeki çılgınlıkla alakalı cinsellik açısından aşırı iştah temaları pentheus'un hikayesine sirayet etmemiştir. buna göre, insanın sırları çözme merakı ve kendisini aşan doğanın, kutsallığın bilgisini öğrenme, bir biçimde şartları zorlama arzusunun eskiler tarafından kınanmasında harcanmıştır pentheus. bu açıdan bakıldığında pentheus'a atfedilen "merak" ("curiosus") olgusundaki ibretlik kınama, tıpkı actaeon'un başına gelenlerde olduğu gibi insana durması gerektiği yeri gösterir. yani yunan mitolojisinin en önemli kavramlarından olan hybris yine heybetiyle karşımıza çıkar. ancak buradaki had bilmezlik, odysseus'un troya savaşı'nda kazanılan zaferi kendisine yontmasındakine benzemez, pentheus'unkisi bilgiye açlık ve sonunda tanrıya kurban olmaktır.

    şöyle anlatılıyor: "...actaeon, diana'yı tesadüf eseri çıplak gördüğünde, geyiğe çevrilerek köpekleri tarafından parçalanmış, pentheus ise bacchus'un gizli sırlarını çözebilmek için ağaca tırmandığında çılgınlıkla kendini kaybetmişti. pentheus'un çılgınlığı (her şeyi) çift olarak görmesine sebep olmuştu, iki güneş, iki thebai kenti gibi. bunun sonucunda thebai'a doğru yola çıkınca, arkasında bir thebai daha görmüş ve böylelikle hiç durmadan bir ileri bir geri gidipdurmuştu." [1]

    pentheus'un çam ağacına tırmanarak öğrenmek istediği şey dionysus ritüelleriydi. aklınca çam ağacından ritüelleri tümüyle görebilecekti. ancak dionysus perileri, yani maenead'ların yankılayan tanrısal sesleri sayesinde bu davetsiz misafir cezalandırılmak istenmiştir. çünkü pentheus, hikayenin bu bölümünde dionysus ve onun çılgın partilerinin (bakın: lat. orgia; ing. orgies; it. orgia; isp. orgía; fr. orgie; alm. orgie) inkarcısı kimliğine bürünür. şarap tanrısının sesi (kutsal esin) kadınları transa sokar. içlerinde pentheus'un annesi agave'nin de bulunduğu kadınlar, tanrısal sarhoşluğun etkisiyle pentheus'u bir dağ aslanı gibi görürler. ağacın etrafında avını ağaca kıstırmış vahşi bir hayvan misali korku saçarak döner dururlar ve sonunda elleriyle ağacı kökünden sökerek pentheus'u çılgınlık içinde yere düşürürler. [2]

    burada aslında kurban pentheus'un üzerinden sarhoş edici unsurlara, ritüellere getirilen bir eleştiri de söz konusudur. zaten en başından beri dionysus kültürü yunan'ın başını ağrıtmıştır. dionysus kökten yunan tanrısı değildir, doğumunda hitit kökeni göze çarpar: dionysus, daha anası semele'nin rahmindeyken onu alan babası zeus'un uyluk kemiğinden doğmuştu- robert graves o müthiş eserinde, yunan'a ve ritüellerine terslikle alakalı şöyle diyor: "...aynı pentheus ve perseus gibi, dionysos'a hera'nın duyduğu nefret ve gösterdiği düşmanlık, trakya'dan atina, korinthos, sikyon, delphoi ve diğer büyük şehirlere kadar yayılan şarap kültüne ve mainadlar'ın sahip olduğu alışılmamış yaşam tarzına duyulan tepkinin mitolojik anlatımıdır." [3] mitolojik hikayelerde benim gözüme çarpan ibretlik vakalardır; hikayeler, masallar hep bu amaçla uydurulmuş ya da var olan rivayetler abartılmıştır. i.ö. vi.yy.'ın sonlarına dek yunan'da resmiyet kazanmamış olan dionysus kültürünün, r. graves'in de belirttiği gibi, kınandığı bir hikayede pentheus sadece ibretlik vakanın kurbanıdır. tıpkı prometheus'un bir devrime girişmesi ancak baş tanrı zeus tarafından bastırılıp, devriminin geçersiz olmasında ve basit, sıradan bir kahramana dönüşmesindeki gibi. bilgeliğin, bilginin peşinde koşarak doğanın ve tanrısallığın sırrını çözmeye çalışan, kimi zaman hileli yollara başvuran hatta daha ileri gidersem, haddinden fazla soru soran insanların sonu pentheus'un sonuna benzer, verilen mesaj budur.

    peki insanoğlunun kaderinde pentheus'luk ya da prometheus'luk bu denli kınanmışken; her din kendi gözdağını kendi algılayışıyla kullarına vermişken dionysus kültü nasıl olmuş da bugünün insanının vazgeçilmezleri arasına sanat yoluyla da sızabilmiştir? insana konan sınırların hiçbir öneminin olmadığını görmemiz için, bu örnek yeterlidir. ancak şunu da söylemek de fayda var; benim homo insipiens dediğim insan tipi, hera'nın uygun gördüğüdür. hera'ya uygun bir biçimde yaşayıp, herakleitos'un aksini önerdiği gibi: "anamızın, babamızın yetiştirdiği gibi insanlar" olarak ölüp gitmek mi, yoksa pentheus gibi sonunda başka çılgınların elinde kendi çılgınlığımıza varıp, o çam ağacına tırmanmak mı? iki thebai ve iki güneş görmeye değer, diye düşünüyorum.

    notlar:

    [1] francis bacon, de sapientia veterum, x. actaeon et pentheus, sive curiosus: "...actaeon, cum dianam nam imprudens et casu sine veste vidisset, in cervum versus, a canibus, quos ulebat, dilaceratus est. pentheus, cum sacrinciorum bacchi occultorum, conscensa arbore, spectator esse voluisset, furore percitus est. fuit autem penthei dementia ejus generis, ut res congeminasse existimaret, et duo soles et rursus duae thebae ei ob oculos versarentur; adeo ut, cum thebas properaret, statim alteris thebis conspectis retraheretur:"

    [2] robert pogue harrison, forests: the shadow of civilization, p.34, university of chicago press, 1993 (isbn 0226318079, 9780226318073).

    [3] robert graves, yunan mitleri, sf.121, say yay., 1. basım, istanbul 2004.
1 entry daha