şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • durmadan bilinçlenin bilinçlenin diyen, alay komutanının emriyle, kitap okutulduğu bir vakit bölük komutanının şimdi sıra bunda diye elime tutuşturduğu tüyler ürperten kitap.
    son iki yüz sayfasını ikli kere okuma gereği duymam, izne giderken bir tane alıp evde dursun dememe neden olandır ayrıca.
    haddim olmadan herkese tavsiye ettiğim kitaptır.
    amerika dan neden bu kadar nefret edildiğinin en güzel kanıtıdır.
    sözde liberal veya komünist olmadı insan hakları savunucusu anti emperyalist vatandaşların nerelerden nasıl beslendiğini, boyunlarındaki tasmaların iplerini kimlerin tuttuğunu gösteren kitaptır.
    üzerimize oynanan oyunları bir bir gözönüne serendir.
    yıllardır insan haklarını savunanların, barış elçilerimizin, sivil toplum örgütlerimizin, ap üyelerimizin hangi toplumun fertleri için bu kadar kıç yırttıklarını, insanları güzele ve özgürlüğe sevk etmek derken kanlarının emilmesine nasıl göz yumduklarını okurken kanınız donacak.
    bir ülke nasıl parçalanır? kansız ve kanlı darbeler nasıl yapılır? kimler piyonluk yapıyor? asıl niyetleri nedir? dinler arası dialoglar kimin öncülüğünde yapılır? terör örgütleri nasıl desteklenir?
    iktidar partilerine think tank ve atölye çalışmalarıyla nasıl yasa çıkarttırılır? gençler nasıl örgütlenir?
    bütün hepsinin cevabını alacağınız kitaptır.

    dördüncü baskısının arka kapağında yazanlar;

    “tokat gibi bir kitap! yalnız türkiye nin değil, rusya, çekoslovakya, yugoslavya dahil, abd nin ‘demokratlaştırdığı’ -daha doğrusu ‘parçaladığı’ – ülkelerin yaşadığı serencam gözler önüne seriliyor: kuralları, uygulama biçimi, ödenen paralar, kullanılan kurum ve kuruluşlar vs.vs….”

    attilla ilhan, cumhuriyet, 30.07.2004

    mustafa yıldırım ülkemizdeki sivil toplum örgütleri skandalını, bunların perde arkasını belgelerle açıklıyor.”

    emin çölaşan, hürriyet, 31.10.2004

    “sivil örümceğin ağında adlı kitap, ‘emperyalizm ve işbirlikçileri’ gerçeğini olanca somutluğuyla karşımıza getiriyor… bu projenin içindeki ‘uluslararası din hürriyeti’ senaryosu da başlı başına bir serüven.”

    öner yağcı, toplumsal barış, ağustos 2004

    “mustafa yıldırım, kelimenin tam anlamıyla kılı kırk yararak en küçük ayrıntılara kadar iniyor… kendini demokrat sanan ‘siviller’ örümceğin ağına düşmeye görsün.”

    deniz som, cumhuriyet, 11.05.2004

    “project democracy nin şemasını çıkarmadan, hiçbir olaya doğru teşhis koyamazsınız. teşhis doğru olmayınca, yanlış tedavilerle vakit geçirirsiniz… insanlığın nasıl köleleştirildiğini yazan aydınlar arasında mustafa yıldırım ın özel bir yeri var artık! bilgi düzeyi ve feraset itibariyle yetersiz olanlar, böyle durumlarda işin kolayına kaçar, ‘bu adam bu kadar bilgiyi nereden alıyor?’ der. bilmezler ki o aydınlar, herkes uyurken sabahlara kadar çalışmıştır.”

    arslan bulut, yeniçağ, 10.05.2004

    “böyle bir kitap özetlenmez. tamamı okunmadan yorum bile yapmanın anlamı yok.”

    vural savaş, aydınlık, 15.08.2004

    “abd nin yeni demokrasi projesini ürküten boyutlarıyla ortaya koyuyor… türkiye deki bir çok sivil toplum örgütünemilyonlarca dolar akarken, bu paralar abd nin cia irtibatlı kurumu ned den çıkarken devletin hiç mi dikkatini çekmemiş?”

    muharrem bayraktar, yeni mesaj, 27.05.2004

    “bu kitabın her sayfası, bize indirilmiş şamar gibidir.”

    m. emin değer

    kitapta geçen bazı ilginç kısımlar; (ki büyük çoğunluğu çok ilginç)

    "ilginç olan şey, bazı batılı aydınların biz müslümanların zamanda geriye gitmemiz köklerimize inmemiz ve gelenekleri elden bırakmamamız gerektiğini düşünmeleri ve bizim genç insanlarımızın da bu ithal “ kaynağa dönüş” fikrinden oldukça etkilenmeleridir. (…) niçin batı kendi kaynaklarına, bu kaynaklar her neyseler, dönmüyor?"
    amir taheri
    amir taheri kadın hakları ve iran deneyimi.
    http://www.tanyeri.net/dinproject.htm

    [bazı ülkeler hakkında yayınlanan din ve insan hakları özgürlük raporlarına bağlı olarak bir çok ülkeye ambargolar uygulayan abd nin poposu çin gibi büyük bir pazara ambargo uygulamaya yemeyince kıvırma işlemi aşağıdaki gibi oluyormuş.]

    “içtenlikle inanıyoruz ki; ticari kısıtlamalar, çin deki din hürriyetinin geliştirilmesşne ve derinden ilgilendiğimiz din yandaşlarının durumlarının iyileştirilmesine katkıda bulunmayacaktır”

    din hürriyeti büyükelçisi robert lee seiple
    insan hakları ve din hürriyetinden sorumlu harold hongju koh
    state.gov/policy_remarks/2000/000905_koh_2000irf.html

    “gerçekten 11 eylül den sonra afganistan ve ırak ta başlayan savaş, ayrıca kuzey korenin nükleer silah geliştirmesi ile ilgili gerilim ve aynı zamanda ortadoğu da filistin sorunu asıl sorun değildir. asıl sorun, insanların ve devletlerin düşünce ve inançlarıyla barışı zihninde ve kalbinde istemesi gerekir. amacı barış olan türk askerlerimizin orada bulunması ırak halkının, abd askerlerinin ve insanlığın güvende olmasına büyük katkıdır. umarız ki abd bu konuda dünyayı ve herkesi memnun edecek”
    osman zümrüt
    "amerika mooncuları cepheye sürdü"
    yeni çağ 29/8/2003

    gülen in papa ya yazdığı mektuptan alıntı;
    “dünyada iki tip insan vardır. bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur.

    “gülen in şimdiki planı, abd de türklere de amerikalılara da eğitim verecek bir üniversite açmak. virginia eyaletine bağlı küçük bir yerleşim birimi olan staunton da boşaltılmış bir hastane binasını devralan fethullahçı grup, burada binden fazla kapasiteli bir üniversitenin kurulması çalışmalarına başladı. gülen, “londra da kolej açmış matematik doktoru bir arkadaşlarının” staunton belediyesi ile anlaşması halinde, üniversitenin dünyanın her yanından gelecek öğrencilere “evet” diyeceğini söylüyor”
    milliyet 2/09/2007

    kih kürdistan islami hareketi
    abdurrahman dürre
    “bu lozan muahedesiyle ingilizlerin, fransızların, kemalistlerin ve acemlerin ittifakıyla bu kürdistan denen coğrafya bölünmüştür, işgal edilmiştir. (…) ben iki aydan beri avrupa dayım, bir aydan beri de güney kürdistan daydım,dolaştım, gördüm kürtler tamamen birleşmiştir, hiçbir ihtilaf yoktur.”
    gündem 15/07/1995
    [öteki ulusları adlarıyla anıyor ama “türk demekten özenle kaçınıyor. çünkü “türk ulusu ulus olarak kabullenilmiyor, tıpkı türkiye demekten kaçınarak “bu coğrafya” denmesi gibi.]

    “27 mart (1994 yerel seçimleri) sonucundan sonra, adil düzene geçene kadar türkiye de huzur ve istikrar olmaz. halk buna karar verdi. rp iktidara gelecek geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak kanlı mı?.. türkiye nin şu anda bir şeye karar vermesi lazım: geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak; tatlı mı olacak, kanlı mı olacak? 60 milyon buna karar verecek.”
    necmettin erbakan

    “demokrasi içinde her düşünceye yer vardır. bu anlayışlar kendilerini ifade ederler, ortaya koyarlar. (…) türkiye de herkes paylaşalım paylaşmayalım, uygun görelim görmeyelim kendi takdiri çerçevesinde anlayışını ve düşüncesini ortaya koyabilmelidir. bu şekilde hukuk devleti söz konusudur. demokrasi söz konusudur. kimsenin bu arada fethullah gülen in çekinmesini gerektiren bir durum olduğu kanaatinde değilim.”

    deniz baykal
    “baykal:gülen çekinmesin” zaman 19/2/1998

    atatürk ün yıllar önce muhtırasını verdiği ancak kafası basmayan adamların bir türlü ders çıkaramaması sonucunda, bedelini hala ödemekte olduğumuz ve yıllar boyunca ödeyecek olduğumuz vakıf ve yardım olaylarıyla ilgili bir bölümden.

    anadolu da öksüzler yurdu ve örnek çiftlikler vb hayır kurumları kurulması isteğine karşı atatürk ün yazdığı muhtıra;

    “ankara 3 ocak 1922
    içişleri bakanlığı na
    29.12.1921 gün ve 10319/2423 sayılı yazınız yanıtıdır

    anadolu da öksüzler yurdu ve örnek çiftlikler vb hayır kurumları açma ve kurma konusunda amerika yakındoğu görevlileri adına yapılan başvuruya karşı vereceğimiz yanıtın konusu ve ilkeleri ilişik muhtırada genişçe açıklanmıştır, efendim.

    muhtıra

    ankara büyük millet meclisi hükümeti, ülkenin bayındırlaşmasına, öksüzlerin rahatlamasına, genel sağlık ve ekonomimizin düzeltilmesine yönelik girişim ve çalışmaları teşekkürle kabul eder.
    ancak bu konuda gerek uzak, gerek pek yakın geçmişte, bize oldukça ağıra patlayan deneyimlere dayanarak bir takım kaygılarımızı açıklama gereği vardır.

    şimdiye değin ülkemizde ekonomik amaçlarla, politik ve bilimsel çalışmalar yapan kurumlar ve yabancılar özellikle aşağıdaki amaçları izlemişlerdir;

    1.ülkemizdeki çalışmalarından korkunç bir kazanç sağlamak. bizim için en zararlı olanı budur.
    2. bir bölgede elde edecekleri ekonomik yetkiye, imtiyaza dayanarak o bölgenin sahibi olmaya çalışmak.
    bu gibilerin ülkemizde bir daha çalışmalarına kesinlikle izin verilmemesi kararlaştırılmıştır. böyle yapmakla yalnız kendimize değil, bütün insanlığa olabildiğince büyük hizmet ettiğimize inanıyoruz. dolayısıyla genel savaşı çıkaranlar bu gibi amaçları izleyen paralı gruplar ve onlara alet olan politikacılardır.
    3. ekonomik amaçla, bilim ve insanlık yararı görüntüsü ile yurdumuza gelip, ilerde istila hazırlamak için, etnik toplulukları gerek hükümete, gerek birbirlerine karşı kışkırtmak.
    bu gibiler hem genel savaşın hem ülkemizdeki korkunç cinayetlerin düzenleyicileridir.
    4. yurdumuzda yalnız bilim ve insanlık amaçları için çalışmakla birlikte, ruhlarında bulunan hristiyanlık duygusu nedeniyle, hemen hristiyan azınlıklarla ilişki kurmak ve ister kasıtlı, ister kasıtsız olarak, aralarında azınlıklarında yaşamakta olduğu müslüman topluluklardan ayrılma isteğini propaganda etmek.
    bu gibilerin gerek müslümanlara, gerek iyiliğine çalıştıkları hristiyan azınlıklara, aralarında yaşamakta oldukları islam çoğunluğuna karşı baskı yapılmasını aşılamakla, ne denli insanlık dışı bir biçimde çalıştıkları ve bu yüzden meydana gelen cinayetlerden sorumlu oldukları ortadadır.
    hükümetlerimizi bu gibilerin de özgürce çalışmalarına izin verdiğinde müslüman ve müslüman olmayan bütün uyruklarına karşı pek ağır bir sorumluluk yükü altına girmiş bulunacaktır.
    buna izin vermek, çocukları yaşayacakları çevreye düşman ya da hiç olmazsa yabancı olarak yetiştirmek ve çocukları yaşayacakları çevre ile çatışmak zorunda bırakmaktır.
    bu ise, gerek o çocukların, gerekse içerisinde yaşayacakları halkın yıkımını hazırlamaktadır.
    bunu yasaklamak hükümetin görevidir.
    bundan dolayıdır ki, amerikalılarca örnek çiftlik vb kurumlar kurup buralarda kendi uyruğumuzdan olan binlerce çocuğun türk hükümetine ve ulusuna karşı sevgisiz ve uyumsuz duygularla yetişmelerine izin veremeyiz”

    mustafa onar – atatürk ün kurtuluş savaşı yazışmaları. – tc kültür bakanlığı atatürk dizisi
    m yıldırım müdafai hukuk temmuz 2001 bir ihtar ve bir lanet.
17 entry daha