şükela:  tümü | bugün
239 entry daha
  • --- spoiler ---

    özellikle ilk yarısında thor'u johnny bravo'ya çevirmeleri dışında eğlenceli ve sürükleyici bir film olmuş.

    en önemli sorunu yönetmen taika waititi'nin senaryoyu jung'un gölge arketipine göre yazarken thor'u fazlasıyla "light" bir hale getirmesi. binlerce yıllık ömrü olan bir tanrıya biraz ergen usulü büyüyüp gelişme hikayesi yazılınca insanlar doğal olarak bunu garipsediler. ama filmi basit bir çocuk öyküsü olarak görmek de izleyicinin hatası olur.

    filmdeki asıl çatışma thor ve tanrı kasabı gorr arasında. kötü karakterin gölgelerde saklanması tesadüf değil. gorr burada thor'un gölgesi. ursula le guin'in tanımıyla "nezih, uygar bir yetişkin olma sürecinde baskı altına alman her şey. gölge, adamın engellenmiş bencilliği, itiraf edilmemiş arzuları, hiç etmediği küfürler, hiç işlemediği cinayetler. gölge onun ruhunun karanlık yüzü, kabul edilmeyen ve kabul edilemez olan."

    thor yaşadığı onca şeyden sonra hayat yolculuğunda kendisini keşfe çıkıyor. bu yolda da kendisi ile ilgili kabul etmekte zorlanacağı bir çok şeyle yüzleşiyor. carl jung, insanın kendisinde kabul etmekte zorlandığı tarafına "gölge arketipi" adını vermiştir. persona; olmayı istediğin kişi, gölge ise bunun tam zıttıdır. thor sözde kendisini kahramanlığa adamış; ama gittiği her yere yıkım götürüyor. sahiplendiği arkadaş grubu galaksinin koruyucuları ilk fırsatta onu bırakıp gidiyorlar. thor kesinlikle sandığı gibi bir lider veya kahraman değil. insanlar ona zar zor saygı gösteriyorlar.

    diğer noktada gorr var. tanrı katili. kendisine yardım etmeyen ve çaresizliğe terk eden tanrılara karşı intikam yemini etmiş. gorr sadece kafayı sıyırmış bir kötüden daha fazlası. o, thor'un "bilinçdışı veya bilinçaltının bir parçasını oluşturan ve bastırılmış fikirlerden, içgüdülerden, dürtülerden, zayıflıklardan, arzu ve isteklerden, toplumun kabul görmeyeceği eğilimlerden ve utanç verici korkulardan oluşan tarafı".

    filmde asıl tanrı katili kim sizce? gorr'dan çok önce thor, tanrıları zaten katletmeye başlamıştı. kız kardeşi helave idolü zeus kurbanları arasında. tanrılar gorr'dan ve onun kılıcından korkuyorlar. ama evlerine gelip asıl sıkıntı çıkaran kişi thor. zaten serinin ta en başından beri gittiği hangi yere huzur getirdi ki? tahtın önündeki tek engel olan babasına baş kaldırdı, erkek kardeşiyle ölümüne savaştı. ikisi de gözlerinin önünde can verdi ve asgard'ın başına geçti. peki bunca gücü elde etmek ona huzur verdi mi? hayır. asgard'ı valkyrie 'ye bırakıp yeni arayışlara yelken açtı. kendisini bulmak istiyordu. cevap hükümdarlıkta, güçte veya herhangi bir kutsal güce sahip silahta değildi. işte bunu geç anlaması sorunun kaynağı.

    başlangıçta ilk hatası gorr'u, yani gölgesini dikkatle izlememekte. ölümcül güce sahip bir kılıçla dehşet saçan bu garebet suratlı adamı incelese, yıkımın veya intikamın hiçbir şeyin çözümü olmadığını görecek.

    "adam istediği kadar iyi ve bilgili olsun, hiçbir işe yaramıyor, davranamıyor, çünkü kendisini köklerinden ayırmış. ve gölge de aynı ölçüde çaresiz;
    gölgeli giriş holünden ışığa çıkamıyor. hiçbiri diğeri olmadan hakikate yaklaşamıyor."

    ursula le guin'in kadın ve gölge yazısından aldığım bu kısım thor ve gorr arasındaki ilişkiye tıpatıp uyuyor. thor'un hiçbir rengin olmadığı gölgeler diyarındaki kapışmasını hatırlayın. oradan neden galip çıkamıyor? "kendi karanlık yönüyle sonunda karşılaşıyor, ancak onunla
    eşit temelde yüzleşeceği ya da egemen olacağı yerde, onun kendisine egemen olmasına izin veriyor. teslim oluyor. bir anlamda, gölgenin gölgesi oluyor; o zaman da kader kaçınılmaz."

    thor zalim. duygusal açıdan zayıf. onun zalimliği, psikolojik gerçekçilikten, radikal dürüstlükten, bir davranışın sonuçlarını görüp kabullenmemeyi istemekten doğan bir zalimlik. aynı zamanda sadist ve depresif. kaslarını istediği kadar şişirebilir. sorun hiçbir zaman göbeğinde değildi.

    gorr'un kılıcı necrosword aslında thor'un ruhunu karanlık ve kesici yüzü. bu kılıcın gücü thor'un onunla işbirliği yapmasından geliyor. thor yıllar boyunca topluma kendisini kabul ettirebilmek için gölge yanını bastırmıştı. bastırdığı tarafı bilinçdışı bir güç olarak varlığını hep korudu.

    final çatışmasının sonunda, gorr ebediyete girdikten sonra bu gölge tarafın aslında korkunç bir şey olmadığını görüyoruz. gorr yalnızca sevdiği kızının acısını duyuyor. thor da onun hemen yanında, jane'i kaybetmek üzere. ondan yıllardır uzaktaydı. şimdiyse asıl önemli olanın aslında hep kaçtığı şey olduğunun farkına varmış; yani sevginin. gök gürültüsü ona hiçbir zaman bir şey kazandırmamıştı. cevap her zaman sevgideydi. o yüzden son anlarını savaşmak yerine aşkıyla geçirmeyi tercih eder. gölgesine sırtını dönmüş olsa da gerçekte onunla barış halindedir. gorr'a "aşkı seç" der.

    gölgesi thor'un yüzleşmekten ve acı çekmekten korktuğu şeyleri temsil ettiğinden, gerçek kimliğini bulmasını da engellemişti. thor, gorr ile olan savaşı necrosword'u parçaladığında değil, gölgesini inkardan vazgeçtiğinde kazanır. "gölgesiyle karşılaşıp onu kabul edemeyen kişi kayıp bir ruhtur." gorr belki ölüyor, ama thor'un gölgesinin öldüğünü söyleyemeyiz. gorr'un kızı love'ı himayesine aldığında sadece sevginin önemini kavramış olmaz, ayrıca gölgesiyle barışmıştır da.

    sonunda kıza pancake yapıp tam bir ev babası haline dönüştüğünü görürüz. ama sonrasında birlikte işgalçi uzaylılara karşı savaş verirler. yani thor artık kim olduğunu kabul etmiştir; o savaşçı tanrı, odinoğlu thor'dur. maceranın bu kısmının sonunda thor artık gölgesini ışık haline getirmiştir.
    --- spoiler ---
261 entry daha
hesabın var mı? giriş yap