şükela:  tümü | bugün
13 entry daha
  • 1966 yılında ağır bir depresyona girmiştir. hatta delirmiştir. yaklaşık iki yıl kadar karısını ve çocuklarını tanımamış, kendi adını bile hatırlayamamıştır. ruh sağlığını biraz olsun düzelttiğinde ise migrene tutulmuş, çektiği çok şiddetli baş ağrılarını afyon kullanarak azaltmayı denemiştir. başarılı olup şiire geri döndükten bir süre sonra andre gide, paul valery ve marcel proust gibi isimlerin de aralarında bulunduğu salıcılar toplululuğunda yer alıp şiirde nasıl bir dil kullanılması gerektiğiyle alakalı uzayıp giden hararetli tartışmalarda boy göstermiş fakat yazdığı serbest ölçülü şiirlerin gelenekçi kesim tarafından ''kendini ifade edememenin göstergesi'' olarak yorumlanması üzerine salıcılar'dan çıkarılmıştır. ne var ki mallarme yılmamıştır. onu beğenmeyen eski dostlarından intikam alabilmek için daha önce kimsenin duymadığı sözcüklere şiirlerinde yer vermiş ve kaynak olarak da çok eski fransızca sözlüklerini göstererek salıcı tayfayı* ''daha bu sözlüklerden bile haberi olmayan cahiller'' olarak tanımlamıştır. bunun üzerine proust'un o meşhur ''dil şarlatanı'' yakıştırmasına maruz kalmış ve tartışma karşılıklı atışmalar eşliğinde bir süre devam etmiştir. yaşanan tüm bu tatsızlıkların sonucunda mallarme için başlayan -yayınevlerinin ünlü fransız şairlerinin hışmına uğramamak adına şiirlerini yayınlamaya yanaşmadığı ve ününün giderek azaldığı- sancılı süreç paul verlaine onu lanetlenmiş ozanlar'da en büyük fransız şairleriden biri olarak gösterene ve joris karl huysmans tersine adlı kitabında kendisinden övgü dolu sözlerle bahsedene dek sürmüştür. bu sayede yeniden ünlenen mallarme ölümünden kısa bir süre önce karısına yazdığı fakat yollamadığı bir mektupta yarım kalan şiirlerinin kalbinde yarattığı derin sızıya ''inan bitirebilseydim hepsi çok güzel olacaktı'' diyerek değinmiştir.
36 entry daha