şükela:  tümü | bugün
128 entry daha
  • danny boyle tarafından filme çekilen, irvine welsh eseri. demir leydiye ve sömürgeciliğin muhafazakar politikalarına ; renton, spud, sick boy ve begbie tarafından atılmış sağlam bir tokat. requiem for a dream speed zayıflama haplarıyla tv karşısında beynini yiyen kapitalist tüketim toplumuna saldırırken, trainspotting siyasi ve ekonomik bakımdan kuşatılarak sıfır noktasına düşürülen britanya gençliğinin karşı saldırısını anlatır. britanya işçi sınıfının gür sesi, pub insanı, futbol tutkunu kalem irvine welsh'in 1996 yılında sinemaya uyarlanmadan önce kitapla yaptığı sarsıntının bir benzerini kitabın altında ezilmeyerek gerçekleştirmeyi başarmıştır danny boyle. ''choose your future. choose life" mottosuyla zihinlere kazınan eser her yönüyle açık bir sömürgecilik ve kolonicilik eleştirisidir. romanda daha baskın olan futbol öğesi filmde kesintiye uğramıştır ama film ufak vurgular dışında romanın ana temasından kopmadan kotarılmıştır.

    işin uyuşturucu boyutu sadece amacı anlatmak için kullanılan bir araçtır.değerli görülen tek kavramın değersizlik olduğu bir ortamda filme mevzu bahis olan iskoç gençliğinin nefes alabildiği tek yer dört duvar arasında leş gibi gözüken, tavanlarında bebek kafalarının yürüdüğü o malum enjeksiyon evi veya iskoçya'nın en berbat tuvaletinin içidir. bu şartlar altında iskoç gençliğinin işsizlikle yoğrulmuş kimlik mücadelesinde sığındığı limanlardan yalnızca birisidir uyuşturucu. filmde ingiltere kadar iskoçya ve iskoç politikacıların kişiliksiz teslimiyetçi tavrıda sorgulanır,iskoç toplumu öznelinde yapılan özeleştiri filmin bazı noktalarında renton'un ağzından dökülen sözcüklerle tavan yapar. 2006 yapımı this is england ile beraber sinema tarihindeki en gerçekçi britanya alt kültür anlatımı diyebiliriz trainspotting için. film sadece olay örgüsünün işlenişi ve karakter seçimindeki isabetle ele alınmamalıdır filmin sinema tekniği ve müzik seçimleri bakımından da hakkı verilmelidir. ıggy pop soslu sahne tercihleri soundtracki klasikler arasına sokmuştur. yönetmenin tüm karakterler üzerindeki başarılı çözümlemeleri, dilin günlük sokak diline yakınlığı, düşmeyen tempo, her bireyin hikayesinin başlı başına ayrı bir film olabilecek derecede ustaca işlenişi ve çok az filmde gördüğümüz roman kadar keyif verebilme duygusu. pub olgusuna, junky kavramına, sömürgelikten bir türlü kurtulamayan iskoçya'nın iki arada bir derede kalmış kimliğini aramaktan yorulup çareyi uyuşmakta bulmuş gençliğine, satıraralarında adanın olmazsa olmazı futbola, eğilip bükülmeden, süssüz, cicisiz bicisiz, kuşsuz böceksiz sert bir bakışla armağan edilen bir yumruktur bu film.

    şaşırmamak gerekir işin ucunda; ingiliz işçi sınıfının olmazsa olmaz kalemi, kendi hayatından kesitler sunma konusunda eleştirel bir objektifliği yakalamayı daima başaran usta yazar ırvine welsh olunca ,ortaya hem görsel hem yazınsal olarak yazarın argosunu ve tarzını bilenler için tadından yenmez bir gösteri çıkmıştır. ilginçtir film bu kadar tutulmasına karşın trainspotting'in ne kendisi nede devamı olan porno isimli roman ülkemizde bir türlü geniş bir kitleye ulaşamamıştır.romandan çoğunluk habersizken film beklenmedik şekilde tavan yapmıştır. ne hikmetse bir dönem filmde anlatılmak istenen tüm meseleler ıska geçilmiş, film kahramanlarının tarzları ve imajları nedeniyle özüne inilmeden aşırı biçimde popüler olmuş ve filmi bir imaj ikon olarak algılayan kitle tarafından ülkemiz sokaklarında çakma rentonlar looser modlarda gezinir olmuştur .filmin popüler olduğu o yıllarda bu yapay looser tribi welsh yazınının özünü kavrayan bir yaklaşım değildi. pera'nın sokaklarında gizemli junky tribinde herkes birer begby veya renton havasına bürünmüşken hani nerde senin işgal evin diye sorarlardı adama? kimsede cevap veremezdi elbette. okumanın izlemekten zor olması nedeniyle olsa gerek porno yani trainspotting 2 isimli roman bu karmaşalar arasında hem yasaklandı hemde unutularak kaynadı gitti.
278 entry daha