şükela:  tümü | bugün
22 entry daha
  • ikinci dünya savaşı öncesi dönemi amerika toplum eleştirisi, toplumsal "öteki", psychotic - neurotic birey - toplum ve psikanaliz üçgeni, milli söylem ve politika, medya dünyaları gibi çerçevelerde ayrı ayrı değerlendirilse geniş makalelere ilham kaynağı olabilecek, woody allen görsel yapıtı.

    --- spoiler ---

    çeşitli filmlerinde sigmund freud'a referanslar vererek klasik psikanalitik teoriden parçalar sunmuş olan allen, bu sefer doktor-hasta ilişkisine yoğunlaşarak, hatta ve hatta senaryosunu bu ilişki üzerinden kurgulayarak, freudyen psikanalitik terapinin transference noktasını önemle vurguluyor. bu esnada, gerçek hayatta woody allen'ın otuz sene kadar süreyle psikanaliz terapisi görmüş olduğunu bilen bizler, allen'ın bu terapi sahnelerini nasıl bu denli özenle kurgulayabildiğine şaşırmıyoruz.

    öte yandan film, leonard zelig'in "dönüşümü" üzerine kurulu. zelig, bir çin mahallesinde çinliye, italyan lokantasında italyana, yeri geldiğinde bir psikiyatriste, sinangogda bir hahama, yeri geldiğinde ise pilota dönüşürken, esasında bütün bu deneyimler, onun çocukluğunda yaşadığı bir komplekse dayanıyor: "arkadaşlarım moby dick'i okudun mu diye sordular. okumamıştım. ancak bunu demeye utandım. okumuş gibi davrandım." zelig, kendisi gibi olmayan kişilerin yanında, onlar gibi davranarak, identification ile benliğini karşısındakiyle bütünleştirerek, esasında yoğun şekilde hissettiği "yabancılaşmadan" kaçıyor. evet, vurgulanan alienation, zelig'i kafkaesk bir karakter haline getiriyor, lakin soru şu: yalnız ve yalnız zelig'in bu sürekli dönüşümü mü, onun toplumsal bir "öteki" olmasına sebebiyet veriyor?

    bu mesele oldukça karmaşık. gregor samsa gerçekten bir böceğe dönüşmüş olabilirdi. ancak franz kafka, gregor samsa'nın gerçekten böceğe dönüşmemiş olma ihtimali ile beraber, bu dönüşümün, samsa'nın kendi delüzyonu olabilirliğinin kapısını da açık bırakmıştı. zelig için ise durum şu şekilde: kendisi gibi davranmayan ve sürekli dönüşen zelig, psikiyatristlerin çözmek zorunda hissettikleri bir dosya haline geliyor. zelig'i tedavi etmek isteyen doktorların esas niyeti, zelig'i tanımlayabilmek; yani lacancı - yapısalcı psikanalize göre onu, "sembolik evrenin" bir parçası haline getirebilmek - michel foucault'ya göre ise, tanımlanmazlığını bastırmak, sindirmek, yok etmekten ziyade, onu düzenleyerek, sınırlarını çizerek toplumsal alana dahil etmek. sonunda doktor fletcher, transference esnasında, kendini zelig'in esas kişiliği yerine koyarak, onun "kendisi gibi davranmasının" önünü açıyor. sonrasında zelig'in ortaya koyduğu davranış biçimi ise problemli: zelig, kendisini tanımlarken, ifade ederken, sürekli karşısındaki gibi davrandığındandır, benliği bomboş bir halde yaşamına devam etmek zorunda kalıyor bir süreliğine. sonrasında kendi fikirlerine sahip olmaya, kendi davranışlarını ortaya koymaya başladığı zaman ise, durum öyle bir raddeye geliyor ki zelig, kendisinden farklı düşünenlere hiç tahammül edemeyen bir kimse olarak, bu sefer dönüşümünü, en ters noktaya eviriyor. bütün bunlar olmuşken, toplumsal alanda ise zelig nispeten "tanımlanmış" durumda; adına yapılmış filmlerle, reklamlarla, oyuncaklarla, tüketim toplumunun bir parçası haline gelen zelig, adorno'nun altını çizdiği gibi, bir mit olmaktan çıkıp, "şeyleşiyor - maddeleşiyor" ve "human chameleon" olarak, toplumsal bilgi dahilinde "tanımlanabilen - anlam verilebilen" bir öteki haline gelmişken, woody allen bize şunları söylüyor:

    "though the shows and parties keep zelig's sister and her lover rich and amused, zelig's own existence is a nonexistence. devoid of personality, his human qualities long since lost in the shuffle of life. he sits alone, quietly staring into space. a cipher, a nonperson, a performing freak."

    sonraları "kendisi" olan zelig, politik diskura da dahil edilirken, gençlere söyledikleriyle milli bir sembol haline geliyor:

    "kids, you got to be yourself. don't act like anybody else because you think they have all the answers. be your own man, speak up, say what's on your mind. maybe they can't do that in foreign countries but that's the american way. i used to be a member of the reptile family but i'm not anymore."

    filmin ileriki bölümlerinde ortalıktan kaybolan zelig'i, adolf hitler'in kurmayları içerisinde görmemiz ise başta şaşırtıcı: daha sonra, bir yahudinin hitler saflarında yer almasının aslında eleştirel bir sembol olduğunu görüyoruz. hitler nutuk atarken, sevgilisini kalabalık içinde gören zelig, onunla özlemle kucaklaşıp öpüştükten sonra, pilotluk yapacağı bir uçağa atlayıp, nazi hava kuvvetlerinden kurtularak amerikaya kaçıyor. piltoluğu hiç bilmemesine rağmen, yanındakinden anında öğrenen zelig, bu sefer, "filmin başındaki haliyle" milli kahraman oluveriyor. alkışlar eşliğinde attığı nutukta, her amerikalının nasıl davranması gerektiğini haykırıyor:

    "right. i've never flown before in my life and it shows exactly what you can do if you're a total psychotic."

    edilecek elbet daha çok laf var bu yapıt için; velhasıl, woody allen, ikinci dünya savaşı öncesi amerikası'nda, zelig'in dönüşümünün ötesinde, zelig'in (yeniden) algılanışının - (yeniden) tanımlanışının - (yaniden) anlamlılaştırılmasının - (yeniden) maddeleştirilmesinin dönüşümünün görsel temsilini seyirciye sunuyor.

    evet, zelig bir psychotic idi. ya toplum?

    --- spoiler ---
53 entry daha