şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • 80'lerin efsane güreşcisi the ram artık çökmüştür ve sadece para kazanmak için haftasonu mahalli güreşlere katılmakta, hafta içi de gündelik işlerde çalışmaktadır. vücudu artık bu spora dayanamayacak derecede yıpranmış olmasına rağmen, yüklü miktarda ilaç desteği alarak büyük bütçeli bir dövüşe katılır. sağ salim biten dövüş sonrası soyunma odasında kalp krizi geçirir, by pass ve ve doktor artık dövüşemeyeceğini söyler. hayatının tek amacından kopunca etrafına bakar ve neleri kaybettiğini görür. yeniden hayata tutunmaya çalışır. ve olaylar gelişir.

    izlerken the ram diye bir güreşcinin gerçekten de yaşadığını düşünüyor insan. sanki mickey rouke hiç var olmamış da the ram'miş kendisi yıllardır. tabi rouke'un başarılı oyunculuğunun yanında aranofsky'nin belgeselvari biz tarz kullanmış olmasının da bunda etkisi oldukça fazla.

    --- spoiler ---

    the ram güreş dışında neredeyse sadece cassiday(marisa tomei) ile görüşmektedir. ancak cassiday'in de sürekli tekrar ettiği gibi bu sadece iş ilişkisidir. the ram ona yaralarından bahseder bir ara, geçmişe dair bu izler bir bakıma, cassiday'nin üzerindeki dövmeleriyle ve benzer işleri ve geçmişleriyle örtüşmektedir. cassiday henüz taş gibi olsa da, yaptıkları işler dolayısıyla ikisi de vücutlarını bu yolda tüketmekte ve eskidiklerinde kendilerinden geriye birşey kalmamış/yacaktır.

    cassiday'den istediklerini duyamaz ve yıllardır ihmal ettiği kızıyla iletişime geçmeye çalışır. bunda biraz başarılı olur gibi olsa da kendi yaşam tarzı, bağlantılarını sonsuza dek koparır ve daha önce de neden böyle olduğunu da gösterir. kendisini hayata bağlayabilecek iki kadından da umduğunu bulamamıştır. bir erkek için olabileceklerin en kötüsüdür belki de.

    markete çalışmak için ilk girişinde asıl işindeki gibi bir hava yaratan yönetmen marketteki işinden ayrılırken de benzer bir çekimle yeniden the ram'i uyandırır. the ram, randy robinson olmayı kabullenememiş, kendisine yedirememiş ve kaldıramamıştır. şimdiye kadar var ettiği kişiden başkası olmak ölü birisi olmakdan farksızdır onun için.

    tam da bu noktada yönetmen izleyiciye beklediğini mi verecek diye bir düşünce sarar. olabildiğince abartısız şekilde the ram son dövüşüne hazırlanır. (son dövüş kısmında iran vs. amerika olması üzerine çeşitli şeyler söylenebilir.) dövüşün sonunda the ram rakibine son darbeyi vurmak için ringin yanındaki iplere çıkar, seyirciler coşmuştur. herzaman, belki de sonsuza kadar olmak istediği yerdedir the ram. ve ekran kararır... film bu şekilde bitmez herhalde diye düşünecekken bruce springsteen tıngırdatmaya başlar. ve gerisi bize kalır...

    --- spoiler ---

    ...ve bir de, randy'nin son olarak ringe çıktığı anda, fonda sweet child of mine çalmaya başlar ki, insanın ayağa kalkıp, "yürü be randy, işte bu be" diyesi gelir. en azından bana öyle oldu.

    http://kavanozdakiadam.blogspot.com/…-wrestler.html
172 entry daha