şükela:  tümü | bugün
472 entry daha
  • dc comics için vertigo, marvel comics için max neyse buffyverse için angel odur. joss whedon'ın buffy the vampire slayer ile oluşturduğu bu evrenin daha karanlık ve ağır tarafını temsil eder. hatta angelverse adıyla buffyverse'den ayrı da kabul edilir. bunun başlıca sebebi, tüm fantastik temalarına rağmen, daha gerçekçi olmasıdır. btvs'de işler basittir, her sezon bir (ya da birden fazla) big bad çıkar ve istisnasız her sezon scooby gang tarafından yenilgiye uğratılır, yedi sezonu böyle geçti dizinin. angel'da ise durum biraz daha karmaşıktır, çünkü angel zaten milyonlarca yıl önce kazanmış ve dünyayı ele geçirmiş bir düşmana karşı kazanılması mümkün olmayan bir savaş vermektedir. dizinin ikinci sezonundaki reprise ve epiphany adlı bölümlerde bu açıkça gözler önüne serilmiştir. wolfram & hart sadece birkaç eski iblis ve bir avukatlık şirketinden ibaret değildir, angel'ın korumak için savaştığı milyarlarca insanın içindedir. onlardan güç alır, onların günahlarıyla beslenir. dolayısıyla wolfram & hart kazanılacak ya da kaybedilecek bir savaşın içinde değildir.

    aynı zamanda kendiyle ve geçmişiyle de düello etmektedir angel. sıradan bir insanken dünya üzerindeki en acımasız varlığa dönüşmüş, akıl almaz katliamlar yapmıştır. the master bile onu gördüğü en kötü yaratık olarak nitelendirmiştir. avrupa angelus'tan çektiğini vebadan çekmemiştir, zaten o sebeple angelus the scourge of europe lakabını almıştır. angel tüm bunların ızdırabını hissetmek ve kefareti için çalışmak zorundadır. yaptıklarını telafi edebileceğinden değil, telafi etmeye çalışmak zorunda olduğundan dolayı. ruhunun kendisine yaşattığı vicdan azabını ancak bu şekilde hafifletebilir. ya kendisini dış dünyadan tamamen soyutlayarak geçmişinin kendisini küle döndürmesine izin verecek ya da savaşacaktır. bu açıdan bir anti-kahraman sayılabilir. eğer angelus olmasaydı liam muhtemelen ömrünü kadınlar ve içkiyle sürdürmeye devam edecekti, fakat iblis kahramanı yarattı. angel-angelus arasında da tam bir dr jekyll ve mr hyde ilişkisi vardır. birbirlerinden bahsederken sanki farklı kişilerden bahseder gibi konuşurlar. diğer vampirlerde bu derece bir farklılığa rastlamadım, örneğin spike'ın ruhlu ve ruhsuz hali arasında bu kadar büyük bir zıtlık yoktu.

    joss whedon'ın buffy'yi yaratırken kitty pryde'dan ilham aldığı biliniyor. bana kalırsa angel için de batman ve wolverine'den bir esinlenme söz konusu olabilir. angel, kişiliği itibariyle bariz bir şekilde bruce wayne'ni andırıyor. ikisinin de en büyük ortak özellikleri karanlık ve anti-sosyal bir görünüm çizmeleridir. ancak bu sadece bir maskedir onlar için, çünkü aslında son derece duygusal karakterlerdir. üzerinde kontrol sahibi olmadıkları olayların bile sorumluluklarını taşımaları sayesinde birer kahraman olabilmişlerdir. bu duygusal yanları onların en büyük gücü olmasının yanında en büyük zayıflıklarıdır da aynı zamanda. zira ikisi de kaybetmeye en çok rakipleri tarafından duygusal olarak zayıflatılmaları ve iradelerinin kırılması sonucu yaklaşmışlardır. hayat hikayesi açısından baktığımızda da wolverine ile benzerlikler taşıdığı görülüyor. angel da wolverine gibi babasıyla sorunlu bir ilişkiye sahiptir, genç sayılabilecek bir yaşta evini ve ailesini sonsuza dek terk etmek zorunda kalır. birisinin etkisi altına girerek dehşet saçan bir ölüm makinesi haline gelir. ancak tüm bunların sonunda bir kıza olan aşkı ve o kızın dahil olduğu bir grup sayesinde kahraman haline gelir. bir oğul sahibi olur fakat oğlu eski düşmanları tarafından kaçırılır, beyni yıkanır ve baba ile oğul karşı karşıya gelmek zorunda kalır. tabii tüm bunların yanında ikisi de son derece uzun bir ömre sahiptirler ve gerçek isimlerini hiç kullanmazlar.

    beşinci sezonda birçok soru işaretiyle sonlanan dizi joss whedon'ın canon kabul ettiği ve brian lynch imzası taşıyan bir çizgi roman serisi ile devam etmektedir. daha fazla bilgi için:

    (bkz: angel after the fall)
138 entry daha