22 entry daha
  • alti gun surmustur. peki bu alti gunde neler olmustur? iste bu entry'nin konusu alti gun savaslarinda olup bitenlerdir. savasin sebeplerine ve oncesindeki olaylara pek deginmeyecegim cunku onlara zaten yeterince deginilmis. simdi gun gun savasa bakalim neler olmus:

    (bkz: copy paste degil alinteri)

    uyari: cok uzun yazi. kahvenizi ve kurabiyenizi alin ve okumaya baslayin.

    1 haziran'da misir'li kurmay baskani abdulmunim riad amman'a indi ve buradan west bank bolgesindeki israil savunmasinin dizilisini uzaktan inceledi ve bu konuda istihbarat toplatti. misir israil'e kuzeyden saldirirsa general riad'a bagli birlikler de guneyden ve dogudan saldirip israil'in askerlerini parca parca bolmesini saglayacakti ama misir'in israil'e saldirip saldirmayacagi daha kesin degildi. misir israil sinirina 100 bin asker yigmisti ve askerler hazirda bekletiliyordu. misir'in 53. ve 33. komando taburu da urdun'e kaydirilmisti. ayrica general riad urdun askerlerinin de basina gecmisti ve operasyonun urdun tarafi tamamen ona emanet olacakti. urdun'deki misir'a ait 53. ve 33. komando taburlarinin hedefinde israil'deki bir cok stratejik nokta vardi. planlara gore bu komandolar savas baslayinca iceri sizacak ve kendilerine verilen hedeflere nokta atisi yapacakti. urdun'de olan olaylar burdaki filistinliler'i heyecanlandiriyordu. zaten urdun nufusunun cogu filistinlilerden olusuyordu.

    kudus ve filistin'in diger bolgelerinde gaza gelen imamlar gaza getirici vaazlar veriyordu. planlanana gore misir, suriye ve urdun ordularindan olusan arap kuvvetleri israil'e saldirdiginda filistin kurtulus orgutu de israillileri icerden vuracakti ve kisa surede israil savunmasi darmadagin edilecekti. o gun sokaklara dokulen filistinliler cesitli bati ulkelerinin konsoloslugunu bastilar ve filistin sokaklarinda bazi olaylar oldu. israil basbakani levi eskol de bos durmuyor ve ortadaki krizin cozumu icin basta amerika olmak uzere bir cok devletle gorusmeler yapiyordu. israilli generaller araplar'in kendilerine gercekten saldirip saldiramayacagini kestiremiyorlardi. bir cok general hala araplarin blof yaptigini ve boyle bir seye cesaret edemeyecegini dusunuyordu. bir cok komutan da boyle bir seyin ucuncu dunya savasini baslayatacagini dusunmekteydi.

    radyo'dan halka seslenen levi eskol insanlara "amerika ile gorusmelerimiz suruyor, cok yakinda bu kriz cozulecektir" derken kendi halkinin ciddi tepkisini cekiyordu. zira israil halki "daha 30 yil once soykirima ugruyorduk bugun kaderimiz amerikanin elinde mi, neden kendi isimizi kendimiz gormuyoruz" tepkisi veriyordu. levi eskol'un radyodaki sesi boguk ve yorgun geliyordu. soyledigi kelimeleri anlamak bile zordu. hem yorgunluk hem de endise adamin uzerine cokmus ve kabus gibi etrafini sarmisti.

    gece levi eskol ile istihbarat subaylari arasinda toplanti olacakti. bu toplanti israil basbakanini daha da telaslandiracakti. mossad'in topladigi istihbaratlara gore misir ciddi ciddi israil'e saldirmayi planliyordu ve boyle bir saldiriya suriye ve urdun de gozu kapali katilacakti. ayrica amerika olaylari uzaktan izleyip bekle ve gor stratejisi izleyecekti. israillilerin toplantida aldiklari karar misir'a ve diger arap ulkelerine ait olan ve vurulabilecek noktalarin tespit edilmesinden ibaretti. bundan baska hicbir adim atilmayacak ve beklemeye cekililecekti. bu isten en cok rahatsiz olanlardan biri o zamanlar general olan ariel sharon'du. ona gore ordu askerleri oradan buraya, buradan oraya kaydirip dusmana blof yapmaktan baska bir hareket etmiyordu ve bu cok tehlikeli bir oyundu.

    israil ordusundaki generaller bir an once karsi saldiriya gecip misir ordusunu surprize ugratmak istiyordu. basbakan eskol ise israrla "ilk saldiran biz olmamaliyiz, onlarin saldirmasini beklemeliyiz" diyor ve generalleri sakinlestirmeye calisiyordu. generaller ise israrla misir'a karsi saldiri baslatilmasi taraftariydi. generaller "misir ve diger arap ulkelerinin tek hedefi var, o da bizi tamamen yok etmek. bunu engellemek ve hayatta kalmak icin saldirmak zorundayiz" diyorlardi. ariel sharon da soz istemis ve soyle demisti: "bugun elimizdeki en buyuk silah olan dusmanlarimizin bize karsi korkusunu yok etmis bulunuyoruz. elimizde misir ordusunu tamamen imha edecek kadar guc var, ama eger onlarin hareket etmesi icin beklersek israil tarihe karisabilir. bugun bazi adimlar atmazsak gelecekte cok daha buyuk seyleri feda etmek zorunda kalabiliriz. israil halki savasmaya ve bedeli neyse odemeye hazir. burada konu misir'in bize saldirisi degil, israilin varligi ile yoklugudur."

    toplantida basbakan eskol haric herkes siddetle misir'a firsat vermeden saldirilmasini savunuyordu. eskol tek basina biraz daha beklenmesini istiyordu. herkes onu korkaklikla sucluyordu. sonunda toplantinin ortasinda eskol ceketini alip cikmisti. toplantidan pek bir sonuc cikmamisti. ertesi gun yayinlanan israilli gazeteler basbakani korkaklikla suclama kampanyasina devam etti. hatta bazi cemaatler parayla gazeteye ilan vermisti ve "israil ordusu harekete gecmeyecekse bize silah dagitsinlar, biz gidip misirlilarla savasiriz" diyorlardi. misir askerlerinin sina tepesi ve cevresine toplanmasi israil icin yumurtanin kapiya dayanmasi anlamini tasiyordu.

    kudus'te hazirliklar baslamisti. binalarin etrafi kum torbalariyla cevriliyor. bir cok bina guclendiriliyordu. belediye otobusleri ve bir cok arac silahlandirilmis ve bunlara zirh eklenmisti. halkin savas cikmadan daha sonra kullanilmak uzere kan verebilecegi kan bankalari kurulmustu. hastahanelerde 14 bin yataklik bos yer ayarlanmisti. bir cok yerde siper kazilmisti. belli yerlere yiyecek ve silah stogu yapilmisti. ayrica 10 bin kisilik mezar yeri kazilmisti. kudus halki saldiriya hazirlanmak icin elinden gelen herseyi yapiyordu. bu sirada ironik bir olay olmustu. bu da almanya'nin kudus halkina 20 bin gaz maskesi bagislamasiydi. israil halki ve generalleri arasinda 1930'lardaki katliamlari yasayan cok insan vardi. israil'in yikilmasi halinde araplar'in bir tane bile yahudiyi sag birakmayacagini dusunuyorlardi. bir cok gazetede "hitler'in basladigi misyonu araplar mi tamamlayacak?" seklinde yazilar cikiyordu.

    1 haziran'da gerceklesen bir baska olay unlu israilli komutan mose dayan'in savunma bakanligina getirilmesiydi. bazilari bu olaydan sonra savasin artik kacinilmaz oldugunu soyluyordu. basbakan ise hala israrla "onlar bize saldirmadan saldiriya gecmeyecegiz" diyordu. o siralarda israil'deki ingiliz buyukelcisi michael hadow israillilere "merak etmeyin, endise de etmeyin, sizi bati dunyasi yalniz birakmayacaktir. savas baslarsa 48 degil, en gec 2-3 saat icinde amerika dahil tum batili ulkeler size destek olacaktir" dedi. michael hadow ingilizlerin yetistirdigi en buyuk ortadogu uzmanlarindan biriydi ve ne soyledigini bildigini dusunuyordu.

    o sirada israil amerika'dan 100 tane hawk fuzesi, 140 tane patton tanki ve 24 tane skyhawk savas ucagi istemisti. amerikalilar ise bu talebe karsilik vermek icin uzun sure beklemislerdi. gorunuse gore amerikalilar israil'e yardim etme konusunda isteksizdiler. zira o sirada amerika'nin israil'e yardim etmesi demek arap ulkelerini ve buradaki petrolu tamamen kaybetmesi demekti. amerikalilar misir'a yapilacak bir ekonomik baskinin misir'i israil'e saldirmaktan alikoymaya yeterli olacagina ikna olmuslardi. basbakan eskol o gun ayrica amerikan baskani lyndon johnson'a mektup yazip amerikalilarin verdigi sozlerini tutup israil'e yardim etmesini istedi.

    israilliler topladiklari istihbarat yardimiyla misir'in elindeki savas ucaklarinin neredeyse tamaminin yerini tespit etmislerdi. ayrica bir cok askeri hedef de tespit edilip koordinatlari belirlenmisti. bir emirle 24 saat icinde israil savas ucaklarinin 1,000 sorti yapmasi ve ayni sayida hedefi vurmasi mumkun olabilirdi. ayrica bu tempoyla her gun en az 1,000 adet hedef vurulabilirdi. israilli generaller vakit kaybetmeden ve amerikalilar beklenmeden saldiriya gecilmesi taraftariydi. general ariel sharon "israil ordusu tarihinde hic olmadigi kadar hazir durumda. misir'in tum ordusunu haritadan silebilecek bir gucumuz var. onlara oyle bir zarar verebiliriz ki bize bir daha saldirmak icin aradan bir nesil gecmesi gerekecek" dedi.

    bazi israilli generallere gore en iyi savunma saldiriydi. generallerin hicbiri israil'de kalip misir'in saldirmasini beklemek istemiyordu. generaller istisnasiz olarak misir'a karsi saldiri duzenlenip misir ordusuna cok buyuk bir zarar verdirilmesini istiyordu. kisa sure sonra generallerle bakanlar arasinda bir toplanti yapildi. israilli generaller atesli bir sekilde savasi savunuyordu. bakanlar ise generallere cesitli konularda cekincelerini aciklayip sorular soruyordu. generaller arasinda en ateslisi kuskusuz ariel sharon'du. sharon basbakana donup "her savasta amerikaya gidip izin ve yardim icin yalvarmamiza gerek yok" diye bagirinca basbakan da ona bagirmis ve "senin sevmedigin amerikanin verdigi silahlar olmasa biz dusmana karsi nasil savasiriz? ustelik savas bittikten sonra arkamizda amerika olmazsa istediklerimizi bize kimse vermez. ayrica nufusu 2 milyondan ibaret bir ulke olarak her 10 yilda bir bir buyuk savasi kaldirabilecegimize nasil inanirsin" demisti. toplanti odasinda tansiyon artmisti.

    savunma bakani dayan haritalarini acmis ve generallare birifing veriyordu. komutanlarina bir seyi ustune basa basa emretti: "ne olursa olsun, kesinlikle urdun ve suriye ordulariyla savasmayacaksiniz, bizim ordu ayni anda iki cepheyi kaldiramaz". bu savas tamamen misir ile israil arasinda olacakti ve israil diger iki ulkenin savasa girmemesi icin bu iki ulkeye bir mermi bile atmayacak ve onlari savasa girmemeye ikna etmeye calisacakti. israil tum gucuyle en kisa zamanda misir ordusunu yok etmek icin ugrasacak ve bunun basarilmasi durumunda urdun ve suriye zaten korkup geri cekilecekti. urdun ve suriye'nin birlesip kudus veya tel aviv'e saldirmasi ise israil'in olumu olabilirdi. zira bu sehirlerde cok az savunma birakilacakti.

    israilliler'in edindigi istihbarata gore sovyetler birligi suriye'ye cok sayida silah ve muhimmat yollamisti ve misir kuzeyden saldiriya basladigi anda suriye de galile bolgesinin kuzeyinden baslayarak israil topraklarina saldiracakti. savas 4-5 gun icinde baslayabilirdi. israil ordusunun boyle bir seye karsilik vermesi savas basladiktan sonra cok zor olacakti. bu durumda golan tepelerine az sayida israil askerinin saldirmasi ve suriyelileri geri cekilmeye zorlamasi planlanmisti. bununla beraber suriye'nin geri cekilmesi saglanmasa bile ilerlemesi yavaslayacakti ve misir'la isini bitiren israil geri donup yavaslayan suriye ordusuna darbe indirebilirdi.

    israil'de ibre yavas yavas savunma savasindan hucum savasina donuyordu. buna gore israil aniden ucaklarla sina bolgesinde konuslanan misir askerleriyle misir'in havaalanlarindaki savas ucaklarini vurabilirdi ve bundan sonra suriye'nin alarma gecip saldiriya gecmesi 5-6 saat surecekti. bu surede dolmadan suriye tarafina duzenlenecek bir saldiri da suriyeliler'i geri cekilmeye zorlayabilirdi. israilliler hizli hareket etmek zorundaydi yoksa kendi ulkelerini kaybedebilirlerdi. israilliler ayrica golan tepeleriyle israil arasinda kalan suriye'ye ait zaura koyunu ele gecirip burayi tampon bolge olarak kullanmak istiyorlardi.

    israil'e ait tum tanklar, zirhlilar ve savas ucaklari tasiyabilecekleri kadar bombayla yuklenmis ve harekete hazir hale getirilmisti. bir emirle tum bu tank ve ucaklar harekete gecip ayni anda bir cok hedefi vurabilirdi. ilk gunden vurulmasi istenen bin kadar hedef vardi ama israil'in elindeki ucaklarin 6 tanesi kullanilamayacak halde oldugu icin operasyona ilk planlanandan 6 ucak eksik katilacakti. su siralarda fransa "israil ve misir arasinda saldiriyi ilk kim baslatirsa o ulkeye ambargo uygulayacagiz" aciklamasini yapti. ertesi gun de israil'e ambargo uyguladigini acikladi. israil saldiriya henuz baslamamisti ama fransizlar istihbaratlarina guveniyorlardi. fransiz istihbarati israil'in saldiriya once baslayacagini tahmin ediyordu. fransiz istihbarati ayni zamanda savasi araplarin kazanmasina kesin gozuyle bakiyordu. amerikanlar israillilere, sovyetler de araplara silah veriyordu ama iki taraf da silah yardimi disinda hicbir yardim ve mudahelede bulunmuyordu.

    israillilerin etiyopya aciklarinda icinde 9 milyon dolarlik petrol bulunan dolphin adli bir yuk gemileri vardi. bazi generaller israilin bolgeden bu gemiyi cekmesini ve daha guvenli bir yere goturmesini savunuyordu. buna karsilik savunma bakani dayan onlara bagirarak "siz aptal misiniz, o gemiyi hareket ettirdigimizi goren misirlilar savasa baslayacagimizi anlayip bize saldirirsa kudus'e kadar gelirler ve kimse onlari durduramaz" dedi. israil'in misir ordusuna saldirmasi tamamen sok ve surpriz seklinde olacakti. israillilerin planlarina gore kisa sure icinde misir hava kuvvetleri imha edilecekti ve bundan sonra misir'in yeni hava kuvvetleri kurmasi en az 6 ay surebilirdi. bu da misir'in savasi kaybetmesi anlamina geliyordu. israillilerin kaybedecek hicbir vakti yoktu ve savasi kisa surede bitirmek istiyorlardi. savasin uzamasi israil'in varligina uzatilmis bir tehdit olacakti.

    sinirin oteki tarafinda misir'in da istihbarati vardi ve adamlarin elleri elma toplamiyordu. misir da istihbarat topluyordu. misirlilarin istihbaratlarina gore israil en gec 5 haziranda saldiriya gececekti. bu istihbarati ele gecirip topladiklarinda tarih 2 hazirandi, yani ellerinde 72 saat vardi. misirlilar da ayni israilliler gibi "once biz mi saldirsak yoksa dusmanin saldirmasini mi beklesek" ikilemi yasadilar. misir ordusundaki toplantida general sadik ile general sidki mahmud arasinda tartisma cikmisti. general sadik "ileri hucum hatlarindaki tum savas ucaklarini geriye cekelim. bu halleriyle israil saldirirsa o ucaklardan birini bile kurtaramayiz" derken hava kuvvetleri komutani buna siddetle karsi cikiyordu. "sadik ben ne yaptigimi cok iyi biliyorum, eger tum ucaklari geri cekersek pilotlarin ve diger askerlerin morali nasil coker hic dusundun mu?" dedi.

    general sidki mahmud da israil'in saldirmasini beklemek yerine misir'in saldiriya gecmesini istiyordu. ona gore israil'in saldirmasi halinde ilk elde misir hava kuvvetlerinin %15-20'si imha edilebilirdi. generale gore bu cok buyuk bir zarardi ve bu zarari gormeden once israil'e saldirmak mumkundu. misir devlet baskani cemal abdul nasir bu fikre karsi cikiyordu. son donemde misir ile bati devletleri, ozellikle abd ve fransa, arasindaki iliskiler iyilesmeye baslamisti ve misir bunu saldiriya gecerek riske edemezdi. abdul nasir komutanina dondu ve "eger israil bizim hava kuvvetlerimizin %15-20'sini yok ederse elimizde hala %80-85 kalir. bununa dusmanin hava kuvvetlerine ne kadar zarar verebilirsin" dedi. o da "%60-70" deyince "bu bizim icin yeterli, birakin saldiriyi israil baslatsin" dedi.

    nasir israil'i tehdit edecek sekilde israil sinirina asker yigmasi sonucunda israil'in eninde sonunda saldirip misir'a koz verecegini biliyordu. bu olmasa bile diplomatik yollarla israil'in dezavantajina, misir'in da avantajina olacak bir anlasma saglanabilecegini tahmin ediyor ve umuyordu. bu yuzden sina bolgesinde konuslanmis misir ordusunun orada durmasi ve saldiriya gecmemesi taraftariydi. nasir savasin baslamadan bittigini ve israil'den kansiz bir zafer kazandigini dusunuyordu. ona gore israil'in saldirmasi demek hem tum arap ulkelerini hem de bati dunyasini karsisina almasi anlamina gelecekti.

    bir de madalyonun obur yuzu vardi. misir zaten istese bile israil'e saldiri duzenlemeye hazir degildi. evet israil sinirina yigilmis 100 bin misirli asker vardi ama bu askerlerin uzun sure savasacak kadar cephane ve erzaklari yoktu. ayrica bir cok birlikte yeterince silah bile yoktu. bazi topcu birliklerinde bir tane bile top yoktu. tum muhimmatin hazirlanip cepheye sevk edilmesi ve misir ordusunun hucuma hazir olmasi en az 3-4 ayi bulabilirdi. colde kamp kuran ve ilerlemekte olan bir cok misir zirhli ve askeri araci bakima ve tamire muhtac haldeydi.

    misirli generaller ordularinin olasi bir israil isgaline veya saldirisina karsi dayanacagina kesin gozle bakiyorlardi ama misir'in israil'e saldirip ele geciremeyecegini biliyorlardi. eger amac israili yok etmek veya bir daha toparlanamayacak hale getirmekse bunun icin misir ile birlikte baska arap ulkelerinin de yardima gelmesi gerekiyordu. bu yuzden misir suriye ve urdun'e muhtacti. israil tum gucuyle suriye ve urdun'u savasin disinda tutmaya calisiyordu ve misir da tum gucuyle bu iki ulkeyi savasin icine dahil etmek istiyordu.

    misir ve urdun'un arasindan su sizmiyordu ve urdun savasa misir'in komutasinda girecekti. suriye ise bambaska bir hikayeydi. suriye savasa girmeyi kabul ediyordu ama misir komutasina girmeyi kabul etmiyordu. yani ortak bir komuta yerine her ulkenin kendi ordusunu yonetmesini savunuyorlardi. suriye ile urdun arasinda surtusmeler yasaniyordu cunku urdun hukumeti amerikan hukumetiyle yakinlasmaktaydi. suriye daha sonradan savasa dahil olsunlar diye yollanan az sayida irak askerine kucak acmisti ama misir'in savas ucaklarinin bir kismini suriye'ye saklamasi fikrine karsi cikmisti. buna karsilik misir, urdun ve suriye uclusunden savas en hazir olan suriye'ydi. hem techizat hem muhimmat hem de disiplin bakimindan 10 dakika sonra savas cikacak dense hazir durumdaydilar ve komutalari devlet baskani hafiz esad'a bagliydi. hatta olasi bir arap maglubiyetinde israil'in suriye'yi isgaline karsi direnecek olan kisiler bile silahlandirilmis ve hazirlanmisti. tum herseye ragmen araplar tarihlerinde gorulmemis bir sekilde birlesmis ve tek vucut haline gelmisti. bin yildir surekli kendi iclerinde cekisen araplari israil'e karsi yapilacak bir savasin bir araya getirmesi de ironik oldugu kadar dogruydu da.

    cezayir basbakani houari boumedienne "arap topraklarinin bagimsizligi siyonistlerin imhasi ve bolgeden amerikalilarla ingilizlerin atilmasiyla gerceklesecektir" derken yemen'in disisleri bakani abdusselam "biz savas istiyoruz, israil'in yarattigi problemleri cozmenin tek yolu savastir". arap devletleri gaza gelmisti ve her biri israil'in yok edilmesinde bizim de tuzumuz olsun diyerek az sayida da olsa asker yolluyordu.

    araplarin topladigi ordu 500 bin asker, 5 bin tank ve 900 savas ucak ve helikopterine ulasmisti. bununla birlikte arap ulkeleri topluca israil'e yardim eden her ulkeye petrol ambargosu koyma karari almisti. israil'e yardim eden ulkeye bagli gemilerin suveys kanali'ndan gecmesine bile izin verilmeyecekti.

    amerikalilar israil'in savasi kazanmasini istiyordu ama araplarla arayi da acmak istemiyordu. bu yuzden israil'e yardimi silah seklinde yapacaklardi. amerikalilar daha sonra savasin sonuclanmasini bekleyeceklerdi ve israil'in savasi kaybetmesi kesinlesinceye kadar mudahele etmeyeceklerdi. cia normal sartlarda israil'in misir ordusunu yenecegini ve diger araplarin da bunu gorunce korkup dagilacagini tahmin ediyordu. amerikalilarin bir cekingesi de soyveyler birligi'ydi. zira o zamanlar gunumuzdeki gibi amerika istedigi yerde istedigi gibi at kosturamiyordu. amerika'nin israil'e destek olmak icin bolgeye asker yollamasi, rusya'nin da aynisini yapmasina ve ucuncu dunya savasinin baslamasina sebep olabilirdi. amerikalilar icin en temizi israil'e son teknoloji silahlari yollayip beklemeye cekilmekti. cia'e gore israil 7 ile 10 gun icinde misir ordusunu dagitabilirdi ve bu da savasin sonu demekti cunku savas misir onderliginde gelisiyordu ve misir'in safdisi edilmesi geri kalan arap ordularinin cesaretini kiracakti.

    ve savas baslar.....

    5 haziran 1967

    saat sabah 7:10'da israil'e ait 16 tane fransiz yapimi magister fouga savas ucagi hatzor havaalanindan yukselise gecti. bu ucaklar 1950'lerde fransizlar tarafindan yapilmisti ve israilliler tarafindan modernize edilmisti. uzerinde tasidigi bombalar da israilliler tarafindan insa edilmisti. bu ucaklar havalandiktan 4 dakika sonra ouragan saldiri ucaklari ayni havaalanindan yola cikti. bundan 5 dakika sonra da ramat david havaalanindan mirage ucaklari havalandi. 20 dakika sonra gokyuzunde israil'e ait 200 savas ucagi yol aliyordu. bu ucaklarin telsizlerinde israil hava kuvvetleri komutani motti hod'un gaza getirici ve kahramanlik temali sozleri duyuluyordu.

    bu ucaklar misir'in radarlarina yakalanmamak icin cok ama cok alcaktan ucuyordu. hatta oyle ki, ucaklar ani bir hamlede yere cakilabilecek mesafedeydiler. misirlilarin bolgede 82 tane radar sitesi vardi. ucaklar once akdenize dogrulmustu ve oradan da misir'a dogru kavis almislardi. bazi ucaklar da kizildeniz mevkiinden sina'ya yonelmislerdi. bundan sonra misirlilarin uyanmamasi icin telsiz kullanimi bile yasaklanmisti. pilotlar kendi aralarinda el isaretleriyle haberleseceklerdi. israillilerin hedefi misir topraklarina hic farkedilmeden bir anda sizmakti. 200 ucagin bir anda misir topraklarina ulasmasi misir ordusunun toparlanmasina firsat vermeyecekti. ne olursa olsun pilotlar birbirinden yardim bile istemeyecekti. sessizlik cok onemliydi.

    gokyuzundeki israilli savas ucaklari 65 mirage, 35 super mystere, 35 mystere mark iv, 50 ouragan, 20 vatour ve 45 fouga'dan olusmaktaydi. bu ucaklari merak eden google images'dan bakabilir. israilli pilotlarin misirli pilotlara gore 2 onemi avantajlari vardi. birincisi israilli pilotlar cok daha iyi egitimliydi. ikincisi de israilli pilotlarin ellerindeki ucaklar surekli bakimdan gecen son teknoloji ve modernizasyon urunuydu. halbuki misirli pilotlarin elindeki ucaklar eski ve bakimsizdi.

    israilliler o kadar iyi istihbarat toplamisti ki, havaalanlarinda park halinde duran misirli savas ucaklarinin her birinin yerini, ucagin hangi pilota bagli oldugunu, bu pilotun rutbesini ve daha bir cok ayrintiyi ogrenmislerdi. eger basarili bir sekilde nokta atisi yapabilirlerse misir ne oldugunu anlamadan cok sayida savas ucagini daha havaalanindan cikmadan kaybedecekti.

    wolfgang lotz adli bir alman yahudisi misir ordusunun iclerine kadar kendini eski nazi subayi olarak tanitarak sizmisti. kendisi "ben eski bir nazi subayiyim, buraya da size yardim etmeye ve taktik vermeye geldim" diyerek misir'in cogu askeri ussune giris hakkini kazanmisti ve kendisinin israil ajani oldugunu kimse anlamamisti. tabi bu olay yillarca once olmustu ve bu kisi 1964 yilinda yakalanmisti. yine de topladigi ve israil'e yolladigi bilgiler israillilerin cok isine yaramisti. israil ayrica istihbarat icin nasir ve misirli generallere cok yakin bir suru kisiyi parayla satin almisti. bunlarin icinde bazi generallerin cok guvendigi yakin arkadaslari da bulunuyordu.

    o siralarda misir hukumeti savas ucaklari icin betondan hangar yapilmasini onaylamisti ama henuz harekete gecmemislerdi. savas ucaklarinin cogu askeri havaalanlarinda acikta duruyordu. bazi ucaklarin etrafi kum torbalariyla cevriliydi ama bundan baska hicbir onlem alinmamisti. israilliler icin bu ucaklari vurmak cok kolay olacakti. israil'in saldirisi tam misirli pilotlarin kahvaltiya baslama saatine denk gelecekti. bu da onemli bir ayrintiydi ve misirli savas ucaklarinin daha kalkmadan vurulmasi icin israil'e avantaj sagliyordu.

    saat sabah 8:15'te alarm devreye girecek ve israilli ucaklarin havada oldugunu haber verecekti ama bu alarm misir degil urdun tarafina aitti. urdun'un en unlu askeri hava uslerinden aclun hava ussu israilli savas ucaklarinin akdeniz'e girisini haber veren alarmi vermisti. bu askeri us digerlerine gore daha moderndi cunku ingilizlerin destegiyle kurulmustu. urdun'deki generaller hemen misir'a haber vermek icin harekete gecmisti. isin ilginc tarafi misirlilar bundan bir gun once hava kuvvetlerinin kullandigi frekanslari degistirmis ve urdun'e henuz haber verememislerdi. urdunlu generallerin misirlilara ulasip onlari uyarmasi bu yuzden gecikmisti. yani kisaca misir icin olumsuzluklar ust uste gelmisti. zaten o saatlerde misir savunma bakani uykuya dalmisti ve dinlenmedeydi. o sabah misirli bir cok komutan ve istihbarat subayi gorevini ihmal etmisti. bazilari aldiklari mesaji gec iletmis, bazilari mesajlari yanlis tercume etmis ve bazilari da uyarmalari gereken kisileri uyarmamislardi. bu da akla bu kisilerin bazilarinin israil tarafindan satin alinmis olabileceklerini getiriyor ama henuz bu konuda kanit bulunamadi.

    israil elindeki savas ucaklarinin 12 tanesi haric hepsini harekete gecirmis ve misir tarafina yollamisti. eger o saatte baska bir ulke israil'e havadan saldirmak isteseydi israil'in hava sahasini tamamen savunmasiz bulabilirdi ama israil'in o saatte misir'a saldiracagini bilen sadece saldiriyi yapan pilotlar ve israil hukumetinin 3-4 tane bakanindan ibaretti. israil ozel kuvvetlerinin komandolari hazirda bekletiliyordu. eger ucaklar gorevini yapamazsa bu komandolar misir'a sizacak ve yok edebildikleri kadar misir savas ucagini yok edeceklerdi. israil icin misir'in hava kuvvetlerini imha etmek ve bunu vakit kaybetmeden yapmak cok onemliydi.

    7:30'da israilli ucaklarin bombardimani baslamisti. bazi havaalanlarinda park halindeki ucaklar vurulurken, bazilarinda da kalkis pistleri vuruluyordu. mesela bir havaalaninda 10 tane savas ucagi ve sadece bir kalkis pisti vardi. burada kalkis pistini vurmak demek 10 ucagin da hareket etmesini engellemek demekti. vakit nakitti ve israilliler mumkun olan en kisa zamanda misir hava kuvvetlerine mumkun olan en buyuk zarari verip geri donmek istiyorlardi. hava acik ve gunesliydi yani metar maksimum seviyedeydi. israil icin hava durumu dahil hersey tam planlandigi gibi gidiyordu. hatta misir tarafindaki aksakliklar da buna dahildir. misirli pilotlarin cok azi ucagina ulasabilmisti ve ulasabilenler de pistlerin bombalandigini gorup geri donmustu.

    ucaklar hedeflerini cok buyuk bir isabet oraniyla vuruyordu. bombasini birakan ucak 20 dakika sonra usse geri donuyor, 8 dakika icinde yeniden bomba ve yakitla yukleniyor ve 10 dakikalik bir dinlenmeden sonra yeni bir sorti icin havalaniyordu. boylece her saat basi 1 sorti yapmak mumkun oluyordu. saldirida durendal adindaki 85 kg'lik akilli bombalar kullaniliyordu ve hata payi cok azdi. bu bombalarin dustugu yerde 5 metre capinda 2 metre derinliginde kraterler olusuyordu. yani bu bombalarin bir tanesi bir kalkis pistini kullanilamaz hale getirebilirdi. birkac saat icinde bolgedeki misir'a ait tum askeri havaalanlari alevler icinde kalmisti.

    saat sabah 8'de misir'in en onemli 3 askeri havaalanina toplam 75 sorti yapilmisti. sina bolgesindeki 4 askeri havaalani tamamen haritadan silinmisti. misir'in cesitli yerlerinde bir cok askeri havaalani ya kullanilamaz hale getirilmisti ya da haritadan silinmisti. yaklasik 1 saatlik surede misir hava kuvvetleri 204 savas ucagini kaybetmisti. bu da misir'in elindeki tum savas ucaklarinin yarisi demekti. ustelik bu ucaklarin sadece 9 tanesi havada ve geri kalanlar yerde imha edilmisti.

    bu arada bir skandal daha yasanacakti. misir'in elinde 100 adet ucaksavar bataryasi ve 27 tane sam-2 ucaksavar saldiri sitesi vardi fakat o gun bunlarin hicbiri calismadi. bunun sebebi de abdulhakim amir adli misirli generaldi. kendisi misir'in vekil baskaniydi yani baskanin olmesi durumunda basa gececek kisiydi. saldiri saatlerinde kendisi bir ucakta yolculuk etmekteydi ve ucaksavarlarin kendi ucagini yanlislikla israil ucagi sanip dusurmesinden korkup tum ucaksavarci birliklere "ateskes" emri vermisti. bunun uzerine israil ucaklari rahat rahat goklerde suzulup istedikleri yeri bombaliyorlardi. israilliler operasyondan once ucaklarinin %25'inin imha edilecegini tahmin ediyorlardi ama operasyonun ilk birkac saatinde sadece 8 israil ucagi dusurulmus ve sadece 5 pilot hayatini kaybetmisti.

    kaire'de ucaksavar bataryalarinin basinda olan misirli bir binbasi olan said ahmed rabi olayla ilgili olarak "elimizde ucaksavarlar vardi ve karsidan dusman ucaklar geliyordu ama kimse ates emri vermiyordu. aksine ates etmeyin deniyordu. sonunda dayanamayip kendim ates actim. burada birkac savas ucagi dusurmeyi basardik. savastan sonra isimden kovulacagimi ve hapse atilacagimi sandim cunku emre itaatsizlik etmistim ama bana madalya verdiler".

    israilin hava operasyonu en basta planlanandan bile iyi gitmisti. tabi bunda misir ordusunun basina gelen ihmal ve talihsizlikler de rol oynuyordu. israilli generaller operasyonun basarisina inanmakta gucluk cekiyordu. yine de bu basarilardan soz etmeyi uygun gormediler. ertesi gun gazetelerde misir'a ait 200 savas ucaginin imha edilmesinin yazmasi israil icin hic iyi olmazdi. bu durumda israil hem bati dunyasinin hem de birlesmis milletler'in tepkisini cekebilirdi. bu yuzden ilk gunde operasyonun sonuclari gizli tutulacakti.

    ilk sortiler bittikten ve ucaklar geri dondukten sonra saat 8:20 sularinda kara operasyonu icin yesil isik yakildi. tanklar ve zirhlilar harekete gecerken ayni zamanda ucaklar da ikinci sortiler icin havalanacakti. bundan sonraki bir bucuk saatte israil savas ucaklari 164 sorti yapip 107 savas ucagini imha ettiler. ayrica misirlilar'a ait 14 askeri us imha edildi. bununla birlikte artik israilliler'in alcaktan ucmasina veya telsizi kullanmamasina gerek yoktu. artik saldiri aciga cikmisti. gec de olsa misir'lilar ucaksavar atesine baslamisti.

    savasin ilk 2 saatinde misir'a ait 286 savas ucagi imha edilmisti. misir hava kuvvetlerinin toplam 420 ucagi oldugu hesaba katilirsa boyle bir rakam misir'in hava kuvvetlerinin neredeyse imha edildigi anlamina gelmektedir. bununla birlikte pilotlarin da 3'te biri oldurulmustu. saat 10:30'da israil hava kuvvetlerinin merkezine soyle bir haber gecildi: "misir'in hava kuvvetleri artik yok!". toplam 3 saatte misir'in hava kuvvetleri bastan asagi imha edilmisti. tabi bunda misirlilar'in ihmalinin etkisi de cok buyuktu. bir cok misirli asker ve pilot cole dogru kacismaya baslamisti. onlari yeniden toparlamak zaman alacakti. misirli bir zeki adinda bir komutan "israil yillardir pilotlarini bu operasyon icin yetistirirken, biz yillarca askeri gecitler icin egitildik, aradaki en buyuk fark da budur" demisti.

    o anda ilginc bir olay daha olmustu. misirli savas ucaklarindan biri havalanmisti ve daha sonra inecek yer ariyordu. once yakinlardaki bir askeri havaalanina gitmisti ama inecek bir yer bulamamisti. ikinci ve ucuncu havaalanlarinin da pistleri yaniyordu. en sonunda pilot kahire uluslararasi havaalanina inmeye karar verdi. burasi sivil bir havaalaniydi. ucak buraya inince havaalanini koruyan bir grup polis bu ucagin bir darbe girisimi oldugunu dusundu. zira misir'da o gunlerde darbe soylentileri vardi. ucaktan inen pilotlarla polisler arasinda silahli catisma yasandi fakat daha sonra israil'in misir'a saldirdigi haberi gelince polisler catismayi birakti.

    misirli komutan abdulhakim emir hemen irak ve suriye'yi aradi ve ellerindeki tum ucaklarla israil'in tum havaalanlarini bombalamalarini istedi. iraklilar "bizim ucaklari hazir etmemiz uzun zaman alir" derken suriyeliler de "bizim pilotlar su anda tatbikattalar" dediler. iki ulke de israil'i bombalamayi kabul etmedi. kahire'de halk sokaklara dokulmus ve israil'i protesto ediyordu. misirlilar dunya'ya olayi haber verirken "bu sabah 9'da israil ucaklari misir'a saldirmaya calisti ama ucaklarimiz onlari kahramanca geri puskurttu" dediler. misir'da radyolar israil'in 82 savas ucagi kaybettigini ve misir'in 2 ucak kaybettigini haber veriyordu. yine misir'daki medya misir'in sina'da kara operasyonu baslattigini haber verdi. misir halki yine sokaklara dokulmus ve bu "zaferi" kutlamaktaydi. haberlerde cok kisa sure sonra misirli askerlerin kudus'e girecegi haberi dolasiyordu.

    az once bahsettigim gibi sabah saatlerinde israil kara operasyonuna baslamisti. bu operasyonda ilk elde 250 tank, 50 zirhli, bir tugay parasutcu asker ve bir kesif grubundan olusan bir boluk gorev alacakti (bilmeyenler icin not: bir tugay, ulkeden ulkeye degisse de, genelde 3 ile 5 bin arasi askerden olusur). bu askerler sina'ya iki bolgeden girecekti. bir grup asker nahal oz ve diger bir grup asker de han yunis bolgesinden giris yapacakti. burada 11 km'lik refah gecidi vardi. bu gecitte misir 4 boluk yani 50 bin asker tutuyordu. ayrica bolgenin bir kismi mayinlanmisti ve bir cok gozlem kulesi bulunuyordu. israilli askerlerin buradaki defansi kirmaktan baska caresi yoktu cunku gecidin diger yonleri dogal olarak gecilmesi imkansiz gibiydi.

    israilliler karada da mumkun oldugunca sessizce ilerliyorlardi. 1956'ta israilli askerler ayni bolgeden gecmislerdi ve bunu 36 saatte basarmislardi. simdi bunu yapmak icin onlerinde sadece 24 saat vardi. askerlere verilen en onemli taktik "asla saga sola bakma, geriye de donme. ne olursa olsun sadece ileriye bak". bu taktik biraz at gozlugu taktigi gibiydi. askerlere ne olursa olsun ileriye gitmeleri emredilmisti. bu operasyonu yoneten ikinci dunya savasinda ve daha onceki israil arap savaslarinda bulunmus general tal'di.

    general tal'in emrinde 7. zirhli tugayi vardi. bu da israil'in elindeki en iyi zirhli tugayi olarak biliniyordu. bu tugay albay samuel gonen yonetimindeydi. gazze'ye giren ve buranin guneyinden misir'a giren tugay karsisinda misir askerlerini buldu. bu askerler misir'in israil uzerine kara operasyonu baslattigini radyodan duyup inanmislardi. karsidan gelen tanklari da misir tanki sanmislardi. askerler tanklara uzaktan el sallamakla yetinince zirhlilar tam hizla ilerlemeye devam etti. birazdan konvoyun karsisina misir'in 11. zirhli tugayi cikti. bu tugay stalin tanklariyla donatilmisti. bu tanklar ortadogunun en buyuk tanklariydi fakat cok yavas ilerliyordu. israilli zirhlilar hic geriye bakmadan surekli ilerleme taktigini kullandiklari icin bir sure sonra bu tanklari suratleriyle geride biraktilar. israilli zirhlilar sanslarinin ve araplarin ihmalkarliginin da yardimiyla colde zarar gormeden ilerlemeye devam ediyordu. israillilerin askerlerini gaza getirmek icin kullandigi bir soz de "eger bu savasi kaybedersek geri donecek bir memleketimiz olmayacak" sozuydu.

    gazze ile misir arasindaki han yunis bolgesine albay menachem aviram komutasindaki 60. zirhli tugayi gonderilmisti. bu tugay 86 adet sherman ve amx tipi tanktan olusuyordu. han yunis'e giren israil zirhlilari en basta hicbir direnisle karsilasmamisti ve cok rahat bir sekilde ilerlemekteydi. tam sehrin merkezine gelince bir pusuya dustugunu anlayan askerler icin artik cok gecti. topcu atesiyle baslayan saldirida otomatik silahlar ve anti-tank roketleri kullaniliyordu. ayrica misir'a ait t-34 tanklari da catismaya katilmisti. israilliler destek icin baska bir tank taburu yolladilar ama bu tabur da pusuya dusmustu. burada direnisi surduren 20. filistin boluguydu ve komutanlari general muhammed abdulmunim husnu adli biriydi. bu kisi gazze'nin askeri valisi olarak biliniyordu. burada israil en az 6 tank ve 35 asker kaybetti. olenlerin buyuk bir kismi subaylardan olusuyordu.

    israilli askerlere verilen "ne olursa olsun ilerleyin, sakin geriye bakmayin" emri devam ediyordu. han yunis ve cevresinde cok siddetli catismalar yasaniyordu. misirlilar sert bir direnis gosteriyordu ve israil agir kayiplar veriyordu. yine de askerler olen arkadaslarinin cesedini almak icin bile geri donemiyorlardi. verilen emir kesindi ve askerler ne olursa olsun geriye bakmayacaklardi. olen oldugu yerde kalacakti ve sag kalan askerler ilerleyecekti. catismalar 4 saat boyunca araliksiz devam etmisti ve agir kayiplar veren israilliler herseye ragmen han yunis'in trenyolu kavsagina varmislardi. artik istedikleri hedefe ulasmaya 9 mil yani 13 km kalmisti. bundan sonra yine gazze'nin icinde bulunan refah'a ineceklerdi.

    http://www.mideastweb.org/gaza.jpg

    misirlilar ellerinden geldigince savunma yapiyorlardi ama misirlilarin savunma hatlari arasindaki baglanti tamamen kopmustu. hicbir misirli komutan ana karargaha baglanip bilgi alamiyordu. her komutan kendi basinin caresine bakmak zorundaydi. kimse israilli askerlerin nerede oldugunu veya nereden gelecegini bilmedigi gibi kestiremiyordu da. burada seyh zuveyd isimli bir bolge israillilerin yeni hedefiydi. burada savunmada bulunan 7. bolugun 2 tugayi ve 66 tank vardi. ayrica 20 kadar da zirhli vardi. israilliler hem sayica daha fazlaydi hem de ellerinde centurions ve pattons cinsi o donemin son teknolojisi olan tanklar vardi.

    http://www.perthmilitarymodelling.com/…s/lf1060.jpg

    misirlilar topcu birlikleri dahil olmak uzere sehrin her tarafina siperler kazmislardi ve bu siperlerden savasiyorlardi. buradaki askerler israillilere karsi olumune savasmaktaydi. askerler olen arkadaslarinin uzerindeki mermileri alip catismaya devam ediyordu. ozellikle topcu ve anti-tank timleri israillilere zor anlar yasatiyordu. bir sure sonra sokaklarda cok sayida yanan israil tanki gormek mevcuttu. ayni catismalarda israilliler de misirlilar'a agir kayiplar verdiriyordu. catismalarin siddeti arttikca artiyordu. savunmayi yoneten misirli komutan binbasi abdulaziz suleyman isminde biriydi. israilliler direnisi kiramayacaklarini anlayinca hava destegi istemislerdi. birazdan gokyuzunde gorunen cok sayida savas ucagi misirlilarin mevzilerini bombalamaya basladi. saldirida komutan suleyman da hayatini kaybetti. bundan sonra panige kapilan misir askerleri geri cekilmeye karar verdiler. misirlilar geride yanan 40 tane tank ve 2,000 asker birakmisti. bu askerlerin 700 kadari hayatini kaybetmis ve geri kalanlar yaralanmisti. israil tarafinda da cok sayida olu ve yarali vardi.

    israile ait 79. zirhli taburu 10 km'lik ciradi yolunda ilerlemekteydi. bu yol misirlilar'a ait 112. piyade tugayi tarafindan korunmaktaydi. yolda her 50 metrede bir savunma birimi vardi. israil askerleri buraya cok hizli bir giris yapmisti. oyle ki misirli askerler bunlari kendi askerleri sanmis ve ates etmemisti. israilliler de misirlilar'in kacip gittigini sanmisti. hic catisma olmadan 79. zirhli taburu bu yolda rahat rahat ilerlemeyi surdurmustu. bir sure sonra uyanan israilliler catisma baslatmisti. burada ertesi gun sabah 11'e kadar suren catismalar cok siddetli gecmisti. israilliler sabah 11'de el eris adinda bir kasabaya varmislardi. o gunku catismayi anlatan israilli komutan "ufuga baktigimizda gorebildigimiz tum misirli tanklari yaniyordu ve her tankin yanibasinda birkac ceset gormek mumkundu. biz de cok agir kayiplar vermistik. olayda 28 tankimizi imha ettiler ve 66 askerimizi oldurduler. ayni olayda 93 askerimiz yaralandi. yol tamamen misirlilardan temizlenmisti".

    israilliler tahmin edilenden daha hizli ilerliyordu ama zayiatlari da pek az degildi. ayni sekilde misirlilar da cok sayida asker kaybetmisti. alinmasi gereken yerlerde sira umm katif kasabasina gelmisti. burada 90 tank, 80 top ve 16,000 asker savunma halindeydi. hucumu yoneten israilli komutan da ariel sharon'du. sharon'un taktigi sehre tek yonden saldirmak yerine bir yonden (kuzeyden) fake saldiri yapip daha sonra askerleri sehre dogudan sokup sasirtma yapmakti. sehrin disina yerlesen 90 tane top sehri araliksiz olarak bombalarken sehre sivil otobusler icinde cok sayida israil askeri sokulmustu. ayrica helikopterlerle bir cok asker sehrin dibine yerlestirilmisti. misirlilar vargucleriyle direnirken israillilere her ne kadar agir kayiplar verdirseler de fazla tutunamayacaklari ortadaydi. gece oldugunda ariel sharon askerlerine saldiri emri verecekti. o sirada merkezden bir telefon gelmisti. burada ariel sharon'a "istersen saldiriyi 24 saat ertele, ucaklarimiz sehri bombalayip savunmayi zayiflatsin, boylece az zayiatla sehri ele gecirebilirsin". ariel sharon once bu teklifi reddetti, daha sonra kabul etmek icin merkezi yeniden aradi ama artik cok gecti. ucaklar urdun'de lazimdi cunku urdun savasa katilmisti.

    gece boyunca urdun tarafindan israil tarafina hafif silahlarla taciz atesi acilmisti ama israilliler cevap vermiyordu. israilin iki cephede birden savasacak kadar askeri yoktu ve bu yuzden once hedef misir'di. israil'de kalan askerlere ne olursa olsun urdun tarafina ates acmamalari emri verilmisti. urdun askerleri o anda israil'i cok rahat isgal edebilirdi cunku israilin cogu sehri savunmasizdi. geride sadece askeri tecrubesi olmayan hafif silahli yedek askerler birakilmisti. mesela tel aviv sehrini savunmak icin sadece 50 tank ve 36 top birakilmisti. urdun krali huseyin ise misirlilarin savasin basindaki iddialarina inanmisti ve savasi misir'in kazanmakta oldugunu dusunuyordu. iraklilar da "bizim ucaklar israili bombalamak icin birazdan yola cikacak" demisti. bunun uzerine fazla risk almak istemeyen ama araplarin da yaninda oldugunu gostermek isteyen kral huseyin askerlerine hazir olma emrini vermisti. oyle bir sey yapmaliydi ki hem israilliler fazla sinirlenmemeli, hem de diger araplar ona muttefik gozuyle bakmaliydi. urdun ucaklari ve topculari az sayida da olsa israil'i bombalamaya baslamisti. bombardiman hafif bir sekilde devam ediyordu cunku kral huseyin batinin da tepkisini cekmek istemiyordu. urdun'un israil'i bombalamasindan cesaret alan irak ve suriye de ucaklarini kaldirip israil'i bombalamaya baslamisti. israilliler saldiriyi puskurtmek icin suriye ve irak'a ait ucaklarin bir kismini dusurmeyi basarmisti.

    urdun askerleri kudus'e kadar girmis ve israillilere taciz atesi acmisti. israilliler ise hala karsi ates acamiyorlardi. tabi bu israillilerin baris yanlisi olmasindan degil urdunluleri kizdirmak istememelerindendi. eger ates acip urdunlu askerleri oldururlerse urdun'un tum gucuyle saldirip o anda savunmasiz kalan israil'i haritadan silmesi isten bile degildi. su anda israilliler beklemekten baska bir sey yapamiyordu. onlar umuyorlardi ki kral huseyin askerlerini geri ceksin. misir ordusu yenildikten sonra urdun'le basa cikmak zaten kolay olacakti ama su siralar israil iki cephede birden savasamazdi.

    urdunluler cesaretlenmisti ve israil'in meclisi ve basbakanin evi dahil bir cok binayi atese vermislerdi. birkac saat sonra israil'in her tarafinda 800'e yakin bina alevler icindeydi. israilliler cevap vermek istiyorlardi ama ellerinde yeterince asker yoktu. tek guvenceleri hava kuvvetleri kalmisti. fransa da israil dahil tum ortadogu ulkelerine silah ambargosu koydugunu aciklamisti ama el altindan israil'e silah yollamaya devam ediyordu.

    bir sure sonra havalanan israil ucaklari urdun'un havaalanlarini ve ucaklarini vurmaya basladi. birazdan ayni saldiri irak'ta da gerceklesti. kudus cevresindeki urdun askerlerinin uzerine de israil ucaklari tarafindan bomba yagdirildi. kudus'te israilliler "l" kod adini verdikleri gizli bir silah kullandilar. bu silah karadan-karaya kisa mesafeli tabut buyuklugunde bir fuzeydi ve atildigi yerde cok buyuk tahribat yapiyordu. bu fuzeler urdunlu askerlere cok agir zayiatlar verdirip onlari geri cekilmeye zorlamisti. daha sonra cok sayida irak, urdun ve filistin askerinin israil'deki bazi bolgelerin kontrolunu ele gecirdigi haberi yayilmaya baslamisti. israil simdi cok zor durumdaydi.

    israilliler ellerinde kalan ve misir'a gitmeyen tum askerleri toplayip urdunluler'e karsi savas yapmak zorundaydi yoksa misir'a pirince giderken eldeki bulgurdan olmalari yani israil'i tamamen kaybetmeleri cok kolay olabilirdi. kuduste gogus goguse, hatta bazi yerlerde sungu ve bicaklarla carpismalar yasaniyordu. iki taraf da mayin tarlasina girip cikiyor ve cok sayida asker oluyor veya sakat kaliyordu. kudus sokaklari kanlar icindeydi.

    gece saat 10'da ariel sharon'a bagli askerler umm katif'te israil tarihinin en buyuk bombardimanini yaptilar. saldiri sharon'un "sehri sallamaliyiz" emriyle basladi ve 20 dakika icinde sehre 6,000 tane bomba ve top mermisi dustu. sehirdeki araplar soktaydi. butun gun radyodan misir'in zaferlerini dinlemislerdi ama simdi gozleri onunde sehir israil kontrolu altina giriyordu. kisa sure sonra agir kayiplar veren misir ordusu sehirden ayrilmisti. sehir israil kontrolune gecmisti. o gun boyunca sina bolgesine giren ve catismalara devam eden israilliler 40 olu ve 140 yarali askere sahipti. refah ve han yunis bolgelerinde siddetli direnis olmustu. misir askerleri evlerin balkonlarindan ve damlarindan el bombasi, roket ve mermi yagdiriyordu. israilli topcu ve hava kuvvetleri de uzerinden ates acilan binalari havaya ucuruyordu.

    gece yarisi general yoffe'ye bagli bir baska boluk bir lahfan ve cebel libni bolgelerini ele gecirmek icin yola cikmisti. simdi sina bolgesinde ariel sharon, yoffe ve general tal'a ait 3 tane boluk vardi ve bunlar hedeflerindeki bolgeleri ele gecirmeye calisiyordu. bir baska boluk gazze'de ilerlerken cikan catismalarda da 70 tane israil askeri hayatini kaybetmisti. ali abdulmunim marsi'ye bagli misirli komandolar urdun'den israile girmisti ve gece vakti pusuya ugramisti. ellerinde harita veya fazla bilgi olmayan bu komandolar yollarini sasirinca 600 komandodan 450 tanesi olduruldu ve geri kalanlar urdun'e kacip canlarini zor kurtardilar. ayrica gece boyunca israil ucak ve topculari urdunluler'in mevzilerini bombaladilar.

    misir savasi yavas yavas kaybediyordu ama misirli komutanlar israrla savasi kazandiklarini ilan ediyorlardi. sadece halka degil kendi devlet baskanlarina da yalan soyluyorlardi. misir devlet baskani nasir misirli askerlerin israillileri geri puskurttugunu ve cok sayida israil savas ucaginin imha edildigini dusunenler arasindaydi. urdun krali huseyin de ordusunun zaferden zafere kostugunu dusunuyordu. halbuki cephede ilk gun sonunda misir'in hava kuvvetleri tamamen yok edilmisti ve karada da bir cok bolge misir kontrolunden cikip israil kontrolune gecmisti. urdunluler de israil'in bazi bolgelerini ele gecirdiyseler de daha sonra cikan topcu ve hava saldirisindan sonra geri cekilmeye zorlanmisti. nasir'in savasin gercek gidisatindan haberdar olmasi aksam saatlerine denk gelmisti ama is isten gecmek uzereydi.

    amerikali devlet adamlari savasin basladigini duyduklarinda endiseye kapilmislardi ama israil'in misir ve urdun'e darbeler indirdigini duyunca biraz olsun rahatlamislardi. onlar icin onemli olan amerika'nin cikarlari dogrultusunda bu savasi en az kayipla atlatmakti.

    6 haziran 1967

    savasta ikinci gune girilmisti. gece 1 sularinda misirlilar karsi ataga gecmek icin 2 tank tugayini yola cikartmislardi. gecenin karanliginda ilerleyen bu tanklarin isiklari kapatilmisti ve zifiri karanlikta tanklari gormek mumkun degildi. israilliler bir sekilde bu tanklari tespit etmislerdi ve gecenin ilerleyen saatlerinde muthis bir catisma cikmisti. sabah gunes dogar dogmaz olay yerine gelip catismaya katilan israil hava kuvvetlerine ait ucaklar bu tanklarin tamamini imha etmisti. simdi colde onlarca yanan tank vardi ve her tarafta misirli askerlerin cesetleri vardi. gercekten israil'in hava kuvvetleri cok ise yariyordu. savasi israil'e kazandiracak olan seylerin basinda israil'in hava kuvvetleri geliyordu. israilliler ciradi defile, han yunis ve umm katef'i de tamamen ele gecirmek icin gece vakti saldiriya gecmisti. uc bolgede de cok siddetli catismalar yasanmisti. umm katef'te sabaha kadar suren catismalarda 40 misirli tanki imha edilmis ve 300 misir askeri oldurulmustu. ayni zamanda 100 asker de esir alinmisti. israilliler 19 tank ve 14 asker kaybetmisti. umm katef'i alan sharon'un askerleri bu kez el kuseyme'yi ele gecirmek icin bu sehre yoneldiler. gazze'de de siddetli catismalar yasaniyordu. israilliler gazzeyi ele gecirebilmek icin bolgeyi dis dunya'dan kopartmalari gerektigini anlamislardi. gazze'yi kordona alan ve giris cikislari kapatan israil ordusu bolgeyi sabah saat 9 civarinda ele gecirmisti.

    colde hava ve topcu destegini arkasina alan israilliler burada misirli askerlere zor anlar yasatiyordu. gece boyunca suren catismalarda 1,500 misirli asker hayatini kaybetmisti. yuzlerce zirhli yakilmis, binlerce asker yaralanmis ve ikinci, yedinci ve yirminci bolukler neredeyse tamamen imha edilmis veya dagitilmisti. geceden oglene kadar gecen zamanda misir askerleri biraz daha geri cekilmek zorunda kalmisti. misirlilarin cok kayip vermesinin sebeplerinden biri de rus yapimi zirhli ve tank kullanmalariydi. ruslarin urettigi silahlar daha cok rusya'nin soguk iklimine gore yapilmisti ve colde cok cabuk bozuluyordu. bu da misirlilarin ellerini kollarini baglayan bir olaydi. misirlilar arasindaki koordinasyon eksikligi birbirlerini israilli sanip zaman zaman birbirleriyle catismaya girmeye sebep olabiliyordu. misir askerlerinde moral cok dusmustu.

    ayni gun misirlilar bombalanan havaalanlarini tamir etmeye calistilar. ozellikle havaalanlarinin pist tarafini duzeltmeye calisan misirlilar bunda da pek basarili olamadilar cunku israilin hava saldirisi durmadan devam ediyordu. ilk gunku saldirida hayatta kalmayi basarabilen cok sayida pilot ve cok sayida savas ucagi ikinci gunde imha edilmisti. o gunden sonra savasin sonuna kadar misirlilar havaalanlarini tamir etme fikrinden vazgectiler. zaten artik kullanacak ucaklari da kalmamisti. hava hakimiyeti tamamen israillilerin elindeydi. artik israil ucaklari sortilerinde misirlilarin ucaksavar ve radar sistemlerini hedef aliyorlardi. hava kuvvetleri bir de catismalarda destek olarak kullaniliyordu. cezayir basta olmak uzere bir cok arap ulkesi misirlilara ellerindeki ucaklari bagislama teklifi yapmislardi ama bunun icin misir'in havaalanlarini tamir etmesi gerekiyordu. bu da pek kolay olmayacakti.

    israil misir ordusuna ve hava kuvvetlerine cok zarar vermisti ve urdun icin de aynisi gecerliydi. artik misir ve urdun'un kendi topraklarina saldiracagina cesaret ve guc yetiremeyecegini dusunuyorlardi. israilli yitzhak rabin birlesmis milletler'in devreye girip bir baris plani getirmesi gerektigini ve birlesmis milletlerin kararina saygi duyacaklarini acikladi. ne de olsa israil savastan su ana kadar istediklerini almisti. misir ise buna karsi cikiyordu. misirlilar israrla savasi kazanma sanslarinin bitmedigine inaniyordu. israil elindeki tum askerleri ayni anda kullaniyordu ve askerleri yorgun dusmeye baslamisti. ayni zamanda ellerindeki bombalar ve cephaneler de hizla azalmaktaydi.

    aksam saat 5 civarinda nasir komutanlarina geri cekilme plani hazirlamalarini emretti. buna gore misir ordusu sina bolgesini tamamen bosaltip misirin icine gireceklerdi ve eger israilliler onlari takip ederse savunma savasi yapacaklardi. tabi o kadar askeri o kadar buyuk bir bolgeden cekmek en az birkac gun surebilirdi. generaller ise "yeterince direnebilirsek ya araplar, ya ruslar ya da birlesmis milletler savasi durdurmak icin mutlaka mudahele etmeye gelirler, geri cekilmek cok mantiksiz" fikrinde birlesiyorlardi. onlar disardan yardimin bir sekilde gelecegine cok ikna olmuslardi. yine de misir devlet baskani kesinlikle askerleri sina'dan geri cekmek istiyordu. generaller bunu istemeye istemeye kabul etmisti ama isleri agirdan almaya baslamislardi. geri cekilmek isteyen misirli konvoylar israilli savas ucaklari tarafindan colde bombalaniyor ve bir kismi olduruluyordu. askerler geri cekilme emrine cok kizgindi. onlar colde kalip savasarak olmeye raziydi ama simdi geri cekilirken olduruluyorlardi. israilin hedefi ne olursa olsun misir ordusunu imha etmek veya ona verebildigi kadar zarar vermekti. boylece misir'in bir daha israil'e saldirmasini engellemek istiyorlardi. israil savas ucaklari misirlilarin geri cekilecegi yollari bombaliyor ve geri cekilme islemini zorlastiriyordu.

    misirlilar rusya'nin destegini cekmek icin once "amerikan ve ingiliz askerleri israil'in yaninda bize karsi savasiyordu" iddiasini ortaya attilar. ruslar'in kanit istemesi uzerine bu kez ruslar'i suclayip "bize calismayan silah verdiniz" dediler. misir'daki rusya buyukelcisi buna cevaben "sizi bilemem ama verdigimiz silahlar vietnam'da amerikalilara karsi savas kazandirdi. bizim silahlarimiza laf atmaya hakkiniz yok" dedi. altinci filo'nun israille beraber misir ordusunu bombaladigi soylentileri ortaya cikti. ayrica kibris'tan kalkan ingiliz ucaklarinin misir'i bombaladigi iddia edildi. birkac saat icinde bir cok arap ulkesindeki amerikan ve ingiliz konsoloslugu saldiriya ugradi. misir'in asil amaci savasa rusya'yi dahil etmekti ama rusya misir'in iddialarini inandirici bulmuyordu. bununla beraber basta suudi arabistan olmak uzere bir cok arap ulkesi amerika ve ingiltere'ye petrol ambargosu baslattigini acikladi. suriye amerikan konsoloslugunu kapatip oradaki gorevlilere ulkeyi terk etmek icin 48 saat sure verdi. yine de hicbir arap ulkesi misir'a askeri olarak destek cikamiyordu.

    urdun'de de catismalar devam ediyordu. israil ucaklari urdun'u araliksiz bombaliyordu. bu bombardimana topcular da katiliyordu. iki tank tugayi da urdun'e girmis ve urdun ordusuyla catismaya girmisti. misir tarafinda eli hafifleyen israil urdun'den intikam aliyordu. urdunluler geceden sabaha kadar suren catismada ellerinden geldigince direnmis ve cok sayida israil tankini imha etmisti. ayrica cok sayida israil askeri oldurulmustu ama bunlar yeterli degildi. israil bolgeyi dayanilmaz bir bombardimana tabi tutuyordu. urdunlu askerler arasinda yuzlerce yarali asker vardi. bu da onlarin catismasini zorlastiriyordu. kudus ve etrafinda da israil askerleri hakimiyeti kurmaya baslamisti. iki gundur araliksiz ucus yapan israil pilotlari ve ucaklari yorulmustu ve kisa bir sureligine de olsa dinlenmeye alinmisti. israilliler tank, havan ve toplarla kudus etrafindaki urdun askerlerini araliksiz bombardimana tutuyordu. bu bolgede urdunlulerin uzun sure tutunabilmelerine imkan yoktu.

    gece boyunca kudus ve etrafinda urdunlulerle israilliler arasindaki catismalar devam etmisti. israil cok sayida tank ve 45 asker kaybetmisti. 142 israil askeri de yaralanmisti. sehirde buyuk maddi zarar ortaya cikmisti. sabahtan oglene kadar 40 israil askeri daha oldurulmustu. tum bombardimana ve saldirilara ragmen urdun askerleri kudus'ten cikartilamamisti.

    ogleden sonra israil tanklari bir cok manevra yapmis ve arkasina israil hava kuvvetlerini almisti. ayrica israilin topculari cok buyuk isabet kaydediyordu. gunlerdir zaten yorgun olan ve cok sayida yarali askere sahip olan urdun ordusu geri cekilme planlari yapiyordu. kral huseyin de "simdi geri cekilmezsek israil ordumuzu tamamen imha eder sonra da urdun'e gelip burayi da alir" diyerek ordusunun geri cekilmesine yesil isik yakti.

    kudus'un dogusu hala urdunlulerin kontrolundeydi. ayrica west bank da urdun'un kontrolundeydi. israilliler urdunlu askerlerin aralarindaki koordinasyonu bozabilmek icin kucuk askeri birliklerin etrafini sarip izole ediyorlardi. urdunluler ellerinde tuttuklari bolgeyi 24 veya en gec 48 saat icinde kaybedebilirlerdi. urdun krali huseyin zor durumdaydi. eger israil'e ateskes icin basvursa veya askerleri geri cekse misir onu "korkaklikla" suclayabilirdi. hatta savasin kaybedilis sorumlusu olarak ilan edilebilirdi. bu da filistin ve tum arap ulkelerinde nefret edilen biri haline getirilmesi demekti. hatta askerleri veya halki bile sokaklara dokulup kendine karsi isyan edebilirdi. boyle bir durumda ateskes imzalamak veya geri cekilmek cok zor bir karardi. karar vermek icin 24 saati vardi cunku bu surede israil onun askerlerinin cogunu oldurebilirdi. kral huseyin hemen batili birkac ulkenin konsolosuyla gorusme talep etti ve batililarin araya girererek ateskes ilan edilmesini onerdi. boylece ne sis yanacakti ne de kebap. kral huseyinin gorustugu 4 ulke de araya girmeyi reddetmisti. en son amerika ile gorusen kral huseyin onlardan da red cevabi almisti. tum ulkeler kral huseyin'e "once askerlerini israil'den cek sonra baris masasina otur" diyordu. kral huseyin buna yanasiyordu ama ulkesinde cikacak isyandan korkuyordu. en sonunda misir ile yeniden ittifak kurmaya karar verdi. misir'in baslattigi "amerikanlar ve ingilizler savasta bizzat israil'in yaninda savasiyor" iddiasina bu kez urdun de katilmisti. hem urdun hem de misir bunu yuksek sesle dile getirecekti. israilliler kral huseyin'le nasir arasindaki telefon gorusmesini mossad'in operasyonuyla kayda almisti ve dunya'ya bunu ifsa etmisti. artik bu oyun da pek tutmayacakti.

    irak'in 8. mekanize tugayi catismaya dahil oldu ve israil hava kuvvetleri tarafindan bombardimanla tamamen imha edildi. suriye'nin 17. mekanize tugayi da israil sinirina kadar geldi ama savasmadan geri dondu. israilliler cok guclu bir sekilde saldiriyordu. urdun ordusu surekli asker ve silah kaybediyordu. birkac saat icinde filistin kurtulus orgutu'ne bagli bir tabur tamamen imha edilmisti. kudus'te devam eden catismalarda 17 israil askeri daha olmus ve 50'den fazlasi yaralanmisti. israil ramallah sehrini de tamamen ele gecirmisti. ayni catismalarda cok sayida urdun askeri oldurulmustu. kudus'un eski mahallelerinde ata ali komutasinda hayatta kalabilen urdun askerleri direnisi surduruyordu. burada urdunlulere ait sadece 2 havan topu ve cok sayida hafif silah kalmisti.

    aksam saatlerinde 4 israil tanki vurulmus ve 5 asker oldurulmustu. ayni zamanda 25 asker yaralanmisti. urdun askerlerinden geriye az sayida kirintilar ve direnis cepleri kalmisti. bu arada ayni gun suriye de urdun tarafindan israil'e asker yollamaya calismisti ama pek basarili olamamisti. suriyeli komutanlar urdun'deki cografyayi iyice calismamislardi ve karsilarina ne cikacagini bilmiyorlardi. ortada araplar'in yeni bir ihmalkarligi vardi. urdun'de yollar ve kopruler suriye tanklarinin gecisi icin yeterince genis degildi. konvoylar tek sira halinde bile zar zor ve yavasca ilerliyordu. bu da onlarin kolayca israil hava kuvvetlerine yem olmasina yardimci oluyordu. bazi suriyeli birlikler ise emre itaatsizlik ediyor ve ilerleme emrine karsi cikiyordu. askerler onlerinde arkadaslarinin olduruldugunu gorunce siranin kendilerine gelecegini biliyordu ve on cepheye surulmek istemiyordu. disiplinsiz ve daginik hareket eden suriye konvoylarinin israil ucaklarina yem olmasi sadece vakit meselesiydi. israilliler napalm dahil ellerindeki tum silahlari havadan suriye askerlerine ve zirhlilarina yagdiriyordu. birkac saat icinde suriye'nin bolgedeki tum askeri gucunun %20'si imha olmustu bile. bundan sonra suriyeliler de geri cekilmeye basladi.

    masabasinda amerikalilar ile israilliler arasinda pazarliklar suruyordu. buna gore kim nereyi alacak, nerede ne kadar soz sahibi olacak gibi konular konusuluyordu. amerikalilar israil'in kazanmasini istiyorlardi ama bolgedeki krizin amerikan cikarlarina ters dustugunu de biliyorlardi. bunun icin israilliler'e "isterseniz nasir'in isini tamamen bitirin ve rejimini yikin, ama ne yapacaksaniz cabuk yapin ve savasi fazla vakit kaybetmeden bitirin" diyordu. amerikalilar israilliler'e savastan sonra koz olarak tutmak icin sina yarimadasi'ni ve golan tepeleri'ni oneriyordu. israil elinde bu yerleri tutmak sartiyla ateskese raziydi. israil daha sonra ele gecirdigi bu yerleri pazarlikta kullanmak ve en azindan arap ulkeleri tarafindan taninmak istiyordu. misir ise boyle bir ateskese karsi cikiyordu. misir israil'in ateskes istemesi halinde oncelikle isgal ettigi sina ve diger bolgelerden kayitsiz sartsiz cekilmesi gerektigini soyluyordu. bu da israil'in elinde hicbir koz birakmayacak, hersey savas baslamadan bir gun onceki haline donecekti. israil de bunu kabul etmiyordu. sovyetler birligi "ne olursa olsun ateskes olsun" diyordu, amerika da asagi yukari ayni fikirdeydi. misir ile israil arasindaki pazarliklar devam edecek ve anlasma sekillenecekti.

    bu arada nasir de kral huseyin'i aramisti ve misir ordusunun cok buyuk bir maglubiyet aldigini itiraf etmisti. bundan sonra yapilabilecek en iyi sey west bank'taki urdun askerlerini geri cekip ateskes icin masaya oturmakti. zaten bu da kral huseyin'in istedigi bir seydi. gece 11:30 sularinda urdun ordusuna topluca israil'den geri cekilme emri verildi. tum askerler geri cekilip urdun topraklarina mumkun oldugunca hizli bir sekilde geri donecekti. her asker kendisinden sorumluydu ve geriye dusen askerlerin guvenliginden kimse sorumlu olmayacakti. bu arada urdun'le alakali olarak new york'ta ruslarla amerikalilar toplanmis ve bir ateskes plani hazirlamisti. bu plani hem urdun hem de israil kabul etmisti. israil plani kabul ederken urdun'un kabul etmeyecegini umuyordu. boylece eline urdun'e dogru yurumek icin bir bahane cikacagini hesapliyordu ama urdunluler en az israilliler kadar ateskese istekli gorunuyordu. urdun askerleri geri cekilmisti ama urdun nehri'ni gecip urdun sinirina dizilmislerdi. burada da savunma pozisyonu almislardi. eger israil urdun'e biraz daha saldirirsa vatanlarini savunacaklardi. ayni zamanda west bank ve kudus'un icindeki eski mahallelerde de savunma pozisyonu alinmisti. askerlerin mevzilenmesi ertesi sabaha kadar surdu.

    7 haziran 1967

    alti gun savasinda ucuncu gune girilmisti ama savasin sonucu hemen hemen belli gibiydi. aslinda savasin gidisati daha ilk gunden, hatta ilk 2-3 saatten belli olmustu. urdun askerleri mevzilerinde bekliyorlardi. onlara verilen emir "israil askerleri size saldirmadikca ates acmayin ve ateskese saygi gosterin, ama israil askerleri saldiriya gecerse disinizle tirnaginizla direnis gosterin" seklindeydi. bu emir bolgedeki urdun askerlerinin komutani ata ali'ye ulastiginda saat gecenin 2:20'siydi. ayni saatlerde israilliler dev magafonlarla urdun askerlerini silah birakip teslim olmaya cagiriyordu. urdunlu komutanlar askerlere "isteyen geri cekilip urdun'e donsun, isteyen de bizimle kalip olene kadar dirensin" tavsiyesinde bulunuyordu. urdunlu binbasi bedi eved'in yanindaki askerlerin cephanesi ve azigi tukenmisti. bu yuzden bu askerler savasamadan geri cekildiler. bir baska urdunlu komutan gazi ismail rabaiye bu kadar sansli degildi. emrindeki 120 askerle yola cikmis ve ev ev dolasip insanlardan yiyecek bir sey veya siginak istemisti. caldiklari her kapi yuzlerine kapanmisti. savasi kazanirken yanlarinda duran halk onlar kaybederken destek cikmayi akillarindan bile gecirmiyordu. bu askerler de bir yolunu bulup geri cekilmek durumunda kalmislardi cunku aclikla ve muhimmat yokluguyla bogusuyorlardi.

    gunes dogmadan once uri ram ve mose bar kohva'ya bagli tank tugaylari cenin'den yola cikarak nablus'a kadar gelmisti. burada saldiri duzenleyen israilliler urdun'e ait 35 tanki imha etmis ve disardan gelebilecek ikmak yollarini da tikamisti. saat sabah 6:30 sularinda nablus'ta israillilerin karsisina 25 tanktan olusan baska bir savunma cikmisti. bu tanklar cok iyi gizlenmisti ve israilliler onlari goremeden tanklara iyice yaklasmisti. tanklar israilliler'e ates acinca yerlerini belli etmisti. kisa sure sonra gokyuzunde gorunen israilli savas ucaklari bu tanklarin tamamini imha etmisti. urdunluler son careyi birlesmis milletler'e basvurmada ve lobi yapmada buldular. israil bir an once ateskese ikna edilmeliydi ve bu ateskesin icinde kudus ve nablus sehirleri de dahil edilmeliydi yoksa urdun'de rejim cokebilir ve ortalikta buyuk bir kaos cikabilirdi. zaten urdun'de cok sayida batili vatandas vardi ve bunlarin da cani tehlikedeydi.

    ayni nablus gibi kudus'te de sabah saat 6'da israil saldirisi baslamisti. burada bombardiman cok agirdi. eski kudus bolgesi topcu ve napalm saldirisina tabi tutuluyordu. oyle ki bombardimanin siddetinden 9 israil askeri de hayatini kaybetmisti. israilliler daha once eski kudus'u fazla agir bombalamamalari konusunda uyarilmisti. zira burada binlerce yillik bir cok tapinak ve dini ogeler vardi. israilli komandolar once bolgeye hakim tepeleri ele gecirmisti. daha sonra da asagi inerek mahalle mahalle sehri ele gecirecekti. burada ilginc bir noktaya temas etmek istiyorum. o donemde eski kudus sehri filistin'e bagli bir yerdi ve israil askerleri uzun zaman sonra ilk kez burayi isgal ediyordu. israil urdun'un ateskes cagrisina cevap vermek istiyordu ama eski kudus ve nablus sehirlerini de ele gecirmek istiyordu. batililar ve rusya israile baris anlasmasi icin baski yapiyordu. israilliler baris anlasmasini kabul ederken iclerinden de "umariz araplar bu anlasmaya uymaz da bu sehirleri aliriz" diyorlardi. tabi ben amerika'daki israil buyukelcisinin yalancisiyim. bazi israilliler de once nablus ve kudus'un alinmasi ve daha sonra masaya oturulmasi taraftariydi.

    saat sabah 9:45'te israil'in kudus'e olan saldirisi devam etmekteydi. sherman tanklari aslanlar gecidi'ne dayanmisti ve bombardimana baslamisti. israilliler iceri girerken urdunluler catilardan ve balkonlardan ates aciyor ve direnmeye calisiyordu ama tank atesi direniscileri susturmaya yetiyordu. kisa zamanda cok sayida direnisci oldurulmus ve direnis zayiflatilmisti. ayni dakikalarda yuzbasi eli kedar'a bagli askerler de sion tepesi'ne gelmis ve buradaki gecite saldirmisti. bu askerler zayif bir direnisle karsilasmis ve direnisi kisa surede susturmustu ve ic mahallelere dogru yol almaya baslamisti. bu askerler kisa sure sonra harem i serif'in kapisina dayanmisti. burada urdunluler teslim olup silahlarini birakmaya baslamisti. israilliler de onlari geri cekilmeleri icin serbest birakmisti.

    israil basbakani eskol ogleden sonra askerlerinin ele gecirdigi eski kudus sehrini ziyaret etmek istedigini belirtmisti. israilliler bu sehre 19 yildir ayak basamiyordu. bu sehir hem islam, hem hiristiyanlik hem de yahudilik icin cok buyuk onem teskil ediyordu. bazi bolgelerde israilli askerler camileri ve diger dinlere ait ibadethaneleri yok etmek istemislerse de bolgede bulunan savunma bakani ve basbakan buna karsi cikmisti. artik eski kudus israil'in bir parcasi olmustu ve israil bu bolgeyi bir daha asla geri vermek istemiyordu. savunma bakani dayan'in agzindan su sozler dokuluyordu: "binlerce yildir, yuzlerce nesildir oldurulen, sehit edilen, katliamlara tabi tutulan yahudi milletinin butun cabalarinin bosa gitmedigi bugun kanitlanmistir. artik kudus bizimdir ve sehitlerimiz artik rahat uyuyabilirler". israilliler bu olaya fetih gozuyle bakiyorlardi.

    israilliler'in bir sonraki hedefi geri kalan filistin topraklarini da ele gecirmekti. israil basbakani askeri danismanina "sence filistin topraklarini israil'e dahil edersek araplarla yanyana baris icinde yasayabilir miyiz?" diye sormustu. askeri danismani yigal yadin da "merak etmeyin, biz filistin sehirlerini ele gecirince filistinliler careyi cole kacmakta bulacak" demisti. israil bu savasi bahane olarak kullanip topraklarini genisletmeye baslamisti.

    ayni gun israilliler ayni zamanda misir'a ait olan serm el-seyh bolgesine saldirmislardi. sabah 4'te baslayan saldiri denizden karaya atilan fuzelerle baslamisti. burada savunma halinde duran 1,600 misir askeri vardi ama bu askerler daha onceden geri cekilme emri almisti. askerler geri cekilmek icin zor hazirliklarini tamamliyordu. buraya saldiran israilliler geri cekilmekte olan misirli askerleri arkadan vurmustu. 20 asker oldurulmus ve 80 tanesi esir alinmisti. geri kalan askerler de sehri bosaltmisti. israilliler suveys kanalina yakin baska bir kanali da ele gecirip tum gemilere acik oldugunu ilan etmisti. israilli askerler suveys kanalini da almak istiyordu ama savunma bakani buna karsi cikiyordu. sina bolgesinde israilliler geri cekilmekte olan misir ordusuna saldirmayi surduruyor ve vurabildigi kadar darbe vurmaya calisiyordu. misir ordusuna ne kadar zarar verilirse kar seklinde dusunuyorlardi. misir'dan adeta intikam aliniyordu. misir ordusunda ne tedbir ne duzen kalmamisti. askerler ve zirhlilar hizla geri cekilmeye calisiyordu ve sina bolgesindeki misir askerlerinin sayisi gittikce azaliyordu.

    bu sirada araplar israrla sovyetler birligi'nin savasa mudahele edip araplari kurtarmasi gerektigini dusunuyordu. sovyetler ise "araplar kendilerini boyle ilgilendiren bir konuda bile birlik saglayamadilar, onlara yardim etmemiz bizim cikarlarimiza ters duser" seklinde bir gorusteydiler. yine de sovyetler'in gururu kirilmisti. zira sovyet silahlarini kullanan araplar, nato silahlari kullanan israil karsisinda ust uste maglubiyetler almisti. bu da sovyet silahlarinin gucunu pek gosteremiyordu. sovyetler misir'a yardim etmek icin cezayir uzerinden yeni savas ucaklari gondermeyi kabul etmisti. ayni zamanda siyasi arenada da israil'e ateskesin uygulanmasi icin daha cok baski yapacaklardi. israil buyukelcisi kremlin sarayina cagirilmis ve "bir an once ateskes ilan etmezseniz israil'e karsi tavrimiz ve yaptirimlarimiz cok sert ve agresif olacak" uyarisi yapilmisti. israilliler ise "biz ateskes yapmaya raziyiz ama once onumuzdeki hedefleri gerceklestirmek istiyoruz" diyorlardi. bazi israilli generaller de gaza gelmis "gerekirse rusya'ya da savas acariz" diyorlardi. israil'e dunya'dan cokca baski geliyordu ve ne olursa olsun israil savasi bir an once bitirmek zorunda kalacakti. bu yuzden saldirilarin siddeti artacakti. israilliler ayrica yeni elde ettikleri gazze, west bank gibi topraklarda neler yapacaklarini bilmiyorlardi. bu topraklara ozerk yonetim mi yerlestirilecekti yoksa bu topraklar israil'e mi dahil edilecekti? her iki durum da riskli olabilirdi.

    nablus'a giren israil askerleri once halkin alkis ve tezahuratlariyla karsilasmisti. sokaklarda kutlama yapan insanlar vardi ama bu iste bir gariplik vardi. bir sure sonra bu ise askerler bile anlam verememisti. birazdan askerler sokakta elinde silah tutan bir urdunlu askerin yanina gelip askerin elinden silahi alip adami tutukladilar. bunu goren halk karsilarindaki ordunun israil ordusu oldugunu anladi, halbuki o ana kadar gelenlerin irak askeri oldugunu dusunuyorlardi. birkac dakika icinde sokaklar bosalmisti. bundan sonra nablus'un bir cok cadde ve sokaginda keskin nisanci atesi basladi. israilliler urdun nehrinin uzerinden gecen 4 tane kopruyu once ele gecirdi sonra da havaya ucurdu. burada amac dogu ile batinin baglantisini kesmekti.

    8 haziran 1967

    savasin dorduncu gunune girilmisti. israil gece vakti urdun'e girmisti ve urdunluler irak'tan gelen az sayida askerle beraber savunma pozisyonu almisti. israillilerin en buyuk amaci urdun ile israil'in arasinda bir tampon bolge kurmakti. sina bolgesinde geri cekilmeye calisan misir askerlerine kelimenin tam anlamiyla katliam yapilmisti. gece yarisindan oglene kadar araliksiz kalkip inen israil ucaklari yuzlerce misir tank ve topunu imha etmisti ve son 24 saat icinde resmi rakamlara gore 10,000 misir askeri hayatini kaybetmisti. bunlarin bir kismi acilan ates sonucu oldurulurken bir kismi da colde ayaklari uzerinde kacarken acliktan veya susuzluktan olmustu. col yanan misir zirhlilariyla ve askerlerin cesetleriyle doluydu. bolgede misir'a ait zirhlilarin %70'i imha edilmisti. daha onceden de hava kuvvetleri tamamen imha edilen misir'in ordusundan geriye cok fazla bir sey kalmamisti. israil askerleri geri cekilen misirlilar'i katlederek ilerleyisini surdurmus ve suveys kanali'na kadar gelmisti. burayi da kontrol altina alacaklardi.

    ayni gunun sabahinda suriye'li topcular israil'in sehirlerini bombardimana tutmaya baslamisti. bu bombardiman birkac saat boyunca araliksiz devam etmisti. galile'deki tarlalar ve koyler de bombardimandan nasibini aliyordu. suriyeliler urdunluler'i beceriksizlikle sucluyor ve lubnan'i savasa dahil olmaya ikna etmeye calisiyordu. o sirada yaser arafat da bir grup gerillayla golan tepelerine varmisti. burada suriye askerleriyle bulusmayi planliyordu ama ortalikta hicbir suriye askeri gozukmuyordu. lubnan da savasa girmeyi kabul etmemisti. suriye israil yakinlarina asker cikarmak yerine israil'i uzaktan topcu atesine tabi tutmayi tercih ediyordu. yaser arafat ve adamlari golan tepelerinde suriyeli askerlerle karsilasmayinca "suriye herhalde israil'le atesles ilan etti diye dusunmeye baslamisti.

    israil misir ve urdun cephelerinden istedigini almisti ve ordunun eli bosalmisti. su anda suriye'ye saldirilmasi durumunda suriye'ye agir darbeler indirilebilirdi ama suriye o donemde sovyetler birligi ile cok saglam bir ittifak kurmustu. ayrica suriye'ye saldirilmasi diger arap ulkelerini yeniden israil'e saldirmaya itebilirdi. savasin fazla uzamasi da batililarin tepkisini cekiyordu cunku petrol ureticisi arap ulkeler batiya petrol satmayi kesmisti. bu da global bir ekonomik krizi tetikliyordu. israil suriye'ye saldirmak istiyorsa bunu cok cabuk baslatip bitirmek zorundaydi. amerikalilar ise gun boyunca cesitli arap ulkelerine diplomatlarini gondererek savasta amerika'nin israil'e hicbir yardimda bulunmadigina ikna etmeye calisiyordu.

    oglen saatlerinde amerikalilara ait 6. filo'da bulunan liberty adli bir savas gemisi israil karasularina girmisti. israilliler en basta bu gemiyi tanimlayamamislardi. uzun sure helikopter ve ucaklarla bu geminin uzerinde ucus yapan israilliler hala bu geminin kimin oldugunu kestirememislerdi. gemide hicbir ulkeye ait bir isaret yoktu (amerikalilar gemide cok buyuk bir amerikan bayraginin oldugunu iddia ediyorlar, israilliler ise bunu gormediklerini iddia ediyorlar). bir sure sonra mirage savas ucaklari geldi ve gemiyi bombaladi. mirage'ler ellerindeki tum bombalari bosalttiktan sonra sirada mystere'ler vardi. bu ucaklar napalm bombasiyla yukluydu. bu ucaklar da alcaktan ucup gemiye tum bombalarini bosaltmislardi. libery'nin her tarafi dumanlarla kapliydi ve tahribat cok buyuktu. israilliler gemiyi batirmak uzereyken gemide latin harfleriyle yazili bazi yazilar gorduler. bu gemi araplar'a ait olamazdi. israilliler'e gore ortada iki ihtimal vardi. gemi ya ruslar'a ya da amerikalilar'a aitti. eger gemi amerikalilar'a aitse cok fazla sorun olmazdi ama eger gemi ruslar'a aitse israil onlara savasa girmek icin bahane vermis demekti ve bu da israil icin kabus demekti. gemideki amerikali denizciler ise kendilerine saldiranin misir oldugunu dusunuyorlardi. israil'in kendilerine saldiracagina ihtimal bile veremiyorlardi. olayda 34 amerikan askeri hayatini kaybetmis ve 171 tanesi yaralanmisti. yaralilar arasinda agir yarali olan ve sakat kalan cok sayidaydi. israil amerikaya 12 milyon dolar tazminat odedi ve amerikalilar olayi fazla buyutmedi.

    sina'da hala colde kaybolmus ve misir'a donmeye calisan 20 bin misir askeri vardi ve bunlarin aclik ve susuzluk problemi de cok buyuktu. ruslar'in misir'a soz verdigi 200 savas ucagi da misir'a ulasmak uzereydi. misir bir sekilde hem colde sikisip kalan askerlerini kurtarmak icin hem de israil'e son bir kez darbe vurabilmek icin harekete gecmek durumundaydi. misir'da 3 gundur insan icine cikmayan nasir yeniden umutlanmis ve yeniden gorevinin basina donmustu. aksam vakti nasir bazi komutanlariyla toplanti yapmis ve misir ordusunun neredeyse tamamen sina'dan atildigini ve burada yuzlerce tank ve binlerce asker kaybettigini ogrenmisti. ruslar'in ucak yardimi gelse bile artik cok gec olacakti. nasir en sonunda savastan misir'i tamamen cekip kayitsiz sartsiz ateskes ilan etmeye karar verdi.

    savas artik sona ermeye yaklasmisti. israil 4 gun icinde sina bolgesini, kudus'u ve west bank'i tamamen kontrol altina almisti. sirada tek bir cephe kalmisti, o da suriye ve suriye'nin kontrolundeki golan tepesiydi. suriye'nin arkasinda sovyetler birligi'nin destegi vardi ve israil bundan cekiniyordu. savastan israil'in su ana kadarki kazanimlari yeterince fazlaydi ve savasi burada birakabilirlerdi ama suriye'den de intikam almak istiyorlardi. sovyetlerin buyukelcisi israil basbakanini ziyaret etmisti ve "israil ateskes kararina uymadi ve agresif hareketlere devam etti. biliyorum ki israil su anda zafer sarhoslugu icinde, fakat sunu unutmayin, eger agresif hareketlerinize devam ederseniz ilerde israil'i hic iyi gunler beklemiyor". bu ustu kapali bir tehditti. saat aksam 7'de israil basbakani bakanlari toplamisti ve golan tepelerine saldirilip saldirilmamasi konusunda fikirlerini aliyordu. israil savunma bakani israrla suriye'ye saldirilmasi gerektigini, aksi taktirde suriye'nin diger arap ulkeleriyle birlesip israil'e saldirabilecegini iddia ediyordu. israil basbakani "eger uygun gorursek golan tepelerini alip pazarliklarda bir koz olarak kullanabiliriz. aksi taktirde suriye'nin topraklarindan 1 cm'de bile gozumuz yok" dedi.

    9 haziran 1967

    geceyarisi olmus ve toplanti bitmisti. golan tepelerine saldiri karari alinmisti. o saatlerde gelen haberlere gore misir ateskese kesin olarak razi olmustu. suriye de razi olmak uzereydi. bu durumda israil'in suriye'ye saldirmasina gerek kalmayabilirdi. savunma bakani dayan "eger suriye bundan sonra sessiz kalirsa onlara saldirmayiz ama bize karsi bir tane bile top atisi olursa golan tepelerinin tamamini ele gecirecegiz" dedi. bundan sonra generallerle 3 saat suren bir gorusme yapti ve son taktikler sekillendi. gece saat 3:10'da sam'daki devlet radyosu "eger israil ateskese saygi gosterirse suriye de gosterecektir" aciklamasini yapti. bundan bir bucuk saat sonra israil'in suveys kanalini tamamen ele gecirdigi ve kontrolu sagladigi haberi geldi. artik savas bitmek uzereydi. israilliler mutlu olmalari gerekirken buruk bir sevinc yasiyorlardi. israil basbakani "elimizde suriye'yi cezalandirmak icin firsat vardi ama kullanamadik" diye uzuluyordu. israil gercekten de golan tepelerini ele gecirmek icin bir bahane ortaya cikmasini istiyordu ama bu bahane ortaya cikmayacak gibi gozukuyordu.

    sabah saat 6 sularinda moshe dayan david elazar'i arayarak "en yakin zamanda golan tepelerine saldiri duzenleyin" emrini verdi. david elazar zaten boyle bir saldiriyi bastan beri savunuyordu ve gelen emirle cok sevinmisti. zaten butun geceyi saldiri yapilsin diye lobi faaliyetleriyle geciriyordu. israilliler misir ve suriye devlet baskanlarinin telefonlarini dinlemis ve ikisinin de pes etmeye hazir oldugunu ogrenmislerdi. buna gore israilliler'in suriye'ye saldirmasi durumunda suriye cok az direnis gosterecekti. oldu bittiye getirerek golan tepelerini hizla alabilirlerdi.

    saat sabah 9:40'ta israil savas ucaklari golan tepeleri ve etrafini yogun bir bombardimana tutmaya basladilar. misir ve urdun'un savastan cekilmesinden sonra israil tum ucaklarini suriye'ye seferber edebilecekti, ki ediyordu da. havaalanlarindan surekli bomba yuklu ucaklar kalkip yuklerini bosaltmis ucaklar iniyordu. tepenin etrafindaki askeri konvoylar, cephaneler, topcu birlikleri ve ucaksavarlar yogun bir sekilde bombalaniyordu. uc saat icinde israil ucaklari 163 sorti yapmisti ve burada 52 suriye askeri oldurulmus ve 80 tanesi de yaralanmisti. sok ortaminda bir cok asker ve subay etrafa kacismis ve psikolojik olarak suriye ordusuna buyuk darbe indirilmisti. bir kara operasyonu bekleyen suriyeliler savunma pozisyonu almisti ama ates acmiyordu. bunun sebebi suriye'nin birkac dakika once birlesmis milletler'e basvurmus olmasi ve cevap beklemekte olmasiydi.

    saat 11:40'ta israil tanklariyla suriye tanklari arasinda temas yasanmisti. suriyeliler direnmeye, israilliler ilerlemeye calisiyordu. tepenin zirvesinden asagi ates acan suriyeliler topcu ve agir silah kullaniyordu. ayrica suriye'li tanklar da direnise katiliyordu. suriyeli ve israilli tanklar birbirine cok yakin mesafeden ates aciyordu. her iki tarafta da agir kayiplar vardi. her iki tarafta da cok sayida tank ve askeri arac alevler icindeydi. israilliler tepeyi almak icin tek veya cift sira halinde tepelere tirmanmak zorundaydi cunku bir cok bolge mayin tarlasina donmustu. israilliler cok az ilerleme kaydediyordu. kale adli bir tepeye cikmayi basaran 3 israil tanki bazukalarla havaya ucurulmustu. israilli askerler hava destegi olmadan tepeleri almalarinin imkansiz oldugunu anlayinca biraz daha hava destegi istediler. bir sure sonra 2 tane israil jeti ortaya cikti ve suriyelilere ait iki adet t-54 tankini imha etti. bundan sonra bolgedeki diger tanklar da baska ucaklarin geleceinden cekinip geri cekildiler. olaydan sonra hucuma kalkan israilli askerler suriyeli komutan binbasi muhammed said'i oldurduler.

    catismalar saatlerce devam etmis ve israillilerin kale ve zaura tepelerini ele gecirmeleri saat 6'yi bulmustu. ayni saatlerde bir baska tepe olan ein fit de dusmek uzereydi. catismaya sabah katilan 26 israil tankindan sadece 2 tanesi kullanilabilecek haldeydi ve duzinelerce israil askeri hayatini kaybetmis veya yaralanmisti. dardara ve tel hilal tepelerinde de catismalar siddetliydi. burada da 21 israil askeri oldurulmustu ve 36 yarali vardi. baska tepelerde de onlarca israil askeri olmus veya yaralanmisti. tel fahr tepesine saldiran askerlerden sadece 25 tanesi hayatta kalmisti ve bu askerler daha sonra tanklarindan inip iki gruba bolunmus ve ayak uzerinde savasmaya devam etmisti. geri kalan bolgelerde de 31 israil askeri olmus ve 82 asker de yaralanmisti. israilliler aksama dogru ilerleme kaydetmeye baslamisti ama bu onlara cok agir zayiatlara maglolmustu. gece vakti bolgedeki tepelerin 3'te 1'i israil kontrolundeydi. geri kalan tepelerde hala suriye hakimiyeti vardi ve suriye buradaki askerlerini takviye etmek icin harekete gecmisti.

    catismalarda misir sadece askeri degil ekonomik olarak da zayiflamisti. operasyon misir'a cok pahaliya maglolmustu. sina bolgesindeki petrol ve turizm gelirleri de misir'in elinden cikmisti. nasir bundan sonra istifa etmeye karar verecekti. istifasini aciklamasinin ardindan halk sokaklara dokulunce nasir gorevine geri donme karari aldi.

    10 haziran 1967

    alti gun savasinda son gune girilmisti. israil basbakani gunun sonunda ateskes ilan edecekti ama savunma bakani dayan, ateskes ilan edilmeden once suriye'den ne kadar toprak alabilirsek kardir diye gorerek askerlerine "gunun sonuna kadar golan tepelerini mutlaka ele gecirmeye calisin" emrini vermisti. israilliler sabahin erken saatlerinden itibaren hucuma gecmisti ve suriyeliler de vargucleriyle direnmeye baslamisti. oglen saati geldiginde hala israil istedigi basariyi yakalayamamisti. bunun uzerine operasyonun emrini veren david elazar sinirlenerek "tarihi bir firsat kacirdik" diyerek odasina cekilmis ve uykuya dalmisti fakat catisma henuz bitmemisti. elazar yarim saat sonra devlet baskani rabin'in telefonuyla uyanmisti. rabin ona "merak etme, istersek ateskes icin gereken sureyi uzatabiliriz, sen yeter ki golan tepelerini ele gecir" demisti. bu da onun moralini yukseltmisti.

    israilliler bir kez hucuma gectiklerinde ilginc bir surprizle karsilastilar. bir cok tepe bosaltilmis ve bir cok suriye tanki yakilmisti. suriyeliler yanlarina alabilecekleri herseyi almis, alamayacaklarini da ates vermis ve geri cekilmeye baslamislardi. suriye sovyetler birligi'nden bekledigi destegi alamamisti ve alacagina da inanmiyordu. sovyetler'in onceki gun misir'a yolladigi 50 bin tonluk silah ve cephaneden suriyeliler'e hic pay cikmamisti. israil golan tepelerini de ele gecirmisti.

    israil birlesmis milletler ve bir cok devletin baskisi altindaydi. bu yuzden savasi bitirmek zorundaydi. golan tepelerini alan israil daha fazla ilerlemek istese de simdilik mumkun degildi.

    savasin sonuclari:

    misir: toplamda 15 bin askeri olduruldu. bunlarin 1,500 tanesi subaydi ve 40 tane de pilot hayatini kaybetmisti. en az 25 bin asker de yaralanmisti. 5 bin tane misir askeri de kaybolmustu ve kendilerinden haber alinamamisti.

    urdun: toplam 700 urdun askeri olduruldu ve 6 bin tanesi de yaralandi veya kayboldu.

    suriye: 450 askeri olduruldu ve 2 bine yakin asker yaralandi.

    israil: en basta 679 olu ve 2,563 yarali acikladilar ama daha sonra olu sayisi 800'u gecti.

    misir'in tum askeri arac ve silahlarinin %85'i imha edildi. bunlarin degeri o gunun parasiyla 2 milyar dolarin uzerindeydi. israil toplamda 36 savas ucagi kaybetti.

    (bkz: bu da boyle bir animdir)
115 entry daha
hesabın var mı? giriş yap