şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • "emevîler zamanında, afrika’nın fethi için vazifelendirilmiş mûsa bin nusayr’ın azâdlı kölesidir.

    musa bin nusayr, kendisinde sağlam karakter, kahramanlık, azim ve irade, isabetli karar vermek, fasih konuşma, dinleyenlerde derin tesirler uyandıracak bir hitabet görünce, onu endülüs’ü (ispanya’yı) fethe gönderdi.

    târık bin ziyâd, emrindeki dört gemi ve yedi bin asker ile 711 (h. 92) yılında endülüs’e hareket etti.

    yolculuk esnasında, geminin güvertesinde, kendini hafif bir uyku hali kapladı. rüyasında, karşısında peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem vardı. resûlullah ve ashab-ı kiram hazerâtı kılıçlarını kuşanmış, yaylarını germiş, düşmana hücum etmek üzereler. resûlü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

    – ey târık! yoluna devam et! buyurdu.

    sonra önde târık bin ziyâd olmak üzere endülüs’e girdiler. târık bin ziyâd uykudan uyandığında, sevincinden yerinde duramıyordu. endülüs’ün fethinden artık emin idi.

    askerler, ispanya’nın güneyinde gemilerden inip karaya çıktılar.

    târık bin ziyâd bütün gemileri yaktırdı, sonra da askerlerine şöyle hitap etti:

    – ey mücahid kardeşlerim! görüyorsunuz, arkamızda deniz, önümüzde düşman var. artık geriye dönüşümüz kalmadı. düşmana saldırıp bu toprakları almadan başka çaremiz yoktur.

    ey askerlerim! bize ancak doğruluk ve sabır yaraşır. kısa zamanda, düşmana saldırıp, hedefe varamaz isek, kendimizi telef etmiş ve karşı tarafa cesaret vermiş oluruz. bunun için muhakkak düşmanı yere sermemiz lazımdır. biliyorum ölümden korkmazsınız! fakat ölmek çare değildir. hedefimiz ölmek değil islâm’ı yaymaktır.

    ey askerlerim! benim durumum da sizinkinden farklı değildir. bildirdiğim tehlikeler, aynen benim için de geçerlidir.

    kendimi tehlikeden bertaraf edip, sizleri ölüm ile karşı karşıya getirmiş değilim.

    sıkıntılara, tehlikelere katlanmadan, rahata kavuşulamaz. sıkıntılara katlanın ki, sonunda tatlı meyveleri toplayalım. halifemiz, sizin yiğitliğinizi, kahramanlığınızı bildiği için, bu işle vazifelendirdi.

    yapacağınız kahramanlık asırlarca anılacak bütün müslümanlardan hayır dua alacaksınız. savaşta sizin önünüzde olacağım, bütün gücümle düşmana saldıracağım. düşman komutanını bizzat kendi elimle öldüreceğim, eğer hedefe varamadan şehid düşer isem, hemen içinizden birini komutan tayin edin, sakın savaştan dönmeyin.

    târık bin ziyâd elçiler göndererek şu teklifte bulundu:

    – seni ve senin halkını islâm’a davet ediyoruz. müslüman olur iseniz kardeşimiz olursunuz, bağrımıza basarız. kabul etmez iseniz, cizye ve haraç vererek canınızı kurtarırsınız. bunu da red eder iseniz, aramızı kılıç düzeltecektir.

    kral askerlerinin çokluğuna güvenerek, bu teklifi kabul etmedi. müthiş bir savaş başladı. târık bin ziyâd akıl almaz bir şekilde savaşıyordu. çarpışa çarpışa kral doderiche ulaştı. serî bir kılıç darbesiyle onu yere serdi.

    krallarının öldüğünü gören düşman askerleri şaşkın şekilde sağa-sola kaçmaya başladılar. mücahidler kısa bir zamanda, düşman askerlerinin çoğunu kılıçtan geçirdiler. ve bir kısmını da esir aldılar. müslümanlar böylece 275 sene hüküm sürecekleri, ispanya’ya (endülüs’e) girmiş oldula. burada avrupalılara insanlığı, medeniyeti öğrettiler."

    sadık dânâ
12 entry daha