şükela:  tümü | bugün soru sor
24 entry daha
  • çok basit: etini pazarlayan yaptıkları ’in içerisinde ve dışarısında aynı insan olamayan iki tane insan. geçmişte(özellikle 80lerde) kalmış ama bugünü yaşamaya çalışan bir gösteri hayvanı(peygamberi?). varlığını ikiye bölerek meşru kılmaya çalışan bir striptizci.

    varoluş çeşitli biçimlerde anlatıldı. başlangıçta annesinin öldüğünü sakin ve sıradan bir şey gibi söylüyordu camus. “toplumu bir kenara atmış yalnız adam”ı yazarken “toplumun bir kenara attığı yalnız adamın”da yabancı olacağını mutlaka biliyordu. aranofsky’de biliyordu. hatta sen, ben, sokaktan çevirdiğimiz(hadi o kadar değil)..

    italyan yeni gerçekçiliğinin, hatta vgik’in aşkından ölenlerin anında ajitasyon ve arabesk gibi enteresan suçlamaları da mümkün. bu noktada başka bir mucize gibi gökyüzünden inebilecek bir deluzien bakışa da hazırdır eminim bu naif entelektüel dvix izleyicileri. karşımızdaki açıkça body without organs’ın alegorik okumasıdır. bu aşırıyorumun ucu acı çeken, tamamlanmamış, hastalıklı bir bedene doğru gider. karşımıza polonyalı göçmen kimliğinden kaçan randy the ram çıkar.

    egosantrik sinefillerin içerisinde bulacağı “ucuz steadycam oyunları ve bağımsız sinema soslu” kolaycı indirgemelerden fazlası bu filmde mevcut. evet görselinde oynanmış rengiyle ve yakın plan dijital çekimlerle bir indie havası var. her şeyin ötesinde kişisel olarak hazzetmesemde doğru bir müzik var. katmanları, metaforları ve doğru anlatımıyla iyi bir senaryo var. benim, senin sevmen önemli değil. the ram’in sevdiği bir dünyanın inşası için her şey en doğru biçimde var.

    insan neler bildiğini ve bilmediğini ifşa etmek için klavyesine ya da diline abandığında bir şeyi unutuyor. fikrin basitliğinin hiçbir önemi yok. konunun daha önce anlatılmış, aşina olunduğunun da. asıl önemli olan basit ve tekrar edilenin karşımızda vücut bulduğu hal. star’da (ki o zamanlar interstar’dı) amerikan güreşi çıkacak diye beklediğim zamanları hatırlıyorum. hevesle izledikten sonra bunlar da çok kolpacı minvalinde konuşurdum, konuşurduk, konuşurdunuz. amerikalı angutlar bunlara mı inanıyor derdik, derdiniz. derken her şey bitti. yıllar geçti. seksenlerin sonuydu ve hızla 90’lar ardından milenyum goygoyu geçti. oysa figürler zaman geçti diye ölmedi. eskidi, yıprandı ve ayak uyduramadı. mesele bir amerikan güreşçisi değil. mesele etini pazarlayan adam da. mesele, dünyadaki etini pazarlayan her insan için aynı. etini pazarladıktan sonra yaşamaya devam etmeye çalışan her insanın hikayesi öyle veya böyle benzeşiyor. işte bu hal the wrestler’da yüzümüze çarpıyor. doğru bir senaryo ve doğru bir yönetimle. doğru oyuncuyla. zeten güzel bir filmden bekleyeceğimiz de bu yukarıdakilerdir.

    --- spoiler ---

    randy’nin markette hangi reyonda ne sattığına dikkat eden oldu mu?

    --- spoiler ---
148 entry daha