şükela:  tümü | bugün
62 entry daha
  • fil/@jimi the kewl entirimden geliniz.

    timsahlara özel bir ilgim vardır (#10410142). daha doğrusu, hem görünüşçe (sürüngenlik) hem de yaşayış biçimiyle (bataklıkta, gözden ırak) fazlasıyla kendimle mi özdeşleştiriyorum bilmiyorum; ama bir güç var inanıyorum. fillerle ilgili yapmış olduğum mini incelemenin fazla tepki çekmesi üzerine konusu hayvancıklar olan yeni bir seriye başlamaya karar verdim; bu serinin haliyle ikinci hayvanı da beğenerek takip ettiğim, yazılarını okuduğum timsah olsun istedim. fille ilgili başlangıçtan farklı olarak timsahların ne kadar sürede doğum yaptığı konusuna hiç değinmeden doğrudan ona yüklenen anlamları incelemeye başlamak istiyorum. ilk kaynağımız vetus testamentum yani eski ahit yani tevrat; kitabın eyüp peygamberden bahseden bölümünün (liber iob) 40.15. kısmında şöyle deniyor: "ecce behemoth, quem feci tecum; fenum quasi bos comedit." yani türkçesiyle "işte, seninle birlikte yarattığım behemoth; tıpkı sığır gibi ot yiyor." behemoth'un ne olduğuna dair farklı söylemler gelişmişse de, kimilerine göre[1] bu hayvan timsahtır.

    timsaha mısır'da tapınıldığını da biliyoruz [2]. roma tarihinin en büyük ansiklopedi yazarı, doğa tarihçisi yaşlı plinius timsahı şöyle tanımlıyor: "dört ayaklı, kin dolu yaratık; suda olduğu kadar karada da tehlikeli. diğer kara hayvanlarından farklı olarak dilini kullanmaz..."[3] yani dilleri ağızlarından dışarı çıkmaz, damaklarına bitişiktir. mısırlılar bu özelliğinden ötürü timsahlara derin bir hürmet beslemiş; bu dilsizliği, ezeli sessizliği (eternal silence) simgeleyen asil bir nitelik olarak görmüşler [4]. hatta suyun derinliklerinde, dilsiz bir şekilde gezinen timsah imajı, eski mısırlılara göre bütün olan biteni derin bir sessizlik içinde düzenleyen osiris'i simgelemektedir [5]. herman melville'in moby-dick'inde de ispermeçet balinasıyle birlikte (sperm whale, kaşalot) timsahın dilinin olmaması ya da varsa da çok küçük olması ve ağızdan dışarıya taşmaması tanrılaştırılmalarıyla ilişkilendirilmiştir [6]. peki mısırlılar niçin diğer yırtıcı, tehlikeli hayvanlarla birlikte timsahı da tanrılaştırmıştı? bu denli yalnız ve asla insanlarla dost olabilirliği bulunmayan (örneğin at, köpek ve diğer çiftlik hayvanlarını düşününüz) yırtıcı, tehlikeli hayvanların tanrılaştırılmasının arkasında bir neden yatmalı. william maccall'ın yapmış olduğu yoruma göre mısırlılar "evrenin ezeli idaresi"nin ("eternal monarch of the universe") sembolü olarak bu hayvanları tanrılaştırmıştı [7]. yunan biyografi yazarı plutarkhos'un aktardığına göre timsah, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, dili olmadığından mısır dininin önemli faktörlerinden olan evreni derin bir sessizlikle yönetme iradesinde ("idarenin iradesi" diyebiliriz) sembol olmuştur[8].

    eski mısırlılar duvarlara bol bol timsah ya da timsah kafalı insan imajları çizmişler. timsahın mısır pantheon'unda manaca önemli bir rol oynadığı açık. sobek ya da sebek timsah tanrıdır; gücü, korumayı ve bereketi simgeler. yine mısırlılara göre timsahlar, timsah tanrı sobek'in yeryüzündeki temsilcileridir. belki de bu yüzden mısırlılar timsahları ve hatta yumurtalarını mumyalamışlar. yunanlar da bir mısır şehri olan medinet el faiyum'u "timsah tapımının merkezi" anlamına gelen crocodilopolis ismiyle anmışlar [9].

    bunun yanında timsah mısırlılar için aynı zamanda korku imgesi olmuştur. bedeninin ön kısmı kaplan, arka kısmı hippopotam, kafası da timsah şeklinde olan ammut ya da ammit, ruhları yiyen daimondur [10]. görüldüğü gibi "hayvanlarda melezlik" olgusuna farklı bir anlam katan bu daimon (http://www.egyptianmyths.net/images/ammut.jpg) aynı zamanda yapısıyla kaçınılmaz bir dengesizlik sunar; oturuşu ve hareket edişi haliyle tahayyül edilemeyecek ölçüde acının varlığını anımsatır. bu yapısı, ürkütücülüğünün dozunun arttırılmasını sağlamıştır. öbür dünyaya yönelik, ruhları yiyen korkutucu bir karakterin yapısındaki düzensizlik, kalbi günahla dolu olanların ruhunu yemesi acımasızlığını ortaya koyar. haliyle insanın korkması gereken imgenin, tümüyle "uyumsuz" yani "alışılmadık" görünmesi gerekir.

    eski mısırlılar için nil nehri'nin öneminden detaylı bir şekilde bahsetmeye gerek yok sanırım; medeniyetleri / yerleşik tarım kültürü bu nehrin etrafında gelişmiştir. haliyle bu nehrin müdavimi hayvanların kutsallaşması da kaçınılmazdı (itinayla bkz. mitoslarin uygarlasma ve insanlasma sureci). timsah başlı insan vücutlu tanrının aynı zamanda kral olarak düşünülmemesi [11] yine onun sadece dini manada halkın arasında edindiği hürmetin önemini ortaya koyar. ancak bu dinsel hürmet, bugün anladığımız ölçüde değildir; zira kimi halkların (örn. apollinopolis halkı) antik dönemde timsah avcılığı yaptığı ve etini yediği biliniyor; hatta timsah kültünün tüm mısır'a uzanmadığı da söyleniyor. halklar arası çatışmalar, haliyle halklar arasındaki dinsel değer farklılıklarının da çarpışmasını gerektirebiliyor [12].

    son olarak timsah için kullanılan latincedeki crocodilus (crocodilus, i, m.; plin. 8, 25, 37, § 89 ; 28, 8, 28, § 107; cic. n. d. 2, 48, 124; 2, 52, 129; 1, 29, 82; sen. q. n. 4, 2, 13) ismini kısaca inceleyelim. isim yunancadan gelmektedir: krokodeilos. bu yapının batı dillerine de tam anlamıyla geçmiş olduğu görülüyor: ing. crocodile, alm. krokodil, it. coccodrillo, por. crocodilo, isp. cocodrilo, esp. krokodilo, fr. crocodile, arn. krokodili, çek. krokodyl, dan. krokodille, est. krokodill, fin. krokotiili, hır. krokodil, hol. krokodil, isv. krokodil, kat. cocodril, leh. krokodyla, let. krokodils, lit. krokodilas, mac. krokodil, nor. krokodille, rom. crocodil, slo. krokodyl, slov. krokodil.

    notlar:

    1. h. n. wethered, the mind of the ancient world - a consideration of pliny's natural history, p.46, read books, 2007.
    2. h. n. wethered, a.g.e., p.46.
    3. plinius, naturalis historia 8.25: "crocodilum habet nilus, quadripes malum et terra pariter ac flumine infestum. unum hoc animal terrestre linguae usu caret,.." ayrıca ingilizcesi için bkz. http://penelope.uchicago.edu/holland/pliny8.html : latincesi için bkz. http://penelope.uchicago.edu/…iny_the_elder/8*.html
    4. h. n. wethered, a.g.e., p.46; jonathan haynes, the humanist as traveler: george sandy's relation of a journey begun an. dom. 1610, p.86, fairleigh dickinson univ press, 1986.
    5. chevalier ramsay, the travels of cyrus: to which is annexed, a discourse upon the theology and mythology of the pagans, p.136, pratt & doubleday, 1814.
    6. h. melville, moby-dick, p.336, signet classic, 1998.
    7. w. maccall, the elements of individualism: a series of lectures, p.321, j. chapman, 1847.
    8. w. maccall, a.g.e., p.321.
    9. lynne kelly, crocodile: evolution's greatest survivor, p.49, allen & unwin, 2006.
    10. http://www.egyptianmyths.net/ammut.htm
    11. john mcclintock, james strong, cyclopaedia of biblical, theological, and ecclesiastical literature, p.574, harper, 1868.
    12. william smith, a dictionary of greek and roman antiquities, p.321-322, harper, 1857.
103 entry daha