şükela:  tümü | bugün
42 entry daha
  • beni kanser olmama bir adım daha yaklaştıran film.

    zannımca bazı dahi arkadaşlar çok fazla duygu sömürüsü yapıldığından yahut mesajların göze göze sokulduğundan dem vurup filmi beğenmeme tercihini kullanıcaklar.

    eğer üstü örtülü hikayeler, soru işaretleri, cevap bulma arayışları gibi bir takım kendince zihin jimnastiği yaptıran filmleri kendinize layık buluyorsanız, maalesef bu film sizin haricinizdeki o zavallı herkes için çekilmiş bir film. çünkü barış gibi klişe bir kavramı daha hala kafasında oturtamayan milyar tane insan var ve bu sorun yüzünden bu ajite edilmiş dediğiniz milyar tane trajedi gerçekten yaşanmakta.

    maalesef bu trajedileri haberlerde gördüğü kısa filmler sanmaktan öte bir algısı olmayan ve kendi küçük dünyasındaki saçma varoluş acılarını kocaman kocaman sorunlar haline getiren bu sözde dahileri elbette lynch, kubrick vs gibi adamlar doyuma ulaştırabilir. kırmızıgül onları da kapsayan bütün herkese bir şeyler anlatmaya çalışsa da gandhi'nin dediği gibi önce önemsenmez, sonra onunla alay edilir, sonra onla savaşırlar, en sonunda da umarım kazanır.

    bu filmde birbiriyle alakasız bir çok konuya değinilmiş ve aslında bir ailenin yaşadığı drama odaklanılmış gibi bazı yorumlar da okudum. hatta lafı küresel ısınmaya da getirseydi bari diye dalga dahi geçilmiş anladığım kadarıyla. aslında lafı oraya dahi getirmiş mahsun. rüzgar enerjisiyle elektrik enerjisi üretmekten neden bahsedildi acaba?

    öncelikle bu sadece kendi ve çevresini bilen insanların "hepimizin bildiği, duyduğu" şeyler diye filmde anlatılan hikayeleri küçümsemesini gerçekten anlayamıyorum. o yaşanmış olayları bir nebze anlayan, özümseyebilen herhangi biri bu filmi 7-12 tansiyonla izleyemez.

    eşcinsellik sorununu bile kürt-türk çatışmasının çok dışında görüp anlatıcının hikayesine şekil verme merakı saçma. belki çok alakalı değilsiniz, hiç de duymadınız ama atsızcılar diyebileceğimiz at hırsızından bozma bir sürü delinin travestiye bakış açısı ne biliyor musunuz? istanbul'daki travesti artışının tek sebebi doğudan göç eden kürtlerin çalışmadan, kolay yoldan para kazanmak için bu yolu tercih etmesiymiş! işte bu konuya mahsun nerden girdi ve niye bu kadar güzel anlattı bilemiyorum ama hikayenin bütünlüğünde kesinlikle sıkıntı yaratmayan ve hatta dışlanmanın her sebepten ötürü olabileceğini ama konuşursak, dinlersek, anlarsak belki de "onlar" diye gördüğümüz insanları sevebileceğimizi, onların başlarına gelenlere üzülebileceğimiz göstermesi çok güzeldi. bunu pek çok muhteşem, iq ve eq'su fezaya çıkan insan elbette biliyordu. ama demek o kadar muhteşem olmanıza rağmen az ve kifayetsizsiniz ki hiçbir şey değişmiyor.

    umarım film çok izlenir. umarım mahsun yalnızların, terkedilmişlerin, dışlananların, hor görülenlerin filmlerini çekmeye devam eder. ve umarım insanlar bu filmleri izleyip sadece kendilerini şanslı hissetmeyi tercih etmezler. dünyayı algılamaları, bakış açıları, davranışları şekillenir. ve etraflarındaki insanlara da bunu geçirirler, çocuklarına da bunu öğretirler. çünkü sinema sadece dolabın arkasından katilin çıkacağını tahmin ettiniz diye kendinizi zeki hissetmenizi sağlayacak bir araç değildir. sinema gidemediğiniz, göremediğiniz yerlerdeki yaşayamadığınız duyguları da ayağınıza getiren ve sizi geliştirebilecek bir sanattır da. o yüzden bir ihtimal de olsa hindistandaki fakir bir genç ya da sokağınızda çöp toplayan adam olabilirsiniz. ve eğer 90 dakika bunu olabilirseniz ertesi sabah uyandığınızda belki adam da olabilirsiniz.
192 entry daha