şükela:  tümü | bugün
30 entry daha
  • her filmin, her kitabın mutlaka bir yapılma amacı ve bu amaca göre de anlatmak istediği bir şeyler vardır. betty'nin ilk formu yani daha leziz olan kitap halinde anlatılan şey ayrıntı yayınları baskısının arka kapağındaki ilk cümlesinde yazdığı gibi sadece "yırtıcı" bir aşk değil. aşk çoğu yapıttaki gibi bir "araç" burda da, aslolan betty'nin bir durumdan diğerine "ışık" hızıyla geçebilen deliliği ve bu deliliğinin etkisiyle olan davranışları.

    betty aslında bir model çiziyor bize, çoğu zaman yapmak isteyip de yapamadığımız şeyleri yaparak. bu yüzden kitapta aşktan çok betty'nin korkusuzluğu, özellikle bu tür romanlarda sıkça "kokuşmuş" olarak nitelendirilen insanlara karşı yılmayışı, yıldırmaya çalışanlara karşı olan korkusuzca saldırganlığı, teslim olmak istememesi, teslim almak isteyenlere karşı kavgası, öfkesi, hırçınlığı, ne istediğini her zaman tam olarak bilemese de istediği şeyleri de gerçekleştirmek için olan kararlılığı ve aslında tek isteğinin hak ettiği değeri görmek olması asıl etkileyen okuru...

    uçlarda gidip gelen ve ortalamanın ne demek olduğunu bilmek istemeyip duymaya bile tahammülü olmayan en sonunda da bir uçta takılıp kalan bir kızın hikayesi işte, umutlu görünürken çabalarken bile aslında o umutsuzluk hastalığı lanetine yakalanmış olanlardan ve hikayeyi ağzından dinlediğimiz yazar sevgilisinin de itirafında olduğu gibi sahip olduğu her şeyi sağladığı erkeğini onsuz sudan çıkmış balığa döndürebilen kadınlardan...

    sevdiği kitaplar sinemaya uyarlandığında genellikle beğenmeyen, eksik bulanlardanım ben de ve o yüzden filme değinmek istemiyorum burada; benim görüntülerim, hayal ettiklerim daha farklıydı hesabı.

    eğer daha tanımıyorsanız betty'yi ve böyle bir niyetiniz varsa lütfen önce üşenmeyip alın okuyun bu güzel kitabı, filmini sonra izlersiniz zaten ve o zaman algılarsınız aradaki farkı, ne demek istediğimi...
73 entry daha