şükela:  tümü | bugün
44 entry daha
  • belirtileri çok çok bariz olan hastalıklardandır. eğer diyabetliyseniz şu tarz sorulara alışkın olmak gerekiyor:

    1 - abi ben çok su içiyorum ya. şeker hastası mıyım acaba?

    ne kadar su içiyorsun?

    günde 2 litre içiyorum rahat.

    bak bebişim. ben bu hastalığa ilk yakalandığımda ama henüz yakalandığımı bilmediğim dönemlerde günde 15 litreden fazla su içiyordum. 1996 yılının yazıydı. 16 yaşındayım daha. çocukluğumdan beridir soğuk su içme saplantım var, o yüzden buz dolabında 2.5 litrelik kola petlerinden 6 tane bulunduruyorum. geceleri yaklaşık 20 kere çişe kalkıyorum ve her kalktığımda 1 litre su içiyorum. ve elbette her çişim yaklaşık 1.5 dakika sürüyor. çünkü içtiğim 1 litre suyu vücut hiç kullanamadan dışarıya boşaltıyor (bkz: #15735772). yani öyle 3 litre 5 litre su içmeyle şeker hastası olunmaz. bahsettiğim gibi şeker hastaları insülin kullanmadıkları zaman vücutlarına aldıkları her besin için ancak boru görevi görürler. yediğin içtiğin şey hiç kullanılamadan diğer taraftan akar ya da çıkar gider. bildiğin borusundur. tahliye borusu.

    2- e ama çok fazla yemek yiyorum ve kilo almıyorum.

    bak bu şeker hastalığı belirtisi olabilir ama ne kadar yediğine bağlı. başka bir hastalığın da olabilir. ya da götünde kurt vardır, yediklerinin çoğu ona gidiyordur. o 1996 yazında bir türlü doymak bilmiyorum. babaannemlerin elma bahçesine gittiğimizde 17 tane devasa elma yediğimi hatırlarım mesela. ya da gece evde yiyecek bir bok kalmamıştır, ekmek yoktur, babaannemin buzdolabının tepesine yığdığı kuru yufka ekmekleri buzdolabında bulunan yoğurta oğcalayıp yiyorum mesela. hem de arka arkaya 10 tabak falan. hiç bir yemekte doyduğunu anlamazsın. ancak miden şişer de öyle kalkarsın. ve buna rağmen sürekli kilo verirsin. bak ben 1.90 boyundayım ve şu an 85 kiloyum. görünüş itibariyle zayıf gösteriyorum. ama o dönem boyum yine 190 ve 59 kiloyum. bir deri bir de kemiğim. doyduğunu asla anlamazsın çünkü hücrelere hiçbir besin girmez, beynin sana sürekli açım mesajı yollar. eğer böyleysen, bazen günde abartısız 7-8 ekmek yiyorsan şeker hastası olabilirsin. yok değilse ya başka hastalığı araştır ya da git şu götündeki kurtla konuş.

    3- ama çişimi de tutamıyorum.

    bak sana 2 anımı anlatayım. hem de utanmadan. o 96 yazında yine bulunduğum ilçenin bağlı olduğu ilden (ısparta) ilçeye (sütçüler) dönüyorum. yol yaklaşık 2.5 saat. o kadar çişim gelmiş ki ağlamak üzereyim. ama gerçekten ağlmak üzereyim çünkü hem inanılmaz bir çiş baskısı var hem de hem çişim kaçmasın diye sürekli penisimi sıktırıyorum. penisim mosmor olmuş. ikisinin birden acısını çekiyorum. tam evimin olduğu yere yaklaşmışken artık tutamıyorum ve salıyorum. oluk oluk akıyor bacaklarımdan milyonlarca doğmamış çocuklarım (ne kadar da espritüelim). ben artık iyice boşalmışken otobüs durağa yaklaşıyor. ben hemen yakın olduğum arka kapıya yöneliyorum. şoför sesleniyor, arka kapı bozuk, ön tarafa gel. ağlayacak hale geliyorum. mecburen ön tarafa yöneliyorum ama kimse kıçımdaki ıslaklığı farketmesin diye de hayatımın en soğuk terlerini döküyorum. şoförün yanına gelip kapıya iniyorum, kapı henüz açılmamış. ben kıçımı konsola dayıyorum kimse görmesin diye. ve kapı açılır açılmaz yan yan iniyorum kapıdan. yönümü otobüse doğru dönüp otobüsün kalkmasını bekliyorum. camdan bir kaç kişi gülerek bana bakıyor. ve ben domatese dönüşüyorum. o kadar kırmızıyım ki. utancımla eve koşuyorum.

    aradan bir kaç ay geçiyor. yine o lanet yolu çekmem gerekiyor. 2.5 saatlik yolun yarısı bitmiş, ilçeye daha 1 saatten fazla var ve ben artık dayanamıyorum. penisimi sıkmaktan yine morartmışım. oysaki daha 1 saat önce 3 kez işemişim. otobüs bir kasabadan geçerken bir cami görüyorum. hemen ayağa kalkıp benim inmem lazım diyorum. yanımda babamı ve beni tanıyan bir amca var, ne oldu diyor. ya ıspartada bir şey unutmuşum, onu almam gerekiyor. geri döneceğim, artık yarın dönerim ilçeye. inip camiye koşturuyorum ve gözlerimden yaşlar gelerek zevkle işiyorum caminin tuvaletine. saat akşam 7.5 civarı. işim bittikten sonra oradaki bakkala gidip bir sonraki otobüsü soruyorum. deminki son otobüstü diyor. tekrar gözlerim doluyor. kontörlü telefondan evi arıyorum. babam gelip beni alsın diyorum, ben şu kasabadayım. neden diyor annem, cevap veremiyorum bakkalın yanında. gelsin diyorum işte. ben 15 dk sonra tekrar ararım deyip kapatıyorum telefonu. 15 dk sonra aradığımda annem babamı bulamadığını söylüyor. ne yapacağımı bilemiyorum. bir araba yanaşıyor bakkalın önüne. gideceğim ilçeye doğru gidiyor. soruyorum, abi nereye diye. ilçenin adını söylüyor. beni de götürmesini rica ediyorum ve sağolsun götürüyor. o arabadayken bile tekrar çişim geliyor. eve kadar yine zorla tutuyorum.

    eğer bu denli çiş sorunu çekiyorsan şeker hastası olabilirsin bebişim. ama daha azını yaşıyorsan başka hastalıklara yönelmeni rica edeceğim. o götündeki kurtçuğu da kesin bir kontrol ettir.

    4- bir de çok enerjisizim ben.

    buna çok uzun cevap vermeyeceğim. arkadaşlarla oynadığımız bir futbol maçında o maçın 10. dakikasında o kadar enerjisiz kalıyorum ki bir yerden sonra artık bacaklarımı hissetmiyorum. koşarken dizlerim 45 derece açıyla kıvrılıyor. resmen ördek yürüyüşünde koşuyorum. bir yerden sonra da düşüyorum. eve gidecek mecalim yok. zorla gidiyorum. evden okula giderken 10.000 metre koşmuş kadar yoruluyorum çoğu zaman. eğer bu denli bir enerjisizlikse seninkisi sen de şeker hastası olabilirsin. ama yok sadece sabahları zor uyanıyorum, işte bakkala gitmeye üşeniyorum gibi kıçı kırık şeylerse siktir git gözümün önünden. tembelliğini bu hastalığa bağlama.

    ama o götündeki kurtçuğa dikkat et bak. küçükken hala oğlunun götünden yeminle 20 cm boyunda kurt çıkmıştı. 5-6 yaşlarında falanız ve bahçeye sıçıyoruz o dönem. sonra o kurtu zevkle tavuklara yedirdik oyun oynaya oynaya. o tavuğu da kesin daha sonra yemişiz ve lades kemiğiyle lades oynamışızdır kesin. kurtlar önemli ama bak. dinle sen beni.
192 entry daha