şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • öncelikle: (bkz: cüveyriyye binti haris/@altay)

    "...hicret'in 6. yılında muhammed, beni müstalik gazasına çıkarken, adeti veçhile, karılarından birini yanında götürmek üzere, kur'a çeker. kur'a ayşe'ye isabet eder. ayşe deve'nin sırtında bir koçunun içine bindirilir ve ordu ile birlikte yola koyulur.

    müstalik'lere karşı girişilen savaş müslümanların galebesiyle sona erer. savaş sonucunda bol miktarda ganimet ve esir ele geçirilir; ganimet ve esirler paylaşıldıktan sonra medine'ye dönmek üzere yola çıkılır. yolda konaklamak gerekir. konaklama sırasında ayşe, abdestini yapmak (def-i hacet'de bulunmak) üzere bir yere çekilir. işini bitirip de döndüğünde, boynundaki gerdanlığı kaybettiğini fark eder. aramak üzere geriye döner. fakat bu arada muhammed, yola devam emri vermiştir. ayşe'nin devesini sürenler, onu koçunun içinde sanarak kervanının pesine takılmışlardır; ayşe'nin yokluğunu fark etmemişlerdir. oysa ayşe gerdanlığını aramakla meşguldür. büyük bir şans eseri gerdanlığını bulur, fakat geriye döndüğünde kervanın gitmiş olduğunu görür. tam bu sırada, kervanın gerisindeki kalıntıları toplamakla görevli, safvan bin mu'attal adında gençten bir delikanlı çıka gelir. ayşe'yi tek başına bulunca devesine bindirir ve medine yolunu tutar.

    kervana ulaşıp da medine'ye vardıklarında, halk arasında dedikodular baslar: ayşe'nin genç ve yakışıklı safvan ile seviştiği söylentileri ağızdan ağza dolaşır. haber muhammed'in kulağına gelir; söylentiler arttıkça kıskançlığı kabarır, huzursuz olmaya baslar. o zamana gelinceye kadar her vesile ile cebrail'den, gizli şeyleri haber aldığını söylediği halde, her ne hikmetse bu kez susar. çünkü cebrail'den gerçeğin ne olduğunu öğrenemeyeceğini bilir. bu nedenle ayşe'yi karşısına alıp söyletmek ister. ayşe suçsuz olduğunu bildirir. fakat muhammed inanmaz ve söyletmek hususunda ısrar eder. ayşe suçsuz olduğunu tekrarlamakta direnir, üzüntüsünden hastalanıp yatağa düşer. muhammed aldırmaz ve kadıncağıza küser, yanına yanaşmaz. hiç alışık olmadığı bu muamele üzerine ayşe, babasının evine dönmek ister ve muhammed'den izin ister; izni aldıktan sonra eşyalarını toplayıp babası ebu bekir'in evine taşınır.

    aradan az bir zaman geçince muhammed, ayşe'siz olamayacağını anlar ve kalkar ebu bekir'in evine gider. son bir defa ayşe'yi konuşturmak umudu ile: "ey ayşe eğer bir günah isledi isen tanrı'ya tevbe et, tanrı seni affedecektir" seklinde konuşur. bu konuşmalar cereyan ederken ayşe'nin babası ve anası da oradadır; konuşulanları duydukları halde hiçbir şeye karışmazlar. ayşe suçsuz olduğunu tekrarlar ve muhammed'e tanrı'ya başvurmasını ve çünkü tanrı'nın her gerçeği bildiğini ve iftiracıların sözlerini yalanlayacağını söyler. bununla beraber tevbe etmeyeceğini bildirir ve söyle der: "tanrı adına and içerek tevbe etmeyeceğimi teyid eylerim. çünkü çıkan dedikoduları ret edecek olursam, bu takdirde ne sen ve ne de başkaları bana inanmayacaksınız" .

    ayşe'yi hiçbir şekilde söyletemeyeceğini anlayan muhammed, bu işi ancak "tanrı'dan vahiy geldi" diyerek halledebileceğini düşünür. etrafındakilere: "üstüme bir yorgan örtün ve basımın altına da deriden bir yastık koyun" diye emreder. emrettiği gibi yapılır. yorganın altında vahyin gelmesini bekleyen muhammed az geçmeden terlemeye başlar; biraz sonra ayşe'ye dönerek:

    "ey ayşe (sevin, çünkü) tanrı seni tebrik ederek (temize çıkararak) ayet indirdi" der. güya tanrı, bu ayet'lerle ayşe’nin iftiraya uğradığını bildirmekte, iftiracılara cezalar verilmesini emretmekte ve iftirayı işitip de susanlara çatmaktadır. ayet'lerden biri söyle:

    "(muhammed'in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz o yalanı uyduran, içinizden bir guruptur... onlardan her bir kişiye, günah olarak ne islemişse (onun karşılığı ceza) vardır. onlardan (elebaşılık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azab vardır" (nur/11)

    yani muhammed'in söylemesine göre tanrı, ayşe'nin iftiraya uğradığını, oysa ki suçsuz olduğunu anlatmakta ve ona iftira edenlere çatmaktadır.

    bunu işiten ayşe, hem sevinir ve hem de gururlanır; sevinir, çünkü suçsuz olduğu ortaya çıkmıştır; gururlanır, çünkü suçsuz olduğuna, tanrı şahitlik etmiştir. oysa ki bunu hiç tahmin etmemiştir ve etmediğini de kendi ağzıyla şöyle belirtir: "...ben kendimi, hakkımda ayet inmeden küçük ve hakir sayıyordum; yüce ve aziz olan tanrı'nın, (benimle ilgili olarak) mescit'çe ve namazlarda okunacak ayet indirmesini hiç de düşünmüyordum...".

    ayşe'nin suçsuzluğunu bu şekilde ilan ettikten sonra, simdi sıra ayşe'ye iftira atanları cezalandırmağa gelmiştir. muhammed'in söylemesine göre, iftira edenlerin basında, "münafıkların" önde gelenlerinden abdullah b. ubeyy vardır. aslında bu kişiyi muhammed, bir çok nedenlerle kendisine düşman bilmiştir. irk olayı vesilesiyle onu töhmet altında tutmak istemesi pek doğaldır. bundan dolayıdır ki yukarıdaki ayet'e: "onlardan (elebaşılık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azab vardır" seklindeki sözleri ekler.

    fakat genel olarak iftiracıları cezalandırmak ve iftira karsısında susanları azarlamak maksadıyla halkı camiye toplar ve tanrı'nın onlar hakkında gönderdiğini söylediği ayet'leri okur. tanrı güya iftiracıları yalancılıkla suçlamakta ve söyle demektedir: "(iftiracıların) bu konuda dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? madem ki şahit getiremediler, öyle ise onlar allah nezrinde yalancıların ta kendisidirler" (nur/13; bu konuda ayrıca bkz. nisa/15 -16)

    söylemeye gerek yoktur ki bu ayet'i kuran'a koymakla muhammed, ayşe'nin suçluluğunun hiçbir şekilde ispatlanamayacağını garantiye bağlamıştır. çünkü zina'nın dört şahit'le ispati hemen hemen mümkün olmayan bir şeydir..." http://www.ilhan-arsel.org/kissalar1/m24.html

    ~

    bu, hz. ayşe'nin gerdanlığının ilk kaybolma öyküsüdür. bu hikayeden bize kalan da, artık bir zinanın kanıtlanması için dört şahit gerekmesi ve konuyla ilgili peş peşe inen kuran ayetleridir.

    meşhur gerdanın ikinci defa kaybolması neticesi de bu defa da teyemmüm olayı ile tanışacağız. (bkz: teyemmüm/@altay)
16 entry daha