şükela:  tümü | bugün
  • tasmalı erkek olan tasmalı berk'in iktidarının da tasmalanması sonunda alacağı ünvan tasmalı erk'tir.

    tasmalama eylemi aktiflikten pasifliğe geçişi gösterirmiş gibi duruyor; oysa kolayca anlayabileceğimiz gibi seks fantezisinde tasma kimin boynundaysa erk o oluyor. çünkü pasifliği seçme kararını veren ve süreci pasif olarak geçirmeyi kabul eden yine tasmalananın kendisi oluyor. bu tasmalı erk'in bana ilkin anımsattığı şey ise seks fantezisindeki tasmalanmadan öte hayatın herhangi bir noktasında insanın kendisini başka bir erk'e tasmalanarak teslim etmesidir. kudreti tasmalamak demek, ipleri başkasının eline verip bizzat kontrol edilmeyi kabullenmektir. burada olağan bir paradoksla karşı karşıyayız: tasmalayarak erk'in yönünü değiştiren midir erk'in asıl sahibi, yoksa erk'in yönlendiği, ipleri alan yeni kişi mi? tercih hakkını tercih hakkını kullanması için başkasına vermekten kullanan için tercih sahibi olmak ne anlam ifade ediyorsa, erk'in tasmalanmasıyla erk'liğini yitiren için hala erk kalabilmek o anlamı ifade ediyor.

    nietzsche'nin erk istenci'ni anımsıyorum burada: der wille zur macht

    nietzsche'ye yedirelim "tasmalı erk" kavramını: hıristiyanlığın bir türlü kurtulamadığı roma'daki kölelere özgü istencin yıkılamamasının nedeni işte bu tasmalı erk'tir. "kendine emrederken bile, o zaman dahi emir verişinin bedelini ödemek zorundadır. kendi yasasının yargıcı, intikamcısı ve kurbanı olmak zorundadır." (zerdüşt, ii. kitap "kendini yenmek üzerine") charitas ya da misericordia, ne derseniz deyin, hıristiyanlığı elinin altına almıştır bir nevi. onu tasmalamıştır. sonra egemenlik onun elindeyken, tasmalı erk olmuştur. "kurtarıcı (isa-tanrı) dedikleri, onları (din adamlarını) zincire vurmuş... kendilerine karşı koyana ve ıstırap verene onlar tanrı dediler: gerçekten de, kahramanlıktan hayli şeyler vardı ibadetlerinde! ve tanrılarını, insanları çarmıha germekten başka türlü sevmeyi bilmiyorlardı!" (zerdüşt, ii. kitap "rahipler üzerine")

    tasmalı erk'in tasması kendisini kurtaracağını düşündüğü başka bir erk'in elinden yönetiliyor. yeni ahit, matta 6.13 şöyledir: "ayartılmamıza izin verme. bizi kötü olandan kurtar. çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek senindir!" tasmalanan erk, böylesini kendisine uygun gördüğüne göre; başta dile getirdiğim paradoks yeniden gün yüzüne çıkar: "tasmalayarak erk'in yönünü değiştiren midir erk'in asıl sahibi, yoksa erk'in yönlendiği, ipleri alan yeni kişi mi?"

    teoloji tarihinin en masumane, en çocuksu sorusuydu "o halde neden kötülük var"; sonra bu defalarca yanıtlandı; bana kalırsa bütün yanıtların özeti tasmalı erk'in erkliğinin ve erkekliğinin yitirilmesinde yatıyor; erkek dediğin tasmalanmaz. erkeği güdük kılan erkeğin bizzat kendisiyse, o durumda tasmalı erk'e nice şan atfedilir (çünkü destanları hep erkekler yazmıştır; kadınlar ise neredeyse koca insanlık tarihini şansız, şöhretsiz geçirmiştir); kurtarılmayı bekleyen de (isa: "beni neden yalnız bıraktın tanrım") kurtarıcıya dönüştüğü vakit, nietzsche'nin şu sözü çok daha gürbüz bir şekilde kafalara inmiştir: "ve siz özgürlük yolunu bulmak isterseniz, kardeşlerim, kurtarıcıların hepsinden daha büyük kişiler tarafından kurtarılmalısınız!" (zerdüşt, ii. kitap "rahipler üzerine")

    kurtarılması mümkün olmayanlar için bkz. defectus defector.
1 entry daha