şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • efsanenin ölümüyle tekrar zihinlerimizde canlanan görkemli hadise. malum, o yıl istanbul için tam bir konser patlaması yaşanmış ve gelmeyen yabancı grup kalmamıştı adeta. yaz boyu süren konserlere de yanılmıyorsam madonna noktayı koymuştu. michael jackson konseri de o yılın ve sonraki yılların heralde show açısından en görkemli birkaç konserinden biridir. madonna ve metallica konserlerinde bulunmadığımdan bilemeyeceğim ama bu konserle aşık atabilecek tek konser 1998'deki rolling stones konseridir bana göre.

    neyse efendim, ben o yıllarda yirmili yaşlarımın ortasını geçmiştim ve artık doksanlı yılları yaşıyorduk. ben de pek çok kişi gibi şimdilerde özel geceler düzenlenen seksenler müziğinin üzerimdeki travmatik etkisini atmaya çalışıyordum. michael jackson'u seksenlerde zevkle dinlemiştim, hele o yıllarda her yeri kaplayan eurotrash müziği gözönüne alınırsa onun müziği adeta bir vahaydı. aradan bunca zaman geçtikten sonra da aslında michael jackson'un hiç de tipik bir 80'ler şarkıcısı olmadığını, tamamen kendine has bir tarzı olduğunu söyleyebiliriz. ancak o yıllarda o da 80'lerle özdeşleşmişti ve ben giderek rock müziğe kaymıştım. her türlü pop müziğe dolayısıyla da michael jackson'a olan ilgim azalmıştı. michael beat it'den bir sevgi insanı olmaya doğru giderken ben tersi yönde, insanlığın köküne kibrit suyu dökmek hissiyatı içindeydim (hala da öyle olduğuma göre gençlik heycanı değilmiş). ama sonuçta konserine de eski bir dostu görmeye gider gibi gittim.

    sonuçta ilgimle orantılı bir yerden, yani en arkadaki açık tribünden dürbünümü de unutmayarak konseri izledim. resmi rakamları bilemem ama yaz boyunca nerdeyse her konsere gitmiş biri olarak en fazla seyircinin bu konserde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. saha içinde de tribünde de boş yer kalmamıştı. hatta seyirciler arasında stadyumu dolduracak kadar bilet satılamadığından organizasyonun içeri bedava seyirci aldığı da söylentileri dolaşıyordu. konser bilindiği gibi aynı tur içindeki meşhur bükreş konserinin bir benzeriydi. yani jam ile başlayıp heal the world ile bitti yanılmıyorsam. sahnedeki danslar, gösteriler ve dekor gerçekten de görülmemiş görkemdeydi. tiyatro sahnesi gibi bu kadar fazla değişen dekoru tekrar gördüğümü hatırlamıyorum. ses ve ışık düzeni ise koca stadyumu konser salonuna döndürmüştü. mesela aydınlatma için sahnenin arka duvarını kaplayan spot lambaları örnek verebilirim. bunların (projektör demek daha doğru belki) bir ara hepsi birden yakıldı ve tüm stadyum aydınlandığı gibi en arka tribündeki bizler gözlerimizi kısmak durumunda kaldık, artık gerisini düşünün. gösteri olarak o zaman en fazla merakla beklenen şarkılardan biri smooth criminal'di. bugün bile bayılırım şarkıya ama bir de dansçıların durdukları yerde inanılmaz bir şekilde eğildikleri bir klibi vardı. herkes yapabilecekler mi bakalım yoksa görüntü hilesi mi diye konuşuyordu. çıktılar ve aynen yaptılar.

    sonuçta türkiye'deki konserler açısından unutulmayacak bir konserdi, o kesin. ancak bu günlerde videosu da sık sık yayınlanan bükreş konseri gibi de değildi. en azından seyircinin o kadar histerik davranmadığını, çığlıklar içinde konser izlemediğimizi (çok şükür) söyleyebilirim. son olarak da şunu dememek mümkün değil: iyi ki gitmişim!
25 entry daha
hesabın var mı? giriş yap