şükela:  tümü | bugün
26 entry daha
  • muhtemelen kimse yaşamını garanti altında hisetmiyordur ama diyabet iseniz, hele ki hipoglisemi ataklarına aşinaysanız kendi hayatınızla olan bağınız minimuma iniyor, garanti ederim.

    biraz fazla yorgunluk, biraz fazla gerilmek, moralsizlik, biraz fazla kahve belki, biraz, biraz.

    hep istersiniz. istersiniz ki biraz dağıtma lüksüm olsun, biraz da kontrolsüz yaşama lüksüm olsun. eve geldiğimde, yorgunluktan ölüyorken yatmadan önce yapacağım iğneyi ve yiyeceğim öğünü düşünmeyeyim.

    biraz çığırından çıkmak istersiniz ama diyabet boynunuzdaki görünmez prangadır.

    son hipoglisemi atağımı geçireli neredeyse 1 yıl olmuştu ki hakikaten neye benzediğini, etkilerini unutmuştum. hani hafıza kötüleri daha kolay silermiş ya, o hesap.

    pc başında konuşurken, gayet normalken herşey tak!
    eskiden televizyonları kapatırken ciyuv diye bir ses çıkardı ve ekranın ortasına odaklanan bir siyahlıkla birden kapanırdı. beyninizin öyle bir ses çıkarar kapandığını düşünün.
    korkunç bir baş dönmesi başlıyor ardından. kımıldamak mümkün değil. olduğunuz yere çakılıyorsunuz.
    aynı anda hem yoğun bir mide bulantısı, hem şakır şakır terleme, hem tir tir titreme, öyle bir titreme ki sallanma adeta.

    eğer kader yüzünüze bakmışsa yanınızda bir arkadaşınız ya da ailenizden biri vardır. yalnızsanız çok zor çok...
    yanıbaşımda seslendiğine emin olduğum dostumun sesi ( ki iyi ki yanımdaymış *, olmadığını hayal bile ettiğimde ürperiyorum) sanki çok uzaklardan geliyor. "acili mi arayayım anneni mi?" diyor çok uzaklardan.
    nedense aklıma "ekmek" demek geliyor. "ekmek getirir misin?" kendimce bağırdım ama sesimin fare gibi çıktığına eminim. ekmek geliyor, yutamıyorum. dişlerim yok sanki. sallanıyorum ağzımı tutturamıyorum.
    neden sonra şekerli su geliyor aklıma.
    "şekerli su" diye inliyorum adeta.

    aklımda tek şey var o an. "böyle ölmek istemiyorum! böyle ölmek istemiyorum!"
    zihnim bunu tekrarlayıp duruyor.
    bu noktada en büyük şansım yanımdaki dostumun ilkyardım eğitimi almış olması, çok soğukkanlılıkla müdahale etmesi ve çok çabuk davranması oldu. belki biraz da kaderin yardımı.

    şekerli suyu içtikten sonra ( ne kadar sonra bilemiyorum. belki 2 belki 5 dakika) baş dönmem azalıyor, terleme azalıyor, hayat normale dönüyor.

    tekrar sıkı sıkıya bağlanıyorum pamuk ipliklerime.
    böyle ölmek istemiyorum, evet. yapacak çok şey var daha, yaşanacak çok şey.
    sadece arada sırada dağıtma lüksüm olsun istiyorum, kontrolsüz olabileyim. sonra hayatı, nefes almayı ne kadar sevdiğimi düşünüp vazgeçiyorum.

    başucuma toz şeker kasesi koyup, yeniden başlıyorum hayata.
    velhasıl, zordur zor...
87 entry daha
hesabın var mı? giriş yap