şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • sanatsallık, distopya ve sürrealizm gibi kavramların sinemada entel ve sıkıcı bir filme tekabül edeceğini düşünen kitlelerin suratına aşkedilmiş bir tokat. aslında başta ben de içim kıyılacak, ikibuçuk saat nerdeyse aboov bu ne diye oturmuştum ekranın karşısına ancak film son derece akıcı ve bir o kadar da yaratıcı. (-ıcı, -ıcı kullanımının karizmasına dikkati de çekerim:)

    filmin, kum'u bir fetiş nesnesi haline getirdiği muhakkak. ancak asıl mesele bunun üzerinden; insanoğlunun doğasına, yaşamına, varoluşsal özelliklerine dair gözlemlerde/vurgularda bulunması. üstelik son derece kasvetli ve klostrofobik bir film olabilecekken, neredeyse hiç baymıyor. bunu da filmin erotizmine ve ekzotikliğine borçluyuz biraz da(ama pek sahne yok böle, hani bu yüzdense film hayatta izlenmez. sonra monokrom adisi küskü var, yamaşın dedi. abandım kotaya, bi baktım film patlak çıktı. acı çeken liseli japon kız bile yok la filmde, sikerler demeyin. hem kotanıza da yazık!) filmin uzunluğu, siyah-beyaz ve koyu görüntüleri nedeniyle arada göz kapama eğilimine girdim ama allah var, hiç gözü kapalı durmadım, sızmadım. filme kıyamadım! öyle bi film değil çünkü, kıyak iş doğrusu!
21 entry daha